sosyal sorumluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sosyal sorumluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2011 Cuma

Akıl Defterimden Notlar; Teşekkür, sorumluluk, hediye ve kandırmacaya dair...



Öncelikle özelden ve genelden gönderdiğiniz başsağlığı mesajlarınız için ayrı ayrı, tek tek hepinize çok teşekkür ederim. Yüreğimdeki acıyı hissedip paylaşmanız beni çok duygulandırdı ve bir nebze olsun hafifletti. Allah hepinizin evladını size bağışlasın, yüzleri hep gülsün, sağlıkları, neşeleri hep yerinde olsun. Sağolun tekrardan.

Yuvadan gelen çocuklarla ilgili gelen maillerinize tek tek dönmeye çalıştım ve herkese aynı şeyi söyledim "bana biraz zaman verin ayrıntılı birşeyler yazacağım diye"... Şöyle ki;
1.Çocukların ihtiyacı olan şeyler neler, bunların bir analizini yapar, paylaşırım. Ama bilin ki giysi, yiyecek, kitap, defter, eğitim araç-gereci, yiyecek, tv, bilgisayar... herşeyleri bol bol var. Bu konuda devlet çok iyi bakıyor, hakkını verelim.
2.Şahit olduğum kadarıyla önemli olan "manevi destek"...
Bir çocuğa gönüllü olarak nasıl destek olunur?
Bu işin prosedürü nedir?
Kimler gönüllü olabilir?
Kimler koruyucu aile olabilir?
Sosyal yönden başka ne tür destekler sağlanabilir?

Bunun gibi pek çok soruyu 25 Ocak 2011 Salı günü yetkilelere sorup, en doğru yanıtları size buradan aktarmaya çalışacağım. İlginiz için çoooooooooooooooooook teşekkür ederim. Yazdıklarınızı okudukça içimdeki o büyük ve garip sızı hafifledi, inanın. Tekrar tekrar teşekkür ederim. İyi ki varsınız.

3.Hatırlarsanız 2011' e girerken bir yeni yıl çekilişi düzenlemiş, kazananları ise buradan duyurmuştum. Ancak AISHA çekilişine katılanlar bana geri dönüş yaptı, hediyelerini aldılar. Fakat uyku seti ve melek kazanan talihliye bir türlü ulaşamadım. Bu beni epey üzüyor. Eğer ulaşabilirse çok sevinirim. Ulaşamazsa pazartesi günü katılanlar arasında yeni bir çekiliş yapıp duyuracağım. Bilginize :)

4.<strong>Belirtmek istediğim son bir not var ki bu çok önemli: blog üzerinden tanıtım yapmak isteyenler oldu. Çoğunu nazikçe reddettim. İlk defa bir firmaya evet tanıtımınızı yaparım ama bir şartla, hediyenizi ATA'ya değil, sınıfımdaki öğrencilerime yollarsanız çok sevinirim dedim. Gözyaşartıcı derecede duygusal yanıtlar aldım.

Aylar geçti neredeyse, bu iyi kalpli(????!!!!!) firmanın linkini paylaştığım halde "yazınızı göremedik, çok üzgünüz" gibisinden bir yalanla bana yanıt verdiler. Kendilerini eshefle kınıyorum. Blogumdan reklam yapıyorum diye pek çok insanın hışmına uğramıştım, "çocuklara hediye gidecek,mutlulukları için değer" diyerek dişimi sıkmıştım, ama boşunaymış! KANDIRILDIM. Tek kandırılan ben değilmişim Hülya' nın yazdıklarına ve gelen yorumlara bakılırsa pek çok insan üzülmüş, incitilmiş. NE AYIP!

Bu nedenle blogum aracılığyla kendini tanıtmak isteyenler varsa lütfen iki kere düşünsün, çocuklara yardım yapmayacaksanız mail atmayın, istekte bulunmayın lütfen. Reyting için çekiliş yapan çok sayıda blog var, oralar daha uygun olur sanırım.

Ayrıca Aisha, Nivea, Prima ve o bahsettiğim firmanın çekilişi dahil, kendime bir iğne dahi kabul etmedim. Hışmınız boşunaydı sevgili bayanlar, bilginize!

Şimdi gidip film izleyeceğim, hepinize iyi geceler...

29 Aralık 2010 Çarşamba

Evde emekliye ayrılan oyuncaklara hayırlı bir yol var :)



Sevgili arkadaşım Sena bir kampanya başlattı: 0-18 aylık oyuncaklar Bingöl'e . Bu kampnayaya göre;

Yiğitharmanı yeni Yerleşim İ.Ö.O ve Mimarsinan İ.Ö.O ( Solhan- Bingöl ) .Bu okullarda ana sınıfları da var ancak bizim elimizdeki oyuncaklar ana okulu seviyesinden çok ( 0-18 ay ) bebeklik dönemlerine ait olduğundan bu okula gelen öğrencilerin içinde minik bebek kardeşleri olanları tespit ettiler ve bizden bu oyuncakların gönderilmesini talep ediyorlar. Sevgili Nesrin öğretmen Bingöl Merkez'de görev yapıyor ancak oyuncakları Solhan'a ulaştırmayı teklif etti. Ona bir kez daha teşekkür ediyorum.

Şimdi sizlerden ricam elinizdeki oyuncaklardan gönlünüzden kopanı, bebeğinizin ay gelişimi açısından ilgisini çekmeyenleri , vermek istediğiniz oyuncakları elleçlemeniz. Bana bir e-mail atarak bu oyuncaklardan tahmini ne kadar olduğunu bildirmeniz.
dinlencbaran@gmail.com

Benden iletmesi... Tabi ki kırık, yırtık, eskimiş ve kirli olan oyuncakları göndermek hoş olmaz, söylemey bile gerek yok.

Bütün ayrıntıları buradan okuyabilirsiniz.

22 Aralık 2010 Çarşamba

Doğa' nın Mektubu | Seninki kaç cm?

İnsanların bu dünyayı kendi çöplüğüne çevirmelerine ve hayvanlara karşı "hayvan" gibi dabranmalarına çok kızıyorum.

Biz kim oluyoruz da balıkları "yavruyken" alıp yiyoruz?

Biz kim oluyoruz ki, bu hayvanları pis denizlerde yaşamaya mahkum ediyoruz?

Biz kimiz? Biz sadece yiyiciyiz.

Bir de bu yavru balıkları bile bile avlayıp masamıza sunanlar var.

Ah tabi onlara izin verenleri de unutmayalım.

....
Az önce aldığım e-maile hayran kaldım ve paylaşmak istiyorum. (Ata' nın ve arkadaşlarının, hatta onların çocuklarının, torunlarının balık yiyebilmesi için siz de okuyun ve paylaşın lütfen)

10 YAŞINDAKİ DOĞA'NIN SİZE SÖYLECEKLERİ VAR!



Benim adım Doğa. 10 yaşındayım ve 4. sınıfa gidiyorum. Geçen hafta Greenpeace'in yavru balık etkinliği için sınıf arkadaşlarımla birlikte balık pazarına gittik. Cetvellerle balıkları ölçtük. Her yerde yavru balık satıyorlardı. Çünkü yavru balıkları tutmak ve satmak yasak değilmiş.

Ben burada 6,5 cm boyunda bir hamsi buldum. Balıkçı abiye, "Bu balık yavru, satmamalısınız." dedim. "Sen nerden biliyorsun?" diye sordu. Ben de "Balık cetvelinde yazıyor." dedim.

Eğer büyükler yavru balıkları yakalarsa, ben büyüdüğümde denizlerde balık kalmayacak. Çocuklar balık yiyemediği için boyları kısa kalacak.



Arkadaşlar! Anneniz ve babanız yavru balıkları satın almasın. Başbakanımız'dan balıkçıların yavru balık tutmasını yasaklamasını istiyorum. Balıklar yumurtlayana kadar tutulmasın.

Ben bunun için sınıf arkadaşlarımla Greenpeace'in bu kampanyasına katıldım.




Aylin Anne bu kampanyaya destek veriyor ve herkesin elini vicdanına götürüp desteklemesini istiyor.
Benimki kaç santimmiş öğrenmek ister misiniz? :)

21 Aralık 2010 Salı

50 Kuruşa gerçekleşen dilek ???




Çocuklar vardır, bedenindeki mücadeleyle savaşır ve bu savaşı kazanmak için moral orduları kurar bazıları. Gönüllüsü olduğum Bir Dilek Tut derneği de bu ordunun başında olanlardan. Başkanlığını çok değerli ve tatlı insan, güzel anne, harika kadın Carole Hakko yapıyor. Son derece de dinamik bir ekibi var. Onları tanıyıp birlikte birşeyler yapabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Peki bu derneğin amacı nedir?

Çalışmalarımız çocuklarımızın hayal güçlerinden başka bir sınır tanımaz.

•« Özel durumu olan her çocuğun en çok istediği şeyi gerçeklestirmek
•« Dilekleri gerçeğe dönüştürmek
•« Sihirli ve mutlu anılar yaratmak
•« Çok hasta bir çocuğun yaşamında önemli bir fark yaratmak
“Bir Dilek Tut” Derneği hayati tehlike taşıyan bir hastalıkla mücadele eden 3 ila 18 yaş arası çocukların kalplerinde yaşattıkları dilekleri gerçekleştirmektedir. Dileğinin gerçeğe dönüştüğünü görmek bir çocuk için unutulmaz bir deneyimdir; özellikle de hasta olan bir çocuk için. Anne-babalar için ise özel bir anı yaratmanın zamanıdır; belleklerde hep yer edecek bir anı.

Bir Dilek Tut'un amacı insanların umut, dayanma gücü ve sevinç duygularını güçlendirmektir.


Şimdiye değin gerçekleştirdikleri dilekler için lütfen buraya tıklayın.

Sadece 50 kuruşa bir dileğin gerçekleşmesini sağlayabilirsiniz.Nasıl mı? Buraya tıklayarak :) Dünya Dilek Günü etkinlikleri için ise
buraya tıklayabilirsiniz.

Çok çalışıyorlar ve pek çok çocuğa hayat aşılıyorlar. Bence bu nedenle desteği fazlasıyla hak ediyorlar.

Sadece 50 kuruşa bir dilek gerçekleştirebilirsiniz...

Bir dilekle bir çocuğun hayatını güzelleştirebilirsiniz. 0212 259 50 52 Dilek Hattı.

Bir klik yeter :)


Desteğiniz için Bir Dilek Tut adına teşekkürler.

Bir Dilek Tut Derneği
Adres Barboros Bulvarı No:17 Kat:5 34353 Beşiktaş – İstanbul
Telefon (0212) 259 83 83
Faks (0212) 259 98 38
E-mail info@birdilektut.org

7 Eylül 2010 Salı

Kampanyanın bitiş tarihi 30 Eylül!...

Değerli anneler,okurlar,arkadaşlar,

Tane tane kapakları toplayalım adım adım engelleri aşalım isimli kampanyanın bitiş tarihi 30 Eylül olarak açıklandı.

Az önce Ataşehir Belediyesi' ni aradım ve 30 Eylül bilgisini aldım.

Kaç kapak oldu?
Birikenleri ne yapıyorsunuz?
Ortak bir adreste birleştirip birlikte teslim edelim mi ne dersiniz?

Sevgiler

Aylin

3 Eylül 2010 Cuma

Ata,eşim ve ben değirmenlere karşıyız!



Bile bile lades bizimkisi...

Toplumsal meselelerle fazla nefes tüketmiş ve yorulmuş bir anne olarak huyumdan yine vazgeçmedim ama daha akıllıca hareket ettiğimiz düşünüyorum.

Neden mi bahsediyorum: çevre koruma bilincinden.

2 yıldır profesyonel ev hanımıyım (Asıl mesleğim öğretmenlik ama ev hanımlığı bana yapışan ve yapıştırılan bir görev) Aile halkı olarak düzenli bir şekilde çöp üretiyoruz ve bunca çöp üretimi beni çıldırtıp endişelendirmeye yetiyor, "ne olacak halimiz???" diye diye...

Tatilden döndüğümüzden beri kağıtları ayrı, camları ayrı, plastikleri ayrı ayrı poşetlere koyuyorum.Organik çöpleri ise öğütücüde hallediyorum.
Evimizin karşısında bir cam şişe kumbarasının olması beni pek bir sevindiriyor. Şişeleri biriktirip oraya gittiğimizde çok sevinçli oluyorum. Ata'yı da alıp şişeleri kumbaraya atmaca oynuyoruz. Sayı sayıyoruz tabi bu arada.Çok eğlenceli vallahi.

Kağıtlar koca bir karton torabada katlanıp istifleniyor.
Plastikler yine bir torbada birikiyor.

Sonra evin köşesindeki konteynırın kenarına bırakılıyor ki bunları toplayarak hayatını kazanan yurttaşlara bir nebze bizim de katkımız olsun.

Güya Belediye her cumartesi kapıt,kompozit,plastik ve camları ayrı ayrı toplayacaktı ama nerdeeeeeee. Projeyi duyduğum ilk an " işlemez bu süreç, kimse çıkarmaz çöpünü filan" dedim. Etrafımdakiler kaşlarını çattı, şimdi Aylin soruyor kaşları havada bir şekilde; hani,nerede çöpler, nerede belediye??? :)

Bir öğretmen olarak halkın biokimyasını, düşünce kalıplarını, yaşam biçimini çok iyi biliyorum. Okulda çöp ayırmayı bırakın, elindekini çöpe atmayı öğretmekte güçlük çekiyoruz.

Öyle beceremiyoruz ki ülkemizde her metrekareye bir tane iri çöp parçası düşüyor. O nedenle bana kaşlarınızı çatmayınız, analizlerinizi, verilerinizi iyi kontrol ediniz derim efendim.

Aaa, tabi Ata, eşim ve ben yel değirmenelerine karşıyız, bile bile... Belki de en güzeli böööyyllleeeeeeeee :)



Çöpler ayrışıyor,camlar şenlikle kumbaraya atılıyor her hafta :)

Sevgiler

24 Ağustos 2010 Salı

Tane tane kapaklar tekerlekli sandalye oluyor.


Şu İzmirlilerin sağ duyusuna hayranım. İzmirliyim diye demiyorum, böyle şey İstanbul'da ve Ankara'da ve hatta Bursa' da yok, gör-me-dim!


İzmir'deyken herkes ama herkes mavi şişe kapağı topluyordu.Biz de başladık tabi. Yüzlerce kapak evde bekliyor, bekleyen kapaklar ise bir üst terminale, Ege Üniversitesi Diş Hekimliği'nde okuyan kuzene gidiyordu.

Valizin bir köşesinden bir avuç kapak çıktı geçenlerde. "Hay Allah! Bunlar taa İstanbul'a gelmiş anneme göndermeliyim" diye düşünürken, bir de öğrendim ki "bu kapak kampanyasının merkezi İstanbul Ataşehir Belediyesi imiiiiişşşş:P Yine öğrendim ki bu kampanyaya Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof.Dr. Nurselen Toygar açıklam yaparak destek istemiş ve ardından hemşehrilerimin desteği yağmış, habertabi dalga dalga yayılarak İzmir'i kaplamış, kuşatmış!!!



Bir kez daha helal olsun! :)

Tabi İstanbul'da bu duyarlılık yok, hak getire. Hatta bırakalım duyarlılığı, kimse duymamış bile.

Neyse, şimdi duydunuz İstanbullular, duyanlar duymayanlara duyursun lütfen :)

Özetle;

İstanbul Ataşehir Belediyesi 22 Nisan 2010 ' da "Ataşehir tane tane kapak topluyor, adım adım engelleri aşıyor" kampanyası başlatmıştır. Şişe kapaklarını getirenler tekerlekli sandalyeyi kapıyor :) Yalnız 250 kg olması ŞART!Toplanan kapaklar Ataşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’ne teslim ediliyor.

Bir iletşim numarası var:216. 570 50 99 Bu numarayı ben aradım ve teyit aldım. Kampanya 1 Eylül'e dek sürecek.İsterseniz daha ayrıntılı bilgi alabilir ve toplanan kapaklarınızı teslim edebilirsiniz.

Konu ile ilgiliMilliyet'in haberini okuyabilirsiniz.

Biz şimdiden 50 tane biriktirdik bile... Haydi durmayın , kapakları toplayın :)

Sevgiler,

Aylin Anne