tuvalet eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tuvalet eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Konumuz:tuvalet eğitimi

Tuvalet eğitimi denince sanki planlı programlı, verilen bilgilerden sonra hemen bebek tarafından uygulanacakmış gibi bir şey anlaşılıyor. Sanırım burada kullanılması gereken kelime "süreç". Tuvalete alışma süreci desek daha uygun olur gibime geliyor. Annenin daha az stresli ve çocuğun daha uyumlu olabilmesi adına bu gerekli sanki...

Bugünlerde Ata'yla akran çocuğu olan hangi anneyle karşılaşsam konuştuğumuz tek konu tuvalet. Cebimde ne varsa paylaşıyorum yüzyüzeyken. Şimdi hepsini derleyip yazılı olarak paylaşmak isterim.

Eğer anal dönemin sorunsuz, tuvalet eğitiminin en az stresle gerçekleşip yaşanmasını istiyorsak dikkat etmemiz gerekenler var. Önce çeşitli kavramları dizelim.

- Türe özgü hazır olunuşluk kavramı: Örneğin insanoğlu en erken 9-10 aylık olduğunda ayağa kalkıp yürüyebilir. Kuşlar belli bir olgunluğa erişmeden yuvadan uçamaz.. vb gibi.

-18-24 ay çocuğu: Bu çağın en büyük özelliği agresif inatçı olmaları, daha hızlı yürüyebilmeleri, koşabilmeleri, cümle kurabilmeleri, bağımsızlık duygusunu yaşamaya başlamaları, ben, bu benim, ve hayır kelimelerini çok sık kullanmalarıdır. Dr. Harvey Karp bu bu aylardaki çocukları neandertal çağdaki adamın düşünüş biçimiyle yakınlaştırır. Neandertal adamın tuvalet konusundaki en büyük özelliği ise; evinin bir köşesinde, gizlice ve sessiz sessiz tuvalet işini halletmesidir. Bu aylardaki çocuklar bu nedenle çişini kakasını haber vermez diyor Dr. Karp. Türe özgü hazır oluş gerçekleştiğinde haber verir ve hatta gidip tuvaletini yapar diyor.

Ata 22 aylık minik bir adam. Tuvalet konusunda denediğimiz şeyler vardı. Örneğin kakasını çöpe atmadığımı, sakladığımı söylemiştim 15. aylarda. Bu onun bana güvenini sağlamak içindi. İleride çişi ve kakası geldiğinde, onun bu değerli "şeylerini" alıp yine ondan uzaklaştırmayacağımı bilmesini istedim.

Anal dönem çok zor bir dönem, hocalarımızın anlattığı kadarıyla. Bu dönemde oluşacak kompleksler çocuğun ileride hayatını olumsuz yönde etkileyebilir. Aile aşırı baskıcı bir tutum sergilediği takdirde çocuklarda saldırgan davranışlar, öfke patlamaları, bağımlılık, titizlik ve aşırı inatçı olmak gibi şeyler ortaya çıkabilir. Tabi burada bahsettiğim süre ertesi gün değil ergenlik ve sonrası ...

Tekrar Ata'ya dönelim. Ne alemdeyiz? 22. aya gelene dek sabahları ve akşamları düzenli olarak çiş ve kaka için oturttuk. Sohbet ettik, şarkılar söyledik. Bazen bu hoşuna gitti, bazen hemen bitsin istedi. Çoğu zaman bakıcısı Ayşe hanım'a "çiş yapalım" dedi. Çişe gidildi 1 kaşık çiş yapıldı veya yapılmadı. Bu arada sıcaklar bastırınca bezden bunaldı ve bağlatmak istemedi.

Ben de herşeye hazırladım kendimi ve evde mümkün mertebe bezsiz gezdirdim. Çoğu zaman çişini ve kakasını yaptıktan sonra haber verdi Ata. Bu bence çok normal. Çünkü henüz dil ve kavram gelişiminde "gelecek" ile ilgili birşey yok ki... Olup biteni anlatıyordu şimdiye dek. Baba geldi, anne gitti, güneş battı, su içtim... gibi Bu nedenle ondan "şimdi" ve "gelecek" ile ilgili birşey söylemesini bekleyemem. Örneğin dün sadece şortuylaydı. Mutfakta meyve tabağını hazırlarken beni telaşla "anne! anne! canımmm, cannnımmmm!" diye çağırdığını duyunca koşarak geldim ki ne göreyim. Benim beyaz koltuklar olmuş kahverengi :) Ata'cığımın yüzündeki korku, mahçup bakışlar, telaş ve utanmayı size anlatamam. Yapmıştı, haber verecekti ama heryerin batmasından öyle rahatsız olmuştu ki... Önce kocaman yutkundum manzarayı görünce, sonra Ata'yı kucaklayıp banyoya götürürken "Bunlar olur Ata'cım, hiç sorun değil. İstersen kaka yapmaya başlayınca beni yanına çağır. Ama üzülme. Sen yaparsın, hepsini söyleyeceksin. Sana inanıyorum" Anlasa da anlamasa da bunları söyledim. Banyo yaptırırken üzerinden akan kirler mahcubiyetini daha da arttırdı. Sanki çok kötü bir şey yapmış gibi üzügün bir hali vardı. Yine, "suyla temizlenmek ne güzel, la la lal lal laaa :))) Bak artık daha rahat hareket edebileceksin canikom" dedim bol bol. Buna rağmen gece uykusunda "anne kaka yaptım" diyerek ağlamaya başladı.

Ne kadar hassaslar, dikkat etmeye rağmen hasarsız olmaması mümkün değil demek ki...



Her öğrenmenin beraberinde bir "kırılma" getirdiği açık bir gerçek sanırım.

Şimdiye geldiğimiz nokta bu. Eminim ki 24. ayda ve devamında Ata geldiğinde söylecek yada düzenli olarak oturmaya daha kpolay uyum gösterecek.

Gerekli şey biraz zaman biraz da sabırdır diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz?

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Acaba kaka yaptım.

Dün öğle yemeğini hazırlarken Ata' nın sessiz sedasız bir şekilde kakasını yaptığını ve haber vermediğini farkettim. Son zamanlarda Ata herhangi bir sinyal vermeden bu işi hallediyor. Bazen bir köşeye çekilip bekliyor, bazen ıkınıyor ama dediğim gibi, son zamanlarda pek sessiz.

Meğer içinde bulunduğu dönemin gereği olarak bir kenara çekilip halıya, koltuğa kakasını çişini yapması gayet olağan ve doğalmış. İki yaşını doldurduktan sonra söylemeye başlaması beklenmeliymiş. Sadece anlamaya çalışmak bile derin nefesler aldırıyor iletişimimize.

Niçin haber vermediğini anlamak için sesli bir şekilde düşünmeye başladım. Yere oturup oğlumla gözgöze geldiğimizde "Ata, acaba kaka yaptığını niçin söylemiyorsun. Çok merak ediyorum annecim" deyince şöyle bir durdu, bir kaç adım attı, geri döndü, eliyle bezini yokladı ve poposunu işaret ederek "acaba kaka yaptım" dedi.

Annesinin endişesini gidermek için mi bunu dedi, yoksa bir anda söyleyebileceğini mi keşfetti bilemiyorum. Ancak acaba ile başlayıp yaptım ile biten bir cümle beni hem güldürdü hem de "bu iş olacak" mesajını verdi :)

Bu iş zaten olacak. Emzirme döneminde, katı gıdaya geçerken, yürürken, konuşurken yaşadığım "acaba"nın tuvalet eğitimi versiyonu bu. Biliyorum, bu da olacak. Ama delilik bu annelik, yine de "acaba" demeden de geçemiyorum :)

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Tuvalet eğitiminde geldiğimiz son nokta

Ata ile son dönemlerde yaşanan gelişmeler neler, hemen özetleyelim sayın seyirciler.

Bir kere bu küçük adam ilk kez uçağa bindi. "Uçağa binerken kalıkışta ve inişte basınçtan etkilenmemesi için ne yapmalıyım" diye sordum. Yanıt Pratik Anne' den geldi: " Sakız çiğneyebiliyorsa sakız ver yada lolipop emsin". Ata hayatı boyunca sakız çiğnemediği için lolipop yalamayı tercih ettik. İyi etmişiz. İzmir' e uçuşta sıkıntıdan patlayan minik oğlum, İstanbul'a dönüşte lolipop yalayarak, çıkartmalı kitaplarındaki kepçe, kamyon ve bilumum kaba saba araçlarla ilgilenerek yolculuğunu başarıyla tamamladı :)

Tuvalet eğitiminde sessiz ancak derinden ilerliyoruz diyebilirim. Havaların hafiften ısınır gibi olmasından dolayı kendisini ara ara bezsiz bırakıyor, kişisel bir alarm vermesini bekliyorum ama nafile.

O sessizce bir köşeye sinip işini bitiriyor, ondan sonra haber veriyor.

Peki niçin Ata tuvaletini söylemiyor.

Pek müsterem Dr. Harvey Karp'a göre Ata (21 Aylık) diz yüksekliğinde bir neandertal. Ve Ata' da neandertaller gibi tuvaletini sessizce bir köşeye yapıp çekip gitmek istiyor.

Mahallenin En Mutlu Yumurcağı harika bir kitap ve bu kitabı okumaya başaldığımdan beri bir baş ucu kaynağı oldu. Dr.Karp' a göre Ata' nın söylemek için zamana ihtiyacı var. Bu seyre göre 2 yaşından sonra yavaşlaması ve daha az koşup daha çok konsantre olması beklenen 2+ yaş çocuğunun bir özelliği de tuvaletinin geldiğini belirtmekmiş.

Okul yıllarından hatırladığım bir bilgi var ki; o da 2 yaşından sonra sinir sistemi ve fizyonominin katlanarak geliştiği ve 2+ yaş çocuğunun kaslarını daha iyi tutarak, kendini daha iyi ifade ederek kakasını-çişini söyleyebildiği şeklinde.

Bu bilgilere göre kasmadan, sakin sakin bezsiz kalmalara, haber verme ip uçlarına devam edeceğim. Ata' yı sıkıştırmak, üzerine gitmek yok. Eee, ne de olsa o minik ve çok yakışıklı bir neandertal :) 150 bin yıl önce müzikli oturaklar yoktu ;)

Büyük bir hevesle alıp bir kere bir kullan(a)madığımız müzikli oturağımızı elden çıkarmaya karar verdim. Çünkü Ata'cığım canı ister haber verirse adaptörle yada manuel olarak (yani annesine sarılarak) klozete oturmayı tercih ediyor.

İlgilenirseniz ilan detayları şöyle:
Royal Potty Müzikli Oturak 25.00 TL.
İletişim için aylinatasagun@gmail.com a mail atabilirsiniz.
Daha fazla bilgi ve fotoğraf için lütfen buraya tıklayınız. Mesajlarınızı bekliyorum :)



23 Aralık 2010 Perşembe

Cici kaka

Ata ile tuvalet alışkanlığı ve tuvalet eğitimi ile ilgili ön çalışmalarımız tam gaz devam ediyor sayın seyirciler. Aileye verdiğim sıkı bir brifingle neyin ne olacağı konusunda artık hepimiz hemfikiriz ve herkes aynı şeyi uygulamak için canla başla çalışıyor :)

İlk günler

Annem Ata'nın altını temizlemek için odaya geçmiştir ve ardından neşeli bir ses tonuyla:
Ayliiiiiiin
-Efendim Anne?
Annem: Ne diyecektik? :)
-Cici kaka anne :)
Annem:Hah, tamam. Ata, bak annannem bunlar senin kakan. Bunlar cici, hadi sevelim. Ciciii,cicciii...Neymiş Ata'cım? Cici kaka. Aferin! Ne de güzel kaka yaparmış :)
Ata:Kak-ka
Bütün ev halkı: Evet Ata, bravo, kaka dedin. Alkış :)))

Not: Bir de kakayı lazımlığa yapsa birbirimize sarılıp çılgınlar gibi dans edip edeceğiz galiba, hahaha:)

Dede ile Ata alt değiştiriyor:
Dede: Oğlum bu ne? Ayy, yok böyle demeyecektir. Maşşalah benim torunuma, doldurmuş. Helal olsun bea!
Annanne:Dedesiiiii, unuttun mu "cici kaka" :)
Ev halklı : pohahahahahah
Ata:hahahaha :)


Baba ile Ata' nın öyküsü:

Baba:Ata, gel bakalım neler olmuş. Aferin babacım, kaka yapmışsın. İşte bak, kaka burada.Şimdi bu kakayı sevelim.Ciciii,ciciii...Sonra da saklayalııımmm.
Ata: Ciciiii?

Aynı diyaloglar benimle de gerçekleşiyor bu arada. Çift baskı olmasın diye es geçiyorum.



İşte böyle güle oynaya geçiyor bu dönem. Lazımlığı klozetin yanına koyduk. Organiktir kendileri yalnız , öhö öhö :)Arada üstüne oturuyor, ters çeviriyor, bakıyor, inceliyor. Belki üzerine oturmak eğlenceli gelir birgün ve oturur.

21 Aralık 2010 Salı

Öyle bir gecer zaman ki ...

Atacigim buyuyor...Dogdu dogacak derken ,simdilerde lazimlik, kitap, boya derdine dustuk. Yakında hangi kres daha iyi derdi, derken okul, sinav, sbs (tabi o zamana kadar SBS kalirsa) ergenlik vesaireyle hasır nesir olacagiz :)

16 aylik bir bebeğe artık düzenli olarak masal okumak gerekiyor.kitabevleri cocuklar icin harika seyler hazirliyorlar.elimde cesitli yayinevlerinden çıkmış kaliteli kitaplar var. Bir sonraki postta liste olarak paylasacagim.

Odasindaki rafta,salonda ve ulaşabileceği pek çok yere kitaplari bırakmıştım. Hatta bunu doğumundan sonra yapmıştım :))) görenler ne o ÖSS ye mı hazırlanıyorsun oglanidiye takılmadan edemiyordu :))) evet bir çeşit hazırlık bu ama ÖSS ye değil, hayata. Bence kitaplar en önemli rehberler ve hasır nesir olmasi Atanin yararına olur.

Organik lazimligina oturup kitap okumadı ne keyifli olur ama :)))

17 Aralık 2010 Cuma

En iyi lazımlık hangisi?

Piyasa araştırmalarına başladım. Şimdilerde biliyorsunuz 2. Ekolojik Günler Fulya Kültür Merkezi'nde devam ediyor. Ve bizim firmamız Atasagun Film Yapım ve Babylife da katılmıcı olarak fuarda yer alıyorular. Mutlaka ziyaret edin derim.

Artık çalışan anne olduğum için ve çalışma saatlerime denk geldiği için ben gidemedim. Ancak yarın ve pazar günü mutlaka ziyaret etmeyi düşünüyorum. Çünküüüüü "organik lazımlık" bulmuş eşim :) EVET, lazımlığın da organiği var :))) Çok şeker.

Firmanın sahibi Çağatay' ın çok sevdiği bir arkadaşı ve harikulade ürünleri var. Kendi kızlarıyla çıktıkları ebeveynlik yolculuğuna green Goods markasıyla devam etmişler. Aklıam yatan ilk şey ürünlerinin toksik içerikli olmaması ve el yapımı olması. Tıkalyın, ziyaret edin, ihtiyaçlarınız varsa alın derim. Zira ben organik lazımlığı bulmuşken kaçırmayacağım ve gerekli diğer malzemelerimi de buradan alacağım.

Organik lazımlıkların 3 renk seçeneği var.

Ürünün hakkında bilgi ise aynen şöyle:
<blockquote>atık bitki malzemelerinden elde edilmiş, evinizde yıllarca kullanıldıktan sonra toprağa gömerseniz biyolojik olarak hızla yok olabilecek bir lazımlık... 2009 yılında Mother&Baby Gümüş Ödülü alan Becopotty, ergonomik tasarımıyla hem rahat hem de kullanışlı. Sırt kısmının yükseltisi denge sağlarken, ön tarafındaki koruma yükseltisi de etrafa sıçramaları engelliyor, böylece tuvalet alışkanlığı konforla ve hijyenik bir biçimde sürdürülebiliyor. En önemlisi bu lazımlık hem bebeğiniz hem de çevre için çok uygun... Becopotty lazımlık hayatına tarım artığı olan bambu artığı ve pirinç kabuğu olarak başlıyor.Becothings bu artıkları toplayarak toz haline getiriyor.Biyolojik olarak yok olabilen bir reçine ile karıştırıyor ve kalıpta bekleterek Becopotty lazımlığı yaratıyor. Becopotty Lazımlıkla ilgili küçük birkaç fikir... Çocuğunuzun tuvalet terbiyesi sona erdiğinde lazımlığı bahçenize gömebilirsiniz. Küçük bir ipucu vermek gerekirse; gömmeden önce lazımlığın altında birkaç küçük delik açarsanız nemin içeri girmesini kolaylaştırmış olursunuz.Becopotty tamamen dibe battığında biraz tohum biraz da su ekleyerek tohumlarınızın çiçeğe dönüşmesini izleyin. Birkaç sene boyunca lazımlık toprağa karışacağından hem çiçeklerinizi besleyecek hem de doğaya katkıda bulunacak.

Bir de fiyatı bana çok makul geldi, şu an indirimde: 30.25 TL

Ohh, bu işi de tamamladım. Artık rahat rahat çayımı içe bilirim.

Haydi kalın sağlıcakla :)

Not: ÇEKİLİŞE KATILMAYI İHMAL ETMEYİN :)

16 Aralık 2010 Perşembe

En doğru tuvalet eğitimi nasıl olmalı?

Aslında "tuvalet eğitimi" diye birşey yok benim anladığım kadarıyla.Doğal akışına bırakılması gereken bir süreç bu.

Örneğin anne bebeğin üzeri giyinik olarak günde 1 kez lazımlığa oturmasını sağlamalı ilk başlangıç aşaması olarak.Ancak daha önemli bir şey var: Sizin doğal halinizi gözlemlemesini sağlamak.

Kaka sadece bağırsaklara özgü bir şey değildir. Bağırsaklar beynin ikiz kardeşidir. ( Nöro-psikoloji notlarımızdan çok iyi hatırlıyorum) Beyin isterse dışkılama gerçekleşir. Beyin isterse bağırsaklar kakayı bırakır. Burada bir bırakma ve bırakmayı isteme duygusu vardır. Yine bu durumda karşımıza ne çıkar? Güven duygusu.

Bebek kendine ait bir varlığı güvenle bırakmak ve bıraktıktan sonra ne olduğunu, nerede olduğunu, nasıl bir şey olduğunu görmek ister.



Şimdi bir annenin ne yapması gerektiğini listeleyelim.
-Kaynaklar çok iyi taranacak ama hiçbiri harfiyen moda mod uygulanmayacak.
-Bebeğin anneyi tuvalete gidip oturduğunu görmesine izin verilecek.Böyle bir süre ilerledikten sonra zaten bebek dillendikçe "çiş" diyecek ve işaret edecektir. Unutmayın, bebeklerimiz sürekli bizi izler ve bizi taklit eder. Bu yüzden kaka yapmalarını sağlamak için özel eğitim programları düzenlemek yerine zamanına bırakmak ve bizi izlemelerine izin vermek en sağlıklı yol olacaktır.
-Tuvalet eğitimine başlamadan çok çok önce kaka sevilecek. Evetkaka sevilecek. Örneğin:"Aferin Ata'ya, ne güzel kaka yapmış, aferin tatlıma, kakası işte burada, bezinde duruyor ve biz onu alıp saklıyoruz" denecek ( Öneren Prof.Dr.SAbiha Paktuna Keskin)
-Bebeğin lazımlığı evdeki klozetin yanına konacak.
-En önemlisi,şunlar denmeyecek.

"Ata çiş var mı çiş", "Kaka gelince söyle iyi mi annecim", Ööö, kaka pis kokuyor.

-Anne bebeğin doğumundan tuvalete gitme dönemi başlayıncaya kadar bebeğin kakasını pis bir şey olarak değil, ona ait bir parça olarak lanse edecek.Aynı zamanda; " elin pis,sileyim.Ağzın kirlendi kıpırdama sileyim" denmeyecek. Bu çocuğun takıntılı bir kişileğe sahip olmasına, ileriki dönemde kendine bir suçluluk duygusu duyarak aradığı güveni yitirmesine neden olabilir.

-Özetle: salacağız kendimizi sevgili anneler. Ağzı kirli kirli yemeğini tamamlayacak, ondan sonra ağız yıkanacak. Bebek kaka yapacak, anne obsesif bir şekilde popo temizliği ve el yıkama girişimi göstermeyecek.Bunların hepsi: ben kötü şeylere neden olan biriyim mesajını bebeğe verecektir.(Referans. Prof.Dr. Sabiha Paktuna Keskin)

-Tuvaletini söylemesi için acele edilmeyecek yine Prof.Dr.Sabiha Paktuna Keskin'e göre (Maksimum 4 yaşına beklenmeli, gerekirse uzman yardımı alınmalıdır diyor)

-Bebekler kakayı kendinden bir parça oalrak görürlermiş. Kakayı bırakırken "acaba bu benim içimden çıkan parçaya ne olacak?" kaygısı yaşarlarmış. Kakayı bırakınca ise kalkıp bakmak ve ona dokunmak isterlermiş.Bu noktada ise çocuğa yine aradığı o güven duygusunu annenin veya yakınlarının vermesi lazım geliyor uzmanlara göre.
"Bak Ata, kakanı yaptın.Aferin" (abartmadan, alkışa gerek yok mesela:)
"Bak bebeğim, kakan burada, bir yere gitmedi, duruyor." Bu esnada dokunmak isterse anne görmezden gelebilir, dokunmasına itiraz etmeden bu süreci sakin bir şekilde atlatmasını söyleyebilir.

-Her defasında ödüllendirmenin bir etkisi olmaz. Davranışın oturması için ilk aşamada, ilk günlerde aferin anlamına gelecek minik ödüller verilebilir.(Çocuğun sevdiği bir yiyecek, oyun, meyve gibi) Ama daha sonra bu sosyal pekiştireçlere dönmelidir. "Aferin Ata" yeterli olabilir.

-Tuvalet alışkanlığı dönemi öncesi anne ne kadar çok ööö-pis-kötü kokuyor derse, tuvalet eğitimi uzarmış, yine uzmanlara göre. Çünkü çocuk kötü bir şey yaptığını düşünerek bunu ileride yine gizli saklı kimseye göstermeden altına yapma şeklinde devam ettirebilirmiş.

Çocuk 24.aydan sonra dahi kakasını söylemiyorsa:

1. Anne kakayı kötülemiş olabilir.
2. Çocuk kakasını bırakmak için anneye ve etrafındakilere güvenmiyor olabilir.
3. Kaka yapma meselesi abartılmışsa, her defasında evde şenlikler düzenleniyorsa çocuk daha fazla şenlik istiyor olabilir, yada "dur ben şunu bırakmayayım da annem benimle daha fazla ilgilensin" demek istiyor olabilir.

Eğer anne, bebek doğduğunda bugüne değil pis -ee!! demediyse,
Kakası gelince abartmadan temizlediyse,
Kakayı sakladığını belirtirse, bebek 18. veya 19. aylardan itibaren tuvaletini söylermiş.

Dikkat edileceklere şunları da ekleyelim:

-Tuvalet veya banyo anne ile etraflıca incelenecek. "Bak Ata, burada kapı var, yukarıda lamba var, burada çekmece var, gel içine bakalım, burada senin lazımlığın var, tuvalet kağıtları burada, lavabo da buradaymış"... Gibisinden bir keşif turu atılacak. Böylelikle gerekli güven duygusu verilecek.

-"Kakanı yaptın, aferin Ata'cım", "bak, çok değişik şekiller olmuş" deyip incelemesine imkan tanınacak.
...

Çok uzattım.

Daha önce pek çok yazımda yazdığım gibi burada tekrar edeceğim. Herşeyin başı güvendir. İnsan yavrusu doğumundan ölümüne kadar yaşaması için gerekli güveni arar. Burada ve her konuda, bir çocuğun sağlıklı gelişmesi için güven sağlamak çok önemli. Annenin bebeği tuvaletini yaparken yarı yolda bırakmayacağını, koruduğunu ve sonuna kadar da koruyacağını hissettirmesi lazım bana kalırsa.

18.aya kadar oral dönem devam ettiği için ve 18.aydan sonra anal döneme geçiş başladığı için bu arada bebeğin "çiiişşşş"-"ka-ka" demesi çok olağan bir durumdur. Bezini çekiştirmesi, rahatsız olması çok normaldir.

Bu bilgilerden sonra ben rotamı belirledim.

Ata'ya bir lazımlık alacağım.
Ayakları yere değecek şekilde olanından. Belki eğlenceli olsun diye müzikli olanından alabilirim :)))
Klozetin yanına koyacağım ve bekleyeceğim.
Ara sıra beni tuvalete girip çıkarken gözlemleme fırsatı vereceğim ve Ata'mın kendi kendine oturması için bekleyeceğim. İlerledikçe zaman, kakayı oturarak birlikte, sohbet ederek, şakalaşarak yapmasını sağlayacağım.
Kaka bitince ona inceleme fırsatı vereceğim.
Dokunmasına itiraz etmeyeceğim.
Kaka gitmedi, bak burada Ata diyeceğim.
İlk günler eşe dosta gösterip güvenini ve özsaygısını pekiştireceğim.
Sonra birlikte döküp ona el sallayacağız.
Popo temizliğini yine abartmadan obsesifçe değil daha bir sukunla gerçekleştireceğim.

:)

Şimdi sıra "hangi lazımlık daha iyi" sorusuna yanıt bulamaya geldi :)

Onları da paylaşacağım.

Umarım bir katkım olur...

Sevgiler

Aylin

Prof.Dr.Ayça Vitrinel'den Tuvalet eğitimi, göz kontrolü ve genel sağlık hakkında pratik bilgileri

Bugün doktorumuz Ayça Vitrinel' deydik. Su çiçeği aşısı da vardı. Boy kilo ölçümlerinin yanı sıra yine her zaman ki gibi pedagojik önerileri oldu bizlere. Seviyorum bu kadını, Ata' ya olan yaklaşımı, bize olan yaklaşımı öyle güzel ki...Onca yoğunluğuna rağmen yüzü hep gülüyor, herzaman açıklayıcı, içten ve samimi... Azdır böyle çocuk doktoru bence. Allah razı olsun kendisinden. Ata'cığımı büyütürken muhteşem bir rehber oldu. Bugün benim ona bir takım sorularım oldu ve çok net yanıtlar aldım yine doktorumuzdan.

1. Bebeklere bir yaşında göz kontrolü öneriliyor, biz 15. ayı bitirdik ve hala gitmedik. Öneriniz nedir?

Ayça Vitrinel 'in yanıtı:3 yaşına kadar böyle bir gereklilik yoktur.Ancak anne / aile bir farklılık sezerse, en ufak bir şüphede mutlaka bir hekime gitmelidir. Hafif bir kayma, şaşılık vesaire sezdiğinizde hemen götürün.

2.Ensede sanki beze gibi bir şeyler var… :(Ayça Vitrinel 'in yanıtı :

Hemen kontrol edelim(elleriyle kontrol ederken), bunlar bu aylarda bu yaşlarda her zaman olur.Çok doğaldır, çok normaldir, endişe etmenize gerek yok.Kendiliğinden geçecektir.

3.Kaç diş var sırada?

Ayça Vitrinel 'in yanıtı 15. ayda köpek dişlerini ve azı dişlerini beklemeliyiz. Bunlar 4 tanedir. Daha sonra 24-36.aylar gibi 2.premoler dediğimiz süt dişi/azılar çıkacak.Parmağa takılan diş fırçalarıyla dişlerini fırçalamaya başlayabilirsiniz.

Ben: Ohoooo :))) Ayça Hanım, neredeyse dişlerinin çıktığı ilk günden beri fırçalıyoruz. Şaka bir yana 10.aydan beri sabah-akşam düzenli olarak fırçalıyorum dişlerini.

4.Tuvalet eğitimi hakkında ne önerirsiniz?

Ayça Vitrinel 'in yanıtı : Benim önerim şudur; çocuğunuzun artık dışkılama düzeni oturmuşsa ve artık bir şeye odaklanıp onunla ilgilenebiliyorsa yavaş yavaş tuvalet eğitimine başlayabilirsiniz. Boyuna uygun ergonomik bir lazımlık ile en belirgin olan kaka saatinde oturtmaya başlayabilir, kakasını yapmasını isteyebilirsiniz. Karşısına geçeceksiniz, ikinizde sohbet ederek, konuşarak bunun ne olduğunu paylaşacaksınız. Ona anlatın, tuvaletin, çiş yapmanın ne demek olduğunu anlatın. Sizi içtenlikle dinlemesini sağlayın. Kaka yaptığında ise ona eserini mutlaka gösterin.Kesinlikle çişe zorlamayacaksınız, önce kaka. Önce kakasını yapmasını isteyeceksiniz. Sonra sonra çişini de yapmasını isteyebilirsiniz ama artık 20. aya doğru filan...

Ayça Hanım bunları anlatırken hemen aklıma hocam Üstün Dökmen’ in öğrencilerine sık sık hatırlattığı bir şey geldi.
Bebek kakasını yaptıktan sonra sakın ÖÖÖ-kaka-pis!! Gibi şeyler söylemeyin. Çünkü bu bebeğin eseridir.Ürünüdür. Çocuk aslında içsel olarak kakasını lazımlığa yaptığı için büyük bir başarı duygusu yaşar. Siz kalkıp ÖÖÖ-pis-kaka derseniz başarı duygusunu elinden alırsınız”

Tamam ÖÖÖ-pis-kaka gibisinden garip sesler ve tepkiler verilmeyecek. Hepimiz hemfikiriz. Daha önce ulu kişi Dr. Sears’ ın kitabını karıştırmıştım. Tuvalet eğitimi hakkında türe özgü hazır olunuştan bahsediyor. Erken yaşta bebek zorlanırsa bir işe yaramayacağını ama 2. Yaşına doğru başlanırsa daha kolay ve sistemli öğreceği için bebek açısından daha avantajlı olacağını söylüyor.
Şimdi biz 15. Aydayız ve doktorumuz başlayabilirsiniz dedi. Çok önemsediğim 2 doktor pek de paralel şeylerden bahsetmiyor gibi geldi bana ve internette ciddi bir araştırmaya giriştim.

Doğal ebeveynlik - Dr. Sears

Dr.Sears ve tuvalet eğitimi sözcükleriyle yaptığım ilk aramada karşıma çok beğendiğim bir annenin sevgili İrem'in
blogu çıktı karşıma. O da benim gibi aynı şeyi sormuş "Tuvalat eğitimi için geç mi kalıyorum? diye :) Ve tabi verdiği bilgiler çok aydınlatıcı ve doğal.

Prof.Dr.Sabiha Paktuna Keskin' in bir söylemi ise beni çok rahatlattı. Bebeğin 18.aylarda artık bezi istemeyebileceğini söylüyor.Biz ise 16. ayın içindeyiz...Acelemiz yok. Bugünlerde iyi bir "lazımlık" araştırması yaparak işe başlayabiliriz.

Ah, unutuyordum, aklıma geldi. Ayça Hanım bunları anlatırken şu geldi aklıma.24.ay civarı verilen tuvalet eğitimi tam da meşhur adıyla 2 yaş krizlerine denk geliyor. Bu nedenle özellikle anne çok yıpranıyor. Erken tuvalet eğitimini savunmuyorum ancak illa ki 24. ayı beklememeli diye de düşünmeden edemiyorum. Zaten bir anne bilir, nerede ne yapacağını ama bu aralar biz yavaş yavaş başlayabilirmişiz gibi geliyor bana.

Arada sırada beni klozete otururken gördü ve ilgisini çekti. Mesela bu tuvalet eğitimi için önemli bir nokta ve bebeğin tepkilerini anne kontrol ederek ne yapacağını kestirebilir. Örneğin Ata ilk bir iki seferinde pek anlamadı hadiseyi ama ısrarla "çişimi yapıyorum Ata'cığım", yada "tuvaletimi yapıyorum canikom"demiştim. Sonra sonra arada bir ilişki kurduğunu farkettim. Bir şekilde buraya oturuyor bu insanlar diyordu gözleriyle... Sıra ona gelecek, şimdilik haberi yok yavrucağın.

Bu işi yaparken ayaklarımın yere basması gerek, kural bir :)

Bu arada Ayça Hanım, aperatla başlamanın pek de doğru olmadığını, çocukların ayaklarının yere temasının önemli olduğunu,aperatla otururken havada kalan ayakların ıkınmayı güçleştirebileceğini ve pek de güvende hissetmeyeceklerini, çocuğun kakasını görebileceği bir lazımlıkla başlamasının çok önemli olduğunu söylemişti. Çok önemli son not olarak paylaşmak isterim.

Şimdi tuvalet eğitimi ile ilgili bir kaynakça listesi oluşturup okuyacağım ve paylaşacağım.

Yavaş yavaş büyüdüğünü görmek ve hayata hazırlamak hem çok keyifli hem de hafiften hüzün verici sanki... Masumiyet denen şeyle kucak kucağa yaşayınca insan ister istemez bunu düşünüyor ...

Hadi hayırlısı bakalım.