Bu aralar pek keyfi yok Ata' nın. Diş çıkarıyor, grip atlattı, evde tıkılı vaziyette günlerdir :( Bunlardan mıdır nedir, bilemiyorum ama işte dediğim gibi pek keyfi yok. Sinirleniyor mesela, kızıyor!
Biliyorum ki bir yandan da benliği gelişiyor. Kendini daha net algılamayı öğreniyor mesela. Acaba hoşuna gitmeyen bir şey olunca çabuk mı kırılıyor? Ondan mı tepki veriyor çattadanak? Yada belki oyun arkadaşları gibi değilizdir biz büyükler. Ona gıcık oluyordur...
Belki huzursuzluğu sadece diştendir. Ben büyütüyorumdur...
Dönüp duruyor kafamda...
Bakalım oyun arkadaşlarıyla biraraya gelmek ferahlatacak mı?
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
29 Aralık 2010 Çarşamba
Tweet
Sürekli düşündüklerim
Etiketler:
Ata,
çocuk gelişimi,
diş çıkarma,
oyun
11 Ekim 2010 Pazartesi
Yürümek, diş çıkarmak, konuşmayı öğrenmek, kendini tam ve doğru ifade etmek, anneyle babayla sürekli oyun oynayabilmek, heryeri kurcalamak, keşfetmek ... Hepsi birden iç içe olunca ne zor, ne ağır, ne kadar çok enerji isteyen birşey.
Bir de annenin istekleri binince: yemek tabağındakileri bitirmek, zamanında uyumak, onlar cıssssslarla başa çıkmak... Bir bebek için çok değil mi düşününce...
Çok şey istiyoruz çocuklardan...
Haksızlık ediyoruz.
Bence, Aylince...
Bir de annenin istekleri binince: yemek tabağındakileri bitirmek, zamanında uyumak, onlar cıssssslarla başa çıkmak... Bir bebek için çok değil mi düşününce...
Çok şey istiyoruz çocuklardan...
Haksızlık ediyoruz.
Bence, Aylince...
Etiketler:
aile,
anne,
bebek,
çocuk,
dil gelişimi,
diş çıkarma,
oyun,
öğrenme
5 Ekim 2010 Salı
Tweet
İşte öyle bir gün...
Sabah 7 gibi uyanarak sabah gülücüklerimizi atarken ilk emzirme seansımız gerçekleşiyor.
Ardından kahvaltı koşturmacası başlıyor.
Küçük prens bu aralar tost yemek istediği için evi sıcak tot kokuları sarıyor ...
Derken Aloe Veralı çay porselen demlikte,annannenin hazırladığı İzmir zeytini, organik domatesler, organik peynirler tabakta, süt bardakta bizi bekliyor.
Ata' nın önüne sevdiği yiyecekler diziliyor ve paşam kendisi yemeye gayret ederken, anneciği ona yardım ediyor. Bir şekilde bitiyor kahvaltı...
Bulaşıklar makineye, sofra örtüsü banyoya giderken oyuncaklar açılıyor.Fonda Jose Amca çalıyor genelde.
Ya da Mozart'la başlayan bir klasik müzik turu gerçekleşiyor.
Kuleler yapılıyor, resimli ansiklopediler karıştırılıyor, arabaların tekerlekleri çeviriliyor.
Biraz balkon sefası sonra haydi cuuppp !!! sabah uykusuna.
Anne hemen öğlen yemeğini hazırlıyor, 30 saniyede pijamalarından kurtulup cicili bicili ev kıyafetlerine bürünüyor.(Eskiden 30 dakikaydı , hahahahahaaa!!!)
Çamaşırları kurutucuya tıkıyor,
Salonu toparlıyor,
Maillerini okuyor, yanıtlayabildiği kadarını yanıtlıyor.
Çünkü bu arada Atacık uyanıyor.
Öğlen yemeği telaşı başlıyor.
Yedi, yemedi, hop yapalım, ham paparım derken fonda su ve kuş sesleri çalıyor.
Yemek bitince masa toplanıyor,
Daha önce yıkanmış olanlar dmakineden çıkarılı yerine yenileri diziliyor.
Ata sürekli izleniyor, prizlerle oynuyor mu?
Çekmeceleri çekiştiriyor mu?
Zırt pırt müdahale edilmiyor,
Şarkılar söyleniyor,
Sorular soruluyor ona... :)
Giyinip bahçeye iniliyor,
Kedilerle ve mahalle eşrafıyla sosyalleşmeye devam ediliyor.
Parka gidip oyuna dalınıyor.
Uyku göze gelince eve geliniyor.
Bir güzel uyunuyor.
Anne kututucudan çamaşırları ütülenmek üzere katlıyor.
Akşam 5 çayına hazırlanıyor,
Mutfağı toparlıyor,
Dağılan oyuncakları bir araya getiriyor, asla toplamıyor.
Biraz okuyabilirse kitap-dergi okuyor.
Mail alıyor, mail yazıyor.
Telefon açıyor,
Annesini özlüyor...
Denizi seyrediyor.
Çiçeklerini seviyor...
Ata uyanıyor ve meyve, yoğurt ikilisiyle açlığını bastırıyor.
Komşulara gezmeye gidiliyor.
Akşam yemeği için eve dönülüyor.
Akşam yemeği hazırlanıyor.
Fonda hafif bir müzik çalıyor.
Yeniyor...
Ailecek oyun oynanıyor.
Dişler fırçalanıyor,
Pijamalar giyiliyor.
Herkese iyi geceler dileniyor.
Uyumadan önce anne sütü alınıyor...
Ata gece uykusuna dalıyor.
Anne muftağa koşup bulaşıkları toparlayıp tezgahı ve ocağı siliyor.Düzenliyor...
Salona koşuyor, oyuncakları toparlıyor.
TV yi açıyor ( GÜN BOYU KAPALIDIR BİZİM EVDE)
Bir yandan izliyor, bir yandan dinliyor, bir yandan evle ilgileniyor.
Bir demlik Aloe Vera çayı hazırlıyor, başlıyor yavaş yavaş içmeye :)))
Evi kabaca toparlayıp yarının yemek menüsünü belirliyor.
Hatta gerekirse pişiriyor.
Maillerini tekrar kontrol ediyor,
Sinema filmi varsa keyfine göre onu izliyor.
Bitince uyku moduna geçiyor:ZZZZZZZZZzzzzZZzZZzzzZZ!
Gecenin ortasında Ata uyanıyor,
Anne kalkıyor,
İlgileniyor,,
Emziriyor,
Uyutuyor...
Ve çabucak sabah oluyor, Aylin anne koşmaya başlıyor.
İyi ki de koşuyor, bu koşuşturmacayı çok seviyor.
Tıpkı her anne gibi...
Ardından kahvaltı koşturmacası başlıyor.
Küçük prens bu aralar tost yemek istediği için evi sıcak tot kokuları sarıyor ...
Derken Aloe Veralı çay porselen demlikte,annannenin hazırladığı İzmir zeytini, organik domatesler, organik peynirler tabakta, süt bardakta bizi bekliyor.
Ata' nın önüne sevdiği yiyecekler diziliyor ve paşam kendisi yemeye gayret ederken, anneciği ona yardım ediyor. Bir şekilde bitiyor kahvaltı...
Bulaşıklar makineye, sofra örtüsü banyoya giderken oyuncaklar açılıyor.Fonda Jose Amca çalıyor genelde.
Ya da Mozart'la başlayan bir klasik müzik turu gerçekleşiyor.
Kuleler yapılıyor, resimli ansiklopediler karıştırılıyor, arabaların tekerlekleri çeviriliyor.
Biraz balkon sefası sonra haydi cuuppp !!! sabah uykusuna.
Anne hemen öğlen yemeğini hazırlıyor, 30 saniyede pijamalarından kurtulup cicili bicili ev kıyafetlerine bürünüyor.(Eskiden 30 dakikaydı , hahahahahaaa!!!)
Çamaşırları kurutucuya tıkıyor,
Salonu toparlıyor,
Maillerini okuyor, yanıtlayabildiği kadarını yanıtlıyor.
Çünkü bu arada Atacık uyanıyor.
Öğlen yemeği telaşı başlıyor.
Yedi, yemedi, hop yapalım, ham paparım derken fonda su ve kuş sesleri çalıyor.
Yemek bitince masa toplanıyor,
Daha önce yıkanmış olanlar dmakineden çıkarılı yerine yenileri diziliyor.
Ata sürekli izleniyor, prizlerle oynuyor mu?
Çekmeceleri çekiştiriyor mu?
Zırt pırt müdahale edilmiyor,
Şarkılar söyleniyor,
Sorular soruluyor ona... :)
Giyinip bahçeye iniliyor,
Kedilerle ve mahalle eşrafıyla sosyalleşmeye devam ediliyor.
Parka gidip oyuna dalınıyor.
Uyku göze gelince eve geliniyor.
Bir güzel uyunuyor.
Anne kututucudan çamaşırları ütülenmek üzere katlıyor.
Akşam 5 çayına hazırlanıyor,
Mutfağı toparlıyor,
Dağılan oyuncakları bir araya getiriyor, asla toplamıyor.
Biraz okuyabilirse kitap-dergi okuyor.
Mail alıyor, mail yazıyor.
Telefon açıyor,
Annesini özlüyor...
Denizi seyrediyor.
Çiçeklerini seviyor...
Ata uyanıyor ve meyve, yoğurt ikilisiyle açlığını bastırıyor.
Komşulara gezmeye gidiliyor.
Akşam yemeği için eve dönülüyor.
Akşam yemeği hazırlanıyor.
Fonda hafif bir müzik çalıyor.
Yeniyor...
Ailecek oyun oynanıyor.
Dişler fırçalanıyor,
Pijamalar giyiliyor.
Herkese iyi geceler dileniyor.
Uyumadan önce anne sütü alınıyor...
Ata gece uykusuna dalıyor.
Anne muftağa koşup bulaşıkları toparlayıp tezgahı ve ocağı siliyor.Düzenliyor...
Salona koşuyor, oyuncakları toparlıyor.
TV yi açıyor ( GÜN BOYU KAPALIDIR BİZİM EVDE)
Bir yandan izliyor, bir yandan dinliyor, bir yandan evle ilgileniyor.
Bir demlik Aloe Vera çayı hazırlıyor, başlıyor yavaş yavaş içmeye :)))
Evi kabaca toparlayıp yarının yemek menüsünü belirliyor.
Hatta gerekirse pişiriyor.
Maillerini tekrar kontrol ediyor,
Sinema filmi varsa keyfine göre onu izliyor.
Bitince uyku moduna geçiyor:ZZZZZZZZZzzzzZZzZZzzzZZ!
Gecenin ortasında Ata uyanıyor,
Anne kalkıyor,
İlgileniyor,,
Emziriyor,
Uyutuyor...
Ve çabucak sabah oluyor, Aylin anne koşmaya başlıyor.
İyi ki de koşuyor, bu koşuşturmacayı çok seviyor.
Tıpkı her anne gibi...
Etiketler:
aile,
anne olmak,
baba,
bebek,
bebek yemekleri,
müzik,
oyun,
yemek tarifi
19 Eylül 2010 Pazar
Tweet

Atacığımız bir yaşına girerken sevgili Latife Tunç' un önerdiği Keyifli Tatlar mutfağına uğradık. Hande hanım pasta atölyesinde Ata için güzel bir pasta tasarladı.
Mmmmmm, mis gibi olan bu pastayı hem gören hem de yiyen herkes çok beğendi. Tavsiye ederim :)
1. yaşa gelindiğinde çok şey değişiyor. Uyku ve yemek düzeni daha da derinleşiyor, dil ve sosyal gelişim hızlanıyor, yürümeye geçiliyor derken o minicik bebek gidip karşınıza artık bir oyun çocuğu çıkıyor :)
Ata'cık önceleri oyuncaklarına 5 dakika kadar zaman ayırırken şimdilerde epey bir zaman harcayarak iyi vakit geçirmeye çalışıyor. Onu böyle izlemek çok keyifli doğrusu :)
Hepimiz biliyoruz ki ; çocukların yaşına uygun seçilen oyuncaklar zekasını geliştiriyor, kültürel gelişimini daha kaliteli hale getiriyor, sosyal yönünü güçlendiriyor ve duygusal olarak destekliyor.
Öncelikle hangi aylarda ne vermek lazım onları yazayım:
Doğumdan itibaren oyuncak kullanmaya başlayabiliriz ...
0-6 ay arası:

Parlak ve ses çıkaran dönenceler(15-20 cm uzağa ve sağ yanlarına asılmalı, bebekler genelde önce sağ taraflarına bakarlar), asılan oyuncaklar,üzerinde siyah-beyaz kontrast bulunan oyuncaklar,plastik halkalar...
Halkalı yani eliyle tutabileceği, yeri geldiğinde rahatça ısırabileceği çıngıraklar,
gelişimi için uygundur. Eliyle tutması kas gelişimini destekler, ısırmak ise onu epey rahatlatabilir. Bunlara imkan tanımak gerektiğini düşünüyorum.
6-9 ay arası:
Yıkanabilir bebekler, hayvanlar,halkalar, ısırması ve temizliği kolay hayvan vb şekilli oyuncaklar yine gelişimi için uygundur. Minik kitaplar da bu listeye eklenebilir.Bir de marakasları eklemeliyim. Ata'da çok işe yaramıştı.Ritim duygusunu destekler.Ritim duygusu gelişirse, sinir ve dolaşım sistemi daha sağlıklı olur.Artı olarak parmak kasları daha kolay gelişir.
9-12 ay arası:
Yer çekimini kavramaya başlayan bebişler artık ellerine ne geçse yere atmaya başlamışlardır. Bu küçük Newton'ların bu özelliğini desteklemek için yere atınca kırılmayan, parçalanmayan ama ses çıkaran oyuncaklar almak en doğrusudur. Küpler, şekilleri içine dizebildiği kovalar,tef, zil, davul ve minik bir org tavsiye edebilirim. Klavye tutuşu ve klavye çalışmaları mantık ve matematik zekasını geliştirir.Müzikle içiçe olması sağ ve sol lobların uyumlu çalışmasına ve daha da zeki olmasına katkı sağlayabilir.Dönen çarklar, kovalar, yoğurt kapları, cevizler, plastik tabaklar artık yeni oyuncakları olabilir.Bu dönemde bebekler sallamayı,bükmeyi, istiflemeyi çok sever.Herşey ikeşfetmek istedikleri için evin dolaplarını sürekli açıp indirmek ve tekrar istiflemek isteyebilirler.Burada anneler elleme cısssssssssssss demek yerine kırılmayacak, ona zarar vermeyecek nesneleri ortada bırakmalıdır.Plastik mutfak kapları,peçeteler alt raflara yerleştirilerek anne de bebek de mutlu mesut günler yaşayabilir. Aksi takdirde çocuğun araştırma hevesinin içine edilir ve bu çocuk okula başlayınca araştırmai ödev yapmak filan istemez.
12-15 ay arası:
İtilebilen, çekilebilen oyuncaklar ilgisini çekecektir. Belinin etrafından geçmeyen ve oturma kısmı olmayan yürüteç arabalar işe yarayabilir.
Küpleri sıralamak,
Kutuları veya küpleriüst üste dizmek,
Yan yana dizmek,
S çizmek yine çok iyi sonuçlar verebilir.
Oyuncakları kovalara doldurmak ve boşlatmak,
Kurmalı oyuncaklar yine hoşuna gidebilir.
Eğer yürüyorsa üzerine binip gezebileceği oyuncaklarla çok zevk alabilir.
Kırılmayan aynalar,
Peçeteler,
Bebekler,
Karton bebek kitapları,
Kapağı açılınca içinden çeşitli nesnelerin fırladığı kutular,
Şekillerin içine sokuşturuluduğu kovalar,
İtme çekme oyuncakları,
Büyük kumaş veya tüylü oyuncaklar gelişimine uygundur.
Oyuncak alırken dikkat edilmesi gerekenler:
-Pek çok uzmana ve Prof.Dr.Sabiha Paktuna Keskin'e göre oyuncakların bir düğmeye basıp onlarca ses ve ışık çıkarması bebeğe-çocuğa birşey kazandırmaz. Bunun yerine oyunca seçiminde dikkat edilmesi gereken farklı şeyler vardır:
-Oyuncak kesici, delici ve zarar verici olmamalıdır.
-Çıkardığı ses ve ışıklarla bebeği hipnotize edip, pasif hale getirmemelidir.(DİKKAT, OTİZM!DİKKAT HİPERAKTİVİTE VE DİKKAT DAĞINIKLIĞI SENDROMU)
-Birden fazla oyun oynanabilecek tasarımları olmalıdır. Örneği küplerle onları üst üste, yanya sıralama,yılan yapma,kovaya doldurma gibi 3-4 çşit oyun oynanabilir ve bu gibi durumlar ve oyuncaklar çocuğun zekasını yanında hayal gücünü geliştirir.
-Ahşap
-Temizlemesi kolay,
-Toksik madde içermeyen,
-Sinir bozucu sesler çıkarmayan,
-Sürekli ışıklar ve yüksek tempolu sesler çıkarmayan oyuncaklar seçilmedilir.
Biz Ata'ya ;bol bol küpler, legolar, lego arabalar, büyük tekerlekli arabalar,kocaman bir peluş köpek, içine şekilleri atabildiği bir araba, kurunca giden sevimli bir havhav, tel üzerinde şekilleri itebildiği oyuncaklar aldık son dönemde. Ayrıca; minik kaplar, iç içe geçen plastik saklama kapları, cevizler, kalın kartondan kitaplar, silindir şeklindeki DVD kutuları, oyuncak bir bebeklerle oynuyor.Çekebileceği bir araba ve itebileceği bir arabası var.
Evde ne varsa kaldırmadık elbette, kapılara güvenlik bantları taktık eli sıkışmasın diye. Kesici ve delici mutfak eşyalarını üst çekmecelere dizip koruyucu bantlarla kapattık ama alt raf ve çekmecelere peçete,örtü, amerikan servisi,plastik kapları bıraktık.O da mutlu biz de...Bibloları ve diğer şeyleri ellemek istediğinde yanına gidip cısss demiyoruz. SAdece neyin ne olduğunu anlatıyoruz. Oynamak isterse ellemesine ve almasına izin verip,araştırma hevesinin tatmin olmasını bekliyoruz. Elektronik eşyaları karıştırmak isterse orada müdahale edip sadece açma ve kapatma düğmesine yönlendiriyoruz.(Şimdilik)
1 Yaş Özellikleri ve Oyun - Oyuncak Seçimi

Atacığımız bir yaşına girerken sevgili Latife Tunç' un önerdiği Keyifli Tatlar mutfağına uğradık. Hande hanım pasta atölyesinde Ata için güzel bir pasta tasarladı.
Mmmmmm, mis gibi olan bu pastayı hem gören hem de yiyen herkes çok beğendi. Tavsiye ederim :)
1. yaşa gelindiğinde çok şey değişiyor. Uyku ve yemek düzeni daha da derinleşiyor, dil ve sosyal gelişim hızlanıyor, yürümeye geçiliyor derken o minicik bebek gidip karşınıza artık bir oyun çocuğu çıkıyor :)
Ata'cık önceleri oyuncaklarına 5 dakika kadar zaman ayırırken şimdilerde epey bir zaman harcayarak iyi vakit geçirmeye çalışıyor. Onu böyle izlemek çok keyifli doğrusu :)
Hepimiz biliyoruz ki ; çocukların yaşına uygun seçilen oyuncaklar zekasını geliştiriyor, kültürel gelişimini daha kaliteli hale getiriyor, sosyal yönünü güçlendiriyor ve duygusal olarak destekliyor.
Öncelikle hangi aylarda ne vermek lazım onları yazayım:
Doğumdan itibaren oyuncak kullanmaya başlayabiliriz ...
0-6 ay arası:
Parlak ve ses çıkaran dönenceler(15-20 cm uzağa ve sağ yanlarına asılmalı, bebekler genelde önce sağ taraflarına bakarlar), asılan oyuncaklar,üzerinde siyah-beyaz kontrast bulunan oyuncaklar,plastik halkalar...
Halkalı yani eliyle tutabileceği, yeri geldiğinde rahatça ısırabileceği çıngıraklar,
gelişimi için uygundur. Eliyle tutması kas gelişimini destekler, ısırmak ise onu epey rahatlatabilir. Bunlara imkan tanımak gerektiğini düşünüyorum.
6-9 ay arası:
Yıkanabilir bebekler, hayvanlar,halkalar, ısırması ve temizliği kolay hayvan vb şekilli oyuncaklar yine gelişimi için uygundur. Minik kitaplar da bu listeye eklenebilir.Bir de marakasları eklemeliyim. Ata'da çok işe yaramıştı.Ritim duygusunu destekler.Ritim duygusu gelişirse, sinir ve dolaşım sistemi daha sağlıklı olur.Artı olarak parmak kasları daha kolay gelişir.
9-12 ay arası:
Yer çekimini kavramaya başlayan bebişler artık ellerine ne geçse yere atmaya başlamışlardır. Bu küçük Newton'ların bu özelliğini desteklemek için yere atınca kırılmayan, parçalanmayan ama ses çıkaran oyuncaklar almak en doğrusudur. Küpler, şekilleri içine dizebildiği kovalar,tef, zil, davul ve minik bir org tavsiye edebilirim. Klavye tutuşu ve klavye çalışmaları mantık ve matematik zekasını geliştirir.Müzikle içiçe olması sağ ve sol lobların uyumlu çalışmasına ve daha da zeki olmasına katkı sağlayabilir.Dönen çarklar, kovalar, yoğurt kapları, cevizler, plastik tabaklar artık yeni oyuncakları olabilir.Bu dönemde bebekler sallamayı,bükmeyi, istiflemeyi çok sever.Herşey ikeşfetmek istedikleri için evin dolaplarını sürekli açıp indirmek ve tekrar istiflemek isteyebilirler.Burada anneler elleme cısssssssssssss demek yerine kırılmayacak, ona zarar vermeyecek nesneleri ortada bırakmalıdır.Plastik mutfak kapları,peçeteler alt raflara yerleştirilerek anne de bebek de mutlu mesut günler yaşayabilir. Aksi takdirde çocuğun araştırma hevesinin içine edilir ve bu çocuk okula başlayınca araştırmai ödev yapmak filan istemez.
12-15 ay arası:
İtilebilen, çekilebilen oyuncaklar ilgisini çekecektir. Belinin etrafından geçmeyen ve oturma kısmı olmayan yürüteç arabalar işe yarayabilir.
Küpleri sıralamak,
Kutuları veya küpleriüst üste dizmek,
Yan yana dizmek,
S çizmek yine çok iyi sonuçlar verebilir.
Oyuncakları kovalara doldurmak ve boşlatmak,
Kurmalı oyuncaklar yine hoşuna gidebilir.
Eğer yürüyorsa üzerine binip gezebileceği oyuncaklarla çok zevk alabilir.
Kırılmayan aynalar,
Peçeteler,
Bebekler,
Karton bebek kitapları,
Kapağı açılınca içinden çeşitli nesnelerin fırladığı kutular,
Şekillerin içine sokuşturuluduğu kovalar,
İtme çekme oyuncakları,
Büyük kumaş veya tüylü oyuncaklar gelişimine uygundur.
Oyuncak alırken dikkat edilmesi gerekenler:
-Pek çok uzmana ve Prof.Dr.Sabiha Paktuna Keskin'e göre oyuncakların bir düğmeye basıp onlarca ses ve ışık çıkarması bebeğe-çocuğa birşey kazandırmaz. Bunun yerine oyunca seçiminde dikkat edilmesi gereken farklı şeyler vardır:
-Oyuncak kesici, delici ve zarar verici olmamalıdır.
-Çıkardığı ses ve ışıklarla bebeği hipnotize edip, pasif hale getirmemelidir.(DİKKAT, OTİZM!DİKKAT HİPERAKTİVİTE VE DİKKAT DAĞINIKLIĞI SENDROMU)
-Birden fazla oyun oynanabilecek tasarımları olmalıdır. Örneği küplerle onları üst üste, yanya sıralama,yılan yapma,kovaya doldurma gibi 3-4 çşit oyun oynanabilir ve bu gibi durumlar ve oyuncaklar çocuğun zekasını yanında hayal gücünü geliştirir.
-Ahşap
-Temizlemesi kolay,
-Toksik madde içermeyen,
-Sinir bozucu sesler çıkarmayan,
-Sürekli ışıklar ve yüksek tempolu sesler çıkarmayan oyuncaklar seçilmedilir.
Biz Ata'ya ;bol bol küpler, legolar, lego arabalar, büyük tekerlekli arabalar,kocaman bir peluş köpek, içine şekilleri atabildiği bir araba, kurunca giden sevimli bir havhav, tel üzerinde şekilleri itebildiği oyuncaklar aldık son dönemde. Ayrıca; minik kaplar, iç içe geçen plastik saklama kapları, cevizler, kalın kartondan kitaplar, silindir şeklindeki DVD kutuları, oyuncak bir bebeklerle oynuyor.Çekebileceği bir araba ve itebileceği bir arabası var.
Evde ne varsa kaldırmadık elbette, kapılara güvenlik bantları taktık eli sıkışmasın diye. Kesici ve delici mutfak eşyalarını üst çekmecelere dizip koruyucu bantlarla kapattık ama alt raf ve çekmecelere peçete,örtü, amerikan servisi,plastik kapları bıraktık.O da mutlu biz de...Bibloları ve diğer şeyleri ellemek istediğinde yanına gidip cısss demiyoruz. SAdece neyin ne olduğunu anlatıyoruz. Oynamak isterse ellemesine ve almasına izin verip,araştırma hevesinin tatmin olmasını bekliyoruz. Elektronik eşyaları karıştırmak isterse orada müdahale edip sadece açma ve kapatma düğmesine yönlendiriyoruz.(Şimdilik)
Etiketler:
1. yaş,
çocuk gelişimi,
oyun,
oyuncak,
zeka gelişimi
3 Eylül 2010 Cuma
Tweet
Oyun halkalarla neler yapılabilir? Oyunlarımız Vol .I
Birden çocukluğa yani oyun çocukluğuna geçmiş olan Ata ile birlikte yaptıklarımız keyifli vakitler yaratıyor...
Ce-e oyununa ellerimizle yüzümüzü kapatarak oyanamaya çok erken başladık, öyle ki hatırlamıyorum bile:) Sonra bir eşyanın arkasına saklanarak devam etti. Sonra saklambaça dönüştü. Emekleme sürecinin katkısı büyük bunda.
Şimdilerde ise oturup oyuncaklarımızla oynayarak zaman geçiriyoruz.
Halkalarla kule yapıyoruz sık sık. Sonra onları tek tek çıkarıp yine tek tek takıyoruz. Sırasıyla takıp çıkarabilmesini sağlamak için her defasında anlatarak ve aynı uyaranları vererek gerekli beceriyi gösterebilmesini sağlamaya çalışıyorum...

Bir başka vesiyonu ise halkaları (4 taneler) el ve ayak bileklerine takmak ve çıkarmasını istemek olabiliyor.
Sonra aynı halkaları yuvarlamaya başlıyoruz.
Diğer bir versiyonu ise halkaları eksenleri etrafında döndürmek ve kendi kendilerine durmalarını izlemeyi başarabilmek. Konsantre olmayı öğretmek kadar zihinsel ve dil gelişimini destekleyen bir yapı yarattığımı düşünüyorum.
Bu oyuncakla daha çeşitli versiyonlar yaratmak mümkün.Halkaları yerde yanyana diziyorum ve renkleriyle sayıyorum bazen. Büyük halkadan küçüğe doğru sayıyorum mesela. Sarı, turuncu, mavi, yeşiiillll :) Haydi bir daha...
Bazen en büyüğü ve en küçüğü alıp gösteriyorum "Bu büyük bu küçük" gibi. Aslında tek bir kavram üzerinden gitsem daha iyi olur tabi. Çünkü aynı anda iki kavram için henüz küçük. Mesela "büyük halkayı alalım, büyük halkayı yuvarlayalım, büyük halkayı bileğimize takalım, büyük halkayı döndürelim"...gibi bir oyun daha makul ve mantıklı olabilir. Şimdi yazarken aklıma geldi :)
Dur bunu yarın bir deneyeyim :)))
Sevgiler
Ce-e oyununa ellerimizle yüzümüzü kapatarak oyanamaya çok erken başladık, öyle ki hatırlamıyorum bile:) Sonra bir eşyanın arkasına saklanarak devam etti. Sonra saklambaça dönüştü. Emekleme sürecinin katkısı büyük bunda.
Şimdilerde ise oturup oyuncaklarımızla oynayarak zaman geçiriyoruz.
Halkalarla kule yapıyoruz sık sık. Sonra onları tek tek çıkarıp yine tek tek takıyoruz. Sırasıyla takıp çıkarabilmesini sağlamak için her defasında anlatarak ve aynı uyaranları vererek gerekli beceriyi gösterebilmesini sağlamaya çalışıyorum...
Bir başka vesiyonu ise halkaları (4 taneler) el ve ayak bileklerine takmak ve çıkarmasını istemek olabiliyor.
Sonra aynı halkaları yuvarlamaya başlıyoruz.
Diğer bir versiyonu ise halkaları eksenleri etrafında döndürmek ve kendi kendilerine durmalarını izlemeyi başarabilmek. Konsantre olmayı öğretmek kadar zihinsel ve dil gelişimini destekleyen bir yapı yarattığımı düşünüyorum.
Bu oyuncakla daha çeşitli versiyonlar yaratmak mümkün.Halkaları yerde yanyana diziyorum ve renkleriyle sayıyorum bazen. Büyük halkadan küçüğe doğru sayıyorum mesela. Sarı, turuncu, mavi, yeşiiillll :) Haydi bir daha...
Bazen en büyüğü ve en küçüğü alıp gösteriyorum "Bu büyük bu küçük" gibi. Aslında tek bir kavram üzerinden gitsem daha iyi olur tabi. Çünkü aynı anda iki kavram için henüz küçük. Mesela "büyük halkayı alalım, büyük halkayı yuvarlayalım, büyük halkayı bileğimize takalım, büyük halkayı döndürelim"...gibi bir oyun daha makul ve mantıklı olabilir. Şimdi yazarken aklıma geldi :)
Dur bunu yarın bir deneyeyim :)))
Sevgiler
Etiketler:
çocuk gelişimi,
dil gelişimi,
motor gelişimi,
oyun,
oyuncak,
zeka gelişimi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
