Uzun zamandır yazamadım. Uzun zaman dediğim bir hafta aslında ama bir blog yazarı için uzun bir süre. Cumartesi, pazar günleri gezmekten, pazartesi, salı günleri ise çalışmaktan ve yorgunluktan dolayı yazamadım.
Cumartesi günü öğleden sonra biten işlerimizin ardından Bağdat Caddesi'nde gezmeye başladık oğlumla. Eski ve yeni ne kadar dostumuz arkadaşımız varsa hepsiyle karşılaştık. Acayip mutlu oldum haliyle.
Bir ara uyudu, uyanınca Gratis'e uğradık Mendil ıvır zıvır alıp çıkıyorken, Ata kasadaki süslü kutulardan birini çekti ve bırakmadı. Kuğu şeklinde bir şeydi, öderken, içinde ne var diye sormak aklıma geldi nihayet. Kasiyer kız kolye var deyince kalbime acayip tatlı bir sıcaklık yayıldı. Kollarımdaki güzel yavrum bir şekilde bana bir hediye seçti düye düşündüm içimden. Eh, anne olunca böyle düşünülüyor belki de... Bahçeye çıktım, alıp boynuma taktım. Ata'cığımı kocaman öpüp sıkı sıkı sarıldım.
O gün bugündür kolye boynumda ve çıkarmayı hiç mi hiç düşünmüyorum.
Anneler gününde o minik elleriyle verdiği çiçekler, saçlarımı okşayışı ve güzel gözleri en unutulmaz şeylerdi benim için. Anneler gününde İstanbul Yoga Merkezi'nce düzenlenen bebek masajı eğitimine katıldım. Eğitimi Küba asıllı Amnerikalı masaj terapisti Maite Carrera verdi ve tüm ayrıntılar burada. Eğitime katılan en büyük bebek olan Ata çabucak sıkıldı ve poposunda bezi ile salondan kaçtı. Biz de kendimizi sokaklara attık mecburen. Sokaklarda çılgınlar gibi gezerken bir de farkettim ki oğlumun bir ayakkabısı YOK. Anında tornistan yapıp ters istikamette ilerlemeye başladım. Yaklaşık 1 kilometre geride bir ağacın kenarında bulunca sevinçten zıp zıp zıplamay başladım. Ama ne yapayım, o ayakkabılar dayısıyla yengesinin hediyesiydi.
Bu arada biz ana oğul haftasonunu geçirirken Çağatay Arkabahçe grubunun Dönsen isimli şarkısına arkadaşı Burak Kıyıcı ile klip çekti. Yorumlarınızı klip dönmeye başlayınca ayrıca isteyeceğim.
Bir de önümüzdeki hafta için size çok güzel iki süpriz / haberim olacak. Umarım beğenirsiniz.
Not: konulara ait fotoğrafları yükledikçe ilerleyen postlarda paylaşacağım.
;)
Çağatay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çağatay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Mayıs 2011 Cumartesi
Tweet
Sonunda...
Etiketler:
Anneler Günü,
Ata,
Çağatay,
hediye,
mutlu günlerimiz
29 Nisan 2011 Cuma
Tweet

Bugün tam 16 gün olmuş, ben hasta olup yataklara düşeli. İlk günden bu yana eşim, Ata' yı emanet ettiğimiz Ayşe Hanım, kayınvalidem, yardımcımız Gülbeyaz hanım (15 günde 1 gelir) ve İzmir' den gelen annem yanımdalar. Ata' nın bakımı, ev işleri, yemek ve ev işlerini bölüştüler.
İlk günlerde öyle bitkin ve halsizdim ki; neyin ne olduğunu anlamadım. Zaman geçip etrafı daha iyi algılamaya başlayınca bir farkettim ki,bölüştükleri işin hepsini ben yapıyordum zaten :)))
Tabi bunu ne zaman farkettim; sorunlar yaşanmaya başlayınca.
Bir baktım Ata sürekli mızırdanıyor. Yemekler yapılıyor ama Ata düşünülerek değil. Ev toparlanıyor ama herşeyin yeri değişiyor. Akşam 8 dedin mi uyuyan Ata 10'lara 11'lere kadar ayakta...
Gülbeyazın 15 günde bir gelip evin temizlenmesine yardım etmesi ve ben okuldayken Ayşe Hanım' ın Ata'ya gelip bakması dışında, bütün bu işleri ben tıkır tıkır yapıyordum. Yardımcı olanlar da haklılar, bu onların düzeni değil. Ssadece eşlik etmeye çalışıyorlar. Ata' yı üzmek, dahafazla üzülmesine izin vermek istemiyorlar. Haklılar işte ...
Ancak kendi kendime bunu düşünmeden edemiyorum; ben bunların hepsini tek başıma yapıyordum. Çalışmadan önce Ata'ya bakan birileri yada ev işlerine yardımcı olan birileri de yoktu. Eminim hasta olan pek çoğunuz bu anlattıklarımı yaşadınız. Eminim her anne evinin işini, çocuğunu, mesleğini vesaireyi tek başına sağlam kotarabiliyor. Eminim...
Vay be!
Öyleyse durumu şöyle formulüze edelim. Mesela ben kendi formülümü yazayım. Eşittirin sol tarafındaki aslında ne kadar kişilik işi idare edebiliyor, kaç kişilik orkestra şefi... O anlamda kullanılmıştır.
Aylin Anne=Annanne+babanne+baba+Gülbeyaz Hanım+Ayşe Hanım
Süper!
Bu denklem bana acayip gaz verdi. Şimdi ayaklanayım da oğlumu kucaklayayım hemen.
:)
Çekilişe katılmayı unutmayın.
Formülasyon

Bugün tam 16 gün olmuş, ben hasta olup yataklara düşeli. İlk günden bu yana eşim, Ata' yı emanet ettiğimiz Ayşe Hanım, kayınvalidem, yardımcımız Gülbeyaz hanım (15 günde 1 gelir) ve İzmir' den gelen annem yanımdalar. Ata' nın bakımı, ev işleri, yemek ve ev işlerini bölüştüler.
İlk günlerde öyle bitkin ve halsizdim ki; neyin ne olduğunu anlamadım. Zaman geçip etrafı daha iyi algılamaya başlayınca bir farkettim ki,bölüştükleri işin hepsini ben yapıyordum zaten :)))
Tabi bunu ne zaman farkettim; sorunlar yaşanmaya başlayınca.
Bir baktım Ata sürekli mızırdanıyor. Yemekler yapılıyor ama Ata düşünülerek değil. Ev toparlanıyor ama herşeyin yeri değişiyor. Akşam 8 dedin mi uyuyan Ata 10'lara 11'lere kadar ayakta...
Gülbeyazın 15 günde bir gelip evin temizlenmesine yardım etmesi ve ben okuldayken Ayşe Hanım' ın Ata'ya gelip bakması dışında, bütün bu işleri ben tıkır tıkır yapıyordum. Yardımcı olanlar da haklılar, bu onların düzeni değil. Ssadece eşlik etmeye çalışıyorlar. Ata' yı üzmek, dahafazla üzülmesine izin vermek istemiyorlar. Haklılar işte ...
Ancak kendi kendime bunu düşünmeden edemiyorum; ben bunların hepsini tek başıma yapıyordum. Çalışmadan önce Ata'ya bakan birileri yada ev işlerine yardımcı olan birileri de yoktu. Eminim hasta olan pek çoğunuz bu anlattıklarımı yaşadınız. Eminim her anne evinin işini, çocuğunu, mesleğini vesaireyi tek başına sağlam kotarabiliyor. Eminim...
Vay be!
Öyleyse durumu şöyle formulüze edelim. Mesela ben kendi formülümü yazayım. Eşittirin sol tarafındaki aslında ne kadar kişilik işi idare edebiliyor, kaç kişilik orkestra şefi... O anlamda kullanılmıştır.
Aylin Anne=Annanne+babanne+baba+Gülbeyaz Hanım+Ayşe Hanım
Süper!
Bu denklem bana acayip gaz verdi. Şimdi ayaklanayım da oğlumu kucaklayayım hemen.
:)
Çekilişe katılmayı unutmayın.
Etiketler:
Ata,
Aylin Anne,
Çağatay,
çalışan anne,
ev işi,
öğretmen anne,
sağlık
30 Mart 2011 Çarşamba
Tweet
Son yazım
Çocuklara cinsel saldırıcı taciz ve tecavüzlerle ilgili olarak yaşadıklarımı burada yazdım. Bu akşma yada yarın
pedofillerin özellikleri ve
çocuklarımızı nasıl koruruz
sorularına ilişkin bilgilerimi ve yaşadıklarımı paylaşacağım.
Bilgilerinize ve de ilgilerinize sunarım.
Not:Linkteki yazımı arkadaşlarınızla paylaşarak, aklındaki sorulara yanıt bulmaya ve benzer olayları deşifre etmelerine yardım olabilirsiniz belki de...
Teşekkürler
Aylin
pedofillerin özellikleri ve
çocuklarımızı nasıl koruruz
sorularına ilişkin bilgilerimi ve yaşadıklarımı paylaşacağım.
Bilgilerinize ve de ilgilerinize sunarım.
Not:Linkteki yazımı arkadaşlarınızla paylaşarak, aklındaki sorulara yanıt bulmaya ve benzer olayları deşifre etmelerine yardım olabilirsiniz belki de...
Teşekkürler
Aylin
Etiketler:
Aylin Anne,
blog,
Çağatay
23 Şubat 2011 Çarşamba
Tweet
gözünü sevdiğiminin blogspotu!
Sormayın, ne zamandır yokum. ( 2 gündür hepi topu belki ama bana gçre uzun bir süre :))) Sebebine gelince, sevgili kocicim beni kendi bloguna transfer etme girişiminde bulunmuş, başarmış ancak wordpressin o hantal, ağır ve renksiz dünyasına şak diye uyum sağlayacağımı düşünerek yanılmıştı.
O ne öyle???
Kaçtım geldim benim cici renkli bloguma :))) Hahahahahahaa, okumasın, amanın! Okursa çok bozulacak ama bunu şöyle düşünsün, hani kız arkadaşlarla oturup çay kahve içip sohbet etmek gibi...
Şimdi onca transfer bedeli varken, atlar, yatlar, katlar filan, temelli geri dönenemem de :))) Ne edeceğim? Zoraki o wordpress denen soğuk programı öğreneceğim. Ftp si firezillası, şusu busu... Milyon tane iş lazım en ufak değişiklik için. Zaten Çağatay'ın blogu tam takır kuru bakır. Ne görsel var, ne renk ne desen. Ben anladım zaten onun beni niye transfer ettiğini. Renk gelsin diye, hımmmmmmmmmmmmmmm.... Evet, evet.
Zaten hayatına transfer ederken de hem kalbimi çalmış hem de aklımı almıştı, ettiği evlenme teklifiyle. Şimdiki transfer bedeli o tatlılığın yanında devede kulak kalır :)
Yatlar katlar değildi elbette mevzu bahis olan ;)
Ah kocacım ah... Ne diye açmadın kendine bir blogspot. Her birşeyi kolay, renkli, pratik...
Ahhh, ahhhh. Gözünü sevdiğiminin blogspot'u.
İnsanın blogu gibisi yokmuş bu arada yahu! Alışana kadar işim zor valla!
Beni yoklayın arada, yalnız bırakmayın olur mu? Wordpress olanı yani, zaten soğuk bir de kimse olmayınca depresyona girmeyeyim İskandinavlar gibi :))))
Seviyorum sizi ve bebeklerinizi...
Sevgileeeerr
Aylin
O ne öyle???
Kaçtım geldim benim cici renkli bloguma :))) Hahahahahahaa, okumasın, amanın! Okursa çok bozulacak ama bunu şöyle düşünsün, hani kız arkadaşlarla oturup çay kahve içip sohbet etmek gibi...
Şimdi onca transfer bedeli varken, atlar, yatlar, katlar filan, temelli geri dönenemem de :))) Ne edeceğim? Zoraki o wordpress denen soğuk programı öğreneceğim. Ftp si firezillası, şusu busu... Milyon tane iş lazım en ufak değişiklik için. Zaten Çağatay'ın blogu tam takır kuru bakır. Ne görsel var, ne renk ne desen. Ben anladım zaten onun beni niye transfer ettiğini. Renk gelsin diye, hımmmmmmmmmmmmmmm.... Evet, evet.
Zaten hayatına transfer ederken de hem kalbimi çalmış hem de aklımı almıştı, ettiği evlenme teklifiyle. Şimdiki transfer bedeli o tatlılığın yanında devede kulak kalır :)
Yatlar katlar değildi elbette mevzu bahis olan ;)
Ah kocacım ah... Ne diye açmadın kendine bir blogspot. Her birşeyi kolay, renkli, pratik...
Ahhh, ahhhh. Gözünü sevdiğiminin blogspot'u.
İnsanın blogu gibisi yokmuş bu arada yahu! Alışana kadar işim zor valla!
Beni yoklayın arada, yalnız bırakmayın olur mu? Wordpress olanı yani, zaten soğuk bir de kimse olmayınca depresyona girmeyeyim İskandinavlar gibi :))))
Seviyorum sizi ve bebeklerinizi...
Sevgileeeerr
Aylin
Etiketler:
Aylin Anne,
blog,
Çağatay
20 Şubat 2011 Pazar
Tweet
Anne-bebek fuarındaydık
Olabildiğince özet ve Aylin & Ata fotoğraflarıyla süslü son yazımı okumak için buraya klik lütfen :)
Not: Kadının yeri kocasının blogumuşmuşmuş...
Not: Kadının yeri kocasının blogumuşmuşmuş...
Etiketler:
aile,
Ata,
Aylin Anne,
Çağatay,
mutlu günlerimiz
11 Şubat 2011 Cuma
Tweet

Haydaaa,
"Bu bloggerlar abarttı, fuarlarda stand mı açıyor" diye düşündünüz belki ilk başta. Olabilir, kendinde bunu yapma isteği bulanlar vardır belki ama benimkisi kocamın yanına ilişmek şeklinde bir "açılım". Fuar açılımı... :))) Şöyle ki Çağatay doğum fotoğraflarıyla ve İstanbul Bayisi olduğumuz Babylife Kordon Kanı Bankacılığı firması ile hizmetleriyle Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı'na katılıyor. 17-20 Şubat arası gerçekleşecek fuara Ata ve bendeniz 19-20 Şubat'ta dahil olacağız.
Hall No:11
Stand No: C-132
Geçerken uğramayı ihmal etmeyin, tanışalım, kaynaşalım, merhabalaşalım, fotoğraflr çekilelim, olar mı? :)
Aylin Anne Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarında
Haydaaa,
"Bu bloggerlar abarttı, fuarlarda stand mı açıyor" diye düşündünüz belki ilk başta. Olabilir, kendinde bunu yapma isteği bulanlar vardır belki ama benimkisi kocamın yanına ilişmek şeklinde bir "açılım". Fuar açılımı... :))) Şöyle ki Çağatay doğum fotoğraflarıyla ve İstanbul Bayisi olduğumuz Babylife Kordon Kanı Bankacılığı firması ile hizmetleriyle Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı'na katılıyor. 17-20 Şubat arası gerçekleşecek fuara Ata ve bendeniz 19-20 Şubat'ta dahil olacağız.
Hall No:11
Stand No: C-132
Geçerken uğramayı ihmal etmeyin, tanışalım, kaynaşalım, merhabalaşalım, fotoğraflr çekilelim, olar mı? :)
30 Ocak 2011 Pazar
Tweet
Orjinal Yerli Ninni :)
Arkaşlarımın çocukları için yarattığı ninnilere bayılıyorum.
Sizinle paylaşmak istediğim bugünkü ninni Çağatay'ın çocukluk arkadaşı, sevgili arkadaşım Burçak' ın eşi, Yöngün' e ait...
Sözleri güzel anne Burçak, yakışıklı oğlu, biricik yavrusu Bara için yazmış, besteyi ise Yöngün yapmış.
Çok şekerler :)
ÇAĞATAY ATASAĞUN - KEYMEN AİLESİ
Yükleyen CAGATAYATASAGUN. - Aile videolarını izleyin.
Umarım beğenirsiniz =)
Sevgiler
Sizinle paylaşmak istediğim bugünkü ninni Çağatay'ın çocukluk arkadaşı, sevgili arkadaşım Burçak' ın eşi, Yöngün' e ait...
Sözleri güzel anne Burçak, yakışıklı oğlu, biricik yavrusu Bara için yazmış, besteyi ise Yöngün yapmış.
Çok şekerler :)
ÇAĞATAY ATASAĞUN - KEYMEN AİLESİ
Yükleyen CAGATAYATASAGUN. - Aile videolarını izleyin.
Umarım beğenirsiniz =)
Sevgiler
Etiketler:
anneler gezegeninden bildiriyorum,
Çağatay,
müzik
28 Ocak 2011 Cuma
Tweet

Bugün karneler veriliyor. Bir heyecan bir heyecan... Sanki ben alacağım o notları :))) Çocukların notları kadar karnenin sağ tarafındaki davranış notlarını da özenle hazırladım ve oraya çeşitli notlar düştüm. Ailelerinin ve kendilerinin buna özen göstermesini çok isterim. Çünkü değerlendirdiğimiz şey sadece çocuğun akademik başarı dediğimiz ders notları değil. Duygusal ve sosyal yönden ne durumda bu da çok önemli. Bunun için değerlendirme ölçeklerimiz var, bunlara göre kapsamlı bir bakış açısı verebiliyoruz veliye, anneye, babaya, öğrenciye ve ilgilenen herkese...
Aileler bugünü ve hergünü E-okul veli bilgilendirme sistemi ile izleyebilirler.
Bu arada kocam bu sabah bir doğuma girdi, bebeğin doğum fotoğraflarını çekmek için . Bakalım yine hayırlı uğurlu olsun bebeğiniz kutlamaları alacak mıyız yine facebook'tan :)))
Sevgiler
Bugüne dair...
Bugün karneler veriliyor. Bir heyecan bir heyecan... Sanki ben alacağım o notları :))) Çocukların notları kadar karnenin sağ tarafındaki davranış notlarını da özenle hazırladım ve oraya çeşitli notlar düştüm. Ailelerinin ve kendilerinin buna özen göstermesini çok isterim. Çünkü değerlendirdiğimiz şey sadece çocuğun akademik başarı dediğimiz ders notları değil. Duygusal ve sosyal yönden ne durumda bu da çok önemli. Bunun için değerlendirme ölçeklerimiz var, bunlara göre kapsamlı bir bakış açısı verebiliyoruz veliye, anneye, babaya, öğrenciye ve ilgilenen herkese...
Aileler bugünü ve hergünü E-okul veli bilgilendirme sistemi ile izleyebilirler.
Bu arada kocam bu sabah bir doğuma girdi, bebeğin doğum fotoğraflarını çekmek için . Bakalım yine hayırlı uğurlu olsun bebeğiniz kutlamaları alacak mıyız yine facebook'tan :)))
Sevgiler
18 Ocak 2011 Salı
Tweet
Ata duvarları karalar ve...
Annesi daha sonradan garip olarak değerlendirdiği tutuk, garip, tuhaf bir tepki verir.
Olay şöyle gelişmiştir:
Okuldayım, molada çay içiyoruz, telefon...Çağatay:
Çağatay:Bil bakalım Ata ne yapıyor?
Ben:Hmmm, kule yapıyor.
Çağatay:Yok, değil.
Ben:Immmm, takla atıyor.
Çağatay:I-ıh
Ben:Söyle çatlayacağım ve zil çalmak üzere :)))
Çağatay:Duvarlara çizgi çiziyor :))))
Ben:Ne, duvarlara çizgi mi çiziyor?
Çağatay: Evet, bir görsen çok şirinler...
Ben:Tsssssssss
Çağatay: Gelince fotoğraflarını çekersin annesi.
Ben:Aaa tabi, mutlaka:)
Kapattıktan sonra:
Oğlum büyüdü ve duvarları karalıyor, vay be! Şoktayım. Ne var, aslında geç bile kaldı. E benden izin mi bekleyecekti, haklı çocuk, buldun mu çizeceksin :))) Acaba ne çizdi, nereye çizdi? Ya deli misin kızım, bırak işte, çizmiş olmuş bitmiş.
Eve gelince:
Ata odasının duvarlarına minik minik karalamalar yapmıştır.
Ben: AAAaaaaaaa, annecim bunlar çok güzel :)))
Ata'nın odasına Esra ablasıyla birlikte çizdiğimiz portakal ağacı
Ayrıntılar
Ayrıntılar, ayrıntılar...
Kendi odasında çalışmalar yaptığını görünce ooooh oldum. Bu aslında benim bir çelişkim yine bana kalırsa... Çocuk yaratıcı olsun, evet. Duvarları özgürce kullansın,hayır!
Yok, olmadı Aylin Anne. Sen ki özgürlüğü ve yaratıcılığı destekliyor + savunuyorken evin duvarları söz konusu olunca tssss dedin :) Ancak bir yandan da herkesin kardinalleri var. Yani salona çizmesine elbette bir şey demem ama tercihim kendi odasından yana olur. Nasıl ki Çağatay' ın çalışma odasında bir iğnenin dahi yerini değiştirmeyip onun çalışma alanına girmiyor, temizlik, ev toplama gibi bahanelerle dalmıyorsam, Ata' nın odasına da aynısını yapmalıyım.(Not: Ata halen bizimle uymakta ve hala daha ayırmayı düşünmüyoruz ;) Ve yine doğal olarak salon gibi herkesin kullanımına açık olan bir yerin düzen nizam ve intizamından sorumlu biri olarak buraların kendi halinde kalmasını tercih ederim dediğim gibi. Fakat çizerse de asla tepki vermem, desteklerim. Belki anlayacağı bir dilde ona kendi odasını tercih etmesini telkin edebilirim...
Şimdi tam olarak bilemiyorum aslında...Bildiğim ve emin olduğum şey; Ata'ya yeni ve iyi boya kalemleri almak:))))
Bu arada Limango Kids yayına girmiş, az önce gördüm, paylaşayım dedim.
Bir de konuyla alakasız fakat ilgimi çeken bir haber; Nicole Kidman taşıyıcı anne yoluyla yeni bir bebek sahibi olmuş. Bananeyse?!! :))) Paylaşayım bunu da, hadi bakalım :)
Olay şöyle gelişmiştir:
Okuldayım, molada çay içiyoruz, telefon...Çağatay:
Çağatay:Bil bakalım Ata ne yapıyor?
Ben:Hmmm, kule yapıyor.
Çağatay:Yok, değil.
Ben:Immmm, takla atıyor.
Çağatay:I-ıh
Ben:Söyle çatlayacağım ve zil çalmak üzere :)))
Çağatay:Duvarlara çizgi çiziyor :))))
Ben:Ne, duvarlara çizgi mi çiziyor?
Çağatay: Evet, bir görsen çok şirinler...
Ben:Tsssssssss
Çağatay: Gelince fotoğraflarını çekersin annesi.
Ben:Aaa tabi, mutlaka:)
Kapattıktan sonra:
Oğlum büyüdü ve duvarları karalıyor, vay be! Şoktayım. Ne var, aslında geç bile kaldı. E benden izin mi bekleyecekti, haklı çocuk, buldun mu çizeceksin :))) Acaba ne çizdi, nereye çizdi? Ya deli misin kızım, bırak işte, çizmiş olmuş bitmiş.
Eve gelince:
Ata odasının duvarlarına minik minik karalamalar yapmıştır.
Ben: AAAaaaaaaa, annecim bunlar çok güzel :)))
Kendi odasında çalışmalar yaptığını görünce ooooh oldum. Bu aslında benim bir çelişkim yine bana kalırsa... Çocuk yaratıcı olsun, evet. Duvarları özgürce kullansın,hayır!
Yok, olmadı Aylin Anne. Sen ki özgürlüğü ve yaratıcılığı destekliyor + savunuyorken evin duvarları söz konusu olunca tssss dedin :) Ancak bir yandan da herkesin kardinalleri var. Yani salona çizmesine elbette bir şey demem ama tercihim kendi odasından yana olur. Nasıl ki Çağatay' ın çalışma odasında bir iğnenin dahi yerini değiştirmeyip onun çalışma alanına girmiyor, temizlik, ev toplama gibi bahanelerle dalmıyorsam, Ata' nın odasına da aynısını yapmalıyım.(Not: Ata halen bizimle uymakta ve hala daha ayırmayı düşünmüyoruz ;) Ve yine doğal olarak salon gibi herkesin kullanımına açık olan bir yerin düzen nizam ve intizamından sorumlu biri olarak buraların kendi halinde kalmasını tercih ederim dediğim gibi. Fakat çizerse de asla tepki vermem, desteklerim. Belki anlayacağı bir dilde ona kendi odasını tercih etmesini telkin edebilirim...
Şimdi tam olarak bilemiyorum aslında...Bildiğim ve emin olduğum şey; Ata'ya yeni ve iyi boya kalemleri almak:))))
Bu arada Limango Kids yayına girmiş, az önce gördüm, paylaşayım dedim.
Bir de konuyla alakasız fakat ilgimi çeken bir haber; Nicole Kidman taşıyıcı anne yoluyla yeni bir bebek sahibi olmuş. Bananeyse?!! :))) Paylaşayım bunu da, hadi bakalım :)
Etiketler:
Ata,
Aylin Anne,
Çağatay,
duygusal gelişim,
motor gelişimi,
sosyal gelişim,
zihinsel gelişim
12 Ocak 2011 Çarşamba
Tweet

Bir bebek kolay buyumuyor. Hele ki yurdumun cok okumus cok yazmis azicik ev isi yapmis anneleri icin dogum sonrasi tam bir cumbus. Ben de bu cumbuse ahenk veren destekcilerime tesekkuru bir borc bilirim:
Ayse Oner; seminerleri pratigime pratik katti.
Esim, psikolojik destekcim.
Annem; ilk 40 gunun isimsiz kahramani.
Camasir kurutucum; sayesinde hic zaman kaybetmedim.
Bulasik ve camasir makinem; siz olmasaydiniz ... Dusunemiyorum bile!
Buhar kazanli utum; car mi senin gibisi??? 2 saatlik utu 30 dakikada halloluverdi. Iyi ki varsin :)
Bebek telsizi, bu sayede mutfakta is yaparken kapilari kapatip rahat rahat yemek hazirlayip evi toplayabildim.
Sling ve kangurular; iste en harika destekcilerim. Yeri geldi uyuttum , yeri geldi Ata'yla yemek yaptim, ev islerini idare ettim. Hem kalbimin uzerindeydi kuzum hem de iki elim serbestti ve stres olmadan gunluk tempomu yuruttum.
Supurgem; sayesinde tozlar havada ucusmadan Ata onlari yalamadan temiz temiz atlattik pek cok evreyi.
Balkonum, benim canim. Kis bahcem, terapi merkezim, cicek cennetim, yalniz olmadigimi bana hatirlatan yer. Sirdasim... Burada gizli huzun bulutlarina ait yagmur damlalari.
Bilgisayarim, dert ortagim.
Hic tanimadigim, yuzunu bile gormedigim pek cok Anne; Ayca, Acalya, Asli, Sena, Ayse Alaca, Yapincak, Hulya...
Aysegulum benim biricik arkadasim, dostum, yoldasim.
Nali; Tutush' umuzun annesi
Izmirdeki herkes; Ata cok keyifli bir yaz gecirdi sizinle. Sag olun var olun.
Doc.Dr. Mehmet Gursel ; yuruyemedigim yatalsk kaldigim o zor gunlerde, azgin siyatik agrilarimi ve simarik bel fitigimi 4 seanslik noral terapiyle adam ettigi icin. Verdigi essiz tavsiyeleri icin. Bir cirpida gucumu suluk gibi emen post partum depresyonundan cekip cikardigi icin. Ve bu dunyada iyi insanlarin tukenmedigini bana kanitladigi icin tesekkur ederim.
Calismaya basladigim icin Ata' ya bakan esim basta olmak uzere, Ata' nin babanesine, aile dostlarimiza tesekkurler.
Iyi ki varsiniz
Sevgiler.
Aylin
Ata 16 aylik oldu; destek kuvvetlere tesekkur

Bir bebek kolay buyumuyor. Hele ki yurdumun cok okumus cok yazmis azicik ev isi yapmis anneleri icin dogum sonrasi tam bir cumbus. Ben de bu cumbuse ahenk veren destekcilerime tesekkuru bir borc bilirim:
Ayse Oner; seminerleri pratigime pratik katti.
Esim, psikolojik destekcim.
Annem; ilk 40 gunun isimsiz kahramani.
Camasir kurutucum; sayesinde hic zaman kaybetmedim.
Bulasik ve camasir makinem; siz olmasaydiniz ... Dusunemiyorum bile!
Buhar kazanli utum; car mi senin gibisi??? 2 saatlik utu 30 dakikada halloluverdi. Iyi ki varsin :)
Bebek telsizi, bu sayede mutfakta is yaparken kapilari kapatip rahat rahat yemek hazirlayip evi toplayabildim.
Sling ve kangurular; iste en harika destekcilerim. Yeri geldi uyuttum , yeri geldi Ata'yla yemek yaptim, ev islerini idare ettim. Hem kalbimin uzerindeydi kuzum hem de iki elim serbestti ve stres olmadan gunluk tempomu yuruttum.
Supurgem; sayesinde tozlar havada ucusmadan Ata onlari yalamadan temiz temiz atlattik pek cok evreyi.
Balkonum, benim canim. Kis bahcem, terapi merkezim, cicek cennetim, yalniz olmadigimi bana hatirlatan yer. Sirdasim... Burada gizli huzun bulutlarina ait yagmur damlalari.
Bilgisayarim, dert ortagim.
Hic tanimadigim, yuzunu bile gormedigim pek cok Anne; Ayca, Acalya, Asli, Sena, Ayse Alaca, Yapincak, Hulya...
Aysegulum benim biricik arkadasim, dostum, yoldasim.
Nali; Tutush' umuzun annesi
Izmirdeki herkes; Ata cok keyifli bir yaz gecirdi sizinle. Sag olun var olun.
Doc.Dr. Mehmet Gursel ; yuruyemedigim yatalsk kaldigim o zor gunlerde, azgin siyatik agrilarimi ve simarik bel fitigimi 4 seanslik noral terapiyle adam ettigi icin. Verdigi essiz tavsiyeleri icin. Bir cirpida gucumu suluk gibi emen post partum depresyonundan cekip cikardigi icin. Ve bu dunyada iyi insanlarin tukenmedigini bana kanitladigi icin tesekkur ederim.
Calismaya basladigim icin Ata' ya bakan esim basta olmak uzere, Ata' nin babanesine, aile dostlarimiza tesekkurler.
Iyi ki varsiniz
Sevgiler.
Aylin
2 Ocak 2011 Pazar
Tweet
Kocanız doğum fotoğrafçısı olursa...
Özellikle "kocanız" dedim çünkü şu anki durumu en iyi anlatan kelime o.
Bildiğiniz gibi Çağatay doğum fotoğrafları çeken bir sanatçı. Sanatçı diyorum -kocam olduğu için değil- hak ettiği için. İsmini aratınca birbirinden ilginç ve farklı kareler bulabilirsiniz ...
Neyse! Anlatacağım şeyler bunlar değil.
Nedir???
Dün Kadıköy Şifa Hastanesi'nde doğumdaydı kendisi.
Dün
Facebook'a bu fotoğrafı yükleyip altına "1.1.2011 ve saat 11:11 yeni yılın ilk doğumu :) Çağatay çalışıyor" yazmış.
Ahh, iyi ki de yazmış. Tebrik edenler, analı babalı büyüsün diyenler, mesaj atanlar, ... Abicim, darısı 3.'ye diyenler :))) Ben doğurdum sanılmış (yine) :))) "Bizim bebeğimiz değil Ateş bebek geldi" diye izah edene kadar göbeğim çatladı. Tabi gülmekten kendimi alamadığım da oldu, ne yalan söyleyeyim :)
Bugün de doğumdaydı Çağatay...
Bugün
Yine bu fotoğrafı eklemiş, altına "2.1.2011 saat 10:00 Berk bebek dünyaya geldi, Çağatay çalışıyor yazmış"
Perşembe günü gelmesi beklenen bebek bu sabah doğmak istemiş ve bugün dünyaya merhaba demişti. Hastaneden bebeğin sağlıkla dünyaya geldiğini haber vermek için aradığında yine Facebook'ta paylaştığını söyledi bana. "İyi olur aşkım, bugün de Aylin doğurdu sanılmaz herhalde" dedim kahkahalarla. Bir de ne göreyim, Çağatay' ı tebrik eden edene... Doğum fotoğrafı çektiği için değil baba olduğu için!!!
Haydaaaaaa, yahu bu adam dün de doğumdaydı ben sandınız, bugün de mi ben doğurdum sanıyorsunuz:)
İyi de ben hergün doğmuyorum ki be kardeşim! :) El insaf :) Hem ben hamile olsam herkesin haberi olur, bir şekilde duyardı bir kere. Ne bileyim bir hamile fotoğrafım olurdu, daha önceden bebek beklediğimizi yazardık filan. Sonra adam "baba oldum" gibisinden bir şey yazardı değil mi yani? Ne bu böyle resmi resmi, bebek geldi hoşgeldin demeler, insan kendi evladı için bambaşka şeyler yazmak ister ve yazar, değil miiiiiiiii ? :))))) Hem ben 2 gün üst üste nasıl doğurabilirim, tıbben imkansız :)
Yada şöyle de anlatılabilir:
-Çağatay & Aylin kaç çocuğunuz var?
-65 :) Bu gidişle 365 :)
İşte böyle; kocanız doğum fotoğrafı çekerse her çektiği bebek sizin sanılabilir, hergün tebrik alabilirsiniz.
Not:2011 bol bebekli bir yıl olacağa benzer arkadaşlar. Hepsi sağlıkla doğsun, büyüsün inşallah.
Keyifli yıllar
Bildiğiniz gibi Çağatay doğum fotoğrafları çeken bir sanatçı. Sanatçı diyorum -kocam olduğu için değil- hak ettiği için. İsmini aratınca birbirinden ilginç ve farklı kareler bulabilirsiniz ...
Neyse! Anlatacağım şeyler bunlar değil.
Nedir???
Dün Kadıköy Şifa Hastanesi'nde doğumdaydı kendisi.
DünFacebook'a bu fotoğrafı yükleyip altına "1.1.2011 ve saat 11:11 yeni yılın ilk doğumu :) Çağatay çalışıyor" yazmış.
Ahh, iyi ki de yazmış. Tebrik edenler, analı babalı büyüsün diyenler, mesaj atanlar, ... Abicim, darısı 3.'ye diyenler :))) Ben doğurdum sanılmış (yine) :))) "Bizim bebeğimiz değil Ateş bebek geldi" diye izah edene kadar göbeğim çatladı. Tabi gülmekten kendimi alamadığım da oldu, ne yalan söyleyeyim :)
Bugün de doğumdaydı Çağatay...
BugünYine bu fotoğrafı eklemiş, altına "2.1.2011 saat 10:00 Berk bebek dünyaya geldi, Çağatay çalışıyor yazmış"
Perşembe günü gelmesi beklenen bebek bu sabah doğmak istemiş ve bugün dünyaya merhaba demişti. Hastaneden bebeğin sağlıkla dünyaya geldiğini haber vermek için aradığında yine Facebook'ta paylaştığını söyledi bana. "İyi olur aşkım, bugün de Aylin doğurdu sanılmaz herhalde" dedim kahkahalarla. Bir de ne göreyim, Çağatay' ı tebrik eden edene... Doğum fotoğrafı çektiği için değil baba olduğu için!!!
Haydaaaaaa, yahu bu adam dün de doğumdaydı ben sandınız, bugün de mi ben doğurdum sanıyorsunuz:)
İyi de ben hergün doğmuyorum ki be kardeşim! :) El insaf :) Hem ben hamile olsam herkesin haberi olur, bir şekilde duyardı bir kere. Ne bileyim bir hamile fotoğrafım olurdu, daha önceden bebek beklediğimizi yazardık filan. Sonra adam "baba oldum" gibisinden bir şey yazardı değil mi yani? Ne bu böyle resmi resmi, bebek geldi hoşgeldin demeler, insan kendi evladı için bambaşka şeyler yazmak ister ve yazar, değil miiiiiiiii ? :))))) Hem ben 2 gün üst üste nasıl doğurabilirim, tıbben imkansız :)
Yada şöyle de anlatılabilir:
-Çağatay & Aylin kaç çocuğunuz var?
-65 :) Bu gidişle 365 :)
İşte böyle; kocanız doğum fotoğrafı çekerse her çektiği bebek sizin sanılabilir, hergün tebrik alabilirsiniz.
Not:2011 bol bebekli bir yıl olacağa benzer arkadaşlar. Hepsi sağlıkla doğsun, büyüsün inşallah.
Keyifli yıllar
29 Aralık 2010 Çarşamba
Tweet
Kazananlar Belli Oldu
Oh be! :) Sonunda kazananlar belli oldu :) Çok mutluyum :)
Bu akşam postları yorum kapattıktan sonra Ata' nın izin verdiği zamanlarda isimleri minik kağıtlara yazabildim. Yere yaydıktan sonra yine minik paşamdan çekilişi yapmasını istedim ama ne mümkün :) Üçer beşer aldı, havalara saçtı kahkalarla :) Eee, adamın gönlü zengin, ben de herkese çıksın istedim ama bebeğim benden daha cömert çıktı. Sonra anlatıp izah edene kadar yarım saatimiz geçti ve sonunda sadece 1 tane çekti ve elime uzattı. Ailecek bu ana tanıklık ettik, Çağatay fotoğraflarımızı çekti.
Kazananlar bana en kısa sürede İLETİŞİM BİLGİLERİNİ mail olarak atarsa, yarın kargoyla göndermek istiyorum. Çıkmayanlara üzüldüm ancak belki başka sefere yepyeni hediyeler kazanma fırsatını yakalarız umarım.
Katılan, katılmayan, okuyan, okumayan, herkese ama herkese mutluluk ve sağlık dolu, gönlünüzce yaşayacağınız mutlu yıllar diliyor, sevgilerimi gönderiyorum.
Veeee, işte kazananlar...





AISHA ÜRÜNLERİNİ KAZANANLAR
Gülay: Portakallı Banyo Jeli ve Şampuanı
Nurgül: Yasemin Vücut Arındırıcısı
Öykü: Aloe Vera & Greyfurt Kolonyası
Prima Seti & Yılbaşı Meleği Kazanan
Burcu & Can & Cem
Bu akşam postları yorum kapattıktan sonra Ata' nın izin verdiği zamanlarda isimleri minik kağıtlara yazabildim. Yere yaydıktan sonra yine minik paşamdan çekilişi yapmasını istedim ama ne mümkün :) Üçer beşer aldı, havalara saçtı kahkalarla :) Eee, adamın gönlü zengin, ben de herkese çıksın istedim ama bebeğim benden daha cömert çıktı. Sonra anlatıp izah edene kadar yarım saatimiz geçti ve sonunda sadece 1 tane çekti ve elime uzattı. Ailecek bu ana tanıklık ettik, Çağatay fotoğraflarımızı çekti.
Kazananlar bana en kısa sürede İLETİŞİM BİLGİLERİNİ mail olarak atarsa, yarın kargoyla göndermek istiyorum. Çıkmayanlara üzüldüm ancak belki başka sefere yepyeni hediyeler kazanma fırsatını yakalarız umarım.
Katılan, katılmayan, okuyan, okumayan, herkese ama herkese mutluluk ve sağlık dolu, gönlünüzce yaşayacağınız mutlu yıllar diliyor, sevgilerimi gönderiyorum.
Veeee, işte kazananlar...





AISHA ÜRÜNLERİNİ KAZANANLAR
Gülay: Portakallı Banyo Jeli ve Şampuanı
Nurgül: Yasemin Vücut Arındırıcısı
Öykü: Aloe Vera & Greyfurt Kolonyası
Prima Seti & Yılbaşı Meleği Kazanan
Burcu & Can & Cem
23 Aralık 2010 Perşembe
Tweet

Blog dünyasında gezip gördüklerimi ve beğendiklerimi sizin için derledim :)
Pratik Anne: Anne yemekte ne var?
Anne Kaleminden: Çok önemli; özel bir bebek olan Sarp için yazmış:Sarp'a dair
AçalyaKartopu Büyüyor
Kraft Etkinlikleri: Bayıldımmmmmmmmmm: Baby Shower'ın Ardından
Evren : YavruSU artık 2 yaşında
Anne ve Bebişinin :Kar Macerası
Bir Demet Moda: Doğal Toplanmış Topuz Modelleri
Çağatay yani kocacımın blogundan; süpriz doğum günü partisinden hatıra fotoları/komik kareler
İyi okumalar :)
Seçmece bunlar :)
Blog dünyasında gezip gördüklerimi ve beğendiklerimi sizin için derledim :)
Pratik Anne: Anne yemekte ne var?
Anne Kaleminden: Çok önemli; özel bir bebek olan Sarp için yazmış:Sarp'a dair
AçalyaKartopu Büyüyor
Kraft Etkinlikleri: Bayıldımmmmmmmmmm: Baby Shower'ın Ardından
Evren : YavruSU artık 2 yaşında
Anne ve Bebişinin :Kar Macerası
Bir Demet Moda: Doğal Toplanmış Topuz Modelleri
Çağatay yani kocacımın blogundan; süpriz doğum günü partisinden hatıra fotoları/komik kareler
İyi okumalar :)
20 Aralık 2010 Pazartesi
Tweet
Çok şekerler
Çağatay' ın yaptığı son çekime ait kareler çok keyifli. Bebeğin mutluluğu aileye ne güzel yansımış öyle... :) Ben çok beğendim. Bir de siz bakın :) Belki hemfikirizdir. :)
Sevgiler
Aylin
Sevgiler
Aylin
29 Kasım 2010 Pazartesi
Tweet
Bkz:Küçük şeyler,büyük mutluluklar
Bu akşam bir arkadaşım ziyaretimize geldi.Sohbet ve oyun arasında "arada bana bırakın, siz gezin" dedi bir kaç kere.Tabi top peşinde veya legolarında ardında karıştı gitti sözlerin hepsi ama uyku öncesi aklımda bir yerlere iliştiğini farkettim ve düşünmeye başladım.
"Acaba ben bir anne olarak çocuksuz yada bekarlık günlerimi özledim mi?" O günleri hatırlamakta güçlük çektim ilk saniyelerde. Sanki hiç yaşamamış gibiydim. Beyin kimyam bu derece annelikle dolu dolu olduğuna göre samimiyetle "o günleri aramadığımı söyleyebilirim" kendi kendime o zaman dedim.
Sonra bekar veya yeni evli bir öğretmen olduğum günlere döndüm içimde.Aslında hayat ne zormuş o zaman. Yalnızmışım mesela bekarken. Eşim hayatıma girince çok şey değişmişti, daha fazla yaşadığımı hissetmeye başladım aslında, fotoğraf çekerken, gezerken, kediciklerle oynarken. Çünkü hayatının her anı (spor saatleri hariç) işle dolu dolu bir bekardım ben.
Okulda öğretmenlik,
Gazetede editörlük,
Eğitim Bilimleri Derneği Başkanlığı,
Haber 24 te yazarlık derken zaman su gibi akıyordu. Fakat bir fark vardı. Zamanı su gibi içtiğimi hissediyordum o sıralarda. Her anım bir işle doluyken dakikaların nöronlarımı daha kaliteli bir şekilde titreştirdiğini hissediyordum belki de...
Yeni evliyken, evle, dekorasyonla akşama ne pişireceğim derdiyle doluydu beynimin sağ tarafı, sol tarafı ise işle meşguldu.
Hamilelikle birlikte çok şey değişti.Sanki başka bir boyuta çekildim.Artık çocuklara bambaşka bir gözle bakıyordum. Kendim için "doğurmadan bir sürü çocuğum oldu" yakıştırmasını yapıyordum o günlere kadar ancak baktım ki bu annelik, hamilelik lafla , sözle anlaşılacak bir şey değil, ben sadece bu yakıştırmayla latife ediyormuşum, o kadar.
Ne zaman Ata'cım doğdu güneşim,ayım ve kalbim oldu işte o zaman hayata yeni bir anne geldi; Aylin Anne.
Bu arada; bugünlerde isterse "Aylin" isterse "anne" diye beni çağırmasını beni öylesine mutlu ediyor ki, işte bunu da kelimelerle tam olarak ifade etmem çok güç.Uykuya dalarken hatta rüyalarımda bile onun beni çağırdı o güzel sesleyim.Hiç silinmiyor:)Ayiiinn..., Ayiiin...,Anne..., yada hepsinin karışımı: Annniiiii :))))
....
Aslında akşam üzeri, beni bu kadar düşündüren şey,n nedeni gündüzde gizliydi. Oğlumun bugün beni okulda ziyaret etmesi bana öyle iyi gelmişti ki...Uzun bir zamandan sonra ilk kez kendimi tamamlanmış hissetmiştim, hem de tam anlamıyla. Bir nevi "kemale eriş"... Kişisel bir ermişlikten bahsetmiyorum, behsettiğim şey aslında sosyal bazlı bir kemalat. Ata kucağımda, eşim yanımda öğrencilerimle sohbet ederken, onları yolcu ederken içimden "tamam kızım Aylin,işte bu" dedim sürekli. Hayatımda halledilmeyi bekleyen milyon tane şey varken, ben bugün "tamam" dedim kendi kendime."Oldu", işte olması gerekeni yakaladığım bir zafer anı, büyük bir dinginlik hissi ve kocaman ama kocaman olduğunu hissettiğim bir kalbim vardı bugün.
Ata'cığımın evde olduğunu, beni beklediğini,özlediğin bilmek,onu çok ama çok özleyerek eve koşa koşa gelmek, öğrencilerimle yeni başlayan bir yaşam kesitini sürdürmek, eşimle yakaladığımız şey...İşte bunların seslerini tek tek, daha sonra ise aynı anda dinlemek ruhumu doyurdu bugün.
Çok eminim, ben bekarlık günlerimi aramıyorum. Bazen aklıma geliyor; alışveriş merkezlerinde bir elimde çanta bir elimde telefon hem konuşup hem mağaza gezdiğim günler...Sohbet değil yine mutlaka yapılması gereken işler silsilesine ait birşeyin devamıydı o bırbırbırlar...Ne olursa olsun ergen ergen dolanıyormuşum ortalıkta işte! :)
Hem spordaki o telaşıma ne demeliydi bilmem, sanki olimpiyatlara katılacağım :)))) Büyük bir azimle once yürüyüp sonra ağırlık çalışıp sonra yüzüp sonra da gevşeme egzersizleri yaptığım günler. Pentatloncuymuşum resmen :))) Ama fotolardan anlaşılan epey fit bir aplaymışım ancak onlara da gıpta etmiyorum. Ben doğurdum ve boyut değiştirdim çünkü. Yine fit biri olurum, yakındır ama fit bir anne olmak daha şekilli ve anlam dolu geliyor bana.
Kuaföre zırt pırt gidemiyorum, AVM lerde kafama göre dolanamıyorum, elimde telefon bırbırbır iş konuşmuyorum, TV izlemiyorum( hiç sevmezdim zaten )dekorasyon peşinde koşmuyorum ya da spor salonlarında, yoga stüdyolarında geçmiyor akşamlarım.
Ata'ylayım ben, ben artık anneyim; saçlarım belime kadar upuzun,fönsüz ama kendince pek bir afilli bana kalırsa.
Trend şeyler giymiyorum, gerek yok, hem inceliyorum hem de tarzım değişti, daha bir sade ve kendinden emin duruyor bedenim.
Sporda ter atıp yogada gevşemiyorum evet, ama sahilde bebek arabasıyla dolaşmak, Ata'yla çimenlerde koşturmanın sıcaklığı hiçbir ışıltılı mekanda yok mesela. .
Sinemaya gitmeyeli 2 yıl olmak üzere. Ne Hollywood zarar etti bu işten ne de ben. Hiçbirşey kaçırmadım bence :)Bizim evdeki herbiri birbirinden güzel hikayelerden, movielerden haberi varmı acaba Hollywood'un, o ne kaçırdığını biliyor mu? :)))) Ben kendi kısa filmlerimle, yakışıklı aktörlerim Çağatay ve Ata ile çok mutlu bol Oscarlı bir yönetmenim bence. Çünkü anı yaşıyorum öncelikle ve bundan yıllar önce çıktığım yolculuk bugünlere ulaşmak içinmiş meğer. Bunun tatlı rehaveti var üzerimde. Meğer onca iş meşguliyetim, kariyer derdim aslında hep bugünlere hazırlıkmış, ben bunu farkettim kendimce.Zamanında attığım her adımımın meyvelerini oğlumla birlikte topluyorum ve bu meyveler sanki cennetten gelmiş gibiler bence...
Uzatmanın gereği yok, bekarlık sultanlık olabilir ama evlilik ve annelik en güzel imparatoriçelik bence.
Gerisi boş.
Aylin
Acaba özledim mi?Bugün düşündüm de...
Bkz:Küçük şeyler,büyük mutluluklarBu akşam bir arkadaşım ziyaretimize geldi.Sohbet ve oyun arasında "arada bana bırakın, siz gezin" dedi bir kaç kere.Tabi top peşinde veya legolarında ardında karıştı gitti sözlerin hepsi ama uyku öncesi aklımda bir yerlere iliştiğini farkettim ve düşünmeye başladım.
"Acaba ben bir anne olarak çocuksuz yada bekarlık günlerimi özledim mi?" O günleri hatırlamakta güçlük çektim ilk saniyelerde. Sanki hiç yaşamamış gibiydim. Beyin kimyam bu derece annelikle dolu dolu olduğuna göre samimiyetle "o günleri aramadığımı söyleyebilirim" kendi kendime o zaman dedim.
Sonra bekar veya yeni evli bir öğretmen olduğum günlere döndüm içimde.Aslında hayat ne zormuş o zaman. Yalnızmışım mesela bekarken. Eşim hayatıma girince çok şey değişmişti, daha fazla yaşadığımı hissetmeye başladım aslında, fotoğraf çekerken, gezerken, kediciklerle oynarken. Çünkü hayatının her anı (spor saatleri hariç) işle dolu dolu bir bekardım ben.
Okulda öğretmenlik,
Gazetede editörlük,
Eğitim Bilimleri Derneği Başkanlığı,
Haber 24 te yazarlık derken zaman su gibi akıyordu. Fakat bir fark vardı. Zamanı su gibi içtiğimi hissediyordum o sıralarda. Her anım bir işle doluyken dakikaların nöronlarımı daha kaliteli bir şekilde titreştirdiğini hissediyordum belki de...
Yeni evliyken, evle, dekorasyonla akşama ne pişireceğim derdiyle doluydu beynimin sağ tarafı, sol tarafı ise işle meşguldu.
Hamilelikle birlikte çok şey değişti.Sanki başka bir boyuta çekildim.Artık çocuklara bambaşka bir gözle bakıyordum. Kendim için "doğurmadan bir sürü çocuğum oldu" yakıştırmasını yapıyordum o günlere kadar ancak baktım ki bu annelik, hamilelik lafla , sözle anlaşılacak bir şey değil, ben sadece bu yakıştırmayla latife ediyormuşum, o kadar.
Ne zaman Ata'cım doğdu güneşim,ayım ve kalbim oldu işte o zaman hayata yeni bir anne geldi; Aylin Anne.
Bu arada; bugünlerde isterse "Aylin" isterse "anne" diye beni çağırmasını beni öylesine mutlu ediyor ki, işte bunu da kelimelerle tam olarak ifade etmem çok güç.Uykuya dalarken hatta rüyalarımda bile onun beni çağırdı o güzel sesleyim.Hiç silinmiyor:)Ayiiinn..., Ayiiin...,Anne..., yada hepsinin karışımı: Annniiiii :))))
....
Aslında akşam üzeri, beni bu kadar düşündüren şey,n nedeni gündüzde gizliydi. Oğlumun bugün beni okulda ziyaret etmesi bana öyle iyi gelmişti ki...Uzun bir zamandan sonra ilk kez kendimi tamamlanmış hissetmiştim, hem de tam anlamıyla. Bir nevi "kemale eriş"... Kişisel bir ermişlikten bahsetmiyorum, behsettiğim şey aslında sosyal bazlı bir kemalat. Ata kucağımda, eşim yanımda öğrencilerimle sohbet ederken, onları yolcu ederken içimden "tamam kızım Aylin,işte bu" dedim sürekli. Hayatımda halledilmeyi bekleyen milyon tane şey varken, ben bugün "tamam" dedim kendi kendime."Oldu", işte olması gerekeni yakaladığım bir zafer anı, büyük bir dinginlik hissi ve kocaman ama kocaman olduğunu hissettiğim bir kalbim vardı bugün.
Ata'cığımın evde olduğunu, beni beklediğini,özlediğin bilmek,onu çok ama çok özleyerek eve koşa koşa gelmek, öğrencilerimle yeni başlayan bir yaşam kesitini sürdürmek, eşimle yakaladığımız şey...İşte bunların seslerini tek tek, daha sonra ise aynı anda dinlemek ruhumu doyurdu bugün.
Çok eminim, ben bekarlık günlerimi aramıyorum. Bazen aklıma geliyor; alışveriş merkezlerinde bir elimde çanta bir elimde telefon hem konuşup hem mağaza gezdiğim günler...Sohbet değil yine mutlaka yapılması gereken işler silsilesine ait birşeyin devamıydı o bırbırbırlar...Ne olursa olsun ergen ergen dolanıyormuşum ortalıkta işte! :)
Hem spordaki o telaşıma ne demeliydi bilmem, sanki olimpiyatlara katılacağım :)))) Büyük bir azimle once yürüyüp sonra ağırlık çalışıp sonra yüzüp sonra da gevşeme egzersizleri yaptığım günler. Pentatloncuymuşum resmen :))) Ama fotolardan anlaşılan epey fit bir aplaymışım ancak onlara da gıpta etmiyorum. Ben doğurdum ve boyut değiştirdim çünkü. Yine fit biri olurum, yakındır ama fit bir anne olmak daha şekilli ve anlam dolu geliyor bana.
Kuaföre zırt pırt gidemiyorum, AVM lerde kafama göre dolanamıyorum, elimde telefon bırbırbır iş konuşmuyorum, TV izlemiyorum( hiç sevmezdim zaten )dekorasyon peşinde koşmuyorum ya da spor salonlarında, yoga stüdyolarında geçmiyor akşamlarım.
Ata'ylayım ben, ben artık anneyim; saçlarım belime kadar upuzun,fönsüz ama kendince pek bir afilli bana kalırsa.
Trend şeyler giymiyorum, gerek yok, hem inceliyorum hem de tarzım değişti, daha bir sade ve kendinden emin duruyor bedenim.
Sporda ter atıp yogada gevşemiyorum evet, ama sahilde bebek arabasıyla dolaşmak, Ata'yla çimenlerde koşturmanın sıcaklığı hiçbir ışıltılı mekanda yok mesela. .
Sinemaya gitmeyeli 2 yıl olmak üzere. Ne Hollywood zarar etti bu işten ne de ben. Hiçbirşey kaçırmadım bence :)Bizim evdeki herbiri birbirinden güzel hikayelerden, movielerden haberi varmı acaba Hollywood'un, o ne kaçırdığını biliyor mu? :)))) Ben kendi kısa filmlerimle, yakışıklı aktörlerim Çağatay ve Ata ile çok mutlu bol Oscarlı bir yönetmenim bence. Çünkü anı yaşıyorum öncelikle ve bundan yıllar önce çıktığım yolculuk bugünlere ulaşmak içinmiş meğer. Bunun tatlı rehaveti var üzerimde. Meğer onca iş meşguliyetim, kariyer derdim aslında hep bugünlere hazırlıkmış, ben bunu farkettim kendimce.Zamanında attığım her adımımın meyvelerini oğlumla birlikte topluyorum ve bu meyveler sanki cennetten gelmiş gibiler bence...
Uzatmanın gereği yok, bekarlık sultanlık olabilir ama evlilik ve annelik en güzel imparatoriçelik bence.
Gerisi boş.
Aylin
Etiketler:
anne olmak,
anneler gezegeninden bildiriyorum,
Ata,
Aylin Anne,
Çağatay,
evlilik,
hamilelik,
hayat,
mutlu günlerimiz
2 Ekim 2010 Cumartesi
Tweet
Emzirme Haftası'nda bir ilk: Ata ile Defiledeydik
Bir kere günler öncesinden garip bir heyecan sardı bizi.
Ancak bu sabah adı ardına gelen aksilikler nedeniyle biraz güç yetiştik defile mekanına, yani Nişantaşı City's e ... Kapıda bekleyen pusetli kalabalıktan anlaşıldığı gibi bugün burada bebeklerle ilgili birşey vardı ve koşa koşa yetiştik, içeri girdik.
Annelerin yüzünde gülümseme varken ona tezat bebekler AVM nin sıkıcı ve sıcak havasından bunalmış ağlıyorlardı :))) Bu beni çok güldürdü...Biz müsamare çocukları gibi heyecanlıydık bence.Ondan dolayı mıdır nedir, çok hoştu ifadeler :)
Sergi gezildi, (Ayça Oğuş,Özlem Turan ve Aslı Tür'ün "anne sütü, her damlası altın" isimli fotoğraf sergisini mutlaka görmeli...! ) Bahar Noyan'la birlikte kareografi provası çalışıldı. Kimimiz TV'lere röportaj verdi, kimimiz bebeğine su verdi :)
Bu kalabalıktan ve kuru gürültüden bunalan oğlum Ata ile sıramızı beklerken heyecanlıydık epey.Yani ben... Sıra bize geldiğinde artık asabı bozulmul olan Ata'cığım sustu ve etrafı izlemeye başladı. Şaşkın şaşkın ilerlerken iki dönüp kulise girdik.
Tabi bu arada fotoğraflarımızı eşim Çağatay Atasağun çekmişti ve birbirinden güzelleri blogunda yayınlamış.
İşte bir iki tanesi...


Yarın e-bebek Çamlıca mağazasında buluşuyoruz, ayrıntıları ve programı buradan okuyabilirsiniz.
Sevgiler
Aylin Anne :)
Ancak bu sabah adı ardına gelen aksilikler nedeniyle biraz güç yetiştik defile mekanına, yani Nişantaşı City's e ... Kapıda bekleyen pusetli kalabalıktan anlaşıldığı gibi bugün burada bebeklerle ilgili birşey vardı ve koşa koşa yetiştik, içeri girdik.
Annelerin yüzünde gülümseme varken ona tezat bebekler AVM nin sıkıcı ve sıcak havasından bunalmış ağlıyorlardı :))) Bu beni çok güldürdü...Biz müsamare çocukları gibi heyecanlıydık bence.Ondan dolayı mıdır nedir, çok hoştu ifadeler :)
Sergi gezildi, (Ayça Oğuş,Özlem Turan ve Aslı Tür'ün "anne sütü, her damlası altın" isimli fotoğraf sergisini mutlaka görmeli...! ) Bahar Noyan'la birlikte kareografi provası çalışıldı. Kimimiz TV'lere röportaj verdi, kimimiz bebeğine su verdi :)
Bu kalabalıktan ve kuru gürültüden bunalan oğlum Ata ile sıramızı beklerken heyecanlıydık epey.Yani ben... Sıra bize geldiğinde artık asabı bozulmul olan Ata'cığım sustu ve etrafı izlemeye başladı. Şaşkın şaşkın ilerlerken iki dönüp kulise girdik.
Tabi bu arada fotoğraflarımızı eşim Çağatay Atasağun çekmişti ve birbirinden güzelleri blogunda yayınlamış.
İşte bir iki tanesi...


Yarın e-bebek Çamlıca mağazasında buluşuyoruz, ayrıntıları ve programı buradan okuyabilirsiniz.
Sevgiler
Aylin Anne :)
Etiketler:
anne,
anne adayı,
Ata,
Çağatay,
emzirme,
hamilelik,
kampanya,
mutlu günlerimiz
2 Eylül 2010 Perşembe
Tweet
Çağatay'dan baba inciler :)
Çağatay... Eşim....
İyi bir baba olacağına adım gibi inandığım ve inancımı boşa çıkarmayan adam. Sevgilim...Babalığın hakkını veren duygu yüklü adam...
Bunun gibi dolu dolu yüzlerce satır yazabilirim onun için.
Aslında bunları niçin yazdığımı aktarayım: kendisi doğum fotoğrafı çekiyor, hepsinden ayrı bir gülücükle dönüyor eve. Ondan hikayeleri "baba" gözüyle dinlemek çok ama çok keyifli oluyor... Gülücüklerle anlatıyor bebeklerin ilk anlarını, anneleri, babaları. Onun frekansı çok farklı çünkü doğum- bebek ekseninin biraz dışında kalan babaları olaya çok rahat dahil edebiliyor.
Bkz: işte bu fotoğraf

Hatta bunları kendi blogunda kendi cümleleriyle akratıyor.
Neeeee... Erkek doğum fotoğrafçısı mı diyerek itiraz edip,direk elinin tersiyle itenler arada bakarlarsa olay farklı aslında.
Kaçıranlar çok şey kaçırıyor bence.
Ayrıca Çağatay bir "mor inektir". Farklıdır yani. Herkes iyi fotoğrafçıdır, fakat onun kadrajı,ışığı ve kompozisyonu başkadır. Eşim olduğu için değil hak ettiğini düşündüğüm için yazıyorum.
Ve sadede geliyorum. Son yazısı bence çok ama çok güzel olmuş. Okurken güldüm, gülümsedim, duygulandım. Çünkü o anne-bebek ilişkisinin keskin hakimiyetinin dışında çok önemli şeylere dikkat çekmiş. Babalara, erkek gözüyle ve baba gözüyle "bebek" bekleme ve yetiştirme konularına, emzirmeye...Her konuya değinmiş.
Samimiyeti ayrıca çok keyifli. Bence bu blogu arada sırada bir tıklayın sevgili anneler. Babaları anlatan bir adamın yazdıklarını okumak eğlenceli ve anlamlı olabilir diye düşünüyorum.
Sevgilerimle,
Aylin
İyi bir baba olacağına adım gibi inandığım ve inancımı boşa çıkarmayan adam. Sevgilim...Babalığın hakkını veren duygu yüklü adam...
Bunun gibi dolu dolu yüzlerce satır yazabilirim onun için.
Aslında bunları niçin yazdığımı aktarayım: kendisi doğum fotoğrafı çekiyor, hepsinden ayrı bir gülücükle dönüyor eve. Ondan hikayeleri "baba" gözüyle dinlemek çok ama çok keyifli oluyor... Gülücüklerle anlatıyor bebeklerin ilk anlarını, anneleri, babaları. Onun frekansı çok farklı çünkü doğum- bebek ekseninin biraz dışında kalan babaları olaya çok rahat dahil edebiliyor.
Bkz: işte bu fotoğraf

Hatta bunları kendi blogunda kendi cümleleriyle akratıyor.
Neeeee... Erkek doğum fotoğrafçısı mı diyerek itiraz edip,direk elinin tersiyle itenler arada bakarlarsa olay farklı aslında.
Kaçıranlar çok şey kaçırıyor bence.
Ayrıca Çağatay bir "mor inektir". Farklıdır yani. Herkes iyi fotoğrafçıdır, fakat onun kadrajı,ışığı ve kompozisyonu başkadır. Eşim olduğu için değil hak ettiğini düşündüğüm için yazıyorum.
Ve sadede geliyorum. Son yazısı bence çok ama çok güzel olmuş. Okurken güldüm, gülümsedim, duygulandım. Çünkü o anne-bebek ilişkisinin keskin hakimiyetinin dışında çok önemli şeylere dikkat çekmiş. Babalara, erkek gözüyle ve baba gözüyle "bebek" bekleme ve yetiştirme konularına, emzirmeye...Her konuya değinmiş.
Samimiyeti ayrıca çok keyifli. Bence bu blogu arada sırada bir tıklayın sevgili anneler. Babaları anlatan bir adamın yazdıklarını okumak eğlenceli ve anlamlı olabilir diye düşünüyorum.
Sevgilerimle,
Aylin
1 Eylül 2010 Çarşamba
Tweet
Çağatay neler çekmiş meğer?
Son dönemlerde çektiklerini öğrenmek ister misiniz? O zaman a buradan başlayabilir,buradan devam edebilirsiniz.
Çok ama çok eşsiz bir fotoğraf görmek istiyorsanız lütfen bunu kaçırmayın. Öyküsü de çok güzel kaleme alınmış...
Ben de gelinimiz Sedef' in fotoğrafına bayıldım, gelin güzel fotoğraf güzel, fotoğrafçı süp-per! :)
Çok ama çok eşsiz bir fotoğraf görmek istiyorsanız lütfen bunu kaçırmayın. Öyküsü de çok güzel kaleme alınmış...
Ben de gelinimiz Sedef' in fotoğrafına bayıldım, gelin güzel fotoğraf güzel, fotoğrafçı süp-per! :)
7 Ağustos 2010 Cumartesi
Tweet
2.Evlilik Yıldönümümüz Kutlu Olsun :)
Bundan 2 yıl önceydi...Bir Bozburun sabahında denizin ortasında evlenmeya karar vermiştik canımla.
8 Ağustos 2008'de sabah sekizi sekiz geçe yani 08.08.2008 08:08'de kıyılacak bir nikahtı bizimkisi. Ben beyaz bir elbise o ise dore rengi bir kravat, beyaz gömleği ve pantalonuyla olacaktı nikahta.
Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan aşkımın heyecanı gözümün önünde. Daha sonra heyecanla karışık bir telaşla hazırlanan ben...Aşağıda bekleyen annemler,otel sakinleri,Bozburun halkı,Bozburun Belediye Başkanı,Cnn Türk Sahil Günlüğü programı için Fatih Türkmenoğlu ve dostlar, arkadaşlar...
Kapı çaldı ve mor begonvillerden yapılmış harika bir gelin buketi geldi kayınvalidemden. Bir önceki gün ise yine mor begonvillerle tüllerle kaplamıştık nikah kıyılacak yeri yani, gelin teknemizi.
Saçım,makyajım derken benim kulaklarımda çarpan kalbimin sesinden başka hiçbir şey yoktu.Büyük bir gümbürtüydü :) Tatlı ve beni yutkuna yutkuna konuşturan bir heyecan.
"Hazır mısın? dedi Çağatay.Titreyerek evet dediğimi hatırlıyorum. El ele tutuştuk, yürümeye başladık, alkışları duyduğumu ve iyice heyecanlandığımı hatırlıyorum :)))) Fatih Türkmenoğlu'nun sorularına ne cevap verdim, ne dedim, ne demedim yine heyecandan bilemiyorum arkadaşlar, hahahhaaa:)))
Tekneye geçildi, bizden daha heyecanlı ve dakik olan belediye başkanı nikahı kıydı, imzalar atıldı. Annelere sarılıp öpüşüldü, ilk dans derken şekerler yendi :)

Yazarken yine yurkunduğumu ve çok heyecanlandığımı gördüm.
Demek ki bu geçen 2 yıl zarfında aşkımdan ve heyecanımdan hiçbirşey kaybetmemişim. Hani aşkın ömrü 2 yıldır diyorlar ya... YALAN :) Bence en az 2 yıl :)
Ata'cığımızla birlikte kutlayacağımız bu ikinci evlilik yıldönümümüzün tekrarlarını dilerim bol bol :)
En güzel mutlulukları yaşatan eşim Çağatay'a sonsuz teşekkürler.
Aylin
8 Ağustos 2008'de sabah sekizi sekiz geçe yani 08.08.2008 08:08'de kıyılacak bir nikahtı bizimkisi. Ben beyaz bir elbise o ise dore rengi bir kravat, beyaz gömleği ve pantalonuyla olacaktı nikahta.
Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan aşkımın heyecanı gözümün önünde. Daha sonra heyecanla karışık bir telaşla hazırlanan ben...Aşağıda bekleyen annemler,otel sakinleri,Bozburun halkı,Bozburun Belediye Başkanı,Cnn Türk Sahil Günlüğü programı için Fatih Türkmenoğlu ve dostlar, arkadaşlar...
Kapı çaldı ve mor begonvillerden yapılmış harika bir gelin buketi geldi kayınvalidemden. Bir önceki gün ise yine mor begonvillerle tüllerle kaplamıştık nikah kıyılacak yeri yani, gelin teknemizi.
Saçım,makyajım derken benim kulaklarımda çarpan kalbimin sesinden başka hiçbir şey yoktu.Büyük bir gümbürtüydü :) Tatlı ve beni yutkuna yutkuna konuşturan bir heyecan.
"Hazır mısın? dedi Çağatay.Titreyerek evet dediğimi hatırlıyorum. El ele tutuştuk, yürümeye başladık, alkışları duyduğumu ve iyice heyecanlandığımı hatırlıyorum :)))) Fatih Türkmenoğlu'nun sorularına ne cevap verdim, ne dedim, ne demedim yine heyecandan bilemiyorum arkadaşlar, hahahhaaa:)))
Tekneye geçildi, bizden daha heyecanlı ve dakik olan belediye başkanı nikahı kıydı, imzalar atıldı. Annelere sarılıp öpüşüldü, ilk dans derken şekerler yendi :)

Yazarken yine yurkunduğumu ve çok heyecanlandığımı gördüm.
Demek ki bu geçen 2 yıl zarfında aşkımdan ve heyecanımdan hiçbirşey kaybetmemişim. Hani aşkın ömrü 2 yıldır diyorlar ya... YALAN :) Bence en az 2 yıl :)
Ata'cığımızla birlikte kutlayacağımız bu ikinci evlilik yıldönümümüzün tekrarlarını dilerim bol bol :)
En güzel mutlulukları yaşatan eşim Çağatay'a sonsuz teşekkürler.
Aylin
Etiketler:
Çağatay,
evlilik,
mutlu günlerimiz
23 Temmuz 2010 Cuma
Tweet
Nedennn ??? Nedennnn???
Kadere bak yahu! Aklıma geldikçe çok canım sıkılıyor.
Hatta böyle dünyayı dümdüz edesim geliyor.
Neden mi?
Ben oğlumla ilgili olanı biteni yazmak istiyorum, paylaşmak istiyorum ama yok işte olmuyor. Elim gitmiyor işte!
Hamileyken harala gürele hem defterlere yazdım hem de blog tuttum.Ama bir gün farkettim ki hala daha benimle ve eşimle uğraşanlar var; dedim ki, bunlar boş durmaz oğluşumla da uğraşırlar, sildim vazgeçtim.
Doğum yaptım, dayanamadım 2-3 posttan sonra yine sildim. İyi ki silmişim. Çünkü minicik bir masumla uğraştıklarını farkettim, Allah'tan bulsunlar! Buraya yazmaya yine elim varmıyor ama "gay" nitelikli bir yaklaşımla uğraşanları sanırım kimse islah edemez! Ben bir anne olarak tez vakit cezalarını bulmalarını istiyorum.
Bugün biryerde gördüm, hatunun biri "5 yıldır yüzüne bakmadığı sevgilisi manita yapınca, yuh bunu bana nasıl yapar deyip bozulacak kadar egoistim ben demiş".Lafı çakmadan edemedim:"Eski sevgiliyi 5 yıl sonra kıskanmak tedavi gerektirir, yataklı tedavi hem de " dedim. Ohh iyi dedim.
Yıllar sonra dank etmesi kadar trajikomik bir şey olamaz. Hani salaklığın daniskası bir durum desem??? Yeridir!
Bir de bu tür hatunlar hazmedemezler kendinden yıllar sonra geleni oturup uğraşmaya başlarlar, ve benim de hiiç işim olmaz. Bunu yaptığına göre yalnızdır, seveni yoktur, sığınacağı birisi yoktur, anlayanı dinleyeni yoktur. Olsa olsa gaza getireni vardır, şöyle intikam al, böyle intikam al ...diyen birileri yani. Sindirim odaklı, muhtelemelen oral dönem kompleksli arkadaşlar ve anal dönem travmalarına dolanmış ruhlar vardır Freudiyen bir dille yazarsam!
Burada itirazım olan ve asla yumuşak tepki vermeyeceğim tek nokta evladımla uğraşılmasıdır. Kısaca şöyle özetleyeyim, ezerim,çiğnerim,parçalarım! Mahkemelerde sürüm sürüm süründürür, ele güne rezil ederim. Parasını pulunu alır sokakta dağıtırım. Deneyenler oldu ilk ihtarda kayboldular. Bu gerzekler bilmiyor ki ben bir anneyim ve her anne gibi evladım için adamı çiğ çiğ yerim!!!! Neyse, yine sinirlendim akşam akşam!
Bunları yapanlar kadınsa, ne biçim kadın? Hiç mi hanımlık, letafet, zerafet, şefkat yok?
Bunları yapan erkekse, hiç mi yiğitlik yok?
Anneyse, hiç mi Allah'tan korkusu yok?
Ya da bunlar herkimse hiç mi insanlıktan haberi yok?
Yok demek ki, olsa bizimle bu kadar uğraşmazlardı. İçime işleyen bu hüznü yazarak atmam lazım, belki buraları da okuyorlardır!
Haaa, bu arada ,biz eşimle kimseye bir kötülük yapmadık.Sadece severek evlendik ve bir bebek sahibi olduk. Gerisine elma yemek düşer. Yiyemeyene soda ikramımız mevcuttur daha iyi hazmetmesi için hahaha:))))
Neyse, belki birgün, bu uğraşanlar sürüsü, sümüklüsü kendi yoğun ve de çok meşgul hayatlarında geyiğe vakit bulamayınca, ortalardan toz olunca, ben de buralara birşeyler yazarım. Zira bu kirli savaşta benden tek piyon bir adım ileri gitmez.
İlk defa birilerinin başına gelmesini bekliyorum, avukatlarımı yormadan :)
İlahi adalet, sen büyüksün, en kısa zamanda belir de görelim bakalım nasıl oluyormuş!
Sevgiler benden evrene, sevgiler sevgi evrenine!
Aylin... Ata' nın annesi, Çağatay' ın sevgilisi, eşi :)
Hatta böyle dünyayı dümdüz edesim geliyor.
Neden mi?
Ben oğlumla ilgili olanı biteni yazmak istiyorum, paylaşmak istiyorum ama yok işte olmuyor. Elim gitmiyor işte!
Hamileyken harala gürele hem defterlere yazdım hem de blog tuttum.Ama bir gün farkettim ki hala daha benimle ve eşimle uğraşanlar var; dedim ki, bunlar boş durmaz oğluşumla da uğraşırlar, sildim vazgeçtim.
Doğum yaptım, dayanamadım 2-3 posttan sonra yine sildim. İyi ki silmişim. Çünkü minicik bir masumla uğraştıklarını farkettim, Allah'tan bulsunlar! Buraya yazmaya yine elim varmıyor ama "gay" nitelikli bir yaklaşımla uğraşanları sanırım kimse islah edemez! Ben bir anne olarak tez vakit cezalarını bulmalarını istiyorum.
Bugün biryerde gördüm, hatunun biri "5 yıldır yüzüne bakmadığı sevgilisi manita yapınca, yuh bunu bana nasıl yapar deyip bozulacak kadar egoistim ben demiş".Lafı çakmadan edemedim:"Eski sevgiliyi 5 yıl sonra kıskanmak tedavi gerektirir, yataklı tedavi hem de " dedim. Ohh iyi dedim.
Yıllar sonra dank etmesi kadar trajikomik bir şey olamaz. Hani salaklığın daniskası bir durum desem??? Yeridir!
Bir de bu tür hatunlar hazmedemezler kendinden yıllar sonra geleni oturup uğraşmaya başlarlar, ve benim de hiiç işim olmaz. Bunu yaptığına göre yalnızdır, seveni yoktur, sığınacağı birisi yoktur, anlayanı dinleyeni yoktur. Olsa olsa gaza getireni vardır, şöyle intikam al, böyle intikam al ...diyen birileri yani. Sindirim odaklı, muhtelemelen oral dönem kompleksli arkadaşlar ve anal dönem travmalarına dolanmış ruhlar vardır Freudiyen bir dille yazarsam!
Burada itirazım olan ve asla yumuşak tepki vermeyeceğim tek nokta evladımla uğraşılmasıdır. Kısaca şöyle özetleyeyim, ezerim,çiğnerim,parçalarım! Mahkemelerde sürüm sürüm süründürür, ele güne rezil ederim. Parasını pulunu alır sokakta dağıtırım. Deneyenler oldu ilk ihtarda kayboldular. Bu gerzekler bilmiyor ki ben bir anneyim ve her anne gibi evladım için adamı çiğ çiğ yerim!!!! Neyse, yine sinirlendim akşam akşam!
Bunları yapanlar kadınsa, ne biçim kadın? Hiç mi hanımlık, letafet, zerafet, şefkat yok?
Bunları yapan erkekse, hiç mi yiğitlik yok?
Anneyse, hiç mi Allah'tan korkusu yok?
Ya da bunlar herkimse hiç mi insanlıktan haberi yok?
Yok demek ki, olsa bizimle bu kadar uğraşmazlardı. İçime işleyen bu hüznü yazarak atmam lazım, belki buraları da okuyorlardır!
Haaa, bu arada ,biz eşimle kimseye bir kötülük yapmadık.Sadece severek evlendik ve bir bebek sahibi olduk. Gerisine elma yemek düşer. Yiyemeyene soda ikramımız mevcuttur daha iyi hazmetmesi için hahaha:))))
Neyse, belki birgün, bu uğraşanlar sürüsü, sümüklüsü kendi yoğun ve de çok meşgul hayatlarında geyiğe vakit bulamayınca, ortalardan toz olunca, ben de buralara birşeyler yazarım. Zira bu kirli savaşta benden tek piyon bir adım ileri gitmez.
İlk defa birilerinin başına gelmesini bekliyorum, avukatlarımı yormadan :)
İlahi adalet, sen büyüksün, en kısa zamanda belir de görelim bakalım nasıl oluyormuş!
Sevgiler benden evrene, sevgiler sevgi evrenine!
Aylin... Ata' nın annesi, Çağatay' ın sevgilisi, eşi :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
