Sabiha Paktuna Keskin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sabiha Paktuna Keskin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2011 Pazartesi

Mübarek sevgililer gününde kardiyoloji kliniğinde olmak bir ayrıcalıktır.

Günün anlam ve önemini belirten yazımın özeti attığım başlık oldu aslında. Daha önceki yazımda kalp meselesine değinmiş, yaşadığım derdi paylaşmıştım. (İyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim tekrar tekrar...)Doktorum Vedat Bey "pazartesi gel kontrol var" dedi. Tıpış tıpış gittim. Beklerken hafiften gerildiğimi ve NTV'deki son dakika gelişmelerinin değil, beklemenin verdiği gerginlikle kalp sesimi kulağımda duyuyor gibiydim. Neyse ki eğlenceli bir yerdi ve dikkatimi dağıtacak şeyler buldum. Derken doktorum çağırdı. İçeri girdiğimde Vedat bey'in saç baş dağılmış, yorgun, solgun ve de zor konuşan halini görünce "Sevgililer gününüz mübarek olsun Vedat bey" diyerek selamalarım. Moral verip güldürdüğüme sevinirken kendisi süper hazır cevap çıktı. "14 Şubat'ta kardiyoloji kliniğinde olmak bir ayrıcalıktır. Seni eve sapasağlam bir kalple göndereceğim, hiç merak etme" dedi. Vaaaaaaayyyyyy :) İşte benim doktoru :))))

Durum iyi, fena değil, idare eder vesaire ama garip bir şey yaşandı. Kan yağlarım yüksek çıktı. Çok üzüldüm, acayip moralim bozuldu. Ben ki inek misali ot yiyen, oğlu 17. ayında olduğu halde süt için didinen ve bu nedenle sürekli yeşil yapraklı gıda tüketirken ( kalsiyum ve süt için) nereden çıktı bu LDL, kolestrol??????? "Sana ilaç yazacağım, bunları iç, kan yağlarını kontrol edelim, ekarte etmezsek şikayetlerin sürer" dedi. Haydaaaaaaaaa, "emziriyorum Vedat bey" deyince. "Ok, o zaman diyet" dedi. "Neeeeeee, ne diyeti, nasıl yani, ne yağacağım şimdi ben. Daha önce diyet yapmadım, hay allah" biçiminde bir panik yaşarken,"yapmazsan olmaz, karnene kırık gelir, bak yoksa ilaç yazarım" dedi gülerek. "Yalvaran bir sesle...Emzirmeyi kesemem, diyete razıyım. Ata emmeyi çok seviyor ve çok mutlu. Bu onun için çok önemli bir şey, nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum ama küt diye emzirmeyi kesersem bunalıma girer çocuk". Vedat bey, doğruldu ve büyük bir ciddiyetle, "sakın sakın sakın, emzirmeyi kesme, bu onun hala en büyük gıdası. Oradan aldığı sadece protein,vitamin,savunma hücresi değil, anne sevgisi, şefkati. Sana sokuldukça yaşadığını hissedip mutlu oluyor her seferinde bunu unutma" dedi. Gözlerim doldu dinlerken. Ata'cığım benim. Boncuk gözlü meraklı yavrum benim. "Ne gerekiyorsa yaparım, değil rejim, askeri rejim uygularım ama sütten kesmem" dedim. Gülüştük filan falan...

"Eee, nasıl bir diyet bu hocam" diye sordum. Amanın!!!! Sormaz olaydım. Aynen şunu dedi; "toprak altı besin yok, toprak üstü sebzeler var sadece, ha bir de meyve yok"...
MEyve mi?
Meyve mi?
Meyve yok mu?
Ne, meyve yok mu???

Şok oldum ....hmmffff!

"Meyve yok, çünkü içinde şeker var, şeker ise kan yağlarını arttırır."

Pencereyi açıp caddeye doğru "ben meyvesiz yaşayamam" diye bağırasım geldi, billahi. Zaten "erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer deyip bunu ısmarlamıştım. Oalcak şey mi bu? Hani kardiyoloji de olmak bir ayrıcalıktı? Ühüüüüüüüüüüüüüü :)))



Aklımda meyveler kös kös eve geldim. Ev halkı mest olmuş bayıla bayıla yiyordu. Artık bana yasak diyerek, ağlak mağlak konuşmaya başladım. Bu akşam yiyeyim, bir daha yok dedim kendi kendime. Yedim bir iki tane...Ama sanki taş yiyordum sayın seyirciler. Olamaz böyle bir psikolojik baskı: :(

Meyve yemeyip naaapacağım ben yaaa :( Ot mu kemireceğim apartmanın kadrolu kedileri gibi. Offf, dert oldu içime. 3 ay yok, zinhar yassak!

Neyse, sevgililer gününü mübarek mübarek kutladık. MEyvelerimizi yiyemedik, yediklerimiz boğazımıza dizilir gibi oldu. Ata'mız diş çıkardığı için keyifsiz ve dolayısıyla annesine naz , caz yapmaktadır.

NOT 1: Bu arada alternatif anne de yazdığım yorumları sindiremeyenler blog yazılarıma garip garip notlar- yorumlar göndererek beni sinirlendirmeye çalıştı galiba. Bir tanesini yayınladım ama okuyan herkes bilsin ki ne yaptığımdan ve ağlatmanın zararlı olduğundan o kadar eminim ki, bu yazılanlar beni değil sizi yıpratır. Boşu boşuna enerji harcarsınız, söylemedi demeyin. Hakkımda yazdıklarıyla ileri giden olursa işte orada mahkeme orada, veririm dilekçemi uğraşırsınız... Son yorumlarımı admin yayınlamadığı için zamanında ne dediysem buradan okuyabilirsiniz ayrıca. Bir gün oturup "moderasyon nedir" ve "moderatörlük nasıl yapılır" başlığı altında bir yazı yazacağım. Unutturmayın. Gruplarda, sitelerde, şurada, burada yazacak zamanım ve de isteğim olmadığı için bu tür gerginlikler ve yanlılıklar bana çok uzak şeyler. İtirazı olan, beğenmeyen varsa yazdıklarımdan, okumayıversin, olsun bitsin. Bu kadar basit. İşim gücüm yok bir de car car car sizinle kavga mı edeceğim yahu :)))

Herneyse, Ata sayıklıyor galiba, gidip bakmalıyım. Yarın Eko çekilecek, orada da bir arıza yoksa yapacaklarıma ve dikkat ettiğim şeylere ağırlık vermem gerekiyor.

NOT 2:Son yazımda ve sondan bir önceki yazımdabeni Sabiha Paktuna Keskin'den başka uzman tanımıyor sanabilirsiniz, ancak doğallığı ve doğruyu söyleyen en gür ses oydu Türkiye'de. Demek hataları olmuş, haberim yok. Etik önemli bir mevzu ama şu da bir gerçek,
Psikiyatrlar nörologları ve psikologları,
Psikologlar rehber ve psikolojik danışmanları,
Rehber ve psikolojik danışmanlar ise alan dışı olarak bu işi yapanları hep dışlarlar, hatta uğraşırlar. Bunun dışında; işin iç yüzünü bilmediğimden yorum yapmam doğru olmaz. MAdem öyle, çocuk &ergen psikiyatrları nerde, çıksın onlar anlatsın bakalım aynı dille... Bekliyoruz.

NOT 3: YARIN SİZE BİR SÜPRİZİM VAR.

Herkese iyi geceleri, iyi kandiller, mutlu - güleryüzlü bebekler, sağlık dolu günler diliyorum.

Sevgiler

Aylin

13 Şubat 2011 Pazar

Durun ve düşünün, doğal olan bu mu?



Zaten Sabiha Paktuna Keskin olanı anlatıyor. Benim yorum eklemem doğru olmaz. Ancak bir iki şey var anlatacağım.

Bir insan bir davranış örüntüsünü ( beslenme, uyuma, tuvaletini yapma gibi) gerçekleştirmek için modele ve zamana ihtiyaç duyar. Sürecin iyi geçmesi için güvene ve şefkat gereklidir. Özel olarak uygulanacak her yöntemler kriz ve risklere davetiyedir. Bunlar ileride anksiyete, obsesyon, kişilik bozuklukları, oral dönem ve anal dönem komplekslerine neden olabilir. Bu yazıyı okuyup, eksik, hatalı, yanlı... vb bulan uzmanalr varsa lütfen görüşlerini bildirsinler. Bu benim kendi gelişimim ve Ata için çok önemli.

Bir iki şey var demiştim. İlki üst paragraftakilerdi... İkincisiFerber kimdir, uyku bozukluğu uzmanıdır, bebek gelişiminden ne anlar?Tracy kimdir, bebek hemşiresidir. Vefat etmiştir, rahmet olsun, bebek gelişimi ve gelişim psikolojisinden ne anlar? Hatta o bile ağlatmaya karşıdır. Aylin kimdir,uzman, doktor, psikolog değil,okuldan aldığı diplomasına değil, doğruyu ve doğalı söyleyen uzmanları takip eden, oğlunu en az psikolojik hasarla büyütmeye, hayata hazırlamaya karar vermiş bir annedir.

Gaddarlıkla terbiyeyi karıştırmayın.

Rahmetiniz gazabınızı geçerse orada sağlık vücut bulur diyorum tasavvuf diliyle.

İtirazı olan?

KArşı çıkan?

Eksik diyen?

Söyleyecekleri olan???

Haydi sarılın klavyeye...

5 Ocak 2011 Çarşamba

Yeni bir bebek mi???

Ata & Ebru

Foto Not:İki çocuklu olmak nasıl birşey bilmiyorum ama bu iki kuzen çok tatlıydılar bu yaz. Sanırım ilk çocuğun kız olması büyük avantaj :)

Haftasonu Çağatay 2 gün üst üste doğum fotoları çekmiş ve her ne hikmetse 2 gün üst üste doğumduğum düşünülüp, dünyanın tebriğini almıştık. Bkz:burası :)))) Durumla dalga geçerken, birden aklıma geldi ve kendimce yeni bir bebek meselesini açtım. Anneler görüşlerini ve yaşadıklarını paylaştı.Bir kez daha teşekkürler.

Bu akşam oturup uzun uzun uzman görüşlerini araştırdım.

"Çocuk iki yaşına geldiğinde artık şefkat duyguları gelişmiş, anneden ayrılış anksiyetini daha az şiddetli yaşar olmuş, annenin sürekliliğine ve devamlılığına inanmış ve kendi bağımsızlığını ilan etmiş olur. İki yaşından sonra yeni bir bebek gelebilir.Aileya katılmasının katkıları büyük olur."

Prof.Dr.Sabiha Paktuna Keskin

"Kakalı bez olayı bitince ikinci bebek gelebilir."

Dr. Kadir Tuğcu

"2 yıldan önce anne yeniden hamile kalırsa kendine iyi bakmalı, iyi dinlenmeli ve iyi beslenmelidir".

Dr.Kaan Kocatepe

"Çocuklarda kardeş yaş aralığının ideali yoktur. Ancak iyi anlaşmalarını isterseniz minimum 3 maksimum 5 olmalıdır."

Okul Öncesi Eğitim Dersi Hocam Prof. Dr. Tanju Gürkan

Aslında yeni bir bebek isteyenler düşünmeli derim acil olarak bebek isteyenler için. Ama biliyorsunuz, bazı bebekler planlara bakmaz, istediği zaman gelir işte! Ve bu bence hayatın en güzel süprizi olur :)

Bkz: Ata Atasağun :)))))

16 Aralık 2010 Perşembe

En doğru tuvalet eğitimi nasıl olmalı?

Aslında "tuvalet eğitimi" diye birşey yok benim anladığım kadarıyla.Doğal akışına bırakılması gereken bir süreç bu.

Örneğin anne bebeğin üzeri giyinik olarak günde 1 kez lazımlığa oturmasını sağlamalı ilk başlangıç aşaması olarak.Ancak daha önemli bir şey var: Sizin doğal halinizi gözlemlemesini sağlamak.

Kaka sadece bağırsaklara özgü bir şey değildir. Bağırsaklar beynin ikiz kardeşidir. ( Nöro-psikoloji notlarımızdan çok iyi hatırlıyorum) Beyin isterse dışkılama gerçekleşir. Beyin isterse bağırsaklar kakayı bırakır. Burada bir bırakma ve bırakmayı isteme duygusu vardır. Yine bu durumda karşımıza ne çıkar? Güven duygusu.

Bebek kendine ait bir varlığı güvenle bırakmak ve bıraktıktan sonra ne olduğunu, nerede olduğunu, nasıl bir şey olduğunu görmek ister.



Şimdi bir annenin ne yapması gerektiğini listeleyelim.
-Kaynaklar çok iyi taranacak ama hiçbiri harfiyen moda mod uygulanmayacak.
-Bebeğin anneyi tuvalete gidip oturduğunu görmesine izin verilecek.Böyle bir süre ilerledikten sonra zaten bebek dillendikçe "çiş" diyecek ve işaret edecektir. Unutmayın, bebeklerimiz sürekli bizi izler ve bizi taklit eder. Bu yüzden kaka yapmalarını sağlamak için özel eğitim programları düzenlemek yerine zamanına bırakmak ve bizi izlemelerine izin vermek en sağlıklı yol olacaktır.
-Tuvalet eğitimine başlamadan çok çok önce kaka sevilecek. Evetkaka sevilecek. Örneğin:"Aferin Ata'ya, ne güzel kaka yapmış, aferin tatlıma, kakası işte burada, bezinde duruyor ve biz onu alıp saklıyoruz" denecek ( Öneren Prof.Dr.SAbiha Paktuna Keskin)
-Bebeğin lazımlığı evdeki klozetin yanına konacak.
-En önemlisi,şunlar denmeyecek.

"Ata çiş var mı çiş", "Kaka gelince söyle iyi mi annecim", Ööö, kaka pis kokuyor.

-Anne bebeğin doğumundan tuvalete gitme dönemi başlayıncaya kadar bebeğin kakasını pis bir şey olarak değil, ona ait bir parça olarak lanse edecek.Aynı zamanda; " elin pis,sileyim.Ağzın kirlendi kıpırdama sileyim" denmeyecek. Bu çocuğun takıntılı bir kişileğe sahip olmasına, ileriki dönemde kendine bir suçluluk duygusu duyarak aradığı güveni yitirmesine neden olabilir.

-Özetle: salacağız kendimizi sevgili anneler. Ağzı kirli kirli yemeğini tamamlayacak, ondan sonra ağız yıkanacak. Bebek kaka yapacak, anne obsesif bir şekilde popo temizliği ve el yıkama girişimi göstermeyecek.Bunların hepsi: ben kötü şeylere neden olan biriyim mesajını bebeğe verecektir.(Referans. Prof.Dr. Sabiha Paktuna Keskin)

-Tuvaletini söylemesi için acele edilmeyecek yine Prof.Dr.Sabiha Paktuna Keskin'e göre (Maksimum 4 yaşına beklenmeli, gerekirse uzman yardımı alınmalıdır diyor)

-Bebekler kakayı kendinden bir parça oalrak görürlermiş. Kakayı bırakırken "acaba bu benim içimden çıkan parçaya ne olacak?" kaygısı yaşarlarmış. Kakayı bırakınca ise kalkıp bakmak ve ona dokunmak isterlermiş.Bu noktada ise çocuğa yine aradığı o güven duygusunu annenin veya yakınlarının vermesi lazım geliyor uzmanlara göre.
"Bak Ata, kakanı yaptın.Aferin" (abartmadan, alkışa gerek yok mesela:)
"Bak bebeğim, kakan burada, bir yere gitmedi, duruyor." Bu esnada dokunmak isterse anne görmezden gelebilir, dokunmasına itiraz etmeden bu süreci sakin bir şekilde atlatmasını söyleyebilir.

-Her defasında ödüllendirmenin bir etkisi olmaz. Davranışın oturması için ilk aşamada, ilk günlerde aferin anlamına gelecek minik ödüller verilebilir.(Çocuğun sevdiği bir yiyecek, oyun, meyve gibi) Ama daha sonra bu sosyal pekiştireçlere dönmelidir. "Aferin Ata" yeterli olabilir.

-Tuvalet alışkanlığı dönemi öncesi anne ne kadar çok ööö-pis-kötü kokuyor derse, tuvalet eğitimi uzarmış, yine uzmanlara göre. Çünkü çocuk kötü bir şey yaptığını düşünerek bunu ileride yine gizli saklı kimseye göstermeden altına yapma şeklinde devam ettirebilirmiş.

Çocuk 24.aydan sonra dahi kakasını söylemiyorsa:

1. Anne kakayı kötülemiş olabilir.
2. Çocuk kakasını bırakmak için anneye ve etrafındakilere güvenmiyor olabilir.
3. Kaka yapma meselesi abartılmışsa, her defasında evde şenlikler düzenleniyorsa çocuk daha fazla şenlik istiyor olabilir, yada "dur ben şunu bırakmayayım da annem benimle daha fazla ilgilensin" demek istiyor olabilir.

Eğer anne, bebek doğduğunda bugüne değil pis -ee!! demediyse,
Kakası gelince abartmadan temizlediyse,
Kakayı sakladığını belirtirse, bebek 18. veya 19. aylardan itibaren tuvaletini söylermiş.

Dikkat edileceklere şunları da ekleyelim:

-Tuvalet veya banyo anne ile etraflıca incelenecek. "Bak Ata, burada kapı var, yukarıda lamba var, burada çekmece var, gel içine bakalım, burada senin lazımlığın var, tuvalet kağıtları burada, lavabo da buradaymış"... Gibisinden bir keşif turu atılacak. Böylelikle gerekli güven duygusu verilecek.

-"Kakanı yaptın, aferin Ata'cım", "bak, çok değişik şekiller olmuş" deyip incelemesine imkan tanınacak.
...

Çok uzattım.

Daha önce pek çok yazımda yazdığım gibi burada tekrar edeceğim. Herşeyin başı güvendir. İnsan yavrusu doğumundan ölümüne kadar yaşaması için gerekli güveni arar. Burada ve her konuda, bir çocuğun sağlıklı gelişmesi için güven sağlamak çok önemli. Annenin bebeği tuvaletini yaparken yarı yolda bırakmayacağını, koruduğunu ve sonuna kadar da koruyacağını hissettirmesi lazım bana kalırsa.

18.aya kadar oral dönem devam ettiği için ve 18.aydan sonra anal döneme geçiş başladığı için bu arada bebeğin "çiiişşşş"-"ka-ka" demesi çok olağan bir durumdur. Bezini çekiştirmesi, rahatsız olması çok normaldir.

Bu bilgilerden sonra ben rotamı belirledim.

Ata'ya bir lazımlık alacağım.
Ayakları yere değecek şekilde olanından. Belki eğlenceli olsun diye müzikli olanından alabilirim :)))
Klozetin yanına koyacağım ve bekleyeceğim.
Ara sıra beni tuvalete girip çıkarken gözlemleme fırsatı vereceğim ve Ata'mın kendi kendine oturması için bekleyeceğim. İlerledikçe zaman, kakayı oturarak birlikte, sohbet ederek, şakalaşarak yapmasını sağlayacağım.
Kaka bitince ona inceleme fırsatı vereceğim.
Dokunmasına itiraz etmeyeceğim.
Kaka gitmedi, bak burada Ata diyeceğim.
İlk günler eşe dosta gösterip güvenini ve özsaygısını pekiştireceğim.
Sonra birlikte döküp ona el sallayacağız.
Popo temizliğini yine abartmadan obsesifçe değil daha bir sukunla gerçekleştireceğim.

:)

Şimdi sıra "hangi lazımlık daha iyi" sorusuna yanıt bulamaya geldi :)

Onları da paylaşacağım.

Umarım bir katkım olur...

Sevgiler

Aylin

Prof.Dr.Ayça Vitrinel'den Tuvalet eğitimi, göz kontrolü ve genel sağlık hakkında pratik bilgileri

Bugün doktorumuz Ayça Vitrinel' deydik. Su çiçeği aşısı da vardı. Boy kilo ölçümlerinin yanı sıra yine her zaman ki gibi pedagojik önerileri oldu bizlere. Seviyorum bu kadını, Ata' ya olan yaklaşımı, bize olan yaklaşımı öyle güzel ki...Onca yoğunluğuna rağmen yüzü hep gülüyor, herzaman açıklayıcı, içten ve samimi... Azdır böyle çocuk doktoru bence. Allah razı olsun kendisinden. Ata'cığımı büyütürken muhteşem bir rehber oldu. Bugün benim ona bir takım sorularım oldu ve çok net yanıtlar aldım yine doktorumuzdan.

1. Bebeklere bir yaşında göz kontrolü öneriliyor, biz 15. ayı bitirdik ve hala gitmedik. Öneriniz nedir?

Ayça Vitrinel 'in yanıtı:3 yaşına kadar böyle bir gereklilik yoktur.Ancak anne / aile bir farklılık sezerse, en ufak bir şüphede mutlaka bir hekime gitmelidir. Hafif bir kayma, şaşılık vesaire sezdiğinizde hemen götürün.

2.Ensede sanki beze gibi bir şeyler var… :(Ayça Vitrinel 'in yanıtı :

Hemen kontrol edelim(elleriyle kontrol ederken), bunlar bu aylarda bu yaşlarda her zaman olur.Çok doğaldır, çok normaldir, endişe etmenize gerek yok.Kendiliğinden geçecektir.

3.Kaç diş var sırada?

Ayça Vitrinel 'in yanıtı 15. ayda köpek dişlerini ve azı dişlerini beklemeliyiz. Bunlar 4 tanedir. Daha sonra 24-36.aylar gibi 2.premoler dediğimiz süt dişi/azılar çıkacak.Parmağa takılan diş fırçalarıyla dişlerini fırçalamaya başlayabilirsiniz.

Ben: Ohoooo :))) Ayça Hanım, neredeyse dişlerinin çıktığı ilk günden beri fırçalıyoruz. Şaka bir yana 10.aydan beri sabah-akşam düzenli olarak fırçalıyorum dişlerini.

4.Tuvalet eğitimi hakkında ne önerirsiniz?

Ayça Vitrinel 'in yanıtı : Benim önerim şudur; çocuğunuzun artık dışkılama düzeni oturmuşsa ve artık bir şeye odaklanıp onunla ilgilenebiliyorsa yavaş yavaş tuvalet eğitimine başlayabilirsiniz. Boyuna uygun ergonomik bir lazımlık ile en belirgin olan kaka saatinde oturtmaya başlayabilir, kakasını yapmasını isteyebilirsiniz. Karşısına geçeceksiniz, ikinizde sohbet ederek, konuşarak bunun ne olduğunu paylaşacaksınız. Ona anlatın, tuvaletin, çiş yapmanın ne demek olduğunu anlatın. Sizi içtenlikle dinlemesini sağlayın. Kaka yaptığında ise ona eserini mutlaka gösterin.Kesinlikle çişe zorlamayacaksınız, önce kaka. Önce kakasını yapmasını isteyeceksiniz. Sonra sonra çişini de yapmasını isteyebilirsiniz ama artık 20. aya doğru filan...

Ayça Hanım bunları anlatırken hemen aklıma hocam Üstün Dökmen’ in öğrencilerine sık sık hatırlattığı bir şey geldi.
Bebek kakasını yaptıktan sonra sakın ÖÖÖ-kaka-pis!! Gibi şeyler söylemeyin. Çünkü bu bebeğin eseridir.Ürünüdür. Çocuk aslında içsel olarak kakasını lazımlığa yaptığı için büyük bir başarı duygusu yaşar. Siz kalkıp ÖÖÖ-pis-kaka derseniz başarı duygusunu elinden alırsınız”

Tamam ÖÖÖ-pis-kaka gibisinden garip sesler ve tepkiler verilmeyecek. Hepimiz hemfikiriz. Daha önce ulu kişi Dr. Sears’ ın kitabını karıştırmıştım. Tuvalet eğitimi hakkında türe özgü hazır olunuştan bahsediyor. Erken yaşta bebek zorlanırsa bir işe yaramayacağını ama 2. Yaşına doğru başlanırsa daha kolay ve sistemli öğreceği için bebek açısından daha avantajlı olacağını söylüyor.
Şimdi biz 15. Aydayız ve doktorumuz başlayabilirsiniz dedi. Çok önemsediğim 2 doktor pek de paralel şeylerden bahsetmiyor gibi geldi bana ve internette ciddi bir araştırmaya giriştim.

Doğal ebeveynlik - Dr. Sears

Dr.Sears ve tuvalet eğitimi sözcükleriyle yaptığım ilk aramada karşıma çok beğendiğim bir annenin sevgili İrem'in
blogu çıktı karşıma. O da benim gibi aynı şeyi sormuş "Tuvalat eğitimi için geç mi kalıyorum? diye :) Ve tabi verdiği bilgiler çok aydınlatıcı ve doğal.

Prof.Dr.Sabiha Paktuna Keskin' in bir söylemi ise beni çok rahatlattı. Bebeğin 18.aylarda artık bezi istemeyebileceğini söylüyor.Biz ise 16. ayın içindeyiz...Acelemiz yok. Bugünlerde iyi bir "lazımlık" araştırması yaparak işe başlayabiliriz.

Ah, unutuyordum, aklıma geldi. Ayça Hanım bunları anlatırken şu geldi aklıma.24.ay civarı verilen tuvalet eğitimi tam da meşhur adıyla 2 yaş krizlerine denk geliyor. Bu nedenle özellikle anne çok yıpranıyor. Erken tuvalet eğitimini savunmuyorum ancak illa ki 24. ayı beklememeli diye de düşünmeden edemiyorum. Zaten bir anne bilir, nerede ne yapacağını ama bu aralar biz yavaş yavaş başlayabilirmişiz gibi geliyor bana.

Arada sırada beni klozete otururken gördü ve ilgisini çekti. Mesela bu tuvalet eğitimi için önemli bir nokta ve bebeğin tepkilerini anne kontrol ederek ne yapacağını kestirebilir. Örneğin Ata ilk bir iki seferinde pek anlamadı hadiseyi ama ısrarla "çişimi yapıyorum Ata'cığım", yada "tuvaletimi yapıyorum canikom"demiştim. Sonra sonra arada bir ilişki kurduğunu farkettim. Bir şekilde buraya oturuyor bu insanlar diyordu gözleriyle... Sıra ona gelecek, şimdilik haberi yok yavrucağın.

Bu işi yaparken ayaklarımın yere basması gerek, kural bir :)

Bu arada Ayça Hanım, aperatla başlamanın pek de doğru olmadığını, çocukların ayaklarının yere temasının önemli olduğunu,aperatla otururken havada kalan ayakların ıkınmayı güçleştirebileceğini ve pek de güvende hissetmeyeceklerini, çocuğun kakasını görebileceği bir lazımlıkla başlamasının çok önemli olduğunu söylemişti. Çok önemli son not olarak paylaşmak isterim.

Şimdi tuvalet eğitimi ile ilgili bir kaynakça listesi oluşturup okuyacağım ve paylaşacağım.

Yavaş yavaş büyüdüğünü görmek ve hayata hazırlamak hem çok keyifli hem de hafiften hüzün verici sanki... Masumiyet denen şeyle kucak kucağa yaşayınca insan ister istemez bunu düşünüyor ...

Hadi hayırlısı bakalım.

31 Ekim 2010 Pazar

Ferber Yöntemi Hakkında

En son Hürriyet Aile bu yazıda Ferber Yöntemi çılgınlığından bahsediyor.

Yazı da bloggerlara da bir iki iliştirme var.

Eğer okunuyorsam ben de bir iki iliştirme yazayım da bu gece rahat uyuyayım.

Dünyaya yeni gelmiş birisine uykuyu öğretmek için Dr. Ferber'in uyku bozukluğu yaklaşımını uygulayamazsınız. "Her çocuk bir değil" lafını lütfen içinizde tutun, bunu ben de biliyorum.

Bir şeyi öğrenmemiş bir varlığa "bozukluk" teşhisi ile "ağlatma" yöntemini uygulamak kadar vicdansızca birşey olamaz.

Uygulayanlar da vicdansızdır. Okusalar da kalpleri okumamıştır kötü etkilerini.

Co -sleeping nedir yahu? Türkçeye kıran mı girdi.!!!! ???!!!
Birlikte uyumak demek istediniz sanırım.
Amerikalılar bu dünyanın ergen ruhlu toplumudur. Bir ergen bebek bakımından ne anlarsa bu adamlar da bundan o kadar anlar. Etraflarında dolanıp Amerikan Pediatri Birliği şöyle diyor, şu şunu diyor hava civalarından çok sıkıldım.

Birlikte uyumak cahillik mi? Değil. Onlarca kültürü araştırın, bebek doğasını insan doğasını ve doğayı tanımayan kültürlerin başında Emeerikalılar gelir. Bir de Emeerika'dan ülkemize terk-i diyar eylemiş re-immigrantların durumu iki kültür arasına sıkışmış bir halde, zordur fecidir. Neyse!

Doğada her canlı bebeğiyle uyur. En azından memeliler, en azından kediler. Yani bizim kedi kadaraklımız, vicdanımız, iç sesini dinleme becerimiz yok mu? E sanırım yok!

Bebeği ağlatarak " ona kararlı olduğumu göstereceğim" diyen anne insan yavrusunun gerçek duygu durumundan bihaberdir, kimse kusura bakmasın.

Ayrıca bebeği ilk günlerinden ilk aylarından itibaren bile bile ağlatmak depresyona girmesi ve ömür boyu güvensizlik için en ideal yöntemdir.

Çocuğunuz,
size güvenmesin,
iç dünyasında kızgınlıklar yaşasın,
2 yaş krizleri geçirsin,
ergenlikte kök söktürsün,
aşk ilişkilerinde arabesk biri olsun istiyorsanız, haydi durmayın Ferber uygulayın.

Daha fazla açıklama yazıp parmaklarımı yormasam iyi olabilir. Çünkü herkes bildiğini okuyor, Aylin bildiğini ve yaşadığını yazıyor.

Efendim, alın okuyun, herşeyi Aylin Anne'den beklemeyin :) Zaten okuyan annelerin çoğu doğal yaklaşımı savunan aklı başında anneler. Ferber çılgınlığıyla uğraşanların tahsili ne olursa olsun kendinden ve insan kavramından uzak olan kişilikler olduğunu düşünüyorumç Bu uzaklığın onlar farkında değildir, bebeklerini bile bile ağlatırken dışarıdan izleyen vicdanlılarca bu uzaklık görülür...

İşte Aylin Anne' nin bloggerlera sataşan ya da doğal ebeveynlikle uğraşanları cahil yerine koyanlar için yazdığı yazılar, buyrun okuyun. Özellikle blogları gezip kırpıp kırpıp kendine yazı yapan yada okuduklarıyla dalga geçen köşe yazarı hanım ablalarım okusun da birlikte aydınlanalım.

Bebeğimi nasıl uyutmalıyım?
Rahimdışı yaşamın psikolojik evreleri
Annelerin doğru bildiği yanlışlar
5 Aylin ve bebek depresyonu
Bebeğinizi büyütürken psikolojik hasar bırakmayın!
Amazon ormanındaki bebekler daha zeki ve mutluymuş
Anneliğe sığar mı?
Emzirme ile ilgili psikolojik gerçekler

Keyifli okumalar!

Sevgiler

Aylin