emzirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emzirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2011 Salı

Magnezyum, B12, Folik Asit Yetersizliği ve İlaçlarım

Uzun süredir halsizlik, yorgunluk, uyku sorunları, baş dönmesi, çarpıntı ve benzeri bir dolu şikayetle yaşıyordum. Hepsini yaşadığım depresyona bağlayıp sürekli olumlu telkinlerle ayakta durmaya çalışıyordum.

Meğer durum başkaymış annelerim.

Sabah uyandığımda ayaklarımın üstüne basmakta güçlük çekiyordum. Geçen hafta bu tür şikayetlerim şiddetlendi ki, ciddi ciddi yürüyemez oldum. Kaslarım tutulmuş, ayaklarım birbirine dolanır olmuştu. Bir kaç gün kıpırdamadan yatıp iyileşemeyince anladım ki bu işte bir iş var. Nörolojiye gittik. Testler ve tahliller sonunda anlaşıldı ki sebep alt sınırda seyreden magnezyum, b12 ve folik asit miktarı. Hemen takviye yazdı doktor. Aklıma "20 aya yakın bir emzirme süreci yaşadım, onun etkisi var mıdır" diye sordum. Doktor "çok fazla etkilemez" dedi. "İyi de ben kendini sürekli ihmal eden biriyim, takviye ilaç almadım ki..." dedim. Cevap olarak "Etkilemeeeezzz" demesin mi???! Uzatmadım.



Ama ilk fırsatta okudum araştırdım. Adım gibi eminim ki, sebebi uzun süre emzirmeyle vücuttan eksilen mineral vesaire kaybı. Yerine yenisi koy(a)mayan ben artık neredeyse kötürüm olmuştum. Sorun buydu bence. Emzirme döneminden sonra da homini gırtlak yemeye devam ettiğimi görenler bilirler. Demek ki takviye almaya ihtiyacım varmış, dengeli değilmiş beslenme biçimim. Uzmana danışsaymışım keşke.

Daha bilinçli ve sağlıklı bir anne olmak zor değil aslında. Emziriyorsanız aklınızda bulunsun;Beslenme ve Diyet UZmanıDilara Koçak yazmış.
Emziren Annenin Beslenmesinde Dikkat Etmesi Gerekenler.

Vücudunuz 1 ml süt salınımı için yaklaşık 7 kalori harcar.

  • Protein yeterli miktarda alınmalıdır. Özellikle balık haftada en az 2 kez tüketilmelidir.

  • B12 vitamini süt verimliliği için önemlidir. En iyi kaynağı ise, yağsız kırmızı et ve yumurtadır.


  • Kalsiyumun yeterli alınması, annenin kemik sağlığı için önemlidir. Kadınlardaki osteoporoz riski unutulmamalıdır.


  • Folik asit gebelik döneminde olduğu kadar, emzirme döneminde de önemlidir. Yeşil yapraklı sebzeleri bol yemek gerekir.


  • B vitamini tüketimi de yeterli olmalıdır. Bunun için tam buğday, bulgur ve kuru baklagiller tercih edilebilir.


  • Magnezyum ve çinko her kadın için yaşamın her döneminde önemlidir. En iyi kaynaklarından biri ise fındık‘tır


  • D vitamini anne sütünde yeterli değildir. Bebeğe yapılan takviyeye rağmen, güneşli havalarda her gün 15-20 dakika açık havaya çıkarmak, bu vitaminin sentezi için faydalı olur.


  • Kompostolar şekersiz hazırlanabilir. Bunun için meyvelerin doğal şekeri yeterlidir.
    Demir eksikliğiniz varsa, meyve sularına pekmez veya kuru üzüm ekleyebilirsiniz. Basit şeker tüketmeniz gerekli değildir.


  • Tatlı yemek isterseniz, gaz yapmayacak şekilde sütlü tatlıları tercih edebilirsiniz.
    Süt protein, karbonhidrat ve kalsiyum açısından ideal dengeye sahiptir ve emzirme döneminde süt tüketmeye özen göstermeniz gerekir. Gaz yaparsa, laktozsuz sütleri tercih edilebilirsiniz. Probiyotik ve prebiyotikler de kullanılabilir.


  • Bilimselliği kanıtlanmasa da soğan, ısırgan otu çayı ve malt, süt salınımına genelde pozitif etki yapmaktadır.


  • Emzirse de emzirmese de bir annenin, yetişkin her kadının risk altında olduğu durumlarmış bunlar. Bahsettiğim şeylerin eksikliği küçümsenecek boyutta şeyler değil anlaşılan.
    Peki magnezyum eksikliğinin belirtileri nelerdir? diye soracak olursak:

    Uyuşukluk, uyuzluk, sinirlilik, çarpıntı, dikkatsizlik, kaslarda kramplar, dalgınlık, uyku sorunu, iştahsızlık (bu bende pek olmadı çoğunlukla öküz gibi yemek yeme atakları yaşadım) tansiyonun yükselmesi, kalp çarpıntısı, depresyon, anksiyete, çok daha yüksek dozda magnezyum noksanlığı ölümle bile sonuçlanabiliyormuş.Okumak isterseniz işte hepsi burada Videolu anlatımı ise burada

    B12 eksikliğinin belirtileri nelerdir? Onu da araştırdım. Şöyle:
    Unutkanlık, yorgunluk, çökkün ruh hali, depresyon, el ve ayaklarda uyuşma, çarpıntı, nefes darlığı, kilo kaybı... gibi Konuyla ilgili olarak daha ayrıntılı bilgiyi buradan alabilir, videolu anlatımını buradan bulabilirsiniz.

    Folik asit eksikliğinin belirtileri nelerdir?
    B12 nin hemen hemen aynısı. Depresifim, yorgunum, ay uykum var, bugün ne uyuzum, aç değilim, sersem sepetim. Öyleyim, böyleyim... Hamilelerin folik asit takviyesi yapması şart üstüne şart yoksa spina bfida oluşabilir, aman dikkat.

    Ne yapmalı ne yemeli?

    Liste bulmak mümkün belki ama onun yerine diyetisyene gidip bütün bu eksiklikleri takviye etmenin en profesyonel yolunu seçeceğim. Çünkü kan değerlerimde sadece bu üçü, yani: magnezyum, b 12 ve folik asit düşük. Uzmanın önereceği besinler ve takviyelerle yoluma devam etmek bence en akıllıcası.

    Uzun lafın kısası, ben ettim siz etmeyin sevgili anneler. Beslenmenize çok dikkat edin, kan değerlerinizi ölçtürün, emzirirken takviye almayı unutmayın. Bunca şeyin eksikliği yorgun ve gergin bir anne olarak geri dönüyor. Ata'cığıma ve öğrencilerime karşı herzaman sakin ve sabırlı olmaya özen gösteriyorum iş yetişkinlere gelince öyle olmuyordu vallahi. En ufak şeye dahi sabredemez yada hayattan bir şey anlamaz olmuştum. -Di'li geçmiş zaman kullanıyorum farkındaysanız çünkü takviyeleri almaya başladığım günden bu güne olumlu yönde çok şey değişti. Umarım bir daha kendini ihmal eden enne modeli olmam, dikkat ederim.

    Bir daha yazayım, ben ettim, siz etmeyin, kendinizi ihmal etmeyin.

    15 Temmuz 2011 Cuma

    Emzirme Danışmanı Beyhan Numan ile Söyleştik

    Sevgili Beyhan hemşire bir emzirme danışmanısınız. Mesleğinizi anlatın bize. Emziren anneler ve anne adayları için çok önemlisiniz :)
    Merhaba Aylin' ciğim. Evet, ben hemşire kökenliyim, yeni doğan yoğun bakım hemşiresiyim. Son 8 veya 9 yıldır da emzirme danışmanlığı yapıyorum. Uzun yıllar Amerikan Hastanesin’de çalıştım. Son 7 aydır da serbest herhangi bir yere bağlı olmadan çalışmaktayım. Emzirme Danışmanlığı ülkemizde çokça yaygın ve bilinen bir şey değil. Yurtdışında ise oldukça yaygın bir birimdir.
    Ben öncelikle emzirme danışmanı kime denir ve neler yapar ona değineyim istersen. “Emzirme sürecinde anne ve bebeğe emzirme ile ilgili her konuda destek veren , bu konuda EĞİTİM ve uzun yıllar çalışmış uzman kişiye emzirme danışmanı denir” Evet, zor ama mesleğimi çok seviyorum. Zorlukları; Türkiye’de pek oturmuş bir birim ya da meslek değil. Biraz zamana ihtiyaç var hele mamayı seven bir toplum ve hekimlerimiz varken bu işi yapmak biraz zor oluyor. Yine, büyük aile fertleri ikna etmek ve onların tabularını yıkmakta zor. Ama bunlar aşılmayacak şeyler değil. Yeter ki canı gönülden bunu isteyelim ve yapalım.



    Emzirme nedir? Nasıl tanımlıyorsunuz?
    Emzirme anne ve bebek arasında oluyor, üçüncü kişi ile olmuyor BEN emzirmeyi DANSA benzetiyorum siz ve partneriniz yani bebeğiniz… Benim görevim kaçırmış olduğumuz ritmi dışarıdan yerine oturtmak, küçük dokunuşlarla ve sözlerle…

    Emziren anneler size ne zaman danışmalı?
    Burada annenin azmi sabrı ve ne istediği önemlidir. Anneler doğum öncesi veya doğum sonrası başvurabilirler. Doğum öncesi emzirme eğitimi alarak tanışabilirler. Sonrasında ise anne ve bebeğin buluştuğu ilk andan emzirme süreci boyunca destek alabilirler... Emzirme ile ilgili sorunlarda destek alabiliyorlar.

    Anne sütünü arttırıcı önerileriniz var mı, varsa neler, hemen alalım :)
    Anne sütünü ne arttırır? Bir kere keyif alarak dans etmeli partneriyle (emzirme ) Anne bu arada etrafından yardım almalı, bütün her şeyi kendisi yüklenmemeli. Anne sütü yetersizliğinde pratik veya teorik nedenler mi, yoksa yapısal nedenlerden dolayı mı bunu bilmek gerek. Eğer teorik ve pratik ise çözüm kolay yapısal ise biraz zor .Burada önemli olan dansa devam emzirme ilk dans ama sonra önümüzde o kadar çok danslarınız olacak ki onlara doğru yönelmek..dediğim gibi “beden doğurur yürek büyütür”...

    Anne emzirme dönemi boyunca kendini ve bebeğini stresten korumak için ne yapmalı?
    Öncelikle keyif almalılar ve emzirmeyi bir iş veya görev olarak görmemeliler. Sevdiğim bir söz “beden doğrur yürek büyütür”, yine tekrarlıyorum. Bebek doğar doğmaz ilk dakikada meme ile tanışması memeyeyi emmeye bilir. Yalaması bile süt oluşumunu tetikler. Bebek her istediğinde emzirilmeli. Saat endeksli olmamalı. Bol sıvı tüketmeli, dinlenmeli stresten uzak olmalı. Emzirme sonrası memeler dolu ise boşaltılmalı süt üretimin devamı için. Form çaylarından emzirme sürecinde biraz uzak kalınmalı süt üretimini azaltıyor adaçayı, yeşil çay vb gibi…

    Kendinize nasıl zaman ayırırsınız?
    Bekarım, belki günün birinde bende anne olurum . Boş zamanlarımda dalarım lisanslı voleybolcuyum, motor kullanırım. Son 6 ay içinde yoga ile tanıştım ve hayatımın büyük bir bölümünü kaplıyor o kadar etkilendım ki bebek yogası eğitimi aldım. Birthlight; anne ve bebeklerinde yoga keyfinden mahrum kalmalarını istemiyorum. Hadi anneler hem emzirelim hem yoga yapalım

    19 ay emzirmiş ve hastalık nedeniyle bırakmış bir anne olarak emzirme macerama katkısı olan insanlardansınız. Size çok teşekkür ederim. Bu güzel enerjinizi neye borçlusun.

    Enerjimi nerden alıyorum??? ...çok zor bir soru...hayatı seviyorum..enerjimi küçük meleklerden alıyorum ...Bakışları,gülüşleri ve kokularından desemmm ... :)

    Vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim size Beyhan hemşire. Umarım dediğiniz gibi emzirme danışmanlığı ciddi bir şekilde eğitim almış kişilerce ve kurallarına uygun, profesyonelce gelişir, uygulanır. Şimdiye değin emziren annelere verdiğiniz destek için bir kez daha teşekkürler.

    Emzirme Danışmanı Beyhan Numan İletişim:www.emzirmedanismani.com
    GSM: 533 282 6627
    Emzirme Danışmanı Beyhan NumanFacebook Sayfası

    8 Temmuz 2011 Cuma

    Hastane bavulunuz hazır mı?

    Bebek yolda, hatta artık karnınızda son haftaları. Geldi gelecek, bir süpriz yapabilir yada doğum tarihini geciktirebilir. Ama olsun, son dakikaya kalmaması için 7. aydan itibaren hastane bavulu hazırlanmalı ve o hastane bavulu doğum için sabırla bir kenarda beklemeli bence.

    Ata' yı beklerken 7. ayda bavulu hazırlamış, kapının kenarına koymuştum. Normalde bu kadar titizlenmem ama ne olur ne olmaz demiştim kendi kendime. O minicik tulumları, zıbınları ( ki bence acayip kullanışsız şeyler) yıkayıp ütülerken çok duygulanmıştım. Hatta ve hatta salya sümük ağlamıştım. Hamilelik işte... Ona buna ağlıyor insan :)

    Önce hastane için ayırdığım bebeğimin cicilerini sabun ile yıkadım. Bir güzel ütüledim. Sonra bir tülbent ile bohça gibi yapıp kenarlarına nazar boncuklu iğneler eklemiştim. Sonra kendi kıyafetlerimi ve gerekli şeylerimi hazırlamıştım. Bir de doğumhaneye verilecek bebek kıyafetlerini ayrıca paketleyip üzerine "doğumhaneye verilecek bebek kıyafetleri" yazıp Ata'nın adını sanını iliştirmiştim. Böyle durumlarda işi şansa bırakmaya ve zaman kaybetmeye tahammülüm olamazdı sanırım.

    İşte doğum için gerekli çantanın içindekiler listesi:

    Anne İçin

    1.Gecelik - 2-3 takım Emzirme için uygun olmalı.
    2.Sabahlık - 1 takım Ziyaretçiler geldiğinde yada yürünmesi gerektiğinde.
    3.Çorap
    4.Terlik
    5.Külot - Bol bol Hamile külotları da uygun olur.
    6.Emzirme sütyeni - 2 adet
    7.Göğüs pedi - 1 paket
    8.Hijyenik ped - 1 paket
    9.Diş fırçası
    10.Diş macunu
    11.Tokalar
    12.Makyaj malzemeleri
    13.Hafif kokulu deodorant
    14.Losyon
    15.Kirli çamaşır torbası
    16.Fotoğraf makinesi - Şarj cihazı pili vb.
    17.Kamera - Şarj cihazı pili vb.
    18.Kullanılan ilaçlar ve reçeteler
    19.Evlilik ve nüfus cüzdanı
    20.Sağlık sigortası belgeleri

    Bebek İçin
    1.Bebek bezi - 1 paket Küçük boy
    2.Islak mendil - 1-2 paket
    3.Hastane çıkış seti - 2 adet
    4.Tulum - 2-3 adet
    5.Yelek-hırka vb. - 1-2 adet Her ihtimale karşı
    6.Havlu 3-4 adet Küçük boy
    7.Önlük 3 adet
    8.Battaniye İnce bir adet olması önemli.
    9.Kirli torbası
    10Ana kucağı-bebek taşıyıcısı
    11.Biberon Her ihtimale karşı
    12.Pişik kremi Nivea' nınkinden çok fayda görmüştüm.
    13.Anı defteri Dilek ağacı da olabilir.
    14.Bebek şekeri Ben kendim yapmıştım.
    15.Nazar boncukları İnanıyorsanız, ihmal etmeyin :)
    16.Oda süsleri Balonlar, kapı süsleri vesaire.
    17Bebeğe dinlettiğiniz cdler Müzik yayını için gerekli diğer techizat.



    Ayrıca refakatçiler için atıştırmalık birşeyler de bu listeye eklenebilir. O gününüzü özel kılacak bir fotoğrafçı davet edip özel bir albüm oluşurabilirsiniz. Bizim fotoğraflarımızı hem eşim Çağatay Atasağun hem de sevgili dostumuz, fotoğrafçımız Neriman Kaftancıoğlu çekmişti.

    Doğum anına kadar stresi tavan yapan ben, doğumdan sonra acayip gevşemiştim. Keşke daha relaks olsaymışım. Müzik dinleyip daha da gevşeyebilirdim belki ama aklıma bile gelmedi. Bir de keşke daha kolay emzirebileceğim bir kıyafet seçseymişim. Üzerimdeki geceliğin süsünden püsünden epey bir zorluk yaşamıştım :) Acemilik işte :)

    Doğum yapacak anne adayları, naçizane tavsiyem; siz siz olun, o gün bol bol gülümseyin, güzel görünün, bebeğinizi koklayın, saate aldanmayın, istedikçe emzirin. İç seslerinizi hep takip edin. Kafanızın karıştırılmasına asla izin vermeyin.

    Sağlıklı ve mutlu doğumlar, mutlu günler... Sütünüz ve neşeniz bol olsun.

    16 Mayıs 2011 Pazartesi

    Terrible Two Şekerim

    Ata' yı daha doğurmamıştım, "bak teribıl tuu diye bir şey var, aman ha, dikkat et" dediler. "O nedir öyle, aman yarabbi! Çok fena olmalı ki daha doğurmadan tembihliyorlar" diye tutuştuğumu hatırlıyorum. Biraz araştırınca 2 yaş yani anal dönem - bağımsızlık evresi sıkıntıları olduğunu gördüm.

    Oysa benim doğum, emzirme, gaz, süt, , uyku, beslenme, kilo, bebek bakımı, pişik kremi, banyo ... gibi konularda rahatlamaya ihtiyacım vardı.:)

    Uyku konusunda rastladığım en güzel yazılardan birine sevgili Aslı Tür' ün blogunda okumuştum. Oradaki bu şahane yazıyla anneliğim yeni bir rotaya ve plana oturmuştu.

    Aslı Tür'e anneliğime ve Ata'ya olan katkılarından dolayı sonsuza dek teşekkür ediyorum.

    Daha sonrasında ise Türkiye'deki doğal ebeveynlik öncülerinden Psikolog Nilüfer Devecigil'i izlemeye başaldım. Bir de şu sözü çok işime yaramıştı: Ebeveyn çocuğunu zeki diye algılarsa, çocuğun kendini tecrübesi de zeki olur. Ebeveyn çocuğu ile olmaktan keyif alırsa, o da kendi ile olmaktan keyif alır. Eğer ebeveyn ona ilgi gösterir, onla neşe duyar ve onu severse; çocukta kendini ilginç, neşe veren, ve sevilen biri olarak algılar. Onların kendilerini tanıma tecrübesi, bizim onlarla olan ilişkilerimizde saklı

    Onca şeyin özeti şuydu: "bebek doğduğu andan itibaren bol bol kucaklanacak. Kucağa alıştırılacak. Bol bol emzirilecek. Bebeğe saygılı olunacak, işaretleri iyi okunacak, çocuk oluncaysa zıtlaşılmayacaktı."

    Zaten böyle yapınca asabi bir karakter yerine uyumlu, sakin, ne istediğini bilen biri olarak temelini oluşturacaktı.

    Netekim öyle de oldu.

    Ata bir kucak bebeği. Annesi yorgan döşek hasta olana kadar emdi;19 ay. Annesiyle uyudu, sık sık kucaklandı, yeri geldi kucaktan inmedi, indirilmedi. "Uslu, sakin, akıllı, zeki, ne istediğini bilir benim oğlum" şeklinde bir algıyla yaklaştım. Bebeğimi kurallar yığınıyla yetiştirdiğimi sanıp içini daraltmak yerine sade ve derin bir ilişki kurmayı denedim.

    Sanırım bazı şeyleri başardım, başardık.

    Şimdi sevgili Deli Anne'ciğimin de yorumladığı gibi"teribıl tuu" zamanı aslında. Ve dediklerinde yerden göğe kadar haklı. Ata' yı inceleyince şunu söyleyebilirim: İki yaş krizleri geçirmemesinin, asabi olmamasının ve gerilmemesinin alt nedenleri işte yukarıda saydıklarım. Bir de Ata'ya yalan atıp,yanıt vermem gerektiğinde sallamadım hiç. Neyse konu kısa ve net cümlelerle anlattım. Gördü ki anne-baba onu ciddiye alıp sakin sakin konuşmayı deniyor, şimdilerde o da aynısını denemeye çalışıyor o küçücük kalbiyle.

    Minik kuzum benim :)

    Kızmıyor mu, evet. E ama haklı, kim kızmıyor ki? Arada olacak haliyle. Bu tür durumlarda Harvey Karp'ın notlarını sık sık gözden geçiriyorum. Şu fast food kuralı çok işe yarar birşey.

    Hani arkadaşımıza derdimizi anlatıp anlatıp sonunda "amaaan takma kafana boşver" gibi laflar duyunca moralimiz bozulur,kendimizi hafife alınmış hissederiz ya... Hah! işte çocuklara bunu yapmamak lazım. Bu küçük hanımları ve beyleri hafife almamak lazım. Yaşı, ayı, günü ne olursa olsun. Anında anlayış anında empati şart üstüne şart. İşte bu yüzden fast food kuralı çok işe yarar bir durum.

    Bir örnek:
    "Ata servis kaşığıyla çorbasını içmek istiyor"(Anne bunu en az 10 kere tekrar eder). Deli gibi süren bu tekrarın ardından Ata gevşer bir şekilde kaşığı bırakır.

    Ağlama anında her neye ağlıyorsa o isteğini sıkça tekrar edip anladığımı söylerken daha az yorulduğumuzu hissediyorum. Kucağıma alıp sırtını okşuyorum. Bır bır bır bır konuşup o gergin haliyle çocuğun kafasını şişirmiyorum. Susuyorum, ağlamasını dinliyorum. Uzun nutuklar, durumu açıklamaya çalışmalar filan pek yok hayatımızda.

    Yani özetle: bana yapılmasını istemediğim şeyleri oğluma yapmıyor, yapılmasını istediğim, beklediğim şeyleri ise olabildiğince uygulamaya çalışıyorum.

    Hatalarım yok mu?

    Dolu...

    Ama,ancak ben ne istediğimi ve Ata' nın ne istediğini iyi biliyorum.

    Gerisi teferruat :)

    3 Mayıs 2011 Salı

    Bir haller oldu benim oğluma

    Neredeyse bir ay oluyor hasta olup yataklara düşeli. O gün bugündür yatak istirahatiyle geçiyor zaman. Ancak bugün ilk defa kalkıp yemek yaptım, mutlu oldum kendi kendime. Oh be! Nerede hareket orada bereket dedim içimden. Zaten perşembe günü işe başlıyorum. Artık hiçbirşeyiciğim kalmaz benim! ;)

    Ancak ilk günden bu yana geçen zaman diliminde hasta olmama değil, Ata' nın bundan çok etkilenmesine üzüldüm ben. İlk günler kendimi bilmez halde yatarken "anneeee!kalk!" diyor, ayağıma terliklerimi giydirmeye çalışıyordu. Annesinin sürekli yatması, konuşmaması çok sıkıcıydı, belli.

    Daha iyi olduğum zamanlarda yanıma gelip oyun oynamak istedi. Elimden geldiğince ilgilendim ama O'na göre yine garipti. Niye kalkmıyordu ki bu anne yataktan???

    Evde mızır mızır mızırdanan bir çocuk olmuş ,sürekli tv istemeye başalmıştı.

    En kötüsü memeden kesilmişti.

    İlk hafta artık fiziksel olarak anne dğilim ama Ata' nın kendi kendine uyumasından gurur duyuyorum demiştim. Erken konuşmuşum, boşuna sevinmişim.

    Ata kendi kendine filan uyumuyor işte!

    Bir o yana bir bu yana kendini savurarak yatağın içinde sersem sersem geziyor. Sonra sarılıyoruz, uyumamamak için sürekli bir şeylerden bahsediyor. Sohbetimiz sırasında fısıltıyla konuşup, gevşemesi için masaj yapıyorum paşazadeye. Efendim eğer lüzum görürlerse ve beğenirlerse yavaş yavaş dalıyorlar uykuya. Yoksa 1 saat debeleniyoruz.

    Bütün bunların tek sebebi var bence, memeden kestiğim için bana çok kırgın Ata. Hatta kızgın. Eskiden meme isterdi, sinirini stresini meme istemekle atardı. Artık biliyor ki meme de yok. Ümidi kestiği için meme demiyor haliyle. Ama kızgın işte. Keyifli bir uykuya dalış biçimiydi memeyle uyumak. Ben bu keyfini, bu çok güzel şeyi onun elinden aldım. İstediğim kadar öpüp koklayayım, meme vermiyorum ki ona!!! Bu nedenle kızgın bence ve bir şekilde bu öfkeyi yaşamak istiyor.

    Nereden mi biliyorum?

    Az önce Ayşe Hanım geldi, yemek yedik, uykusu geldi bizimkinin. Uyutmadan önce, elimi yıkayıp lavabodan çıkana kadar, gidip yatağına yatmış. Ayşe hanım hadi Ata'cığım kapat gözlerini uyu bir tanem, demiş, sırtını sıvazlamış. 1 dakika geçmeden uyumuş benim oğlum.

    Off, ne diyeceğimi bilemiyorum.

    Hadi bakalım, dön gül dön ağla Aylin Anne...

    Not:Bu kadın kendine imaj yapmak için evden çıkar. Bakalım hangi kılıkta geri dönecek.

    28 Nisan 2011 Perşembe

    Artık fiziksel olarak anne değilim, ama...

    İlk gün:

    Bundan 1o gün önceydi; doktora gittim, inceledi, baktı etti ve yapılması gerekenleri anlatırken "artık emziremezsiniz" deyince şoka girip, "durun ben bunu bir düşüneyim" gibi garip bir laf etmiştim. Sanki düşününce anında iyileşecekmişim gibi gelmişti, ne yapayım. Çaresizlik işte. Sonra eşime ve doktorun yüzüne bekıp "ben buna hazır değilim" Ata hiç değil. O ana kadar emzirme odası aramış, 1 metre karelik bir odacığın önündeki izdahamı görüp arkamıza bakmadan kaçmıştık. Bu nedenle Ata hala daha "meme meme meme" diye sayıklıyordu.

    Çıktık; meme diye yolda yakamı bağrımı yoldu.
    Eve geldik; meme diye üstümü paraladı.
    Uykusu geldi ; meme diye ağladı.
    Artık dayanamadım ben de ağlamaya başladım. İlaçları içmiştim çoktan. Artık süt veremezdim. Kayınvalidem aldı, kucakladı ve uyuttu.

    Akşama kadar ara ara başıma gelip, "anne meme" dedi bir kaç kez. Öpüp koklayıp şakalaştım önce. Kendimi geceye hazırlamak zorundaydım bir yandan.

    Dırırırırırımmm! Gece oldu. Oğlum, yavrum, canım, bebeğim "anne meme" diye ağlamaklı bir sesle yanıma geldi. Kucakladım, göğsüme yatırdım. Çok yumuşak bir sesle konuşmaya başladım.
    -"Ata'cığım, hatırlıyor musun, bugün doktora gittik. İlaç verdi, artık Ata'ya süt veremezsiniz, ilaçlar yüzünden hasta olur, dedi. Sonra seni kucağına aldı, sevdi, sarıldı" ... Hatırlıyor musun annecim?
    -Ata: ( ağlayarak )Doktor..... meme meme memmmmeeee mmeeemmmmmeeeeee
    ....!!!!

    Baktım ki oğlum "ben anlamam! banane! meme!" diyor...

    -"Atacım, ağlamakta çok haklısın bir tanem. Ben olsam ben de ağlardım. Ah canım yavrum. Ağlamana dayanamıyorum ama şimdi kollarımdasın. İstediğin kadar ağlayabilirsin. İstediğin kadar bana kızabilirsin. Çok haklısın bir tanem. Kollarımdasın, seni hiç bırakmıyorum. Sana sarılıyorum, seni öpüyorum, kokluyorum. Seni çok seviyorum. Meme vermediğim için seni sevmiyorum sanma. Seni çok seviyorum. Ağla bebeğim, peki... Ağla..."
    -Ata: "peki, peki, peki, peki, annnnneeeee, ühüüüü, memeeeeeeeeeee...."

    Bu ağlama 15 dakika kadar sürdü sonra uykuya daldı. Sabah kadar göğsümden indirmedim.

    İkinci gün

    İlk gün kadar net hatırlamıyorum aslında. Ancak her istediğinde doktorun dediklerini, artık veremeyeceğimi, onu çok sevdiğimi... kucağıma alıp sıkı sıkı sarılarak anlattım. Ağlamasını, verdiği bütün tepkileri saygıyla kabul ettim. Gece yine göğsümde ağlayarak uyudu. Ama biraz daha kısaydı belki; fakat ilk günkü gibi derinden sızlatmıştı kalbimi. Sonra aklıma komik tekerlemeler, kısacık bir dandini dandini, ardından apartmanın içinde ve dışında kim varsa uyku yoklaması çekme fikri geldi.

    Üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci günlerde bunu uyguladım. Babanne uyumuş, Semen Abla uyumuş, Avukat amca uyumuş, Aysel teyze uyumuş, Dilek Hanım uyumuş, Yelda uyumuş.... apartmanda kim varsa fısıldayarak saydım. Sonra alt kattaki veterinerdeki 10 tane yavru kediye isim takarak şaşmaz bir sırayla saydım. Bıcır uyumuş, gıcır uyumuuuşşş, minnoş uyumuşşş... sonunda bir kaç kez meme isteyip uyumaya geçti. Ama bu formül acayip işe yaradı. Sanırım her defasında memesiz uyuması gerektiğini anladı. Dördünce gece miydi, tam hatırlamıyorum. Kucağıma alır almaz; "Semen???" dedi. Uyumuş Atacığım, "Bababi(babanne)???" "uyumuş" dedim. Sonra bir baktım benim Ata uyumuuuuşşşş. Süper! Bu uyku yoklamasını çok sevdi ve kendini iyi hissediyor. Bu hep birlikte uyuma sloganı çok işe yaradı. Zaten tam zamanıydı.

    Son günlerde ise "Atacığım hadi hep beraber uyuyalım" diyorum. Birbirimize sarılıyoruz. Biraz ninni söyleyip ardından kısa bir uyku yoklamasıyla uykuya dalıyoruz. Masaj yapmak da iyi bir formül.

    2009 yılının ilk günlerinde öğrenmiştim hamile olduğumu.Hamilelikti, emzirmeydi derken neredeyse dolu dolu 2.5 yıl canımla kanımla sütümle Atacığıma annelik yapmaya çalıştım. Şimdi, artık, fiziksel olarak anne değilim ama Ata' nın kendi kendine uyumaya başlaması ve bunun onda yarattığı olumlu değişimi görmek garip bir gurur veriyor bana.

    Annelik böyle bir şey galiba; En ufak şeye sevinmekle başlayan bir kişilik olmak...

    27 Nisan 2011 Çarşamba

    13-25 Nisan arası

    Bu iki tarih arasında çok şey değişti hayatımda. Mutluydum, keyifliydim. Çok yoruluyordum ama bir hayalim vardı. Ona dokunduğumu düşünüyordum. Sonra aniden üşüttüm, devirdi beni. Yattım, dinlendim ama iyileşemedim. Annem geldi... I-ıh. Yok çare olamadı.

    Doktora gittik.

    Muayeneler, kontroller, şunlar bunlar... Ben hep "iyiyim" palavrasını okudum. Doktora göre dinlenmem gerekiyordu. Bu arada ilaçlar yüzünden emzirmeyi kestim. Öyle ani oldu ki, ikimiz de hala çok üzgünüz Atişkomla.

    Emzirmeyi kestim tam 10 gün kıpırdamadan yattım. İyi olacağımı umut ettim. Ancak içimden bir ses işlerin yolunda gitmediğini söylüyordu. Geçtiğimiz pazartesi günü yine doktordaydık. Yatıp dinleneceksin dedi :) Yine rapor yine rapor.

    Hastane odasından şahane (?!) bir İstanbul manzarası

    Şimdi iyiyim, yatıyorum. Ara ara kalkıp blog yazıyorum. Bu da iyi geliyor :)

    Memeden kesilen Atacığım ın uykuya geçişi değişti. Kendi kendine uyuyor. Çok detaylı bir konu olduğu için bunu ayrı bir yazı olarak yazacağım.

    Çok iyi bir doktorum var, çok şükür. Moral verdi hep sağolsun. Onu da ayrıca uzun uzun yazarım.

    Fakat Ata' nın kendi kendine uyuyor olması bu şerden doğmuş en büyük hayır gibi geliyor bana. Bir de yattığım dönem boyunca evde kalabalık olmasından büyük keyif alması çok mutlu etti beni.


    Aslında anlatacak çok şey var, ççoooookkkk. Toparladıkça ve toparlandıkça yazarım yine ;)

    Bu arada, İstanbul Yoga Merkezi bebekler için masaj eğitimi düzenliyor. Etkinliğin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz. Minik bebeği olanlar kaçırmasın derim.

    Sevgiler

    15 Şubat 2011 Salı

    "Dar la Teta es Dar la Vida"

    Bu videoya sevgili Işıl'ın blogunda gördüm. Çok hoşuma gitti ve paylaşmak istedim. Meme vermek hayat vermek demektir diyor ve bu şarkıyı Jose Luis Orozco da söylüyor kadife sesiyle :)

    2 Şubat 2011 Çarşamba

    Abartmayalım

    Anne oldum, iyi hoş, ne güzel. Lohusalıktı, emzirmeydi, gazdı, kakaydı, katı gıda polemiği, yürüteç derdi, ilk adım heyecanı, diş sancıları derken bu günlere geldim.

    Çalışmaya başlayacağım dönem tavan yapan endişelerim, çalışmaya geçince Ata' nın olgunlukla yaklaşması derken ardından gelen asabiyet... Üzülmekten bir hal oldum, kimseye çaktırmadım.

    Dün gece,Ata ile hiç ayrılmadan oyun ve şaka ile geçen 48 saatin ardından analadım ki; o asabiyet 2 yaş krizi filan değilmiş. Yokluğuma sinir oluyormuş benim yavru kuşum. Aldı beni bir hüzün...

    Yine çalışmaya başlayacağımi hay allah, ne olacak şeklinde düşünmeye başladım bu sefer. Eee, bitmedi. Ev işleri, yemek, iş, okul... ne olacak, aman tanrım diye kendimi yemeyi askıya almam lazımı ekledim yanına. Çift taraflı baskı yaparken kendime, biraz rahatlamak için televizyonu açtım. Travel & Living' te +8 isimli programa denk geldim açar açmaz. 6 çocukla birlikte yaşamaktan söz ediyorlardı. Tam 6 çocuk...



    Yaşadığım şeylerin sorun olmadığını hatta büyük bir hediye olduğunu bir kez daha farkettim. Şikayet yok kızım Aylin, bak kadın 6 çocuğa birden bakıyor dedim kendime hayıflanarak.

    Büyüüüük bir huzurla oğluşumun yanına yattım uyudum.

    Öğlen bilgisayar başına oturma fırsatı bulunca DEfne Joy' un acılı haberini aldım.

    Zaten dün Home/ Yuva' yı izlemiş, ne kadar boş ve gereksiz şeyi dert ettiğimizi ve hala daha mutlu olmadığımızı düşünmüştüm.

    Hepsi üst üste gelince "herşeyi abarttığımıza" dair düşüncem netleşti. Biz şehirde yaşayan, ço kokumuş, çok bilmiş anneler abartıyoruz.

    Uykusuzluğu da, tek çocuğa bakmayı da, ateşi de, mikrobu da, oyuncağı da, emzirmeyi de, bebeğin gelişimini de...

    Ya hayat nasıl da süprizlerle dolu...!

    Ne malum yarına çıkılacağı???

    Abartmayın!

    Sevin, koklayın, mıncıklayın diyor Acalya her seferinde. Ne olur memede uyusa? Annesinin kokusuna doya doya büyüse? Ne olur anne-baba bir arada uyusa o minicik yavru? Nedir o sıkı kurallar listesi öyle?

    Abartmayalım!

    Peaaahhh!!! Emzirerek uyutmayınmışmış, aman kucağa alışmasınmış, ayrı odada uyusunmuşmuş!!!

    Atın bunları bir kenara.

    Şunu düşünün: Şunu düşünelim: ne olacak Defne' nin yavrusuna?

    Peki ya yarın neler gelecek sizin başınıza???

    Düşünün...

    Haksız mıyım ?

    27 Ocak 2011 Perşembe

    Anneliğin davranış notları ve yarın ki karne heyecanı

    Bir önceki gün tam 5 tane post yayinlayip dün bir harf bile yazamamistim. Çünkü karne kosturmacasi, calışma kağıtlarının hazırlanması evdeki ayrı telaş beni uzak tutmaya yetti de arttı bile :))

    Koş Aylin koş.

    Gecen gün okulumuzun pek kokos ogretmenlerinden biri: "Aylin Hanim acayip zayıfladınız. Merak ediyorum formulunuz nedir. Acaba normal mıdır böyle cabucak incelmek, sormadan edemeyeceğim" diye uzuuuun bir soru yöneltti. Kendisine "koştuğumu" soyledim. "Sahilde mi" demesin mı? "Nerdeeeee, evde Ata' nin pesinde... okula yetişmek için.... Okulda cocukların pesinde...sonra aksam olunca eve yetişmek için koşuyorum. Saka değil, hani Postacilarin yarışmaları olurdu; sırtında çantaları seri adımlarla igiderlerdi. Hah! İste aynen öyle. Aylin koşuyor. Hergün en az 2 km koşuyorum yahu! Göbek mı kalır! Basen kalça ivir zivir hepsi tarih oldu buralarda. Neden? Hayata yetişeyim, aman her haltı duzgunce yapayım derken inceliyor iste insan. Son günlerde askimla bulusarak el ele, soğuktan totoskamiz dona dona eve geliyoruz ama iyi oluyor. Bu çılgın kosturmanin icinde nefes alıyor. Her aksam o 1 km. bizim... Güya bizim :))) Biraz okuldan biraz işlerden sonra tabi ki hemmmenn Ata. Eve gidene kadar ondan başka hiçbir seyin bahsi geçmiyor. İyi ki de öyle oluyor. Çok şükür.

    Yaaaa bu arada kiloda takıldım kaldım ama zerre kadar umrunda değil. 62 kiloyum,ona da inanamıyorlar. "Rejimsiz 17 kilo nasıl gider" dedi İngilizceci. Siz de koşun, aksam olunca ağzınız açık uyuyakalmazsaniz, sonracigima iğne ipliğe donmezseniz gelin bana hesabını sorun "dedim. Daha ne diyeyim, azmedin siz de zayıflayın kardesim :))))

    Bu arada emziriyorum ben. 17. Ayı doldurmak uzereyiz ve emiyorbenim küçük Ata'm. O bırakana kadar devam... :) hamileyken kendimi en çok motive ettigim şey emzirmeydi. "Normal mı sezaryen mi" paradoksuna takilmadan; "ben emzirecegim,babane" diyordum. Çok kilo aldın diyene de; "emzirdikce bu yağlar süte dönüşecek, uzun süre emzirecegim bakın görün" diyordum. Annem hala hayret ediyor. En fazla 5 ay emzirebilmis. Genetik diyenlere kapak olsun 17 ay. Kiloya da alakası yok. Hepsi annenin beynini nasıl kodladigina bağlı. "Sutum kesildi" diyenlerle durumu incelediğimizde annenin stresten, yorgunluktan, üzüntüden veya bir sekilde bilinç dısı dahi olsa emzirmekten yorulmasından dolayı kesildiğini çok gördük.

    Amma cadiymisim, helal olsun bana . Ata nin doğduğu günden beri uykuduzum ben :))) birgun uzun uzun anlatırım basıma gelenleri... Onlara
    rağmen sutum kesilmedi, inatla emzirdim. Belki de herseye karsı dayanıklı olabilmek için emzirmeye çalıştım. Bilemiyorum... Ama tek bildigim Ata 2 yasına kadar oral donemi yasayacak ve bu donemde onu emzirmek boynumun borcudur, annelik görevimdir.

    Emzirenlerle de emzirmeyenlerle de ilgilenmiyorum uzun süredir. Çünkü isteyen çatır çatır emziriyor ya da şutum kesilmesin diye 40.000 takla atıyor. Gerisi tssssssss.....

    Neyse, isteyen istediğini yapsın, Aylin gidip karnelere cici süsler yapsın, yarın ki yörene konuşma hazırlasın...

    Koş Aylin koş!


    Kalın saglicakla :)

    8 Aralık 2010 Çarşamba

    Ata ile anne sütüne devam 38 bedene selam :)

    En başından beri anne sütünün faydalarını, bebeğin sağlığı için olan güzelliğini anlattım durdum. Herşeyi ve herkesi bir kenara bırakıp süt vereceğim dedim.

    "Bırak artık 15 ay olmuş"

    "Yuuh, hala mı emiyor?"

    "Sütün bir faydası yok ki"

    "Bırakmaya bilir Aylin" ...


    Sanki çocuğa süt değil de rakı içiriyorum yani! Doğada hangi anne bebeğini reddedip bir kenara bırakıyor, bilmiyorum! Hırçın kediler bile emmek isteyen yavrularına toleranslı oluyor. Herneyse, bilimle ilgili şeyler okumak ve bilgi edinmek isteyenler benim gii yapsın, google search yapsın ve de okusun, fikir sahibi olsun. Zira burada yaza yaza bana da gına geldi.

    Ben yaşadığımı bilirim.

    İlk aylarda azdı sütüm. Ağlıyordum zır zır, bebeğimi besleyemiyor muyum diye. Oysa hamileyken ne kolaydı, yiyordum ve bebeğime gidiyordu. İkimizin de yeme içme derdi yoktu çok şükür. Doğar doğmaz başlayan "sütün geliyor mu kızım" stresi ile az gelen sütümü Aloe Blossom Herbal Tea ile aştım.


    Sütüm 3 katına çıktı.

    Aa süt gelsin derken haldur huldur yemekten kilom tavan yapmıştı. Şimdi burada bir ayraç açayım ve kilo hikayemi anlatayım.

    Bugün işte böyle yazdım arkadaşlarıma:

    "Cagatayla ilk merhaba,Aylin 44kg.
    Cagatayla "evet" derken Aylin 47 kg.
    Ata geliyor mujdesinde 52 kg,
    kucagina aldiginda 79 kg :)))))))cagatay bana iyi bakmis dimi?
    pekiiii simdi Aylin kac kg??????:)))"

    Büyük bir ilgi ile posta kutuma mesajlar yağdı ve herkese tek tek anlattım. Şimdi ise genel bir duyuru / paylaşım için yazıyorum.Basit bir matematik hesabı yaparsak, eşiyle tanışırken 44 kilo olan hatun aşkının meyvesini kucağına aldığında neredeyse ağırlığının iki katına çıkmıştır. Aşk meyvesi tatmak ve aşk yaşamak ciddi bir iştir ve işte böyle ağırdır, herkes taşıyamaz :P

    79-44: 35 kilodur 2 yıldaki fark. TAM 35 KİLOOOOOOOOOOO! :)

    79-52: 27 kilo ise hamilelikte alınmıştır.

    Ata 15 aylık ve annesi şimdi tam 63 kilo. :)

    Emzirmeden, sporlara gidip ter atıp tepinmeden, diyet yapmadan verilen 16 kilo... Bravo Aylin Anne, tebrikler! Nasıl başardın diyeceksiniz.Hemen yazıyorum.

    -Efendim, emzirdim, emziriyorum, emzireceğim. Bu eylemim sayesinde Ata'cım gerekli maddi manevi doyumunu yaşarken annesi yani bendeniz ise ciddi ciddi yağ yakıyorum.

    -Aloe Blossom Herbal Tea'yi süt yapması için içtim. Ancak bir de farkettim ki inceltiyor, tokluk hissi veriyor, çok güzle kokuyor, bağırsakları rahatlatıyor, cildi güzelleştiriyor, idrar yollarını temizliyor... Günde 3 fincanla başladım, 7-8 minik çay fincanına kadar çıktı bu sayı.


    Ve sonuç: şu an tam 63 kiloyum ve 38 bedenim. İşte kanıtı da burada:




    08.12.2010

    Nasıl mı?

    Doğumdan sonra incelmek isteyenler bol bol emzirsin, sabırlı olsun, hareket etsin, dengeli, sıvı tüketsin, bahsettiğim çaydan içsin, filinta gibi olurlar, benden söylemesi.

    Çay isteyen blogumun sağ üst köşesindeki Forever kutucuğunu tıklayarak, siteme ulaşabilir, oradan da alış veriş yap butonunu tıklayarak diyet ürünleri bölümünden Aloe Blossom Herbal Tea' yi alabilir. Kredi kartıyla alabilirsiniz, en geç 2 günde elinizde olur. Tüm Türkiye'ye gidiyor bu çaylar, bilginize :)

    Sevgiler

    Aylin Anne

    5 Aralık 2010 Pazar

    Acemi Annelere Tavsiyeler - II

    Fotoğraf için teşekkürler Çağatay Atasağun


    Çağatay Atasağun' un web sitesi ve blogu :)

    İlk yazımdan sonra ikincisini ancak kaleme alma fırsatım oldu ve hemen bir solukta aklıam gelenleri paylaşıyorum sizinle sevgili okurlarım :)

    Bu yazımda emzirme ile ilgili pek çok kez yazıp çizmiş ve didinmiş, kendi evladını en az 2 yaşına kadar emzirmek için kasmış biri olarak hislerime tercüman olmuş güzel bir yazıyı paylaşmak isterim, okyanus ötesinden, Açalya'dan...

    Emzir sevgili acemi anne, korkma emzir. Ama emzirmeden önce Açalya' nın yazısını bir kere, kafan karışırsa günde 3 kere, randıman almak istersen haftada 2 kere oku derim.Emzirmek hem anneye hem de bebeğe öyle faydalıdır ki: ben de zamanında pek çok yazı yazmışım mesela... Okumak isterseniz:

    Emzirme ile ilgili psikolojik gerçekler

    Emmmmmmmmmmmm

    Emzirme Hakkında 3-5 bilgi ve kişisel bir mesaj

    Emzirmeye yeni başlayan anneler için notlar

    Bunun dışında, sevgili acemi anne,

    1. Pişik için: Pamuğu ıslatıp bebeğin poposunu temizlemek en iyisidir. Pişik için çok faydalı bir ürün ise Aloe Jojoba Lipsticktir. Mutlaka edin. Aloe first sprey ile nemlendirip, pamulu bir bezle kurulayarak da çok süper sonuçlar alınabilir.

    2.Etrafında herşey için bir yorum yapan yada bildiğin, inandığın şeylerden çok uzak sözler duyabilirsin. Aldırma, hı hı de geç.

    3.Bebeğini ağlatma ve kimsenin ağlatmasına izin verme sevgili acemi anne. Ta ki şöyle kocaman olana kadar :)

    4.İnce giydir ki hafiften soğuğa alışabilsin ufak ufak.

    5.Evde kedi varsa ne iyi bence. Birlikte büyüsünler, kediyi defetmene gerek yok tabi doktor ve sağlık ile ilgili önemli bir durum yoksa.

    6.Emzirme sütyenleri al değişik değişik.Hem sana iyi gelir hem de bebeğine seksi olanları da var :)

    7.Kimseden yardım bekleme ama zor durumdaysan mutlaka "bana yardım edin" demelisin. Yardım isteyenin bir yüzü kara, etmeyenin ise iki yüzü...

    8.Haftada 2 gün -en az- dışarıya çık, dolaş, hava al :)

    9.Eşine bebeği tutmayı, pışpışlamayı, altını değiştirmeyi, gaz çıkarmayı hatta bebeği yıkamayı öğret bence. Bir baba olarak bebeğe hizmet ederse hem aralarındaki bağ güçlenir, hem de anneyi daha iyi anlamak için bir fırsat oluşur.

    10.Ayrıca süsüne püsüne özen göster. Hele ki evde pijamalarla hiç oturma. Kendine göre cici ev kıyafetleri yarat, saçına başına dikkat et derim :) Yoksa her fotoğrafında Wilma Çakmaktaş gibi çıkabilirsin :)

    11. 3.adan sonra işe dönünce vicdan azabı çekeceğini düşünebilirsin, haklısın sevgili anne. Ancak bu çalışmaya senin de bebeğinin de ihtiyacı olduğu için oradasın. Çalışan anne olmak kolay değil, biliyorum.Hele ki minicikken bırakıp işe dönmek, bakıcı stresi... derken sen de bir stres topuna dönebilirsin. Ama unutma ki bir yandan da seni deli edecek bir postpartum psikozundan uzaklaşmak için iyi bir şey yapıyorsun.

    ...aklıma gelenler bunlar.

    Yine yazacağım.

    Sevgiler

    1 Aralık 2010 Çarşamba

    Acemi annelere tavsiyeler -I

    Fotoğraf için sevgili Ayça Oğuş'a çok teşekkürler

    Ayça Oğuş'un birbirinden güzel fotoğrafları ve hayat dolu web sitesi için
    tıklayınız

    Merhabalar,

    Özellikle yeni doğum yapmış ve yeni bebek sahibi olmuş annelere bebeklerini güle güle büyütmelerini diliyorum.

    Aklımda pek çok tavsiye var ve bunları liste liste yazacağım. Eğer sizinde tavsiyeleriniz olursa alt kısma yorum yazabilir yada link bırakabilirsiniz.

    1.40 ' ı çıkana kadar bebekleri yıkamak yada sokağa çıkarmak istemezler. Oğlum Eylül'de doğmuştu ama biz her allahın günü yıkadık ve hava alması için en azından balkona çıkardık.Siz de yıkayın ve hava almasını sağlayın.

    2.Ev çok soğuk ve rutubetli değilse ince giyinmeye alıştırabilirsiniz. Bu bebeğin bağışıklığını geliştirebilmesi için çok önemli bir fırsat.

    3.Süt için kaygılanmayın, benim sütüm var ve bebeğime yetiyor şeklinde bir olumlama deneyip bol bol Aloe Blossom Herbal Tea için derim. Ben 15 aydır içiyorum ve emziriyorum. Böyle devam edersek bir 15 ay daha emzirebilirim ;)

    4.Süt azalırsa pes etmeyin. Bol bol emzirin, emzirdikten sonra pompayla çekin.Böylelikle sütünüz artar.

    5.Bebeğinizi sık sık kucaklar ten temasında bulundurursanız kolik olmaz, gazı az olur, daha iyi olur. En önemlisi kendine güvenen, annesinin kollarında mutlu bir bebek olur. Şımarır mı diye korkmayın, bilimsel çalışmalar gösteriyor ki sık kucaklanan bebekler ilkokulda daha başarılı oluyor.

    6.Bebeklere 2 aylık olduktan itibaren çeşitli tatlara alıştırmanın bir zararı olmadığını söylüyor bilim adamları. Biz Ata'yı 2. ayından itibaren yemek masasında kucağımıza alıp ağzına mercimek tanesi kadar olmak şartıyla hemen hemen herşeyden tattırdık ve katı gıdalara geçerken sıkıntımız minimumdaydı.

    7.Bebeğin 3. ve 4. aylarda diş plakları oluştuğu için diş etleri bol bol kaşınır ve parmaklarını emerler. Tehlikeli durum bu yaşında kadar hergün her dakika ve sürekli olursa sözkonusudur. Bu tür durumlarda "eyvah parmak emmeye mi alışıyor" gibisinden panik yapmayın. Bir kaç ay içerisinde geçecek annesi, merak etme sen :)

    8.Süt için iyi uyku, bol su, yeşillik, yapraklı ve lifli gıdalar, huzur yeterlidir. Tepsi tepsi tatlı yemenize gerek yok. Bana da bunları dediklerinde ninni gibi gelmişti ama hakikaten iyi uyku, az stres ve bol sebze meyve tüketimi işe yaradı.

    9.Rutin için acele etmeyin, rutini olan anne-bebek başarılıdır anlamına gelmez. Önemli olan bebeğin kaliteli uyuması ve kaliteli süt emmesi.Devamında ise kaliteli zaman geçirmesidir...

    10.Bebek ağladığında kucaklayarak sakinleştirirseniz daha kısa sürede susar. Pışpışlayarak sakinleştirmeden daha samimi ve anne kokusu dolu olduğu için bebeğin size olan yakınlığı artar, anneye daha çok güvenir. Anneye güvenen bebek daha sonra kendine güvenir. Kendine güvenen insanlar ise başarılı olur. Demek ki kucağa alamktan korkmadan, bebeğimize bol bol dokunarak büyütmek daha avantajlı.



    ....devamı gelecek

    6 Kasım 2010 Cumartesi

    Gereksiz işler müdiresi, bendeniz...

    Ne kadar gereksiz işlerle uğraşmışım meğer. Doğum iznim bitince anladım. Ata'nın doğumundan 9 aylık olana kadar geçen süreyi saymazsak Temmuz'dan beri gerzekçe bir misyon edinip milletin derdine derman olmak için saatlerimi harcamışım ama sonuç koca bir hiç.

    Anne bebek forumlarında birbirine antibiyotik yazan annelerle uğraşırken çoğu moderatörle gırtlak gırtlağa geldim. Kendimi kınıyorum, mahkeme orada halbuki, ver dilekçeni uğraşsın dursun karşı taraf. Ama hangi birini mahkemeye vereyim kardeşim, dolu..Ortalık vasat moderatörden geçilmiyor.

    Mama firmalarıyla yazıştım uzun uzun. Ne gerek var! Verme çocuğuna olsun bitsin! İlla ki o var bu var şu var, sen bal gibi biliyorsun, bile bile bu nanaleri çocuğuna yedirmek içirmek isteyenler düşünsün!Sana ne oluyor???

    Anne sütünü destekledim, moderatörlerden veto yedim. Emzirmeyi ve anne sütünün kalitesini tartışan gruplarda anne sütünü arttırmak için çabalarken "reklam" yapmama takılındı ve uyarı aldım. Ah Aylin Ah!!!!!!!!!!Adam olmayacaksın sen, sallaaaa! Sana ne, sana neee!!!Sen iç bu çayları. 15 aydır emziriyorum bir 15 ay daha emzirsem olur hani şu çayla... İsteyen arasın bulsun, ben niye tırmalıyorum ki! Değil mi ama!!!

    Doğum izni arttırılsın, anneler bebekleriyle daha uzun süre ilgilensin diye debelenme girişimindeyken kendi doğum iznimde bebeğimle ilgilenme fırsatı bulamayacak kadar iş talebi gelmesi doğrultusunda, eh artık , mğsadenizle... Çayımı elime alıp film izlemeye gidiyorum! Müsadenizle!

    Pazartesi iş başı; herkese güzel geceler!

    Aylin

    Not: Bakalım bu boşverme eylemim kaç gün sürecek?

    10 Ekim 2010 Pazar

    Emziren anne kilo verebilir mi?

    Tabi ki!

    Hamilelikte kendi kilosunun neredeyse iki katına çıkmış biri olarak bazı tavsiyelerim olabilir sizlere.

    Emzirerek, diyet yapmadan, ilaç kullanmadan nasıl kilo verebilirsiniz?

    Sabah aç karına 1 bardak suya bir kaşık bal, bir kaç damla sirke ve bir iki damla limon... Bu vücudunuzun alkali dengesini ayarlayacak, temizleyecek, süt kalitesi arttıracak bir fomüldür. Bu arada yarım saat bir şey yememeniz gerekebilir, tabi dayanabilirseniz :)

    Bir elma yiyin ve .elma deyip geçmeyinyarım saat sonra Arctic Sea omega 3 alabilirsinizburadan ürünün özellikleri okuyabilirsiniz. Omega3-9 bütün kılcal damarları açar, süt kalitesini arttırır, depresyone,beyne,hafızaya iyi gelir. Ancak Arctic Sea omega3-p gerçek balık yağıdır, unutmayın!

    Düzenli olarak vitamin ve mineral kullanın,tavsiyem burada var.

    6 öğün beslenin:Kahvaltı,
    Meyve
    Öğlen yemeği
    Meyve
    Akşam yemeği meyve.

    Eğer bol yeşillik özellikle marul, taze sebze ve meyve yerseniz deli gibi sütünüz olabilir. Ağır tatlılar süt arttırabilir belki ama vücutta ağır yük bırakır. Aklıma hep şu soru geliyor, "inekler sadece ot yiyerek kova kova süt verebildiğine göre, biz niye böyle debeleniyorz??????????? :)Demek ki doğanın emziren anneye desteği bol su ve bol yeşillik yemekte saklı diyorum yine kendi kendime?

    Var mı katılmayan?

    Öğlene doğru hafif egzersiz ya da yürüyüş yapın mesela. Bu herşeye iyi gelir, bedene,kalbe,zihne,ruha...

    Bol bol su, bol bol taze meyve sebze yiyerek zinde kalarak incelebilirsiniz. Hem de sütünüz kaliteli ve sağlıklı olur. Omega3 var yazan süt tozlarından yapılmış mamaları almak zorunda kalmazsınız ayrıca.

    Bir de şu yazıyı okursanız çok iyi olur.

    Ayrıca,Gece 7'den sonra abur cubur yemeyin, bol su, komposto, taze sıkılmış meyve suyu için ki sütünüz şeker gibi olsun ve bedeniniz gece rahat etsin, hafif olsun...

    Makinelere, emziren anne diyetlerine doktora danışmadan bulaşmayın!

    Eğer emzirmede 1 yılı geçmişseniz doktorunuza mutlaka danışarak kilo kontrolü ürünleri için harekete geçin. Doktorunuz izin vermezse kulaktan dolma bilgilerle hap, şurup vb içemeyin.
    Aman gözünüzü seveyim :)

    Kilo vermek ve incelmek için ürün tavsiyesi isteyenler bana ayrıca mesaj atabilirler ama doktor izni şart :)



    Sevgiler


    Aylin

    2 Ekim 2010 Cumartesi

    Emzirme Haftası'nda bir ilk: Ata ile Defiledeydik

    Bir kere günler öncesinden garip bir heyecan sardı bizi.
    Ancak bu sabah adı ardına gelen aksilikler nedeniyle biraz güç yetiştik defile mekanına, yani Nişantaşı City's e ... Kapıda bekleyen pusetli kalabalıktan anlaşıldığı gibi bugün burada bebeklerle ilgili birşey vardı ve koşa koşa yetiştik, içeri girdik.
    Annelerin yüzünde gülümseme varken ona tezat bebekler AVM nin sıkıcı ve sıcak havasından bunalmış ağlıyorlardı :))) Bu beni çok güldürdü...Biz müsamare çocukları gibi heyecanlıydık bence.Ondan dolayı mıdır nedir, çok hoştu ifadeler :)

    Sergi gezildi, (Ayça Oğuş,Özlem Turan ve Aslı Tür'ün "anne sütü, her damlası altın" isimli fotoğraf sergisini mutlaka görmeli...! ) Bahar Noyan'la birlikte kareografi provası çalışıldı. Kimimiz TV'lere röportaj verdi, kimimiz bebeğine su verdi :)

    Bu kalabalıktan ve kuru gürültüden bunalan oğlum Ata ile sıramızı beklerken heyecanlıydık epey.Yani ben... Sıra bize geldiğinde artık asabı bozulmul olan Ata'cığım sustu ve etrafı izlemeye başladı. Şaşkın şaşkın ilerlerken iki dönüp kulise girdik.

    Tabi bu arada fotoğraflarımızı eşim Çağatay Atasağun çekmişti ve birbirinden güzelleri blogunda yayınlamış.

    İşte bir iki tanesi...




    Yarın e-bebek Çamlıca mağazasında buluşuyoruz, ayrıntıları ve programı buradan okuyabilirsiniz.

    Sevgiler

    Aylin Anne :)

    24 Eylül 2010 Cuma

    Sağlık Ocağı Çalışanlarına Teşekkür


    Bağlı bulunduğumuz Küçükyalı Sağlık Ocağı'ndaydık bugün... Ata' nın 1 yaş kontrolü ve aşısı vardı.

    Yine çok güzel ilgilendiler, tek tek sordular herşeyini. Onu sevdiler ve en önemlisi "anne sütüne devam mı" diye sordular.Uzun uzun konuştuk bunu.Ama burada yazmanın çok önemi yok.

    Çünkü isteyen anne istediği kadar emziriyor, gerisi boş bence.

    Benim esas amacım orada sözlü olarak teşekkür ettiğim gibi buradan da Küçükyalı Sağlık Ocağı çalışanlarına teşekkür etmek.

    KAfama takılan her soruda onlara telefon açtım, oyalamadılar, ekmediler cevap verdiler.
    Yetmeyip oraya gidince güleryüzle ve samimiyetle karşıladılar.
    Emzirmeyi idesteklediler, eğitim verdiler.
    Eve ziyarete geldiler.
    Ata ile samimi bir şekilde ve çok düzgün ilgilendiler.
    Sütü arttırma yollarını herzaman anlattılar.
    "Sütünüz azalır gibi olursa gelin konuşalım, size yardımcı olalım" dediler.
    Beslenme konusunda doğal ve bilimsel yöntemler önerdiler.
    "Bol meyve sebze yiyin, su için, iyi uyuyun bunlar süt yapar" dediler hep...
    Aşı yaparken çok tatlıydılar, Ata' nın muayenesindeyken de...
    Daha biz soru sormadan, bebek bakımı, sağlığı, aşısı, gelişimi ile ilgili her türlü bilgiyi verdiler.

    Ata adına çok teşekkür ederim.

    İyi ki varsınız,
    İyi ki vardınız...

    Artık sağlık ocakları kapanıyor ve bizim güler yüzlü doktorlarımız, hemşirelerimiz başka yerlere gidiyor.

    Şimdiye değin gösterdikleri yakınlık,çaba ve samimiyet için minnettarız.

    Sağolun,varolun.

    Sevgilerimizle

    Atasagunlar

    18 Eylül 2010 Cumartesi

    Bebeğimi nasıl uyutmalıyım?


    Bu konuyu her anne önce kara kara düşünür. Zira bebek doğar doğmaz uyuması ile ilgili olarak anneye garip bir şekilde baskı yapılır. Aslında herkes iyi niyetlidir ama cehenneme giden yol iyi niyet taşları ile döşenmiştir.

    Bu durumda anne ne yapmalıdır ve ben ne yaptım, anlatmak isterim.

    Öncelikle şu sorular çok sık gelmeye başladı:
    -Kendi kendine uyuyor mu?
    -Daha uyumadı mı?
    -Yine mi uyumadı?
    -Gece uyudu mu?
    -Sallayalım mı?
    -Sen bunu ayakta sallamıyor musun?

    En ağır yorumlar ise şöyle olabilir:
    -Pışpışla uyumuyorsa işin zor (E Ben de biliyorum, önerin var mı?)
    -(Hemen öneri gelir) Çarşafa koy sallayalım.
    -Uykuya direniyor mu? Koy ağlasın, nasıl olsa uyur!

    İŞTE EN FENASI BU SON YORUMDUR!

    Bebekler ağlatılarak uyutulmamalıdır. Ben Ata'yı ağlatarak hiçbir şey yapmadım. Hele ki onu odada yalnız bırakıp 2-3 dk bile olsa ağlamasına izin vermedim. Bunun hasarı çok büyüktür. Eğer bir anneye bu öneriliyorsa lütfen şu yazdıklarımı iyi okutun ki o kimse bir daha bunu önermesin:

    Ağlayarak uyku eğitimini Ferber isminde bir doktor icat etmiştir. Ferber yöntemine göre :
    1.Uyutulacak bebeğin karnı tok olmalıdır.
    2.Bir uyku rutini düzenlenmeli ve uygulanmalıdır. Örneğin pijama giyme, alt temizliği ve iyi geceler dileme gibi...
    3.Uyku saati geldiğinde bebek yatağa koyulur ve anne odadan çıkar.Sonra anne 2. dakika geçince bebeğinin yanına gelip pışpışlar.Odadan çıkar 4 dakika sonra uğrar sonra 6 dk sonra uğrar pışpışlar gibi.

    İnanmadığım ve uygulanmasına kesinlikle karşı olduğum bir yöntemin teknik ayrıntılarını burada vererek fazla yer kaplamasını istemiyorum. Adı ne olursa olsun, bebeklerin ağlatılmasını doğru bulmuyorum. Dr.SearS'a göre bu yöntem bebeklerin hayvanlardan daha az bir hassasiyetle büyütülmesini sağlamak demek.
    Benimle aynı misyona sahip olan bütün insanların tek derdi vardır:çocuklar mutlu büyümelidir. Engelli çocuklarla, hiperaktif, down sendromlu ve otizmli çocuklarla çalışan bir eğitim bilimci artı olarak bir anne olarak, bebeklerin ağlatılmasına sooonnnnn derece karşıyım.Her yerde aynı şeyi tekrarlıyorum; ağlatılan çocukların kanında kortizon hormonuartar.Bu sürekli olarak yaşanan bir stresin göstergesidir.Bebeğin sinir sistemi etkilenir ve ardından hiperaktivite ve otizm gibi ciddi durumlar sözkonusu olabilir. Anne-bebek arasında kurulması beklenen doğal bağ ağlatılarak, emzirilmeyerek hasara uğrarsa ciddi sorunlar kapıda bekliyor olabilir.

    Başta Prof.Dr.Sabiha Paktuna Keskin olmak üzere, Uzm.Psikolog Nilüfer Devecigil ve pek çok uzman bebeklerin ağlatılmaması gerektiğini söylüyor.

    Ağlatılmadan uyutulabilecek bir çok yöntem var elbette, örneğin Tracy Hogg' un ŞŞŞŞŞ-PAT! yöntemi gibi...Kaldır yatır yöntemi gibi... Çok iyi incelediğim ve anladığım kadarıyla söyleyebilirim ki ; bu yöntemler ebeveynlerin uyuması için uydurulmuş şeylerdir.

    Daha doğalcı yöntemleri Dr. Sears'ın A'dan Z'ye Bebek Bakımı isimli kitabında bulabilirsiniz.

    Benim başucu kitaplarımdan biri olan Dr.SearS' ın bu kitabı annlere bebeklerini uyutmaları için daha doğal yöntemler öneriyor. BEBEĞİ NASIL UYUTURUM sorusu yerine GECE EBEVEYNLİĞİ kavramını öneriyor Sears Amca.. İyi de yapıyor. Zaten oldum olası keyfine düşkün gevşek ve tembel tiplilerden pek hazetmemişimdir.Radikal bir söylem olarak uykusuna düşkünlerin bebek yapmadan önce kendi uyku düzenlerini terbiye etmeleri gerektiğine inanıyorum. Ayrıca uykunuz çok mühimse yapmayın çocuk filan siz de rahat edin biz de :)))

    Sears'a göre:
    -Bebekler uyku için zorlanmaz. Uyku için gerekli şartlar hazırlanır,bebeğin uyuması saplanır.
    -Önemli olan bebeğin uykuya dalması ve uyuması değildir. Önemli olan bebeğin daha mutlu ve daha az korkarak uyumasıdır. Her ailenin amacı mutlu bebek olmalıdır.
    -Bebeği ağlatmak:bebeği yormaktır.Bu duygusuz dogmaya ben de son derece karşıyım.
    -Sears'a göre bebeklerin uyutulmaya değil, uyumak için ebeveynlerinin ilgisine ihtiyacı vardır.

    BEBEĞİMİ NASIL UYUTMALIYIM?

    SearS' a göre bebek nasıl uyutulmalıdır???

    Uykusu gelen bebeği kollarınıza alın, iyice gevşetin, kolları, bacakları kendiliğinden gevşeyecek şekle gelene kadar pışpışlayın. 20 dk. kadar bekleyin.Derin dalınca yatağa yatırın.Bebek taşıyıcısında, kucakta veya emzirerek uyutulan bebekler daha rahat uykuya geçerler ve daha derin uyurlar bu arada.

    Bebekler gece 2-3 kez uyanabilir, bu çok normaldir ve bebeklerin uyku alışkanlıkları ailelerine benzer.Eğer bebeğiniz uyumuyorsa önce kendi uyku alışkanlıklarınızı lütfen gözden geçirin.

    -Gün boyu güvenli ve sağlıklı bir ortamda olan bebeğe eğer gece de aynı şekilde yaklaşılıp her uyandığında sevgiyle, şefkatle ve sabırla kucağa alınıp pışpışlanıyorsa bu bebek ömür boyunca güven ve sevgi dolu biri olacaktır.
    -Gece boyunca uyumasını sağlamak çok büyük bir başarı olarak gösterilmemelidir. Annelere bununla ilgili olarak -iyi niyetli dahi olsa- baskı yapılmamalıdır.Bu nedenle anneler gece bebekleri ile birlikte uyuyabilirler. Bu daha az ağlamalarına, geceyi güven içinde ve huzurla geçirmelerini sağlayabilir.

    Her yöntem denenmelidir belki ama ağlatma yöntemi ASLA!!!!!!!

    Uyku fizyolojik bir şeydir. Uykumuz gelir , bunun için gerekli bio kimyasal uyaranlar kana işler ve uyuruz. Bebeklerin bu biokimyasal uyku durumuna en hızlı geçişi emerek olur. Anne sütündeki rahatlatıcı özellik daha rahat uyumalarını sağlar. Annenin kucağında uyumak güven verir. Anneyle yanyana,kucak kucağa olmak bağışıklığını güçlendirir.

    Ben kimseyi dinlemedim, ayak, pış pış, ana kucağı vb gibi konulara takılmadım, Ata neden hoşlanıyor, ona baktım. Baktım ki emerek pıt diye uyuyor, ben de öyle alıştırdım.

    Emzirerek uyutmanın çok yanlış olduğunu anlatan tuğla tuğla kitaplar var piyasada. Hepsi de anneleri strese sokuyor, başta Tracy Hogg. Yöntemleri pek çok İngiliz mürebbiyeninkine kıyasla daha insancıl ama uyutma konusunda böyle katı olmasını onaylamıyorum.

    Anneler iç seslerini dinlemeli, doğal yöntemleri seçmelidir. Afrika'daki , yağmur ormanlarındaki bebekler nasıl uyuyor?

    Antropologların son araştırmalarına göre kucakta büyüyen yağmur ormanları çocukları kolik olmuyor, 2 yaş krizine girmiyor, davranış sorunları yaşamıyor. Nedeni sürekli annelerine dokunmalarıdır.

    Eğer bebeğiniz size yakın ise, sürekli sizinle temas halindeyse çok daha rahat uyur.Bunun için yapmanız gereken şey teknik geliştirmek yerine , onu gün boyu kucağınızda taşımanız ve güven vermenizdir. Burada bir eksikilik varsa bebek uykuya dalmakta direnebilir.

    İç seslerinizi dinleyin,
    Emzirerek uyutmak dünyanın sonu değildir.Daha rahat ve huzurla uyumasını sağlar. Ağlatmaktan kat be kat doğru ve doğaldır. Ağlatmak doğal sayılıyor da emzirerek uyutmak niçin abes bulunuyor, ben de bunu anlamıyorum!!! Emzirmek, okşamak, kitap okumak, ninniler söylemek annenin bebeğine verebileceği en güzel uyku eğitiminin parçalarıdır. Bu nedenle kendi bedeninizle, kendi sesinizle, kendi elinizle, kendi ruhunuzla bebeğinizi uyutabilir, ona huzurlu bir ruh kazandırabilirsiniz.

    Katılanlar veya katılmayanların yorumlarını rica ederim.

    Sevgiler

    Aylin

    14 Eylül 2010 Salı

    Helal Olsun Böyle Doktorlara


    Efendim,

    Hepimiz evladımızı en iyi şekilde ve en iyi şartlarda yetiştirmek için didiniyoruz. Bu çabamızın başında ise sağlığını emanet ettiğimiz doktorlar var. Ancak şahsi olarak düşüncem birçoğunun tıptan mezun olduktan sonra eczacılık için çalıştığı yönündedir.

    Çocukluğumda arada sırada SSK ve emekli sandığı hastaneleri artı olarak üniversite hastanelerini yıllarca ziyaret eden ben doktorları reçete yazan amcalar olarak kodlamışım. Ta ki kendi doktorumuz Müfit Turman ile tanışana kadar. Herzaman doğal ve basit yöntemleri tercih etmişti. Biz de öyle büyüyünce sandım ki doktorlar, dinler, inceler, konuşur ve anlatır.Sonra biz onları uygularız,ilacımızı içeriz ve sağlığımıza yeniden kavuşuruz.

    Yok yahu! Öyle değilmiş meğer, çocuk aklımla yanılmışım; doktorlar hastaların yüzüne bakar ve ilaç yazarmış.A-ah bir de kan idrar tahlili istermiş.Yada ultrasound,tomogrofi,MR vb...

    Tepemin tasını attıran son olay Türkiye'nin çok bilindik bir üniversite hastanesinde ufacık bir şeyi kocaman yapıp neredeyse kanser diyeceklerdi de bir daha kapısının önünden geçmeyip sağlığıma kavuştum.

    Koskacaman bir genç kızdım ve gözüm açılmıştı.Hastane ve doktorlar ilaç kartelleri olmadan büyüyemezler. Bu kartellerle iş yapmayan doğal yöntemlere yakın ve yatkın birilerini bularak gerekmedikçe doktora gitmemek gerektiği kanaatine vardım. Çünkü hastanelere gitikçe insanın sağlığı bozulup,daha çok hasta edebilen yerlerdi artık bana göre.

    Az ilaç reçete ederek, daha doğal ve bütünsel yaklaşan bütün doktorları tenzih ederim. Tekrar ederim.


    En son 1 yaş kontrolü ile ilgili bir araştırma yaparken çok radikal söylemleri olan bir doktora rastladım, yani Dr.Kadir Tuğcu'ya... Açıklmaları o kadar net ve doğruydu ki bana kalırsa, bir solukta bütün forumu okuyuvermişim yahu! :)

    Bir anne sormuş:
    "hocam 18 aylık oğlumun rutin kontrolünde doktor kulağında kızarmanın oldunu ve gece beslenmelerinden kaynaklandığını söyledi bırakmamı söyledi
    ama emerek uyuduğu için bırakamıyorum tabi gece uyanıncada istiyor
    böyle bir sebepten kulak kızarırmı eğer emmekten oluyosa gündüzde olmazmı
    2gündür de 37 civarı ateş olup düşüyo kulağından mı acaba
    daha antibiyotik kullanalı bir hafta oldu napayım hocam"

    Hocam cevaplamış:
    "O doktor o işi tam bilmiyor. Onun dediği, "biberon"u yatarak alanlar için... Anne memesi alanlarda öyle bir şey olmuyor..37 ateş değildir. Anne sütü alanlarda kulak problemi son derecede nadirdir... "

    HELAL OLSUN ! :)



    Emzirme ve ek gıda üzerine söylediklerini mutlaka herkes okusun. Çoğumuz kandırılıyor, asılsız bilgilerle bebeklerimizi doğru olarak gösterilen sabun köpükleriyle büyütüyoruz. Örneğin 6 aydan sonra anne sütü yaramaz gibi bir saçmalık yoktur. Bebekler 2 yaşına kadar emzirilmelidir deniyor ama bir yandanda şu yeni klişeleri bize dikte eden doktorların ağzına bakıp sağlam çocuk yetiştirmeye çalışıyoruz.

    Dr. Kadir Tuğcu gibilere çok ihtiyacımız var diyorum tekrar ve özetle. Yolu açık olsun, başarılar diliyorum kendisine candan yürekten.

    Sevgilerimleeee :)

    Aylin

    2 Eylül 2010 Perşembe

    Çağatay'dan baba inciler :)

    Çağatay... Eşim....

    İyi bir baba olacağına adım gibi inandığım ve inancımı boşa çıkarmayan adam. Sevgilim...Babalığın hakkını veren duygu yüklü adam...

    Bunun gibi dolu dolu yüzlerce satır yazabilirim onun için.

    Aslında bunları niçin yazdığımı aktarayım: kendisi doğum fotoğrafı çekiyor, hepsinden ayrı bir gülücükle dönüyor eve. Ondan hikayeleri "baba" gözüyle dinlemek çok ama çok keyifli oluyor... Gülücüklerle anlatıyor bebeklerin ilk anlarını, anneleri, babaları. Onun frekansı çok farklı çünkü doğum- bebek ekseninin biraz dışında kalan babaları olaya çok rahat dahil edebiliyor.
    Bkz: işte bu fotoğraf




    Hatta bunları kendi blogunda kendi cümleleriyle akratıyor.

    Neeeee... Erkek doğum fotoğrafçısı mı diyerek itiraz edip,direk elinin tersiyle itenler arada bakarlarsa olay farklı aslında.

    Kaçıranlar çok şey kaçırıyor bence.

    Ayrıca Çağatay bir "mor inektir". Farklıdır yani. Herkes iyi fotoğrafçıdır, fakat onun kadrajı,ışığı ve kompozisyonu başkadır. Eşim olduğu için değil hak ettiğini düşündüğüm için yazıyorum.

    Ve sadede geliyorum. Son yazısı bence çok ama çok güzel olmuş. Okurken güldüm, gülümsedim, duygulandım. Çünkü o anne-bebek ilişkisinin keskin hakimiyetinin dışında çok önemli şeylere dikkat çekmiş. Babalara, erkek gözüyle ve baba gözüyle "bebek" bekleme ve yetiştirme konularına, emzirmeye...Her konuya değinmiş.

    Samimiyeti ayrıca çok keyifli. Bence bu blogu arada sırada bir tıklayın sevgili anneler. Babaları anlatan bir adamın yazdıklarını okumak eğlenceli ve anlamlı olabilir diye düşünüyorum.

    Sevgilerimle,

    Aylin