ev işi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ev işi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2011 Cuma

Formülasyon



Bugün tam 16 gün olmuş, ben hasta olup yataklara düşeli. İlk günden bu yana eşim, Ata' yı emanet ettiğimiz Ayşe Hanım, kayınvalidem, yardımcımız Gülbeyaz hanım (15 günde 1 gelir) ve İzmir' den gelen annem yanımdalar. Ata' nın bakımı, ev işleri, yemek ve ev işlerini bölüştüler.

İlk günlerde öyle bitkin ve halsizdim ki; neyin ne olduğunu anlamadım. Zaman geçip etrafı daha iyi algılamaya başlayınca bir farkettim ki,bölüştükleri işin hepsini ben yapıyordum zaten :)))

Tabi bunu ne zaman farkettim; sorunlar yaşanmaya başlayınca.

Bir baktım Ata sürekli mızırdanıyor. Yemekler yapılıyor ama Ata düşünülerek değil. Ev toparlanıyor ama herşeyin yeri değişiyor. Akşam 8 dedin mi uyuyan Ata 10'lara 11'lere kadar ayakta...

Gülbeyazın 15 günde bir gelip evin temizlenmesine yardım etmesi ve ben okuldayken Ayşe Hanım' ın Ata'ya gelip bakması dışında, bütün bu işleri ben tıkır tıkır yapıyordum. Yardımcı olanlar da haklılar, bu onların düzeni değil. Ssadece eşlik etmeye çalışıyorlar. Ata' yı üzmek, dahafazla üzülmesine izin vermek istemiyorlar. Haklılar işte ...

Ancak kendi kendime bunu düşünmeden edemiyorum; ben bunların hepsini tek başıma yapıyordum. Çalışmadan önce Ata'ya bakan birileri yada ev işlerine yardımcı olan birileri de yoktu. Eminim hasta olan pek çoğunuz bu anlattıklarımı yaşadınız. Eminim her anne evinin işini, çocuğunu, mesleğini vesaireyi tek başına sağlam kotarabiliyor. Eminim...

Vay be!

Öyleyse durumu şöyle formulüze edelim. Mesela ben kendi formülümü yazayım. Eşittirin sol tarafındaki aslında ne kadar kişilik işi idare edebiliyor, kaç kişilik orkestra şefi... O anlamda kullanılmıştır.

Aylin Anne=Annanne+babanne+baba+Gülbeyaz Hanım+Ayşe Hanım

Süper!

Bu denklem bana acayip gaz verdi. Şimdi ayaklanayım da oğlumu kucaklayayım hemen.

:)

Çekilişe katılmayı unutmayın.

17 Ocak 2011 Pazartesi

Yorgun anne modeli

Keske günler 30 saat olsa... Yapamıyorlar mı? O zaman benden. Bir tane daha rica edeceğim. Zira su an, tennefuste çay içip lak lak ediyoyorum arkadaşlarımla güya ama aklım mutfakta, yarına ne pişireceğim derdinde. Utulenecekleri yerine koyamamistimcikarken, bir de lavabonun icinde kalan merdane kafamın icinde dönüp duruyor.

Biraz daha zamanım olabilseydi su an kafamı kemiren isleri tamamlayıp manikure gidebilirsin mesela ama nerdeeee, başka bahara. Zaten bu tempoda gidersem Mayis i bulur manikur randevum, yalan değil. Gecmisi ozlume tantanasına girmeyeceğim alakası yok. Ben daha iyi bir sekilde zaman yönetimi becerisine sahip bir anne olmak istiyorum, o kadar.

Böylelikle belki daha iyi uyuyan ve bakımlı güzel bir anne olurum diye umit ediyorum :)

Hafta sonu çok hareketliydik smlayacaginiz. Ondan böyle yorgunun, ayrıntılar bir sonraki postta...

12 Ocak 2011 Çarşamba

Ata 16 aylik oldu; destek kuvvetlere tesekkur



Bir bebek kolay buyumuyor. Hele ki yurdumun cok okumus cok yazmis azicik ev isi yapmis anneleri icin dogum sonrasi tam bir cumbus. Ben de bu cumbuse ahenk veren destekcilerime tesekkuru bir borc bilirim:

Ayse Oner; seminerleri pratigime pratik katti.

Esim, psikolojik destekcim.

Annem; ilk 40 gunun isimsiz kahramani.

Camasir kurutucum; sayesinde hic zaman kaybetmedim.

Bulasik ve camasir makinem; siz olmasaydiniz ... Dusunemiyorum bile!

Buhar kazanli utum; car mi senin gibisi??? 2 saatlik utu 30 dakikada halloluverdi. Iyi ki varsin :)

Bebek telsizi, bu sayede mutfakta is yaparken kapilari kapatip rahat rahat yemek hazirlayip evi toplayabildim.

Sling ve kangurular; iste en harika destekcilerim. Yeri geldi uyuttum , yeri geldi Ata'yla yemek yaptim, ev islerini idare ettim. Hem kalbimin uzerindeydi kuzum hem de iki elim serbestti ve stres olmadan gunluk tempomu yuruttum.

Supurgem; sayesinde tozlar havada ucusmadan Ata onlari yalamadan temiz temiz atlattik pek cok evreyi.

Balkonum,
benim canim. Kis bahcem, terapi merkezim, cicek cennetim, yalniz olmadigimi bana hatirlatan yer. Sirdasim... Burada gizli huzun bulutlarina ait yagmur damlalari.

Bilgisayarim, dert ortagim.

Hic tanimadigim, yuzunu bile gormedigim pek cok Anne; Ayca, Acalya, Asli, Sena, Ayse Alaca, Yapincak, Hulya...
Aysegulum benim biricik arkadasim, dostum, yoldasim.

Nali; Tutush' umuzun annesi

Izmirdeki herkes; Ata cok keyifli bir yaz gecirdi sizinle. Sag olun var olun.

Doc.Dr. Mehmet Gursel ; yuruyemedigim yatalsk kaldigim o zor gunlerde, azgin siyatik agrilarimi ve simarik bel fitigimi 4 seanslik noral terapiyle adam ettigi icin. Verdigi essiz tavsiyeleri icin. Bir cirpida gucumu suluk gibi emen post partum depresyonundan cekip cikardigi icin. Ve bu dunyada iyi insanlarin tukenmedigini bana kanitladigi icin tesekkur ederim.

Calismaya basladigim icin Ata' ya bakan esim basta olmak uzere, Ata' nin babanesine, aile dostlarimiza tesekkurler.


Iyi ki varsiniz

Sevgiler.

Aylin

1 Ocak 2011 Cumartesi

İsti-yorum Yazı-yorum

İsti-yorum bunları senden 2011!

Şimdi samimi olayım, en başta sağlık istemenin ne derece önemli ve olgun bir duruş olduğunun farkındayım. Biliyorum, önce sağlık istemeli. Hergün dilimden düşmeyen tek şey "sağlık" kelimesi ve bunu ilk olarak listeye yazmayı kanuni olarak ekliyorum, hahaah :))) Ancak daha da samimi ve içten olacak olursam - ki genelde böyleyimdir- bir kadın olarak benim de diğer kadınlar gibi bitmeyen minik minik isteklerim var.
Yemek masasından başlayalım, istediğim gibi olmadı, bunu değiştirelim önce sandalyeleriyle birlikte. Çok mütevazi bir rakama mal olmuştu, müsriflik etmiyorum merak edilmesin. Hatta başka yerlerde de değerlendirilebilir ancak, istediğim gibi olmadı, ne yapayım, içime sinmiyorsa...

Sonra dolap düzenlemelerine el atalım.

Sonracığıma yağlı boya tablolarımı tek tek asayım duvarlara bu sene. Çağatay'ın ve benim çektiğim fotoğrafları da...Ve ve ve tabi ki Ata'cığımın yeni fotoğraflarını da...

Ofisi daha da pratik hale getirmek lazım. En doğru yer neresi sevgili yeni yıl, gördüğüm kadarıyla İkea. Bir sabah, erkenden gidelim buraya.

Çiçeklerime yenilerini eklemek istiyorum. Meselakılıç çiçeği, örneğin bejamin, yeni yeni menekşeler.

Yeni elbise ve ayakkabılar peşinde değilim. Çünkü sürekli beden değişiyor bende. Bir de ayakkabı konusunda eskisi kadar renkli bir yelpazem olamayabiliyor, çünkü Ata'yı taşıyorum kucağımda, rahat olsun, beni iyi taşısın, yeter :)

16 kilo verdim, bu yıl da 10 kilo versem yerinde olacak. Belime kadar olan saçlarımla fazlasıyla mutluyum ayrıca :)


Bir iki yeni masa örtüsü ve biblo istiyorum senden sevgili 2011 :)))) eee, küçük şeyler büyük mutluluklar demiyor mu Prof.Dr.Üstün Dökmen. Ben de öyle takılıyorum. 3-5 kuruşluk istekler bunlar :) :P :)

Çok daha fazlasını isteyen varsa buyursun pek beğenilen yılbaşı dileğim aşağıda:

Bu sene "ev isteyene villa,para isteyene tonla para, aşk isyene aşk, koca isteyene Romeo, bebek isteyene sağlıklı bebek, mutluluk isteyene destansı bir mutluluk, sağlık isteyene şifa, araba isteyene Q7 nasip etsin inşallah" :)

Nasıl ama?

Sevgiler

Not: Q7 hiç tarzım değil, moda diye yazdım bu arada :)

23 Ekim 2010 Cumartesi

Zihinsel detoksla dağınıklığa son

  • Bekarken çok kolaydı detoks yapmak.

    Aylık ve haftalık planlarıma göre yapmam gerekenlerin listesini yapıp harfiyen uyuyordum. Kendimden başka kimseye karşı sorumlu olmadığım için fazlasıyla meşgul olabiliyordum böyle şeylerle.

    Bunun dışında yaptığım diğer detokslar da vardı kendimce:

    Gardrop detoksu:
    Ben eşyalarımı çöpe atmam, atamam. Mutlaka ihtiyacı olan biri vardır deyip kolilerim mesela. Her sonbaharda verilecek yazlıklarımı ve her ilkbaharda verilecek kışlıklarımı ayırırım. Böylelikle giymediğim ne kadar giysi varsa dolabımdan uzaklaşır. Hem yer açılır hem de sevdiğim, kendimce favori giysilerimle daha enerjik ve havalı bir hava eser dolabımda.

    Ayakkabı detoksu:
    İşte bunda biraz zorlanıyorum, çünkü ben tam bir ayakkabıkoliğim. Ayağıma olmayan ne kadar ayakkabı varsa yine ayırıyor en geç 1 ay içinde yeni sahibelerine ulaştırmaya çalışıyorum.

    Çöp detoksu:
    Daha önceki şu yazımda çöpleri ayırdığımdan bahsetmiştim. İnatla devam ediyorum. Camlar balkonda bir bölümde, kağıt vb bir kolinin içinde, organik çöpler öğütücüyle denize, piller pil kutularına gitmek üzere ayrı bür kutuya, plastik ve kompozitler ise ayrı bir kutuda birikiyor. Konteynerın kenarına bırakıyorum ki toplayanlar hemen alsın diye. Hani Ata' nın bezleriyle organik çöplerin bir arada olmasını düşünemiyorum doğrusu.

    Ofis detoksu:
    Sık sık raflar, kutular, kalemlikler şunlar bunlar elden geçiyor ve böylelikle fazla ıvır zıvırdan kurtulabiliniyor.

    Kokoş detoksu:
    Efendim, bana kalsa salonu heykel ve yağlıboya tabloya boğar, evi minik bir müzeye döndürebilirim ama bunlara gerek yok. Sadelik evrimini tamamlayanların niteliklerindendir. Bu nedenden dolayı sadece 2 tane harikulade heykelcik ve 2 tablo yeter. Örtüler ve kırlentleri de epey azaltarak gözü dinlendirmke pek bir möhüm konu.

    TV detoksu:
    Hiç ama hiç izlemeyerek, gereksiz viruslerin beynimi işgal etmesini önlediğimi düşünüyorum.

    MSN detoksu:
    Kullanmayarak, gerçekte ve yüzyüze konuşmak için çok fazla zaman kullandığımı düşünüyorum.

    E-mail detoksu:
    Forward etmek denen gereksiz hadisenin (hani şu geyik muhabbeti içerikli olanlar için geçerli bu dediğim) önüne yıllaaaaaaar evvel geçerek kendimce temiz bir alan yarattığımı ve forwar etmeyerek insanları yormadığıma inanıyor, kendimi kutluyorum :)))

    Facebook detosku / Sosyal ağ detoksu:
    Sadece ailemden ve cancan arkadaşlarımdan oluşan listemle gayet huzurlu ve mutluyum. Sık sık göz atıp samimiyet sınavından geçirerek verdiğim puanlara göre insanları listemde tutuyor ya da çıkarıyorum.

    E-mail grupları detoksu:
    Tek bir gruba üyeyim ve sadece orada yazarak daha iyi bir iletişim yaşıyorum. Yeni kurulan arkadaşlıklarım daha derin ve samimi oluyor galiba.

    Cep telefonu detoksu:
    Hergün aradığım aile bireyleri dışında olan görüşmelerimi 1 dakika ortalamasında tutarak kendimce konuşma kirliliğini önleyip daha az radyasyonun açığa çıkmasına hizmet etmiş oluyorum :P

    Buzdolabı detoksu:
    Sık sık gözden geçirerek hem yer düzenlemesi hem de yiyecek kontrolü yapmaya çalışıyorum. Ama çöpe atılan yiyecekler için çok fazla üzüldüğümü belirtmeliyim. Daha az almak lazım! İçi geçenleri kedilerimizle, kuşlarla ve havhavlarımızla paylaşmaya çalışıyorum :S

    Peki bunları yapmayınca ne olur?
    ufffffff, nereden başlasam ki ... der, başlamayıp oturur tv izler göbek büyütürüz.
  • uyuz, uyuşuk,mıymışız bir ruh halimiz olur.
  • evin bereketi olmaz
  • evde huzur olmaz
  • ruhsuz bir evde yaşaya yaşaya hastalanabiliriz.

Bu tür bilgilerin başında feng shui düzenlemeleri geliyor ve feng shuiye göre evin kapısından giren enerji evin balkon camlarından dışarı çıkar. Bu çıkan enerjiyi evin perdelerinden anlamak biraz mümkün. Caddede yürürken genelde evlerin pencere ve perdelerine bakıyor olduğumu farkettim. Hem yaşayanların kişilikleri ve zevkleri hakkında ip ucu veriyor hem de yansıyan enerjiden ne durumda olduklarını az biraz kestirebiliyorum.

  • Evin girişi sade ve temiz+düzenli olmalı.Bu nedenle biz sade bir dolap ve kırmızı bir paspası tercih ettik.
  • Genelde kapılar kapalı ve üzerlerinde çok fazla nesne olmamalı. süs püs ıvır zıvır. Hepsini topladım.
  • Giriş kapısından eve doğru adım atıldığında sol köşe bereket köşesidir. Orasının temiz, düzenli, aydınlık, yeşillik olması çok önemlidir. Yine bir elden geçirmem lazım :)
  • Sağ köşe ise dostları temsil eder. Orası ise dostluğu anımsatan nesnelerle renklendirilebilir. Filler, kuğular...gibi. Kuğu tablolarım olsa ne iyi olur ( amacım feng shui ilkelerine bağlı yaşamak değil, sadece yağlı boya tablo zevkimin doyması hahahah :)

Yarından itibaren;

  1. Ata' nın oyuncaklarıyla bir oyuncak müzesine dönen salonumuzu yarın tekrar düzenleyip çok sevdiği sadece 5 oyuncağı piayasada bırakacağım. Gerisi odasında durabilir.
  2. Mutfak dolapları ve buzdolabını elden geçireceğim.
  3. Verilmesi gereken yazlık eşyalarımı paketleyeceğim.
  4. Makyaj aynamın önündeki gereksiz eşya topluluğunu defedeceğim.
  5. Bereket köşesini revize edeceğim.
  6. Çiçeklerimi tekrar düzenleyeceğim.
  7. Mail boxumu hafifleteceğim.

Hergün bir tanesini halletsem bir hafta sonra daha da hafiflemiş bir anne olarak mutlu mutlu gezerim.

Aslında diğer yükler, yani enerji yüklerimiz, tasavvufta geçen ve dervişlere öğütlenen şeylerle daha iyi açıklanabilir.

  • Dedikodudan uzak durmak,
  • Evhamı terk etmek, akışa bırakmak,
  • Aynı şeyleri düşünmekten uzak durmak ( iki günü bir olan bizden değildir hadisinde olduğu gibi.)
  • Çok konuşmaktan,
  • Aşırı gülmekten uzak durmak,
  • Bugünün işini bugün halletmek olarak sıralanabilir.
  • Tutumluluk etmek,
  • Sürekli menfaat kollamayı terketmek,
  • Kıskançlıkları bir kenara bırakıp daha olgun düşünmeye çalışmak,
  • Öfkelenip, kızmak yerine daha sakin olmaya gayret göstermek çok işe yarayabilir.

...Neyse az laf çok iş diyorum.

Detokslarımla ilgili olarak gelişmeleri yazmaya çalışacağım.

Sevgiler

29 Eylül 2010 Çarşamba

Yapamıyorum

Yok yok! Yapamıyorum arkadaş! Ben bu işi beceremiyorum.

Şöyyyyle elimde fincanım oturup ne kadar blog varsa okumak, en azından göz atmak istiyorum ama ı-ıh! olmuyor işte. Hiç zamanım yok.

Uzun uzun yazmak, çektiğim fotoğrafları yüklemek için ise benim için bir hayal oldu bu aralar.

Sabah 06:30 dan gece 23:30 a kadar full time hareket halindeyim ve yetişemiyorum.Onları yazsam, okurken yığılıp kalabilirsiniz,o derece. Aslında hepiniz benim yaşadığımın bir benzerini yaşıyorsunuz belki de...

Anlarsınız o nedenle, değil mi?

Yazılarınız çok hoş, fotoğraflarınız... Benden yorum gelmiyorsa lütfen bilin ki zamanım olmadığından.

Affedin...

Sevgiler


Aylin