tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2011 Pazar

Anneeeeee

Biraz hastayım. Kırıklık ve halsizlik dışında böyle güçten kuvvetten kesilmek çok zor doğrusu. Bir annenin hasta olmak gibi bir lüksü yok, bunu bir kez daha anladım. Çünkü hasta halimle kafamı doğrultup Ata'cığıma yemek yedirmek öyle zor oldu ki... Ne yalan söyleyeyim, çaktırmadan ağladım. Annemi istedim. O olsaydı bana bakardı, dedim kendi kendime. İster 34'ü devireyim, ister 54'ü... Kaç yaşında olursam olayım "anne" diyeceğim ateşim çıkınca.

Yorgunum.

Kas ağrıları, yorucu bir okul sezonu vesaire derken çok yoruldum. Şöyle Çeşme Ilıca'da olup püfür püfür esen rüzgara bırakmak istiyorum kendimi, ılık suyuna, köpüklü dalgalarına...

Az kaldı :)

Toparlanayım... Aylin kaçar :)

17 Ocak 2011 Pazartesi

Yorgun anne modeli

Keske günler 30 saat olsa... Yapamıyorlar mı? O zaman benden. Bir tane daha rica edeceğim. Zira su an, tennefuste çay içip lak lak ediyoyorum arkadaşlarımla güya ama aklım mutfakta, yarına ne pişireceğim derdinde. Utulenecekleri yerine koyamamistimcikarken, bir de lavabonun icinde kalan merdane kafamın icinde dönüp duruyor.

Biraz daha zamanım olabilseydi su an kafamı kemiren isleri tamamlayıp manikure gidebilirsin mesela ama nerdeeee, başka bahara. Zaten bu tempoda gidersem Mayis i bulur manikur randevum, yalan değil. Gecmisi ozlume tantanasına girmeyeceğim alakası yok. Ben daha iyi bir sekilde zaman yönetimi becerisine sahip bir anne olmak istiyorum, o kadar.

Böylelikle belki daha iyi uyuyan ve bakımlı güzel bir anne olurum diye umit ediyorum :)

Hafta sonu çok hareketliydik smlayacaginiz. Ondan böyle yorgunun, ayrıntılar bir sonraki postta...

31 Ağustos 2010 Salı

Ata ile ilk yüzme denememiz


  • Bebeklerin 9. aydan sonra kaybolan dalgıç refleksi nedeniyle ne yapmam gerektiğini epey düşünmüştüm. Olası bir suya batma veya suya kafasını daldırmayı istediğinde bu refleks devreye girer mi girmez mi diye endişelendim hafiften.

    Sonra gerçekten doğrunun ne olduğunu hatırladım. Doğru ve doğal olan şey bizim araç gerece gereksinim duymaksızın yüzme yeteneğimizin olduğuydu. Ata ' da buna sahip olduğuna göre evhamlanmama gerek yoktu. Yani swim guard olmadan yada kolluk, simit vb olmadan suda keyifli vakit geçirebilirdik. Hepimiz ikna olmuştuk bu düşünceyle...

    Bundan 7 sene önce o zamanlar 8 aylık olan kuzenim Ebru ile denize gitmiştik. Tatilde bebek hemşiresi bir tanıdığımız da vardı. Ebru'yu denize hiçbir alet edevat olmadan alıştırmıştı. Zaten yüzme refleksleri tamdı bizim cici kızın. Oradan da cesaret aldım ve dooooğru denize ilerledik.Dünyaca ünlü ILICA plajıa yani...



Ancak otelin plajı hayallerimizi suya düşürdü. Sahilde minik taşlar ayağına batıp rahatsız etmesi üzücüydü. Direk denize daldık zaten ama bu sefer denize girme adabı ve seramonisinden geri kalıyorduk. Bir de o kadar rüzgar ve dalga vardı ki ilk gün, kısacası Ilıca uçuyordu.

Ne yapsak diye düşünürken boş bir havuz ilindi gözümüze. Yetkililer deniz suyu kullanılan bir havuz olduğunu söylediler. İnceledik ve gördük ki buraya rahatça girebiliriz, çünkü sürekli denizden su çekiliyor ve bırakılıyor.

Ata burayı çok sevdi,boynumuza kadar gelen su ılık ve çok hoştu doğrusu.Hafifçe kollarından tutarak suya yatırdım yüzüstü ve doğal olarak o da kendini suya bıraktı. (Buradan çıkarılacak önemli not Ata' nın ellerini tutan annesine güven duyuyor olduğudur, öhö öhö :P )

Derken günler bu şekilde ilerledi. Tabi doktorumuzun hatırlatmaları hep aklımızdaydı.
-30 faktörden sonra gelen koruma faktörlerinin pek bir esprisi yok.Hepsi aynı gibi, üstelik daha fazla katkı maddesi var. En iyisi 30 faktör alın.
-Denize girin, deniz suyu ile haşır neşir olun, havuz YOK!

Ama deniz havuzu var... Telefonla durumu ve sistemi anlattık, dikkatli olmamızı söyledi ve izni kopardık tabi. Sık sık buraya girince diğer bebekli aileler de gelmeye başladılar :) Pek bir şenlendi ortalık o zaman. Yeni arkadaşlarıyla daha çok eğlendiğini görmek güzeldi.

Tatilde dolu dolu el yardımı ile yüzdü Ata'cık.Bunu başaraildiğine göre sıra devamlıklık sağlamada. Yani sık sık ona bunu tekrar ettirmek gerekli ki unutmasın, daha sonra ürkmesin, ondan sonra da daha rahat yüzebilsin.

Kısaca tüyolarım şöyle:
-Güneşe çıkmadan önce kremlenmiş bir cilt ile tutmak daha iyi oluyor, eliniz kaymaz.
-Mayo çok şeker duruyor, hazır bezler bence çok itici.
-Saat 9 çok iyi oluyor ve tabi 5-6 civarı. Su sabah temiz akşam ise ılık oluyor.
-İlk gün 10 dakika, 2. gün 15 dakika... gibi ilerleyebilirsiniz. En fazla ama en fazla 30 dakika kalabilir suda.
-30 faktörlü ya da içinize sinmesini isterseniz 50 koruma faktörlüleri tercih edebilirsiniz.
-Ellerini ağzına götürmemesine özen göstermeniz, aynı zamanda su yutmamasına dikkat etmeniz sağlığı için koruyucu tedbirler olarak aklınızda kalsın.



Tatilden sonra ise uygun ortamlarda ara ara yüzmeyi hatırlatmak pekiştirici oalbilir ama İstanbul'da deniz suyundan havuz fikri bile pek caip gelmiyor kulağıma ...

Alternatifleri iyice bir düşünmek gerek...

17 Ağustos 2010 Salı

Tatilden anne-bebek manzaraları VOL.II

Ah sevgili okurlarım ah!
Tamam Egeliyiz,Akdenizliyiz, tez canlı, telşalı, heyecanlıyız ama kabul edelim biraz da düşüncesiziz işte.

Yine otelin bilumum köşelerinde gözüme çarpan hatta gözüme giren şeyleri aktarmaya devam edeceğim.

2 yaş civarı biz kız çocuğu lobiden içeri girerken çok şiddetli bir şekilde ağlıyordu. Ama annede tık yok, sanki duymuyordu.Yürümeye devam ederlerken kızı sürüklemeye başladı asansöre doğru. Pardon size bir uçan tekme atabilir miyim? diyesim geldi.Ama diyemedim tabi.İçimden küfür etmem ben. Direk adamın suratına söylerim ne demem gerekiyorsa.Uzak olmalarından dolayı söylenmemi de duyamazlardı.Zaten ağlama sesinden başka hiiiiiiiiç birşey duyulmuyordu. Neyse...Anne sürükleye sürükleye çocuğunu asansöre bindirdi. Biraz da tartakladı.AFERİN!!!
Demek ki bu anneye de zamanında onun annesi böyle yapmış. Bravo, ağlatın hep böyle bebelerinizi, hiç duymayın seslerini.Konuşmaya çalışmayın, anlatmaya uğraşmayın. Hiç iletişiminiz olmasın.

Sonra okula başladığında
Uyumsuz,
Hiperaktif,
Agresif,
Ders çalışmayan,
Bilmem ne bilmem ne şikayetleri ile bize gelmeyin. Hepsinin sebebi bu ağlama nöbetlerinde annenin-ebeveynlerin yardımcı olmaması.
Çocukla inatlaşmak ise daha bela birşey.Ergenlikte görürsünüz siz! Hiç dinlemeyecek sizi, aynısını size yapmak isteyecek hatta.

Bu tür anneler biraz düşüncelilik etse, empati kursa "ben olsam bana iyi ve yumuşak davranılmasını isterdim" dese problem kalmayacak.


Gelelim başka bir olaya.

Katta asansör bekliyoruz Ata ile,bir baba ve 2 çocuğu da bekliyor... Siz buyrun önce, biz bekleriz dedim.Asansöre yerleşirlerken minik oğlan oradan bir düğmeye bastı. 2 metre boyunda 5 metre eninde olan baba ise çocuğa anında bir yumruk vurdu ( kafasına)o sırada kapı kapandı.Seslerden anladığım kadarıyla çocuk yere düştü. Boşluktan "kalk ulan", "yine çakarım haa!" sesleri yükseliyordu.

Orada öylece çakılıp kalan ben, epey bir zaman sonra kendime gelebildim.Annesi orada olsa acaba o olay böyle gerçekleşebilir miydi? Yüreği hiç mı sızlamadı acaba diye düşündüm durdum.
Yine başka bir anektot!
Bebek arabasında sürekli volta atan bebeği her gördüğümde seviyordum. Annesiyle sık sık laflıyorduk ta. Sonra birgün ”annesi havuza sokmamı istemiyor “ geçen sene hasta oldu dedi.Haydaaa, pot kırdım, tüh derken, kadın bebeğin dadısı çıktı.Ama o kadar annesi gibiydi ki şaşırdım kaldım. 1-2 gün sonra annesiyle müşerref olduk. Dadısından daha uzaktı hatta çok soğuktu. Belki depresyondadır, tatile ondan gelmiştir dedim. Ama sonra anladım ki ablanın durumu kronik. Dadı,annanne ve teyze bebeği oyalıyor o ise sere serpe güneşlenip yüzüyordu gün boyu. PES!!!!
Güzel şeyler de vardı.
Anne kızıyla tavla oynarken, baba 3 aylık minik bebeği kucağına alıp ona şarkı söylüyordu.Şakalaşıyordu bol bol. Bebeğin gülücükleri herkesi mest etmişti. O aile zaten acayip sıcaktı, çok tatlıydılar. Helal olsun böyle anne-babalara. Baba üşenmeden, gücenmeden bebeğine çok yakın ve sıcak bir ilgi gösteriyordu. Mutlu bebeğin kıkırdamalarını yine duyar gibi oluyorum.

Şimdi yazıma son vermem lazım. Çünkü yavrucan beni bekler.

Sevgiler

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Tatilden Anne-Bebek Manzaraları

Kötü polisim ben. Aslında bu yazıyı yazmak yerine o manzaraların fotoğraf ve videolarını yükleyip vasatın da altında olan anneleri deşifre etmem lazım benim!
Uykularım kaçıyor bazen aklıma geldikçe!
En sondan başlayayım anlatmaya:
(Ev yerine otelde geçen tatilimizin mekanlarından anektotlar.Neredeyse her ailede bir bebek vardı.)

Lobideki koltuklardayız, çıkmak üzereyiz artık...1 yaş civarı bebek arabasında sıkı sıkı bağlıdır ve sert bir sesle Uaaaaa! diye ağlamaktadır.Her allahın kulu bebeğe bakarken anne sadece puseti ileri geri yürütüp kocasıyla muhabbet etmektedir:
Anne:Ayyy, havuza inelim, hadi çok güzeeellll...
Bebek:UaaaaAAAA...
Baba/Koca:mırmırmır birşeyler der
BebekUaaaAaaaaAAAA!!!
Anne:Hiii, ay ne iyi oldu geldiğimiz.
Bebek:Ciyaaaaaaaaaaaaakkkkkkkkk!
Baba/koca: Mırmırmırmır
Otel görevlisi gelip birşeyler konuştu...
Baba/koca:Ben kızımla çok iyiy anlaşırım, bakın(başını okşar)
Bebek:Ciiiiiiyyyyyyyyyyyyyyyyyyyaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaakkkk!
Anne:Başka havuz da var mı?
Bebek: Artık ağlamaya hatta çığlıklarla ağlmaya başlar.

Aylin de dayanamaz bebeği kucağına almak ve anne babayı azarlamamak için kendini zor tutar. Kucağı doludur çünkü ;)

Bunları direk pataklamalı var ya! Sersem sersem anne-babalık yapacaklarına keşke sürekli havuz kenarında yaşayıp derilerini buruşuncaya, klordan saçları ağarıncaya kadar o havuzda yaşasalar bekar olarak!!!!!

Bakmayacak olan doğurmasın kardeşim! Bu ne !
Madem çok meraklısın sosyal hayata, bekar kal yada gezenti bir koca bul, gez o tatil köyü senin bu beach club benim.
Madem zor geliyor annelik, her ağladığında ilgilenmek doğurma!
Zor geliyorsa yapma bunu!
O çocuklar sonra ne oluyor, problem yumağı :(

O annenin suratına bir tane koymak geldi, sanki çocuğuna değil de düşmanına bakar gibi bakıyordu. Şiddetle ağlayan evladını kucağına alırsa incileri dökülür belki, ondan öyle bakıyordur diyorum. Belki bluzu kırışmasın diye alıyordur düye düşünüyorum. VAR BÖYLE TİPLER!

İsveç gibi anne-baba okulları açılsın derhal.Sertifika alan doğursun, alamayan beach clublarda gezsin, bebeklere yaklaşmasın bile!

AİLEDEN SORUMLU DEVLET BAKANLIĞI NE İŞE YARAR???????????

Başka bir olay:
Kahvaltıdayız, bir yerlerden katıla katıla bebek ağlama sesi geliyor. En sonunda dayanamadım, kalktım buldum. Resmen akbaba gibi başlarındaydım :))) Buldum da ne göreyim.Anne yiyor afiyetle, bebek ise pusette katılarak ağlıyor. Hemen:aaa, annesi hadi sen yemeğini ye, ben bebeğini sakinleştireyim bu kadar ağlaması iyi değil onun için dedim. Hemencecik sakinleşen bebek kucağımdayken ayak üstü doğal ebeveynlik, bebeği ağlatmamak gerektiği, anneye bağlanma ve güven ile ilgili bir iki bilgi paylaştım.

Anne çok masum görünmese bunu yapmazdım. İlgiyle dinleyen anne ve babaya bir kez daha teşekkürler.

Bu arada bütün bebeklerde Huggies'in Littler Swimmerslarından vardı. Ben pek beğenmedim doğrusu, onun için kullanmamıştık. Kişiliksiz durduğunu düşünüyorum. Mayolar daha şirin ve sağlıklı gibi geldi bana.

Çok dikkatimi çeken bebeklerin ses şiddeti oldu. Daha önce çok iyi gözlemlediğim ve bildiğim bir şeyi anne olarak inceleyince daha farklı detaylar buldum.

Mesela Rus ve JApon anne bebeklerini kucaklarından hiç indirmiyorlardı, bizim gibi. Bizden farkları yemeklerini kendilerinin yemelerine izin vermeleriydi.Japon bebek 1.5 yaşında olmasına rağmen çatalı ile pilavını pek ala yedi bitirdi bir akşam. Rus bebek ise gık demeden koca tatili geçirdi.Fransız ikizler ise kendi kendilerine yemeklerini yiyip sakin bir şekilde masada oturup anne-babalarının konuşmalarını dinlediler.

Bizimkiler ise yaygarayı basıyordu ara ara :)))

Anne olarak bebeğine aşırı bağlı olduğunu düşünen ancak onun beslenme ve yaşam gereksinimlerini karşılarken, bebeklerinin özgürlüğünü hiçe sayan bir yapımız var bizim.Saygıyla beslemediğimiz için onlardan saygı ile büyüklerini dinleme becerisini göremiyoruz. Çok öenmli bu.

Minicik de olsa zorlamadan, yıpratmadan yemelerini, oynamalarını, konuşmalarını, uyumalarını saygı ile sağlamamız gerektiğini düşünüyorum.

Yoksa gerisi kuru gürültü bana kalırsa...

Sevgiler

Aylin

29 Temmuz 2010 Perşembe

Ikea'nın Obez Bebekleri Mutlu mu?

Bugün İzmir Ikea'daydık.İlk defa oğluşla gittik. Etrafımızda bir çok bebek vardı ve çok dikkatimi çeken şey çoğu neredeyse obezdi.

Acaba mamadan mı?
Genetik mi?
Sadece anne sütümü diye düşünmeden edemedim.

Bir de hepsi bebek arabalarına sımsıkı bağlıyken biz onunla kucak kucağa, arada yürüterek, yastıkları deneyerek, bol bol fotoğraf çekerek vakit geçirdik. Keşke o anneler de eğlenmeyi deneselerdi. Hani ne bileyim, benim için herzaman önemli olan Ata.Ben Ikea'yı didik didik etmesem de olur. Zaten şimdiye kadar 24352 kere gitmişim, şimdi yavrumla gidip onun için eğlenceli zamanlar yaratmak benim görevimdir diye düşünüyorum. Arkadaşlarıyla laflamaya dalan annelerin bebekleri arabada sıkılınca ağlamaya başladığında annelerin duyarsızlığı beni hep dertlendirmiştir. Şimdi derinden etkiliyor. Madem ilgilenmeyeceksin ne diye doğurdun onu be kadın diyorum içimden.Sonra o ilgi bekleyen yavruya bakıp üzülüyorum. NE var sanki annesinin kucağına otursa, dokunsa, dinlese???

"Aaaaaaaaa! Olmazi kucağa alışır,şımarır sonra!"Hemen verilecek yanıt olacaktır. Bu kılıfı. Esas sebep; sıkıya gelememek, bal gibi biliyorum.

Halbuki çocuk arabasında oturarak anneden ayrı bir şekilde vakit geçirirse şımarık olmaz belki ama kesinlikle hırçın ve agresif olur diye düşünüyorum. Örnekler bol....Annesine doyamıyor bir şekilde, işte bu en büyük açlık. Obez olsa, kilosu tam olsa da ruhu ne alemde??? Var mı düşünen???

Ben düşündüm, üzüldüm,üzüldüm ve bunları yazdım.

Yeni nesil nasıl olacak çok merak ediyorum!


Sevgiler