bebek sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2011 Salı

Diren bebeğin direnişine katılın!

Geçen hafta Nurturia'da ööööylece gezinirken denk geldim Diren bebeğe.

5 aylık doğmuştu ve küvözde yaşam mücadelesi veriyordu. Dahası ailesinin durumu masraflarını karşılamaya yetmiyordu. Grupta gördüm ki herkes kendince yardım etmeye çalışıyor. Daha büyük bir çare bulmalı dedim ve bunu yazmaya karar verdim.

Durum şu:
Salman Çetin'in ilk bebeği 5 aylık 630 gr.olarak doğdu 2 aydır Ümraniye Atlas Hastanesinde küvözde yatıyor. Bebeğin organları çalışmadığı gibi pek çok komplikasyon geçiriyor en son gözlerini kaybetme riski olduğundan dün Cerrahpaşa hastanesinde tek gözünden ameliyat oldu 10 gün sonra diğer gözünden olacak.
Devlet erken doğan bebeklerin küvöz masrafını karşılıyor fakat bebeğe sürekli olarak özel ilaçlar veriliyor. Beyindeki kılcal damarlarda sürekli kanama oluyor, böbrekleri çalışmıyor her gün ayrı bir sorunla karşılaşılıyor. Arkadaşımız 680 TL maaşla çalışıyor ve bir ambulans için 500 tl vermesi gerekmiş dün.


Kimsenin böyle bir mücadelede yalnız olmasını istemem, düşünenmem bile bunu. Anneciğinin, babacığının hali nedir, kimbilir :( Yapıalacak çok şey olabilir, Belki gönderilecek 10 tl ile Diren bebeğin direnişine katılabilir, hayata tutunmasına büyük bir katkı sağlayabiliriz.

Diren bebeğin babası Salman bey EDS isimli firmada çalışıyor. İletişim bilgileri web sitesinde mevcut. Bebek Atlas hastanesinde yatıyor.

Haydi durmayın, bu direnişe katılın!!

8 Şubat 2011 Salı

Hamilelikte yaşananlar bebeği etkiler mi? Hamilelikte 10. Hafta

Aslında zaman hızlı ilerliyor... Hamileliğin ilk haftalarında "ohhooooo, 40 hafta nasıl geçecek" derken bir de bakıyorsunuz ki doğum gerçekleşmiş, bebek elinizde, süt, gaz, kaka, bezle uğraşıyorsunuz :) Şimdi 10. haftadasınız bebeğiniz iri bir çilek büyüklüğünde. Her türlü detaylı bilgiyi 10. hafta buradan okuyabilirsiniz. Göreceksiniz ki kilo alımından bahsediyor. Bununla ilgili notlarımı aşağıda paylaşacağım.

İlk hamileliklerde annenin dinlenme payı ikinci hamileliklere göre daha geniş ve zengin olduğu söylenir. O nedenle, ilk hamileliğiniz ise bunun tadını çıkarın. Kendini çok yormayın ama tembellik de etmeyin tabi :) Yürüyüşünüze, hafif egzersizlerinize, günlük yaşamınıza ve zihninizden geçenlere çoooooooook dikkat edin. Neden mi?

Uzmanlar anlatıyor: "temel inşaat bozukluğu" diye birşey var ve bu bebeğin taaaaaaa anne rahmine düştüğü ilk andan, iki yaşına kadar olan süre boyunca yaşadığı herşeyin izleriyle meydana gelen bir bozukluk sürecinin tanımlaması oluyor.

Temel inşaat bozukluğunu anlatan bu video benim kılavuzlarımdan birisidir. Aynı zamanda annenin hamileyken yaşadıklarının bebeği nasıl etkilediğini merak ediyorsanız, anne-baba ile uyumanın sakıncaları var mıdır diye merak halindeyseniz, sünnet, bebekelrde fitil konmasının ileride ne tür sorunlara yol açabileceğini merak ediyorsanız, bebeğin iki yaşına kadar yaşadıklarının ilerideki hayatını nasıl etkilediğini öğrenmek isterseniz Psikiyatr Dr. Nusret Kaya' yı iyi dinleyin derim.

10. hatfanın önerisi: Meditasyon... Bu kısmı lütfen videoları izledikten sonra okuyun ki yazdıklarım daha faydalı olabilsin sizin için.

Hamilelikte gün içerisinde sık sık bebeğime konsantre olup, kendimi ve onu bu dünyanın kirinden pasından korumak için ciddi bir mücadele vermiştim. Bir zihinsel engelliler sınıf öğretmeni olarak, stres yönetiminde artık ciddi ciddi profesyonel olmuşken ÇAğatay'la hayatımızın en zor günlerini yaşıyorduk. Yeni evliydik, hevesle içine taşınmayı beklediğimiz evimizden çıkan kiracımız içeride milyarlarca liralık hasar bırakmıştı. Onu tmair ettirirken, kefil olduğumuz bir dostumuzdan dolayı haciz gelmiş elimizdeki avcumuzdakini icraya ödemiş, oldukça mütevazi eşyalar ve tadilatla eve içimiz buruk yerleşmiştik. Eskide kalmayı, yerini ve çizgisini, evli insanları rahatsız etmeyi bilemeyen bir takım hanımefendiler bizi incitmek için her yolu denemişti. İncinen yalnızca Çağatay ve ben değildik, karnımdaki Ata'ydı. Daha anlatsam içinizin daralacağı pek çok psikolojik darpla geçti hamileliğim. Bunlardan korumam gerekliydi bebeğimi. Hatta kendimden bile...

Ne mi yaptım?

Gözlerimi kapatıp ona doğru bir nefes alırdım sıkıldıkça. Sanki burnumdan giren nefesin ona doğru gittiğini düşünürdüm. Sonra kalp atışıma konsantre olur, ellerimi karnımda birleştirip içimden defalarca "seni seviyorum bebeğim" derdim. Kalbimden incecik, ılık bir nehrin ona doğru aktığını hayal ederdim. Bir de elimi karnıma koyup akan güzel enerjiyi hissetmeye çalışırdım. Çok özel teknikler değil belki ama galiba işe yaradı. Onca manyakça şeye rağmen Ata sakin bir adam. Stres varsa size tavsiyemdir ara ara 2 dakikanızı kendinize ayırın, bence yeter. İnancınıza göre buraya çeşitli dualar, tekrarlar ...vb. ekleyebilirsiniz. Ne de iyi yaparsınız :)

işte meditasyon yapan bir Aylin Anne :)

Bir de kilonuza dikkat edin sevgili anne adayları. Hamilelikte titizlenip herşeyi abartan ben yemeyi de abarttım ve 27 kilo aldım. Şimdi vermeye uğraşıyorum. 17 si gitti, geriye kaldı 10. Bu kilo hesabını yine az önceki linkin sonunda bulabilir, beden kitle endeksinizi buradan hesaplayabilirsiniz.

O zaman doktorum Prof.Dr. Teksen Çamlıbel' di. Kilo konusunda baştan uyarmıştı. Ama Aylin dinledi mi, hayır? Homini homini yedi :)

Şimdi sizin de bu hayata düşmemeniz için, doktorumun zamanında önerdiği 2100 kalorilik listeyi paylaşmak isterim. Uygulamadan önce doktorunuza mutlaka danışın, verdiği liste ve size özel önerileri yoksa bir göz atın derim.

SABAH:
1 su bardağı süt,
2 kibrit kutusu kadar peynir,
5 adet zeytin,
1 yemek kaşığı kadar pekmez,
4 ince dilim ekmek,
Domates, salatalık ( mevsime göre)

ÖĞLE:
1 porsiyon etli sebze yemeği,
Az yağlı salata,
1 su bardağı yoğurt,
4 ince dilim ekmek veya
1 porsiyon pilav, makarna

İKİNDİ:
2 posriyon meyve
(1 ufak elma ve 1 postakal)
1 kibrit kutusu kadar peynir
2 ince dilim ekmek, istenirse domates vb.

AKŞAM:
3 köfte kadar kırmızı et,
Tavuk yada balık (100 gr)
1 porsiyon sebze yemeği
Az yağlı salata
3 ince dilim ekmek

GECE:
2 porsiyon meyve ( yarım muz ve 3 adet kayısı)
1 su bardağı süt.

-Haftada 2-3 kez 1 kibrit kutusu kadar peynir yerine 1 yumurta yenebilir (iyi pişecek)
-1 su bardağı süt, 1 su bardağı yoğurda eş değerdir.
-1 porsiyon et yerine 1 porsiyon kurubaklagil yenebilir.

AYRICA:
-Günde 6-8 bardak su içiniz.
-Yemeklerinizde sıvı yağ kullanınız ( ben zeytinyağından başka bir şey kullanmamıştım)-Şekerli ürünleri mümkün olduğunca tüketmeyiniz ( aynen uydum, zaten kiloyu aldıran açmalar, simitler, börekler oldu:( hımff!!! )-İyotlu tuz kullanınız ( iyot eksikliği bebekte zeka geriliğine neden olabilir)
-Çay kahve kola yerine bitki çayı içiniz ( adaçayı gibilerinden uzak durmalı, kasılmalara neden olabilir, mazallah!)
-Çiğ et, sakatat, salam, sucuki sosisten uzak durun. (aynen!toksoplazma riski var ve ne idüğü belirsiz şeyler onlar aslında)
-KAtkı maddesi olan şeylerden de uzak durun. (Toksin nedeniyle beyin gelişimini olumsuz etkileyebilir, dikkat!!!!)
-Pastorize süt kullanın.
-Mevsim sebze ve meyvelerini tüketin.
-Midye, konserve balık vesaire yemeyin olabildiğince.
-Tatlandırıcılı diyet reçel, diyet çikolata gibi şeyleri ağzınıza sürmeyin.
-Alkol sigara yok.
-Bo lbol güneşlenin. ( Mutlu ve bilge ruhlu bir bebeğiniz olsun).
-Kiloya tikkat :)
-Doktora danışmadan ilaç almak zinhar yasahhh! :)

Bunlara dikkat edin, yazın, çıktı alın, ne bileyim kaydedin bir yerlere :)

Aylin anne gibi çok yemeyin özetle :)

Hepinize sevgiler

AA

16 Aralık 2010 Perşembe

Prof.Dr.Ayça Vitrinel'den Tuvalet eğitimi, göz kontrolü ve genel sağlık hakkında pratik bilgileri

Bugün doktorumuz Ayça Vitrinel' deydik. Su çiçeği aşısı da vardı. Boy kilo ölçümlerinin yanı sıra yine her zaman ki gibi pedagojik önerileri oldu bizlere. Seviyorum bu kadını, Ata' ya olan yaklaşımı, bize olan yaklaşımı öyle güzel ki...Onca yoğunluğuna rağmen yüzü hep gülüyor, herzaman açıklayıcı, içten ve samimi... Azdır böyle çocuk doktoru bence. Allah razı olsun kendisinden. Ata'cığımı büyütürken muhteşem bir rehber oldu. Bugün benim ona bir takım sorularım oldu ve çok net yanıtlar aldım yine doktorumuzdan.

1. Bebeklere bir yaşında göz kontrolü öneriliyor, biz 15. ayı bitirdik ve hala gitmedik. Öneriniz nedir?

Ayça Vitrinel 'in yanıtı:3 yaşına kadar böyle bir gereklilik yoktur.Ancak anne / aile bir farklılık sezerse, en ufak bir şüphede mutlaka bir hekime gitmelidir. Hafif bir kayma, şaşılık vesaire sezdiğinizde hemen götürün.

2.Ensede sanki beze gibi bir şeyler var… :(Ayça Vitrinel 'in yanıtı :

Hemen kontrol edelim(elleriyle kontrol ederken), bunlar bu aylarda bu yaşlarda her zaman olur.Çok doğaldır, çok normaldir, endişe etmenize gerek yok.Kendiliğinden geçecektir.

3.Kaç diş var sırada?

Ayça Vitrinel 'in yanıtı 15. ayda köpek dişlerini ve azı dişlerini beklemeliyiz. Bunlar 4 tanedir. Daha sonra 24-36.aylar gibi 2.premoler dediğimiz süt dişi/azılar çıkacak.Parmağa takılan diş fırçalarıyla dişlerini fırçalamaya başlayabilirsiniz.

Ben: Ohoooo :))) Ayça Hanım, neredeyse dişlerinin çıktığı ilk günden beri fırçalıyoruz. Şaka bir yana 10.aydan beri sabah-akşam düzenli olarak fırçalıyorum dişlerini.

4.Tuvalet eğitimi hakkında ne önerirsiniz?

Ayça Vitrinel 'in yanıtı : Benim önerim şudur; çocuğunuzun artık dışkılama düzeni oturmuşsa ve artık bir şeye odaklanıp onunla ilgilenebiliyorsa yavaş yavaş tuvalet eğitimine başlayabilirsiniz. Boyuna uygun ergonomik bir lazımlık ile en belirgin olan kaka saatinde oturtmaya başlayabilir, kakasını yapmasını isteyebilirsiniz. Karşısına geçeceksiniz, ikinizde sohbet ederek, konuşarak bunun ne olduğunu paylaşacaksınız. Ona anlatın, tuvaletin, çiş yapmanın ne demek olduğunu anlatın. Sizi içtenlikle dinlemesini sağlayın. Kaka yaptığında ise ona eserini mutlaka gösterin.Kesinlikle çişe zorlamayacaksınız, önce kaka. Önce kakasını yapmasını isteyeceksiniz. Sonra sonra çişini de yapmasını isteyebilirsiniz ama artık 20. aya doğru filan...

Ayça Hanım bunları anlatırken hemen aklıma hocam Üstün Dökmen’ in öğrencilerine sık sık hatırlattığı bir şey geldi.
Bebek kakasını yaptıktan sonra sakın ÖÖÖ-kaka-pis!! Gibi şeyler söylemeyin. Çünkü bu bebeğin eseridir.Ürünüdür. Çocuk aslında içsel olarak kakasını lazımlığa yaptığı için büyük bir başarı duygusu yaşar. Siz kalkıp ÖÖÖ-pis-kaka derseniz başarı duygusunu elinden alırsınız”

Tamam ÖÖÖ-pis-kaka gibisinden garip sesler ve tepkiler verilmeyecek. Hepimiz hemfikiriz. Daha önce ulu kişi Dr. Sears’ ın kitabını karıştırmıştım. Tuvalet eğitimi hakkında türe özgü hazır olunuştan bahsediyor. Erken yaşta bebek zorlanırsa bir işe yaramayacağını ama 2. Yaşına doğru başlanırsa daha kolay ve sistemli öğreceği için bebek açısından daha avantajlı olacağını söylüyor.
Şimdi biz 15. Aydayız ve doktorumuz başlayabilirsiniz dedi. Çok önemsediğim 2 doktor pek de paralel şeylerden bahsetmiyor gibi geldi bana ve internette ciddi bir araştırmaya giriştim.

Doğal ebeveynlik - Dr. Sears

Dr.Sears ve tuvalet eğitimi sözcükleriyle yaptığım ilk aramada karşıma çok beğendiğim bir annenin sevgili İrem'in
blogu çıktı karşıma. O da benim gibi aynı şeyi sormuş "Tuvalat eğitimi için geç mi kalıyorum? diye :) Ve tabi verdiği bilgiler çok aydınlatıcı ve doğal.

Prof.Dr.Sabiha Paktuna Keskin' in bir söylemi ise beni çok rahatlattı. Bebeğin 18.aylarda artık bezi istemeyebileceğini söylüyor.Biz ise 16. ayın içindeyiz...Acelemiz yok. Bugünlerde iyi bir "lazımlık" araştırması yaparak işe başlayabiliriz.

Ah, unutuyordum, aklıma geldi. Ayça Hanım bunları anlatırken şu geldi aklıma.24.ay civarı verilen tuvalet eğitimi tam da meşhur adıyla 2 yaş krizlerine denk geliyor. Bu nedenle özellikle anne çok yıpranıyor. Erken tuvalet eğitimini savunmuyorum ancak illa ki 24. ayı beklememeli diye de düşünmeden edemiyorum. Zaten bir anne bilir, nerede ne yapacağını ama bu aralar biz yavaş yavaş başlayabilirmişiz gibi geliyor bana.

Arada sırada beni klozete otururken gördü ve ilgisini çekti. Mesela bu tuvalet eğitimi için önemli bir nokta ve bebeğin tepkilerini anne kontrol ederek ne yapacağını kestirebilir. Örneğin Ata ilk bir iki seferinde pek anlamadı hadiseyi ama ısrarla "çişimi yapıyorum Ata'cığım", yada "tuvaletimi yapıyorum canikom"demiştim. Sonra sonra arada bir ilişki kurduğunu farkettim. Bir şekilde buraya oturuyor bu insanlar diyordu gözleriyle... Sıra ona gelecek, şimdilik haberi yok yavrucağın.

Bu işi yaparken ayaklarımın yere basması gerek, kural bir :)

Bu arada Ayça Hanım, aperatla başlamanın pek de doğru olmadığını, çocukların ayaklarının yere temasının önemli olduğunu,aperatla otururken havada kalan ayakların ıkınmayı güçleştirebileceğini ve pek de güvende hissetmeyeceklerini, çocuğun kakasını görebileceği bir lazımlıkla başlamasının çok önemli olduğunu söylemişti. Çok önemli son not olarak paylaşmak isterim.

Şimdi tuvalet eğitimi ile ilgili bir kaynakça listesi oluşturup okuyacağım ve paylaşacağım.

Yavaş yavaş büyüdüğünü görmek ve hayata hazırlamak hem çok keyifli hem de hafiften hüzün verici sanki... Masumiyet denen şeyle kucak kucağa yaşayınca insan ister istemez bunu düşünüyor ...

Hadi hayırlısı bakalım.

1 Aralık 2010 Çarşamba

Acemi annelere tavsiyeler -I

Fotoğraf için sevgili Ayça Oğuş'a çok teşekkürler

Ayça Oğuş'un birbirinden güzel fotoğrafları ve hayat dolu web sitesi için
tıklayınız

Merhabalar,

Özellikle yeni doğum yapmış ve yeni bebek sahibi olmuş annelere bebeklerini güle güle büyütmelerini diliyorum.

Aklımda pek çok tavsiye var ve bunları liste liste yazacağım. Eğer sizinde tavsiyeleriniz olursa alt kısma yorum yazabilir yada link bırakabilirsiniz.

1.40 ' ı çıkana kadar bebekleri yıkamak yada sokağa çıkarmak istemezler. Oğlum Eylül'de doğmuştu ama biz her allahın günü yıkadık ve hava alması için en azından balkona çıkardık.Siz de yıkayın ve hava almasını sağlayın.

2.Ev çok soğuk ve rutubetli değilse ince giyinmeye alıştırabilirsiniz. Bu bebeğin bağışıklığını geliştirebilmesi için çok önemli bir fırsat.

3.Süt için kaygılanmayın, benim sütüm var ve bebeğime yetiyor şeklinde bir olumlama deneyip bol bol Aloe Blossom Herbal Tea için derim. Ben 15 aydır içiyorum ve emziriyorum. Böyle devam edersek bir 15 ay daha emzirebilirim ;)

4.Süt azalırsa pes etmeyin. Bol bol emzirin, emzirdikten sonra pompayla çekin.Böylelikle sütünüz artar.

5.Bebeğinizi sık sık kucaklar ten temasında bulundurursanız kolik olmaz, gazı az olur, daha iyi olur. En önemlisi kendine güvenen, annesinin kollarında mutlu bir bebek olur. Şımarır mı diye korkmayın, bilimsel çalışmalar gösteriyor ki sık kucaklanan bebekler ilkokulda daha başarılı oluyor.

6.Bebeklere 2 aylık olduktan itibaren çeşitli tatlara alıştırmanın bir zararı olmadığını söylüyor bilim adamları. Biz Ata'yı 2. ayından itibaren yemek masasında kucağımıza alıp ağzına mercimek tanesi kadar olmak şartıyla hemen hemen herşeyden tattırdık ve katı gıdalara geçerken sıkıntımız minimumdaydı.

7.Bebeğin 3. ve 4. aylarda diş plakları oluştuğu için diş etleri bol bol kaşınır ve parmaklarını emerler. Tehlikeli durum bu yaşında kadar hergün her dakika ve sürekli olursa sözkonusudur. Bu tür durumlarda "eyvah parmak emmeye mi alışıyor" gibisinden panik yapmayın. Bir kaç ay içerisinde geçecek annesi, merak etme sen :)

8.Süt için iyi uyku, bol su, yeşillik, yapraklı ve lifli gıdalar, huzur yeterlidir. Tepsi tepsi tatlı yemenize gerek yok. Bana da bunları dediklerinde ninni gibi gelmişti ama hakikaten iyi uyku, az stres ve bol sebze meyve tüketimi işe yaradı.

9.Rutin için acele etmeyin, rutini olan anne-bebek başarılıdır anlamına gelmez. Önemli olan bebeğin kaliteli uyuması ve kaliteli süt emmesi.Devamında ise kaliteli zaman geçirmesidir...

10.Bebek ağladığında kucaklayarak sakinleştirirseniz daha kısa sürede susar. Pışpışlayarak sakinleştirmeden daha samimi ve anne kokusu dolu olduğu için bebeğin size olan yakınlığı artar, anneye daha çok güvenir. Anneye güvenen bebek daha sonra kendine güvenir. Kendine güvenen insanlar ise başarılı olur. Demek ki kucağa alamktan korkmadan, bebeğimize bol bol dokunarak büyütmek daha avantajlı.



....devamı gelecek

25 Eylül 2010 Cumartesi

Ata'nın doğumundan bugüne kullandığım ürünler

Size tavsiye edeceklerim var!!!

Şöyle bir düşündüm de; etradımdan çok destek aldım, şimdi destek olma sırası bende. Anlatacığım ürünler yeri geldi hayat kurtardı, yeri geldi Ata'cığım çok rahat etti, yeri geldi ben çaresizliği aştım.

Lafı kısa kesiyorum, Aydın havası olsun, hemen anlatmaya başlıyorum:

İşte ilk ürün:

Aloe Blossom Herbal Tea


Bu çayı bana çok samimi arkadaşım Ayşegül önermişti. Kendisinin Ata'dan 6 büyük bir oğlu var.Doğduğundan beri göz kanalı tıkalı ve sağ gözü sürekli çapaklıydı.8 aylık olana değin doktor doktor gezmişler ve bebeği için bir çözüm bulamamışlardı. Hangi doktor görse ameliyat diyordu. Ayşegül' e ziyarete gelen Ayşe Hanım, bebeşin gözlerini bu çay ile silin iyileşir demiş, Ayşegül bu sözü dinlemiş ve silmişti.
Ertesi sabah pırıl pırıl bir gözle uyanan bebiş gülücükler saçarken, Ayşegül sevinçten ağlamıştı.Sevincinden herkese telefon açıp durumu bildirmişti.
Bu mucizeyi gören ben mırın kırın ettiğim bu çayı içmeye başladım.
Amanın!!!! 1 haftaya kalmadan sütüm arttı benim.Ata henüz 20-25 günlüktü, arada mama takviyesi yaptığımız günlerdi, bu çayla sütüm artınca büyük bir sevinçle mamaları çöpe attım.
Ayrıca, sakinleştiriyor,
daha iyi bir uyku kalitesi sağlıyor,
mideyi rahatlatıyor,
... ve çok ciddi bir kalp damar dostu.
Zayıflamak isteyen herkes gönül rahatlığıyla içebilir.
Bana kilo konusunda da çok faydalı oldu.12 kiloyu hoplamadan zıplamadan verdim gitti bile...! :)
Göz çapaklanmalarında da gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.
Bir poşetten 1-1,5 litre çay elde edilir.(15-20 bardak)sıcak ve soğuk içilebilir.Arzuya göre 1 kupaya ve ya 1 -1,5 litre kaynamış suya poşet yırtılarak atılır.15 dk demlendikten sonra gün içinde tüketilir.Ertesi güne kalan çay tekrar kaynatılmaz ,soğuk olarak içine 1 parça buz ya da nane yaprağı eklenerek tüketilebilinir.Aç,tok fark etmez.

Ayrıca poşet olarak demlendiğinde kalan poşetler cilt temizliğinde kullanılabilir ya da saksıda yetiştirdiğiniz çiçeklerinize doğal gübre olarak kullanabilirsiniz.

ÖNEMLİ NOT: Günlük 1,5-2 litre su tüketilmesi tavsiye edilir
Bulandan yapandan Allah bin kere razı olsun.

Şiddetle tavsiye ediyorum. İsteyene bu ürünü ve anlatacak ürünleri gönderiyorum,bilginize.

Bee Propolis


Propolis, arıların kovanlarının yalıtımında kullandığı bir maddedir. Genel faydalarını okumak için
buraya bakabilirsiniz. Sezaryan ameliyatından sonra yaranın daha hızlı kapanması için bu ürünü çok şiddetle tavsiye ederim. Bende neredeyse iz kalmadı diyebilirim ve yarayı inanılmaz rahatlatıyor.
Antibiyotik özelliği vardır ve hastalıklara karşı daha dirençli olmanızı sağlar.Grip nezle size uğramaz. Tecrübeyle sabit, "maşallah" diyorum :)

Omega 3- Omega 9 Arctic Sea


İşte benim ilacım!... Soğumdan sonra yaşadığım travma sonrası stres bozukluğu için derdime deva olan şey, Artctic Sea.(Bunu her anne yaşar, biliyorsunuz) Hafızamı toparladı, dikkatimi kontrol etmeme yardımcı oldu ... Ama en önemlisi kılcal damarlara kadar hepsinin yeniden tazelenmesini sağladı. Bilindiğinin aksine kilo yapmıyor, tam tersine, Omega 3 ve Omega 9 kilo kontrolüne ciddi katkı sağlıyor. Diyorum ya hoplamadan zıplamadan 12 kilo verdim ben bunlarla... :) Sabah kalktığımızda ve akşam yatarken aç karnına ılık bir bardak su ile 1-2 kapsül alınmalıdır.

Nature MIN


Sürekli ve düzenli kullanarak süt kalitesinin artmasına faydası var ve o gıcık sezaryan yarasının daha kolay kapanmasını sağladı bende. Diğer faydaları için şöyle deniyor:Güzel gözlerimizin daha iyi görmesine destek olur.Parlak kirpik ve kaşlara sahip olmamıza katkı sağlar.İçerisindeki çinko sayesinde kıkırdak dokularımızın saat gibi çalışmasına destek verir..
Şeker seviyemizin doğru ölçüde olması ve düzenli kalmasına destek olur.Doğal olarak deniz bitkileri ve canlılarından elde edilerek hazırlanmış,kalsiyum,fosfor, magnezyum,selenyum ve kromyum içerikli multi-mineral formülü ile güçlendirilmişmiş


Aloe First


Bu işte süper bir ürün. Ata' nın alt temizliğini su ve pamukla yapmıştım ilk 6 ay.Suyla sildikten sonra Aloe First' ü bir kere elimin içine sıkıp popoyu yine bununla silip kuruladığımda sonuç mükemmel olmuştu. Çocuğum hiç pişik olmadı desem??? !!! :)))

Acayip tavsiye ederim, bu ürün her eve lazım: diğer faydaları ise:Her ilk-yardım kutusunda bulunması gerekir.Küçük cilt tahrişlerin, rahatlatır.Saçları çevrenin ve klorun zararlarından korumaya yardımcı olur.
Kesik,çizik,soğuk-sıcak yanıklarda ve güneş yanmaları ardından bölgeyi rahatlatmada etkilidir.
Ağdadan sonra rahatlatıcı etkisi vardır.
Kas gerginliklerinin gevşemesinde ve adele ağrılarının giderilmesinde ciddi bir destekleyicidir.
Yorgun ve şişmiş ayaklarınızın dostudur.İçerisinde kadife çiçeği özü,adaçayı özü,kekik özü, sodyum citrate,okaliptüs özü,E vitamini,propolis vb. maddeler bulunur.
Kullanım şekli ve miktarı: Rahatlatmak amacı ile cilde dilediğiniz zaman istediğiniz kadar uygulayabilirsiniz.


Aloe MSM Jel ve Aloe Propolis Krem




Açılımı:METHYL SULFONYL METHANE...

Bu ürünlerle cildim için kullandım ben ve pürüzsüz bir sonuç aldım. Bakın bu doğuma girmeden az önce çekilmiş bir fotoğrafım

Gördüğünüz gibi pütürlü, sivilceli bilmem ne bilmem ne...!
Dünyanın parasını verip,çok meşhur ve bilindik marka ve yöntemlerle bir türlü düzelmeyen cildim 12 ay sonra MSM JEL ve Propolis Krem sayesinde bakın neye döndü:

İşte sonuç, bazen hiç kullanmadığım, kullanamadığım zamanlar oldu yoğunluktan. Hani doğum sonrası değil süslenmek 5 dakika uyumak büyük bir lüx iken ... :) Arada sırada sürerek ciddi bir düzelme oldu cildimde.
SİZCE ??? OLMUŞ MU??? :)Spordan sonra veya ağrıyan dizlerinize, kaslarınıza kullanabilirsiniz.Akneli cildinize, derideki tahrişlere Propolis krem çok iyi gelecektir. Önemle tavsiye olunur :)

İsteyenler bana mail atarsa pek iyi olur -tekrar-...

Aloe Heat Lotion Creme


Bu kremi kramp girdiğinde yada kas ağrılarını, boyun tutulmalarını rahatlatmak için kullandım. Ayrıca doğum sonrası arada sırada zorlayan karın ağrılarına çok iyi geldi.Sürünce hafiften yakıyor gibi oluyor ama sonuç çok iyi :)

Aloe Mouisturizing Creme


Süper bir nemlendirici,ister yüz ister vücut için...Kokusu da pek hoş, nem dengesini koruyor ve cildi sağaltıyor. Ph dengeleyici ayrıca.Bir de makyaj altı için ideal bir krem. Tavsiyemdir ...Ben çok ama çok faydasını gördüm ve her gece uyumadan önce sürmeye özen gösteriyorum.

Alluring Eyes


İşte göz altı torbalarımı yok eden krem. Süper birşey bu.Minik dev kısaca. Şiddetle öneririm.

Aloe Bright Toot Jel
Bu macunun özelliği içinde floridin olmaması.Hatta sırf bu ve diğer içerik bileşenleri nedeniyle 1999 da İsveç' in en iyi macunu seçilmiş, İslami helal sertifikası almış. Ama önemli olan bu değil. Bu macun sayesinde diş eti sızlaması, aft ve benzeri şeyler tarihe karıştı desem? Yalan değil. Maaile kullanıyoruz ve çok memnunuz.

Aloe Lipstick
Ata' nın nadiren oluşan pişiklerine kullandım ve çok çabuk etki etti. Piyasadaki bilinen kremlerden kat be kat daha hızlı ve temiz sonuç aldım. Müzminleşmiş uçuk, dudaktaki çatlaklara o kadar iyi geliyor ki...Kullandığım en eski ve ene köklü FLP ürünüdür.2003 ten beri kullanıyorum, pek bir faydasını gördüm...Açıklama olarak şöyle diyor: Epitel dokuyu yenilemeye destek olur.Küçük yaralanmalarda kesik çiziklerde ve sinek sokmalarında rahatlıkla kullanılabilir.Kaş ve bıyık alındığında kızarıklıkların üzerine uygulanabilir. E, süper!!!

Aloe Liquid Soap


Bu bir sabun ama her türlü kişisel temizlikte kullanılabiliyor. Ata yeni doğduğunda
sürekli el yıkıyorduk ve öğrendik ki bu sabunla el yıkandıktan sonra yaklaşık 4 saat kadar bir süreyle elde mikrop yaşamıyormuş.Harika dedik, çifter çifter satın aldık. Yine daha sonra öğrendik ki çifter çifter satın almaya gerek yokmuş. Şişe bitince sulandırıp kullanınca da aynı etkiyi gösteriyormuş:)Çok ekonomik ve ucuz bir ürün.Bebek ve çocukların temizliğinde güvenle kullanılır diyor. Ben genelde Ata' nın ellerini bununla yıkıyorum.Tecrübemiz var bu konu yani :)Saç şampuanı olarak ve traş losyonu olarak da kullandı eşim. Ayrıca süper bir makyaj temizleyici; "göz yakmıyor"

Aloe Jojoba Şampuan


Bu şampuan saçları güzelleştirmenin ötesinde dökülmesini engelliyor. Jojoba kokusuyla muhteşem.Saçları beline kadar olan bir kadın olarak ben bu şampuanı çok ekonomik buluyorum çünkü az bir parça kullanmak yetiyor.Emzirme döneminde yaşanan saç dökülmeleri için düşünülebilir bence...

Forever Aloe MPD
Doğal Komplike Detarjan



Ata' nın çamaşırlarını ve kendi çamaşırlarımızı bununla yıkadım, yıkıyorum, yıkayacağım.Artı olarak sulandırıp 60 derecede bulşık makinesinde kullandım, sonuç mükemmel oldu.Tabi ev temizliği, seramik,banyo,ahşap,cam ve halı temizliğinde yine sonuç harikulade oldu.Bunu özellikle bebeği olan, yürüyen, emekleyen her anneye tavsiye ederim.

Özetleyecek olursam FLP'nin
-Çayı
-Propolis Tableti
-Omega takviyesi
-Mineral takviyesi
-Aloe First spreyi
-MSM Jeli
-Heat Lotion'u
-Propolis kremi
-Nemlendiricisi
-Göz kremi
-Diş macunu
-Sabunu
-Şampuanı
-Deterjanı
ve lipstick' ini tavsiye ediyorum. İsteyenleriniz olursa iyi ve uygun koşullarda size gönderebileceğimi tekrar belirtmek istiyorum. Bunun için bana mail atmanız yeterli olacaktır.

Ürünler hakkında daha fazla bilgi almak için Forever Living Products sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Bir sonraki yazı dizisi yine tavsiyelerimle ilgili olacak... Sakın kaçırmayın ;)

Sevgilerimle

24 Eylül 2010 Cuma

Sağlık Ocağı Çalışanlarına Teşekkür


Bağlı bulunduğumuz Küçükyalı Sağlık Ocağı'ndaydık bugün... Ata' nın 1 yaş kontrolü ve aşısı vardı.

Yine çok güzel ilgilendiler, tek tek sordular herşeyini. Onu sevdiler ve en önemlisi "anne sütüne devam mı" diye sordular.Uzun uzun konuştuk bunu.Ama burada yazmanın çok önemi yok.

Çünkü isteyen anne istediği kadar emziriyor, gerisi boş bence.

Benim esas amacım orada sözlü olarak teşekkür ettiğim gibi buradan da Küçükyalı Sağlık Ocağı çalışanlarına teşekkür etmek.

KAfama takılan her soruda onlara telefon açtım, oyalamadılar, ekmediler cevap verdiler.
Yetmeyip oraya gidince güleryüzle ve samimiyetle karşıladılar.
Emzirmeyi idesteklediler, eğitim verdiler.
Eve ziyarete geldiler.
Ata ile samimi bir şekilde ve çok düzgün ilgilendiler.
Sütü arttırma yollarını herzaman anlattılar.
"Sütünüz azalır gibi olursa gelin konuşalım, size yardımcı olalım" dediler.
Beslenme konusunda doğal ve bilimsel yöntemler önerdiler.
"Bol meyve sebze yiyin, su için, iyi uyuyun bunlar süt yapar" dediler hep...
Aşı yaparken çok tatlıydılar, Ata' nın muayenesindeyken de...
Daha biz soru sormadan, bebek bakımı, sağlığı, aşısı, gelişimi ile ilgili her türlü bilgiyi verdiler.

Ata adına çok teşekkür ederim.

İyi ki varsınız,
İyi ki vardınız...

Artık sağlık ocakları kapanıyor ve bizim güler yüzlü doktorlarımız, hemşirelerimiz başka yerlere gidiyor.

Şimdiye değin gösterdikleri yakınlık,çaba ve samimiyet için minnettarız.

Sağolun,varolun.

Sevgilerimizle

Atasagunlar

7 Eylül 2010 Salı

BM' nin Uluslararası Mama Kanunu varmış,duydunuz mu?


Mama firmalarıyla görüşmelerin sırasında, Peri' nin gönderdiği linkte Dr.Kadir Tuğcu' nun bu yazısına rastladım.

Yazının tamamını lütfen okuyun ama beni şok eden şey Birleşmiş Milletlerin hazırladığı “Anne sütüne Yakın Mamaların Pazarlanmasının Beynelmilel(Uluslararası) Kanunu" oldu.

İşte maddeleri:

BU KANUN 10 MADDEDEN İBARETTİR:
1- Halka yönelik hiçbir mama reklamı yapılamaz.
2- Annelere ücretsiz dahi olsa numune dağıtılamaz.
3- Hiçbir sağlık kuruluşunda ürün promosyonu yapılamaz, servislerde kullanılması için ücretsiz veya düşük ücretli mama verilemez.
4- Hiçbir firma yetkilisi annelerle görüşme yapamaz.
5- Sağlık personeline hiçbir hediye veya ürün verilemez.
6- Etiketlerde suni beslenmenin üstünlükleri diye hiçbir resim veya cümle kullanılamaz, bebek resimleri konamaz.
7- Sağlık personelinin bilgilendirilmesi ilmi ve gerçekçi olmalıdır.
8- Etiketlerde anne sütünün üstünlüğü anlatılmalı, ayrıca suni beslenmenin yan tesirleri, maliyeti ve zararları belirtilmelidir.
9- Bebekler için uygun olmayan şekerli kondense sütler tavsiye edilmemelidir.
10- Bebek maması imalatçıları ve dağıtımcıları bulundukları ülkelerde bu kanun uygulanmasa bile bu kanuna uyumlu çalışmalıdırlar.

Gerçekler hakkında ne biliyoruz ki? demeden edemedim.

Yorum sizin...

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Emzirmeye Yeni Başlayan Anneler İçin Notlar



Sevgili Anneler,

Hepimizin bildiği durumları öncelikle alt alta yazalım:

1.Ülkemizde "tombul" hatta "obez" çocuk hayranlığı var.
2.Doktorlar bebeğin şeker ve dieğr kan değerlerini ölçmeden, annenin uyku,beslenme biçimini, çalışma yaşantısını sorgulamadan KAFADAN MAMA VERİYORLAR.
3.Annelere "sütün yetmiyor" baskısı yapılıyor bir şekilde; anne,kayınvalide,komşular,arkadaşlar vesaire vesaire.
4.ÜLKEMİZDE EMZİRMEYİ ADAM GİBİ DESTEKLEYEN TEK KURUM BENCE SAĞLIK OCAKLARI.Hangisine giderseniz gidin "MAMA VERMEYİN" diyor doktor ve hemşireler.
5.Peki biz de doğum yapıyoruz, etrafımızda doktorlar,hemşireler oluyor. Niçin ilk fırsatta MAMA diyor bu sağlık çalışanları??? Sağlık ocağındaki de doktor, özel hastanedeki de... Nedeni basit: mama firmaları sağlık ocağında çalışma yapamıyor, anlatabiliyor muyum? ANNELER EMZİRME İÇİN YÜREKLENDİRİLMİYOR, EĞİTİM VERİLMİYOR.
6.Sağlık Bakanlığı son yıllarda denetimlerini daha da arttırdığını söylüyor emzirme ve mama konusunda ama yetişemedeği çok yer var anlaşılan. 100 gram eksik alan bebeğe bile mama başlatan doktorlar var. PESSS!!!!
7.Anne sütü bir şekilde gölgede bırakılıyor: oysa anne sütünden sadece beslenmek için protein,vitamin geçmez, savunma hücreleri geçer.Şefkat geçer,sevgi geçer,huzur geçer,gevşemesi için gerekli olan ne varsa hepsi geçer.
8.Emmek huzur verir bebeğe, ilk başlarda değil 2 saatte 1, 10 dakikada 1 bile isteyebilir bebek. NE ZAMAN İSTERSE VERİLMELİDİR, bu konuda annelerin kafasını karıştırıp iç seslerini dinlemesine imkan vermiyor sağlıkçılar, çok bilmiş etrafındakiler vesaire.
9.TV de, internette, şurada burada heryerde ANNE SÜTÜNÜ ÖVEN ve EMZİRMEYİ DESTEKLEYEN VİDEOLAR DÖNMELİDİR.
10.İlk 6 aydan sonra anne sütü beslemez gibisinden asılsız bir safsata dolaşıyor nedense. Oysaki bebek beslenmesinde omurga anne sütüdür. Doktorumuz :Beslenmenin kemiğidir anne sütü, püredir,çorbadır,ıvırdır zıvırdır, bunlar anne sütü alan bebeğe takviye olarak verilir demişti.
11.İlk iki yıl bebeklerde ORAL DÖNEMDİR, bu dönemde bebek emmek ister, emme içgüdüsü ne kadar çok tatmin edilirse bebek sağlıklı gelişir, ileride oral dönem kompleksileri olmaz.Ayrıca herşeyi ağzına atmasının sebebi oral dönemi yaşıyor olmasıdır.
12.Bebek memeyi bırakmadan anne memeyi çekmemelidir, aksi takdirde anneye karşı oluşması beklenen güven duygusu yara alır.Kapıda telefon misafir şu bu bilmem ne:ANNE EMZİRİRKEN DÜNYA BEKLEMELİDİR.


Güzel anneler,
Ben apar topar sezaryen olmuş bir anneyim. İlk günler bebeğim istediği kadar anne sütü alamadı, ilk ay 600 gr aldı."SINIRDA KİLO ALMIŞ,BEBEĞİNİZ BESLENEMİYOR,MAMA VERECEKSİNİZ" demişti doktor. Ööööyylleeeeeeeeee çoooooooooooook üzülmüştüm ki, bayılacaktım o an. Hele ruhumdaki sızıyı asla anlatamam, ama siz beni anlarsınız.

Odadan çıktım, 2 adım attım, "mama mı"? dedim. Ne maması???
Etradımdakilerden bazıları "sütün yetmiyor" dedi.
Eşim anında "Aylin bir daha sütüm yetmiyor demeyeceksin, bunu sen söylersen tabi yetmez, senin sütün var, kendine güven" dedi.Minnettarım ona. Bir erkek olarak duruma daha çok hakimdi............İlk ay biraz verdik.Sanki siyanür,civa ne bileyim amonyak veriyormuşum gibi hissettim.
Bu arada sağlık ocağına da gidiyoruz biz. SÜPERLER! Hep anneye emzirme ve sütü arttırma ile ilgili destek veriyorlar. Küçükyalı Sağlık Ocağı hemşire ve doktorlarına minnettarız. Oraya gittik. Sınırda kilo almış ama sık sık emzirin, GECE süt hormonları daha iyi salgılanır, bol bol emzirin demişlerdi.
Yine Ayça' nın önerdiği gibi, daha önce emzirdiğiniz memeden başlayın emzirmeye, doygun ve yağlı süt kalmıştır, bebek onu iyice çeksin, ondan sonra diğerine geçin demişlerdi hemşireler. Yoksa sürekli sulu kısmını verirsiniz, işte esas o zaman bebek doymaz dedi.
"Bol bol su için, taze meyve sebze yiyin, dinlenin" sütünüzü huzurla vermeye gayret edin demişti doktor. Ne güzel demiş, bir daha teşekkür edeyim gördüğümde.


Sadede geleyim, 2. ay mamayı bıraktım, zaten günde toplam 30 cc bile vermiyordum. Ha babam de babam, inala emzirdim. Bebeğimi göğsümden hiç indirmedim, kokladım, şarkılar söyledim, dans ettim, şakalaştım, konuştum. Derkeeeeeeeen sütle beslenir oldu. Sağmayı da kestim ben, biberonla anne sütü vermek bana pek bir garip gelmişti. Ondan sonra taaa 4. ayda kendi hazırladığım taze meyve püreleri ve muhallebilerle destek almaya başladık.
11 aylık olmak üzere
Sabah uyanınca,
İkinci sabah uykusundan önce,
Öğlen,
İkindi,
Akşam
Uyumadan önce ve
Gece boyunca
Ne zaman isterse emziriyorum. Kilo alımı sınırdaymış ama kim takar. O anne sütüyle gerekli ne varsa alıyor obez olmasa da olur.

Siz de öyle yapın. Bol bol emzirin, sütünüze güvenin, bebeğinizle hep aynı odada uyuyun, onu bol bol koklayın.O sütler şakır şakır gelecek, gelmese de bebeğiniz mutlulukla emip doyacak sevgili anneler.

Sütünüz bol neşeniz daim olsun. Güzel meleklerinizi koklarım.

Son not: Sağlıklı nesiller anne sütüyle büyür.

Sevgilerimle

Aylin

30 Temmuz 2010 Cuma

Mama Üreticilerine Soracağımız Sorular



Sayın Yetkili,
Bebeğimizin sağlığını emanat ettiğimiz doktorumuzun önerisiyle ürünlerinizi kullanmaya başladık.Ancak ebeveyn olarak ve özellikle bir anne olarak aklıma takılan sorular oldu.
Yanıtlar ve bilgilendirirseniz çok sevinirim. Ayrıca yanıtınızı paylaşım gruplarımızda yayımlarım.

1.Ürünlerinizdeki protein kaynağı nedir?
2.Protein kaynağını toz aşamasına geçerirken hangi işlemlerden geçiriyorsunuz?
3.Vitamin ve minerallerinizin kaynağı nedir?
4.Mısırdan elde edilen, Nişasta, NBŞ, Fruktoz, Glikoz ile soya, soya lesitini ve türevlerini bebek mamaları, bebek formülleri, devam mamaları ve formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinin üretiminde kullanıyor musunuz?
5.Ürettiğiniz ya da işlediğiniz ürünlerde Aspartam ya da türevi yapay tatlandırıcılar kullanıyor musunuz?
6.Ürünlerinizde kullandığınız süt ve süt ürünlerinin kaynağı nedir?
7. Ürettiğiniz/işlediğiniz ürünlerde Genetik Modifiye (GDO) hammadde/malzeme kullanıyor musunuz?
8.Hangi ülkelerin hammadde, malzeme ve işlenmiş ürünlerini kullanıyorsunuz?
9.Ürünlerinizin biyolojik analizleri var mıdır?Örnek analizler -varsa- verebilir misiniz?
10.Bize tesislerinizi açar mısınız?Anneler olarak gezmek ve yerinde bilgi almak istiyoruz.
11.Hekimlerle nasıl bir araya geliyor, ürünlerinizi nasıl tanıtıyorsunuz? Bilimsel ve tıbbi olarak onları ürünlerinize nasıl ikna ediyorsunuz? Açıklarsanız en önemli merakımızdan birisini gidermiş olacaksınız.

Saygılar,
Aylin Atasağun

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Daha Sağlıklı Bir Gelecek İçin!



Çocuklarımıza daha sağlıklı bir yaşam hediye etmek zorundayız!



Kök hücre araştırma ve geliştirmeleri ile daha sağlıklı bir yaşam artık mümkün. Kök hücrelerin en bakir ve saklanması en kolay yöntemi de, yeni doğan bebeklerin kordonundan elde edilen kan ile olmaktadır.

Hamilelikte 7. aynı doldurmuş anneler ; bebeklerinize, daha sağlıklı bir yaşam için verebileceğiniz en güzel hediye ile ilgili daha detaylı

Bilgiye, www.babylife.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Ayrıntılı bilgi almak için:
Sema Tunaoğlu
Babylife İstanbul
GSM 532 334 93 87