uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2011 Salı

Co-sleeping (birlikte uyuma*) maceramız sona mı eriyor?


Ata çok yakında iki yaşını dolduracak. Dolu dolu 22 aydır bizimle birlikte aynı odada uyuyor.
Dün akşam yanına uzanıp masal dinletip sırtını sıvazlarken aklıma pek çok düşünce geldi. İlki işte buydu, birlikte uykuya dalmak ve onun güzelliği rahatlığı.

Ata’ nın uyku saatinde hep birlikte yatağa gidiyoruz. Biraz sohbet, biraz gece yoklamasının ardından son günlerde dinlediğimiz masalın bitmesiyle uykuya dalıyor(uz). Eğer günün yorgunluğundan baygın düşmüşsek evet, birlikte gerçekten uykuya daliyoruz. Yok öyle değil, eğer çok yorulmamışsak Ata uyuduktan sonra baş ucumuzun yanında duran karyolasına alıp uykusunu kendi yatağında devam ettiriyoruz.

Dün gece oğlumu uyuturken aklıma gelenlerden biri de buydu; sakin sakin uyu(t)manın kişiliğine olan pozitif katkısı... Bebekle aynı odada uyumak sakıncalı mı? Bebekle uyumak zarar verir mi? Gibi soruları uzmanlara danışarak yanıt aradık. Yapılması gereken de buydu. Uykuyu asla sinir harbine çevirmemek ve ben de çiverimedim. Memede uyumak isterse memede, pışpışla uyumak isterse kucakta, yanımda uyumak isterse yanımda… O minicik adamı kurallara hapsetmeden, isteklerine ve doğasına saygısızlık etmeden uyuttum.

Acaba uyku bir sinir harbine ve inada dönüşseydi ne olurdu diye düşünmeden edemiyorum. Ata nasıl bir çocuk olurdu? Çok eminim ki; sakin ve huzurlu bir çocuk olmazdı. Güven ve saygı konusunda ebeveynleri tarafından özenli davranıldığı için kendine güvenmeyi ve saygı duymayı öğrenen bir çocuk oldu bence.

Yine dün gece, yatağına yatarırken “anne, al beni” dedi ve tekrar kollarıma aldım. Biraz daha vakit geçirdik ve tekrar yatağına bıraktım. Ata 6 aylıkken bunu yaşasam kendini ağlayarak ifade edebilecekti. İnad edip, ağlamasına bir şekilde dayanıp, “kendi yatağında uykuya dalmayı öğreneceksin yavrum!” diye kassaydım ne olurdu? Bir kere kendini ifade edemeyen bir insana çok ayıp etmiş olurdum. Sonra ciddi bir saygısızlık., ardından yoksunluk sendromu, daha sonra ise özgüven ve özsaygı oluşumunda hasar bırakma durumu olabilirdi. Bunların ileride nelere sebep olabileceğini az çok tahmin ediyorum.
O neden oğlumla anlaşa anlaşa, itiş kakış yaşamadan bir ilişki kurmayı yeğlediğim için acayip mutluyum. Şu hayatımda yaptığım belki de en iyi şey bu.

Tartışılanın aksine, Ata'yı gece yarıları bebek odası yatak odası arasında mekik dokumaktan usandığım için değil, daha doğurmadan çok önce bizimle birlikte uyutmaya karar verdiğimiz için co-sleeping(*) uyguladık. Özgüvenin yolu anne-babay güvenmekle başlar ve özsaygı olmadan verilen özgüven bir işe yaramaz. Özsaygının başlangıcı ise bebeğin istek ve ihtiyaçlarını iyi kavrayıp, gerekli olanı nazikçe yerine getirmekten geçiyor, bu bilimsel bir gerçek.

Artık iki yaşına günler kaldı ve odasında kendi başına uyumaya başlamasını planlıyoruz. Bakalım odasında nasıl uyuyacak minik delikanlım. Amma velakin, bu birlikte uyuma işi Ata için öyle faydalı oldu ki… Herkese tavsiye ederiz. :)

(*)Birlikte uykuya dalma

3 Mayıs 2011 Salı

Bir haller oldu benim oğluma

Neredeyse bir ay oluyor hasta olup yataklara düşeli. O gün bugündür yatak istirahatiyle geçiyor zaman. Ancak bugün ilk defa kalkıp yemek yaptım, mutlu oldum kendi kendime. Oh be! Nerede hareket orada bereket dedim içimden. Zaten perşembe günü işe başlıyorum. Artık hiçbirşeyiciğim kalmaz benim! ;)

Ancak ilk günden bu yana geçen zaman diliminde hasta olmama değil, Ata' nın bundan çok etkilenmesine üzüldüm ben. İlk günler kendimi bilmez halde yatarken "anneeee!kalk!" diyor, ayağıma terliklerimi giydirmeye çalışıyordu. Annesinin sürekli yatması, konuşmaması çok sıkıcıydı, belli.

Daha iyi olduğum zamanlarda yanıma gelip oyun oynamak istedi. Elimden geldiğince ilgilendim ama O'na göre yine garipti. Niye kalkmıyordu ki bu anne yataktan???

Evde mızır mızır mızırdanan bir çocuk olmuş ,sürekli tv istemeye başalmıştı.

En kötüsü memeden kesilmişti.

İlk hafta artık fiziksel olarak anne dğilim ama Ata' nın kendi kendine uyumasından gurur duyuyorum demiştim. Erken konuşmuşum, boşuna sevinmişim.

Ata kendi kendine filan uyumuyor işte!

Bir o yana bir bu yana kendini savurarak yatağın içinde sersem sersem geziyor. Sonra sarılıyoruz, uyumamamak için sürekli bir şeylerden bahsediyor. Sohbetimiz sırasında fısıltıyla konuşup, gevşemesi için masaj yapıyorum paşazadeye. Efendim eğer lüzum görürlerse ve beğenirlerse yavaş yavaş dalıyorlar uykuya. Yoksa 1 saat debeleniyoruz.

Bütün bunların tek sebebi var bence, memeden kestiğim için bana çok kırgın Ata. Hatta kızgın. Eskiden meme isterdi, sinirini stresini meme istemekle atardı. Artık biliyor ki meme de yok. Ümidi kestiği için meme demiyor haliyle. Ama kızgın işte. Keyifli bir uykuya dalış biçimiydi memeyle uyumak. Ben bu keyfini, bu çok güzel şeyi onun elinden aldım. İstediğim kadar öpüp koklayayım, meme vermiyorum ki ona!!! Bu nedenle kızgın bence ve bir şekilde bu öfkeyi yaşamak istiyor.

Nereden mi biliyorum?

Az önce Ayşe Hanım geldi, yemek yedik, uykusu geldi bizimkinin. Uyutmadan önce, elimi yıkayıp lavabodan çıkana kadar, gidip yatağına yatmış. Ayşe hanım hadi Ata'cığım kapat gözlerini uyu bir tanem, demiş, sırtını sıvazlamış. 1 dakika geçmeden uyumuş benim oğlum.

Off, ne diyeceğimi bilemiyorum.

Hadi bakalım, dön gül dön ağla Aylin Anne...

Not:Bu kadın kendine imaj yapmak için evden çıkar. Bakalım hangi kılıkta geri dönecek.

28 Nisan 2011 Perşembe

Artık fiziksel olarak anne değilim, ama...

İlk gün:

Bundan 1o gün önceydi; doktora gittim, inceledi, baktı etti ve yapılması gerekenleri anlatırken "artık emziremezsiniz" deyince şoka girip, "durun ben bunu bir düşüneyim" gibi garip bir laf etmiştim. Sanki düşününce anında iyileşecekmişim gibi gelmişti, ne yapayım. Çaresizlik işte. Sonra eşime ve doktorun yüzüne bekıp "ben buna hazır değilim" Ata hiç değil. O ana kadar emzirme odası aramış, 1 metre karelik bir odacığın önündeki izdahamı görüp arkamıza bakmadan kaçmıştık. Bu nedenle Ata hala daha "meme meme meme" diye sayıklıyordu.

Çıktık; meme diye yolda yakamı bağrımı yoldu.
Eve geldik; meme diye üstümü paraladı.
Uykusu geldi ; meme diye ağladı.
Artık dayanamadım ben de ağlamaya başladım. İlaçları içmiştim çoktan. Artık süt veremezdim. Kayınvalidem aldı, kucakladı ve uyuttu.

Akşama kadar ara ara başıma gelip, "anne meme" dedi bir kaç kez. Öpüp koklayıp şakalaştım önce. Kendimi geceye hazırlamak zorundaydım bir yandan.

Dırırırırırımmm! Gece oldu. Oğlum, yavrum, canım, bebeğim "anne meme" diye ağlamaklı bir sesle yanıma geldi. Kucakladım, göğsüme yatırdım. Çok yumuşak bir sesle konuşmaya başladım.
-"Ata'cığım, hatırlıyor musun, bugün doktora gittik. İlaç verdi, artık Ata'ya süt veremezsiniz, ilaçlar yüzünden hasta olur, dedi. Sonra seni kucağına aldı, sevdi, sarıldı" ... Hatırlıyor musun annecim?
-Ata: ( ağlayarak )Doktor..... meme meme memmmmeeee mmeeemmmmmeeeeee
....!!!!

Baktım ki oğlum "ben anlamam! banane! meme!" diyor...

-"Atacım, ağlamakta çok haklısın bir tanem. Ben olsam ben de ağlardım. Ah canım yavrum. Ağlamana dayanamıyorum ama şimdi kollarımdasın. İstediğin kadar ağlayabilirsin. İstediğin kadar bana kızabilirsin. Çok haklısın bir tanem. Kollarımdasın, seni hiç bırakmıyorum. Sana sarılıyorum, seni öpüyorum, kokluyorum. Seni çok seviyorum. Meme vermediğim için seni sevmiyorum sanma. Seni çok seviyorum. Ağla bebeğim, peki... Ağla..."
-Ata: "peki, peki, peki, peki, annnnneeeee, ühüüüü, memeeeeeeeeeee...."

Bu ağlama 15 dakika kadar sürdü sonra uykuya daldı. Sabah kadar göğsümden indirmedim.

İkinci gün

İlk gün kadar net hatırlamıyorum aslında. Ancak her istediğinde doktorun dediklerini, artık veremeyeceğimi, onu çok sevdiğimi... kucağıma alıp sıkı sıkı sarılarak anlattım. Ağlamasını, verdiği bütün tepkileri saygıyla kabul ettim. Gece yine göğsümde ağlayarak uyudu. Ama biraz daha kısaydı belki; fakat ilk günkü gibi derinden sızlatmıştı kalbimi. Sonra aklıma komik tekerlemeler, kısacık bir dandini dandini, ardından apartmanın içinde ve dışında kim varsa uyku yoklaması çekme fikri geldi.

Üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci günlerde bunu uyguladım. Babanne uyumuş, Semen Abla uyumuş, Avukat amca uyumuş, Aysel teyze uyumuş, Dilek Hanım uyumuş, Yelda uyumuş.... apartmanda kim varsa fısıldayarak saydım. Sonra alt kattaki veterinerdeki 10 tane yavru kediye isim takarak şaşmaz bir sırayla saydım. Bıcır uyumuş, gıcır uyumuuuşşş, minnoş uyumuşşş... sonunda bir kaç kez meme isteyip uyumaya geçti. Ama bu formül acayip işe yaradı. Sanırım her defasında memesiz uyuması gerektiğini anladı. Dördünce gece miydi, tam hatırlamıyorum. Kucağıma alır almaz; "Semen???" dedi. Uyumuş Atacığım, "Bababi(babanne)???" "uyumuş" dedim. Sonra bir baktım benim Ata uyumuuuuşşşş. Süper! Bu uyku yoklamasını çok sevdi ve kendini iyi hissediyor. Bu hep birlikte uyuma sloganı çok işe yaradı. Zaten tam zamanıydı.

Son günlerde ise "Atacığım hadi hep beraber uyuyalım" diyorum. Birbirimize sarılıyoruz. Biraz ninni söyleyip ardından kısa bir uyku yoklamasıyla uykuya dalıyoruz. Masaj yapmak da iyi bir formül.

2009 yılının ilk günlerinde öğrenmiştim hamile olduğumu.Hamilelikti, emzirmeydi derken neredeyse dolu dolu 2.5 yıl canımla kanımla sütümle Atacığıma annelik yapmaya çalıştım. Şimdi, artık, fiziksel olarak anne değilim ama Ata' nın kendi kendine uyumaya başlaması ve bunun onda yarattığı olumlu değişimi görmek garip bir gurur veriyor bana.

Annelik böyle bir şey galiba; En ufak şeye sevinmekle başlayan bir kişilik olmak...

13 Şubat 2011 Pazar

Durun ve düşünün, doğal olan bu mu?



Zaten Sabiha Paktuna Keskin olanı anlatıyor. Benim yorum eklemem doğru olmaz. Ancak bir iki şey var anlatacağım.

Bir insan bir davranış örüntüsünü ( beslenme, uyuma, tuvaletini yapma gibi) gerçekleştirmek için modele ve zamana ihtiyaç duyar. Sürecin iyi geçmesi için güvene ve şefkat gereklidir. Özel olarak uygulanacak her yöntemler kriz ve risklere davetiyedir. Bunlar ileride anksiyete, obsesyon, kişilik bozuklukları, oral dönem ve anal dönem komplekslerine neden olabilir. Bu yazıyı okuyup, eksik, hatalı, yanlı... vb bulan uzmanalr varsa lütfen görüşlerini bildirsinler. Bu benim kendi gelişimim ve Ata için çok önemli.

Bir iki şey var demiştim. İlki üst paragraftakilerdi... İkincisiFerber kimdir, uyku bozukluğu uzmanıdır, bebek gelişiminden ne anlar?Tracy kimdir, bebek hemşiresidir. Vefat etmiştir, rahmet olsun, bebek gelişimi ve gelişim psikolojisinden ne anlar? Hatta o bile ağlatmaya karşıdır. Aylin kimdir,uzman, doktor, psikolog değil,okuldan aldığı diplomasına değil, doğruyu ve doğalı söyleyen uzmanları takip eden, oğlunu en az psikolojik hasarla büyütmeye, hayata hazırlamaya karar vermiş bir annedir.

Gaddarlıkla terbiyeyi karıştırmayın.

Rahmetiniz gazabınızı geçerse orada sağlık vücut bulur diyorum tasavvuf diliyle.

İtirazı olan?

KArşı çıkan?

Eksik diyen?

Söyleyecekleri olan???

Haydi sarılın klavyeye...

Yine uyku, yine ağlatma, yine bunu zararsız zanneden anneler...

Sevgili Hülya, Alternatif Anne de Çocuğuyla aynı yatakta yatmak ya da yatmamak başlıklı bir yazı yayınlamıştı.

İlk grubu bebek odası ve yatak odası arasında mekik dokumaktan vazgeçip bebeği odasına alanlar olarak almış. Ben de bu gruba girmediğimi, en başından beri birlikte uyuduğumuzu yazdım. Ardından sevgili Işıl ve sevgili Açalya kişisel görüşlerini bildirmişler. Işıl da aynı şeyi söylemiş: "bebeğini yanında yatırmaya doğmadan önce karar veren anneler olarak bir başlık açsaydın keşke"demiş. Aynı zamanda "ipleri eline almak" ve "patron" olmak gibi kavramlar olmadığı için 7/24 bebeğin ihtiyaçlarına tam ve yerinde yanıt vermenin onlar için en doğrusu ve en sağlıklısı olacağına inandığımız için bunu yapıyoruz demiş.

Bir kere Işıl'a sonuna kadar katılıyorum. Bebeğimi doğurmadan önce yanımda yatırmaya karar verrmiştim. Ama yine de Hülya, bir zorluğu atlatmak şeklind eyorumlayarak ilk sıraya aldığını belirtti.

Bebekleri ağlatmanın stresi ile ilgilibir yazım var: Bu yazıya pek ünlü bir psikolog hanım bile hem tepki gösterdi hem tebrik gönderdi. Popüler olunca kafası karışıyor insanın demek ki :)))

Bence bebeğine uyku terbiyesi vermek isteyen pek çok anne keyfine düşkün tiplemeden uzak değil. "Anne iyi uyuyacakmış ki..." diye başlayan cümleleri hiç samimi bulmuyorum artık. Tamamen bencillik. Ayrıca; 9 ay karnınızın içinde olan bir bebeği doğar doğmaz olmasa da daha kendini ifade etme becerisinden yoksunken büyük bir aceleyle başka odaya bırakmanın "güvende" ve "özgüvenli çocuk yetiştirme" kavramları açısından bakıldığında büyük bir telaş, acelecilik ve acemilik olduğunu düşünüyorum. 5 gün bebeği ağlatmanın sonu a tipik depresyondur. Literatür bilenler ve karıştıranlar gelsin konuşalım.

"Ferber denedim, uyuttum" deyip rahatına eren anneler iyi bilsin ki bebeğin yaşadığı stres kadar varılan sonuç depresyondur. Tekrar ediyorum. Çocuk "öğrenilmiş çaresizlik" denen kavramı gerçekleştiği için, bebek ağlar ağar, anadan ümidi keser ve uyur.

Ben de bebeğimi yalnız büyüttüm, büyütüyorum. Çok zorlandığım anlar oldu. Ama hiç Ata'yı şikayet etmedim. Uyanacak tabi, o bir bebek, pek çok ihtiyacı olduğu için, en başta anneyi yokladığı için uyanacak. Beraber uyumakla rahat ve sakin bir adam olarak büyüyor. Bize güveniyor. "Yoksunluk" denen şeyi yaşatmadık çok şükür. Burada ferbercilere verip veriştirdim ayrıca. Çünkü kazık kadar halimizle anneye muhtaç olsak ve annemiz istediğimiz ilgiyi vermese bunalıma gireriz diye anlattım. Anlayan anladı anlamayan bana özelden ferberi övdü.
Saçmalamayın,bebeklerin "ipleri eline aldığını" , "patron olmaya çalıştığını" düşünmek, daha neokorteski bile olmayan yani sosyal ve duygusal yönden bu kadar karmaşık bir işlem yapamayacak kadar saf temiz varlıklara ait şeyler değil. Bunları düşünenler büyükler, büyüyüp kirlenmiş olan büyükler. Bir de bu tür şeyleri düşünenlerin bir yerlerde açıkta ve gizlide duran kompleksleri olduğunu da düşünüyorum. Kim bir bebeğin "patron benim" demek için ağladığını düşünecek kadar iyi niyetli olabilir? Hiç kimse...! Düşünse düşünse kendi acizliğini örtbas etmeye kalkan kompleksli yetişkinler düşünür. Ayrıca pozitif disiplin veren ebeveyn olmaktan bahsediyorsanız, kusura bakmayın ama ferber - yatır kaldır yöntemleri uyguladıysanız, bunlar sizin sicilinizi bozar.

Açalya'ya da çok katılıyorum. Birlikte uyumak adamı adam eder diyorum.

Ağlattım, yatırdım kaldırdım, bir travma olmadı diyenlerdenseniz ergenlikte ve devamında kök söktüreceğini bilin ona göre şimdiden hazırlık yapın diyorum son söz olarak. İlk aşaması 2 yaş krizidir tabi.

Ballandıra ballandıra anlatan annelerin ve şakşakçılarının bilmesi gerekenleri ben kendimce anlattım. Bir de çocuk nöroloğu olan bir uzman anlatsın, benim anlattıklarımı sallayabilirsiniz ama bu kadının kapı gibi iş ve bilim otoritesine kulak verin diyorum. Ayrıca Sabiha Paktuna Keskin in bu işten iyi anladığını ve annelere iyi bir rehber olabileceğini düşünüyorum.
Video tam bu yazıya göre.

Not: Hülyacım, yazımı tamamen kendi üzerine alma sakın, direk sana değil, ille de ferber diye tutturanlara tepkili olduğum için ferber seven ve yaşatan annelere karşı yazdım.


Hepinize sevgiler

24 Ocak 2011 Pazartesi

Bebeklere uyku egitimi şart mı?

Bence uyku tekbasina ele alınmaması gereken bir şey. Gün icinde yorulursanız erken uyursunuz, ağır yerseniz ne olduğunu anlamadan sizar kalirsiniz ya da kafanıza birsey takılırsa sabaha kadar gözünüzü kirpmazsiniz... Gibi...

Ben uyku danışmanı değilim ama egitimciyim. Söyleyeceklerim daha çok annelerin daha insancıl ve süreç odaklı yaklaşmaları seklinde olacak. Uyudun da nasıl uyursa uyusun derseniz ayvayı yersiniz. Uyku bütün bir gunün eseridir. Gündüzü rutine oturtmazsaniz gece bekçisi olursunuz tabi olarak. Ayrıca dış, büyüme atağı, gaz, reflu, burun tıkanıklığı, alerji, anneye güven, huzur icinde uyuma gibi etmenleri kontrol etmezseniz ve üstüne uyuması için olmadık yöntemleri denerseniz yine ayvayı yersiniz.

Ukala ukala yazıyorum kusura bakmayın ama herseyi sallayip uykuya gelince Aslan kesilen ve el kadar bebelere ferberin uygulayan anneleri okuyup dinledikce kada aradım geliyor. Bir de ballandira ballandira yazıp ise yarıyor demiyorlar mı?.... İki tane çakmak lazım!

Şimdi o ağlatmaya meraklı annelere sunu soruyorum;

" diyelim ki yatalak hastasını, yuruyemiyorsunuz, haliyle tuvalete bile gidecek halınız yok. Öyle ki konuşup derdinizi anlatacak gücünüz de yok. Bir sekilde size bakıyorlar; yemek, mama su... Ancak kokularınız var; acaba benden bıkarlar mı? Acaba beni terk edip giderler mı? Beni bu halimle bile seviyorlar mıdır??? Bunun gibi pek çok korku ve endişeniz var diyelim.

Anneniz gündüz gelip doyuruyor, ilgileniyor ve mutlusunuz. Haliyle iciniz geçiyor ve uyuyorsunuz. Saatler ilerliyor, gece oluyor, karanlık ürkütüyor, endişeler basıyor ve uyuyamiyorsunuz. Üstelik o sevgili annenizin basınıza gelip öpüp koklayip sakinlestirip elinizi tutmasini beklerken o kapıdan " hadi uyu yavrum" gibisinden yuzeysel bir davranisla yaklaşıyor size. Oysa ki annenizden şefkat bekliyorsunuz.

Ağlamaya başlayınca da fırça yiyorsunuz diyelim. Yasınız da olsun 33... Koskoca kazık kadarsiniz ve ağlamanıza karşılık anneniz uzak duruyor. Ne yaparsınız? O an ne hissedersiniz??

Lütfen yanıt verin????

Hissedeceginizi düşündüğünüz şey her ne ise, aglatarak uyutmalı sırasında o minicik insana hissettireceginiz şey o dur iste!
.......

Uyku sorununuz varsa size Heather Welford' un "bebek ve cocukların uyku sorunlarına çözüm" isimli kitabini öneririm.

Bu kitabın 76. Sayfasında hislerime Tercüman olmuş bir paragraf var. Soyle "hangi yasta olursa olsun, kendiliğinden uyuyabilmesi için ya da tekrar uykuya dalması için, bebeğinizin ağlamasına izin vermeyi öneren 'uyumaya yardımcı olmak' için geliştirilmiş birçok yaklaşım vardır. Bu yöntemler, gereksinimlerini ifade eden bebeğe yanıt vermeyi önermek yerine ebeveyni çocukla karsı karşıya getiren bir cocuk yetiştirme bicimi oluşturmaktadır.

Ağlayan cocugunuzla ilgilenmek onu 'idare eden' durumuna sokmaz. Bunun yerine ona sıkıntısıyla ilgilenip, sıkıntısını gidereceğinizi öğretir.

Cocuğunuz ağlıyor ve hiç kimse ilgilenmiyorsa, nekadar kötü durumda olsa da kendi basına olduğu hissine kapılmasına neden olabilir.

Cocuğunuzun gercekten bir sorunu olmadıgından hiçbir zaman emin olamazsınız. Susamış, korkmuş..... Vb gibi pek çok şey olabilir.

İnsanlik evriminin tarihinde, güvenlik ve ısınma nedenleriyle küçük cocuklar hep birinin yanında uyumuslardir. 21. yy cocuğu için bunu değiştirmek demektir; bu yapılacaksa yumusakca yapılmalıdır.

Cocuklar şüphesiz bağımsızlığı öğrenmelidir. Ancak bunu öğretmek için önünüzde 20 yıl varken neden acele ederdiniz?" diyor kitap...

İyi ki de diyor. Okurken "oh be" dedirtiyor.

Su febreri öven ama gelişim denen sürecin kendisinden zirnik kadar anlamayan annelere kapak oluyor!

Böyle aglatip depresyona sokuyorlar ya bebeklerini, haberler yok. Ergenlikte alacaklar ağızlarının paylarını hanımefendiler....!

Benden söylemesi.

Siz bu ferbercilere uymayın.

Öptüm hepinizi!


Aylin

23 Aralık 2010 Perşembe

Emzirerek uyutmak sakınca yaratır mı?


Posta kutuma gelen maillerden birini paylaşmak isterim:

Merhaba Aylin Anne,
Bir konuda fikrine çok ama çok ihtiyacım var; kızım sadece emerek uykuya dalıyor, bundan ben de o da aslında hiç rahatsız değiliz, aksine çok da hoşuma gidiyor. sallanma ya da pış pışlanma isteği yok, sadece anne kokusu ve biraz da uyku öncesi anne sütü. Ama Bilinçli Bebek kitabında okuduğum zaman şok olduğum bi bilgiyi seninle paylaşmak istiyorum.
" Ama bebeğinizin sakinleşip uyumak için sallanmak, kucakta dolaştırılmak,emzirilmek gibi uyku saaati alışkanlıkları edinmelerine neden olursanız, başka sorunlarla karşılaşabilirsiniz." tabii öncesinde de mızmızlanan, huysuz bebeğin ağlamasının uykusu olduğu için değil de ağlayarak üzerindeki gerilimi boşakltması ihtiyacı olduğundna behsediyor. böle durumlarda da siz uykusu var diye sallar ya da emzirir uyutursanız da yatağına koyduğunda yine o gerilimi atamadığı için uyanacaktır. diye bahsediyor
Tamam iyi güzel hoş da uykuya geçişte emzirmek, emerken uyumak doğal değil mi? Kızım uyanmıyor, o da ben de mutluyuz ama inan onun sdece böle uyuması onun için ileride başka sorunlara neden olacaksa bir an önce farklı bir şeyler yapmam gerek diye düşünerek senden bu konu hakkında yardım istiyorum. Aslında zamanından çalmak istemem ama mailime cevap da verebilirsin, şimdiden anlayışın ve ilgin için çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle,

Zerrin
4 Aylık Elif Alya' nın Annesi


Yanıtım:

Sevgili Zerrin Anne,
Bahsettiğin kitapta demek istediği şöyle: bebeğin ağlamasına izin vermezsek üzerindeki gerilimi atamaz. Ama ne zaman? Ağladığı zaman.

Şimdi çözmemiz gereken şu, Elif Alya uyku öncesi uyumak için mızmızlanıyor mu? Hayır. Yok böyle bir derdi. Çünkü annesi birazdan gelecek, onu koklayarak ve anne sütü alarak uyuyacak. Bu onun uyku sistemi. Eğer uyumak için sabırsızlanıyor, sürekli uyku öncesi ağlıyor olsaydı, ok.

Ağlama izni şöyle bir şey; bebek bir şey yaşadı, canı sıkkın ve ağlıyor. Onu hemen pışpışlamakla, memeyle susturmuyoruz. Ağlayıp gerilimini atlatmasını bekliyoruz. İleriki dönemde ise şöyle olabilir; diyelim ki emekliyorken yada ayakta durmaya çalışıyorken dengesini kaybetti ve düştü,bir yere çarptı vesaire. Canı yandığı için ve bu durumdan hoşlanmadığı için ağlamaya başladı. Hemen bebeğe, "yok bir şey, geçti" demiyoruz. Çünkü geçmedi, acı hala orada.Acının geçmesini veya gerilimin bitmesini birlikte bekliyoruz.Kucaklayıp, hafif hafif okşayıp ağlamasını tamamlaması için bir köşeye çekiliyor, ağlamasının bitmesini rahatlamasını bekliyoruz. Eğer gerilimini atmasına izin vermezsek, ileriki yıllarda bir travma yaşadığında başa çıkmasını beceremeyebilir. Kendi acısını yaşayamadığı için bu daha derin komplikasyonlara neden olabilir demek istiyor bence yazar.

Eğer uyku öncesi böyle bir gerilim varsa endişelen derim. Yoksa hiç kafana takma. Sen doğru yaptığına içgüdüsel olarak eminsen eğer hangi kitapta ne yazarsa yazsın, çok önemli değil bence.

Sears' ın A'dan Z'ye Bebek Bakımı kitabını öneriyorum. Doğumdan tuvalet eğitimine kadar herşey var :)

Biz Ata ile neler yaşadık? Anlatayım;
Ata ilk 3 ay özellikle akşamları ağlayan bir bebekti, ben de ağlamasını saygıyla dinlerdim. Tabi çok dayanılmaz bir şey anne için ama onun ağlayarak gerilimini atmasına izin verirdim.Ağlar ağlar ağlar, sonra emer ve uyurdu. Uyumak için ağlamazdı. O nedenle uyku öncesi biraz emip, gevşeyip uyurdu. Burada beni ve Ata'yı rahatsız eden hiçbir şey olmadı.

Yürüme döneminde de şöyle, düştüğünde "Aaahahahha, hiçbirşey olmadı ki, geçti, geçti","Aaa,bak uçak, araba, dü-düüt" diyenleri hemen susturup, Ata'yı kucaklayıp ağlamasının bitmesini sağlardım. Elimle bir yandan başını okşar, bir yandan "Canımmmm,düştüğün için canın yandı ve korktun.Bunun için ağlıyorsun, haklısın bir tanem" diyerek onu anladığımı anlatmaya çalıştım. Zaten 2-3 dakika geçmeden sakinleşiyorlar bebişler :) Bu bizde hala böyle...Büyükler anlamakta güçlük çekiyor ama ben Ata' nın acısını farketmesini, kendine tanımlayabilmesini, tam olarak neyinin olduğunu anlayabilmesini istiyorum. İleride neyin var, yüzün asık dendiğinde "hiç" demesin. Anlatsın içinden geldiği gibi...

Özetle sevgili Zerrin Annecim; Uyku öncesi gerilimi varsa ve ağlamak istiyorsa memeyi dayayıp susturmaya çalışmak acısını bastırmak olabilir ve bu da kişiliğinde ve hayatında zorluklar yaşatabilir deniyor anladığım kadarıyla.

Annelik kitaplara sığmayacak kadar canlı ve sonsuz birşey. O nedenle hislerine güven diyorum son söz olarak.

Sevgilerimle, kızını kokluyorum :)


Neleri neleri düşünüyoruz yahu. Bilinçli anne olmak, bilinçli bebekler yetiştirmek böyle inceliklerle dolu uzun bir yol anlaşılan. En güzeli ise bu yolculuğa aşkımız bebeğimizle ve sevdiklerimizle çıkmamız, öyle değil mi?

Bu maili okurken çok mutlu oldum. Doğalcı, bilinçli ve titiz yaklaşan bir anneyle tanışmak beni çok mutlu etti beni. Ne diyeyim; çoğalsın böyle anneler :)

SEvgiler

18 Eylül 2010 Cumartesi

Bebeğimi nasıl uyutmalıyım?


Bu konuyu her anne önce kara kara düşünür. Zira bebek doğar doğmaz uyuması ile ilgili olarak anneye garip bir şekilde baskı yapılır. Aslında herkes iyi niyetlidir ama cehenneme giden yol iyi niyet taşları ile döşenmiştir.

Bu durumda anne ne yapmalıdır ve ben ne yaptım, anlatmak isterim.

Öncelikle şu sorular çok sık gelmeye başladı:
-Kendi kendine uyuyor mu?
-Daha uyumadı mı?
-Yine mi uyumadı?
-Gece uyudu mu?
-Sallayalım mı?
-Sen bunu ayakta sallamıyor musun?

En ağır yorumlar ise şöyle olabilir:
-Pışpışla uyumuyorsa işin zor (E Ben de biliyorum, önerin var mı?)
-(Hemen öneri gelir) Çarşafa koy sallayalım.
-Uykuya direniyor mu? Koy ağlasın, nasıl olsa uyur!

İŞTE EN FENASI BU SON YORUMDUR!

Bebekler ağlatılarak uyutulmamalıdır. Ben Ata'yı ağlatarak hiçbir şey yapmadım. Hele ki onu odada yalnız bırakıp 2-3 dk bile olsa ağlamasına izin vermedim. Bunun hasarı çok büyüktür. Eğer bir anneye bu öneriliyorsa lütfen şu yazdıklarımı iyi okutun ki o kimse bir daha bunu önermesin:

Ağlayarak uyku eğitimini Ferber isminde bir doktor icat etmiştir. Ferber yöntemine göre :
1.Uyutulacak bebeğin karnı tok olmalıdır.
2.Bir uyku rutini düzenlenmeli ve uygulanmalıdır. Örneğin pijama giyme, alt temizliği ve iyi geceler dileme gibi...
3.Uyku saati geldiğinde bebek yatağa koyulur ve anne odadan çıkar.Sonra anne 2. dakika geçince bebeğinin yanına gelip pışpışlar.Odadan çıkar 4 dakika sonra uğrar sonra 6 dk sonra uğrar pışpışlar gibi.

İnanmadığım ve uygulanmasına kesinlikle karşı olduğum bir yöntemin teknik ayrıntılarını burada vererek fazla yer kaplamasını istemiyorum. Adı ne olursa olsun, bebeklerin ağlatılmasını doğru bulmuyorum. Dr.SearS'a göre bu yöntem bebeklerin hayvanlardan daha az bir hassasiyetle büyütülmesini sağlamak demek.
Benimle aynı misyona sahip olan bütün insanların tek derdi vardır:çocuklar mutlu büyümelidir. Engelli çocuklarla, hiperaktif, down sendromlu ve otizmli çocuklarla çalışan bir eğitim bilimci artı olarak bir anne olarak, bebeklerin ağlatılmasına sooonnnnn derece karşıyım.Her yerde aynı şeyi tekrarlıyorum; ağlatılan çocukların kanında kortizon hormonuartar.Bu sürekli olarak yaşanan bir stresin göstergesidir.Bebeğin sinir sistemi etkilenir ve ardından hiperaktivite ve otizm gibi ciddi durumlar sözkonusu olabilir. Anne-bebek arasında kurulması beklenen doğal bağ ağlatılarak, emzirilmeyerek hasara uğrarsa ciddi sorunlar kapıda bekliyor olabilir.

Başta Prof.Dr.Sabiha Paktuna Keskin olmak üzere, Uzm.Psikolog Nilüfer Devecigil ve pek çok uzman bebeklerin ağlatılmaması gerektiğini söylüyor.

Ağlatılmadan uyutulabilecek bir çok yöntem var elbette, örneğin Tracy Hogg' un ŞŞŞŞŞ-PAT! yöntemi gibi...Kaldır yatır yöntemi gibi... Çok iyi incelediğim ve anladığım kadarıyla söyleyebilirim ki ; bu yöntemler ebeveynlerin uyuması için uydurulmuş şeylerdir.

Daha doğalcı yöntemleri Dr. Sears'ın A'dan Z'ye Bebek Bakımı isimli kitabında bulabilirsiniz.

Benim başucu kitaplarımdan biri olan Dr.SearS' ın bu kitabı annlere bebeklerini uyutmaları için daha doğal yöntemler öneriyor. BEBEĞİ NASIL UYUTURUM sorusu yerine GECE EBEVEYNLİĞİ kavramını öneriyor Sears Amca.. İyi de yapıyor. Zaten oldum olası keyfine düşkün gevşek ve tembel tiplilerden pek hazetmemişimdir.Radikal bir söylem olarak uykusuna düşkünlerin bebek yapmadan önce kendi uyku düzenlerini terbiye etmeleri gerektiğine inanıyorum. Ayrıca uykunuz çok mühimse yapmayın çocuk filan siz de rahat edin biz de :)))

Sears'a göre:
-Bebekler uyku için zorlanmaz. Uyku için gerekli şartlar hazırlanır,bebeğin uyuması saplanır.
-Önemli olan bebeğin uykuya dalması ve uyuması değildir. Önemli olan bebeğin daha mutlu ve daha az korkarak uyumasıdır. Her ailenin amacı mutlu bebek olmalıdır.
-Bebeği ağlatmak:bebeği yormaktır.Bu duygusuz dogmaya ben de son derece karşıyım.
-Sears'a göre bebeklerin uyutulmaya değil, uyumak için ebeveynlerinin ilgisine ihtiyacı vardır.

BEBEĞİMİ NASIL UYUTMALIYIM?

SearS' a göre bebek nasıl uyutulmalıdır???

Uykusu gelen bebeği kollarınıza alın, iyice gevşetin, kolları, bacakları kendiliğinden gevşeyecek şekle gelene kadar pışpışlayın. 20 dk. kadar bekleyin.Derin dalınca yatağa yatırın.Bebek taşıyıcısında, kucakta veya emzirerek uyutulan bebekler daha rahat uykuya geçerler ve daha derin uyurlar bu arada.

Bebekler gece 2-3 kez uyanabilir, bu çok normaldir ve bebeklerin uyku alışkanlıkları ailelerine benzer.Eğer bebeğiniz uyumuyorsa önce kendi uyku alışkanlıklarınızı lütfen gözden geçirin.

-Gün boyu güvenli ve sağlıklı bir ortamda olan bebeğe eğer gece de aynı şekilde yaklaşılıp her uyandığında sevgiyle, şefkatle ve sabırla kucağa alınıp pışpışlanıyorsa bu bebek ömür boyunca güven ve sevgi dolu biri olacaktır.
-Gece boyunca uyumasını sağlamak çok büyük bir başarı olarak gösterilmemelidir. Annelere bununla ilgili olarak -iyi niyetli dahi olsa- baskı yapılmamalıdır.Bu nedenle anneler gece bebekleri ile birlikte uyuyabilirler. Bu daha az ağlamalarına, geceyi güven içinde ve huzurla geçirmelerini sağlayabilir.

Her yöntem denenmelidir belki ama ağlatma yöntemi ASLA!!!!!!!

Uyku fizyolojik bir şeydir. Uykumuz gelir , bunun için gerekli bio kimyasal uyaranlar kana işler ve uyuruz. Bebeklerin bu biokimyasal uyku durumuna en hızlı geçişi emerek olur. Anne sütündeki rahatlatıcı özellik daha rahat uyumalarını sağlar. Annenin kucağında uyumak güven verir. Anneyle yanyana,kucak kucağa olmak bağışıklığını güçlendirir.

Ben kimseyi dinlemedim, ayak, pış pış, ana kucağı vb gibi konulara takılmadım, Ata neden hoşlanıyor, ona baktım. Baktım ki emerek pıt diye uyuyor, ben de öyle alıştırdım.

Emzirerek uyutmanın çok yanlış olduğunu anlatan tuğla tuğla kitaplar var piyasada. Hepsi de anneleri strese sokuyor, başta Tracy Hogg. Yöntemleri pek çok İngiliz mürebbiyeninkine kıyasla daha insancıl ama uyutma konusunda böyle katı olmasını onaylamıyorum.

Anneler iç seslerini dinlemeli, doğal yöntemleri seçmelidir. Afrika'daki , yağmur ormanlarındaki bebekler nasıl uyuyor?

Antropologların son araştırmalarına göre kucakta büyüyen yağmur ormanları çocukları kolik olmuyor, 2 yaş krizine girmiyor, davranış sorunları yaşamıyor. Nedeni sürekli annelerine dokunmalarıdır.

Eğer bebeğiniz size yakın ise, sürekli sizinle temas halindeyse çok daha rahat uyur.Bunun için yapmanız gereken şey teknik geliştirmek yerine , onu gün boyu kucağınızda taşımanız ve güven vermenizdir. Burada bir eksikilik varsa bebek uykuya dalmakta direnebilir.

İç seslerinizi dinleyin,
Emzirerek uyutmak dünyanın sonu değildir.Daha rahat ve huzurla uyumasını sağlar. Ağlatmaktan kat be kat doğru ve doğaldır. Ağlatmak doğal sayılıyor da emzirerek uyutmak niçin abes bulunuyor, ben de bunu anlamıyorum!!! Emzirmek, okşamak, kitap okumak, ninniler söylemek annenin bebeğine verebileceği en güzel uyku eğitiminin parçalarıdır. Bu nedenle kendi bedeninizle, kendi sesinizle, kendi elinizle, kendi ruhunuzla bebeğinizi uyutabilir, ona huzurlu bir ruh kazandırabilirsiniz.

Katılanlar veya katılmayanların yorumlarını rica ederim.

Sevgiler

Aylin

28 Nisan 2010 Çarşamba

Anneliğe Sığar mı?


Efendim,
Şehir dışında anneannemizde olduğumuz için kendi doktorumuza gidememiştik ama doktorulmuz bize çok güvendiği bir meslektaşını tavsiye etti ve biz de koşa koşa gittik.
Soğuk algınlığına bağlı burun akıntısı ve öksürük dışında bana çeşitli tavsiyelerde bulundu konuk olduğumuz doktor...
Tabi bu tavsiyeleri dinlerken içim cızz etti."Nasıl olur, anneliğe sığar mı?"demeden edemedim içimden.Zira Dr.Sears' ın öncülüğündeki "Doğal Ebeveynlik" felsefesini benimsemişken ve tam bana göre iken, bu tavsiyeleri duymak ve dinlemek bana çok zor geldi...!
Neymiş efendim,bu tavisyeler ve içimden geçenler?
1.Gece emzirme onun yerine su ver....(Neeee???!!!Olur mu öyle saçma şey, mavi boncuğumu bundan nasıl mahrum bırakırı?!O annesini koklamak ve güvende olduğunu hissetmek ister, mümkün değil doktor hanım!!!)
2.Artık 6 aylık olmuş, odasını ayır...(Hah! İşte burada duralım)Burada benim anlatacağım çok şey var.

Bebeğim 2 yaşına gelene kadar, hatta ve hatta o bizden ayrılıp kendi başına odasında uyumak isteyinceye kadar yanımdan ayırmayı düşünmüyorum. Bir kere onun ban açoooooooooook ihtiyacı var. En başta kokumuu duymak ve güvende uyuyup uyumadığını bilmek isteyecektir. Hem ayrılmak için daha çok küçük.9 ay zaten beraberdik ve o "artık büyüdüm ben odamda uyurum" diyene kadar da beraberiz. Ayrıca su filan da veremem. Hazır sütüm varken ve onun anne sütüne ihtiyacı varken su ne iş görecek anlamadım doğrusu? Niye kandırayım onu??? Hem bebekleri böylesine kandırmak üzerine kurulu bir disiplini reddediyorum, bizi kandırsalar küsmez miyiz?

Dilleri yok diye ha bire baskı uygulanıyor sistematik olarak. Sonra hepsi büyüyor ve türlü sorunlar yaşıyorlar. Nereden mi biliyorum, çalıştığım okuldan. Ayrıca ve ayrıca kimse bana minik bir insanı sert bir uslüpla terbiye etmemi de önermesin. Çünkü tatlı dil ve güler yüz kadar çocukları, bebekleri olumlu yönde geliştiren bir şey yoktur. Peki bunu nereden biliyorum: annemden, büyükannemden,kendimden, kardeşimden, kuzenlerimden, onlarca öğrencimden...

Ayrıca Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin de bunu söylüyor:


http://webtv.kanald.com.tr/Detail.aspx?Id=4607

Bu videoyu izledikten sonra kimse bana başka bir tavsiyeyi kabul ettiremez. Bu böyle biline :)

Annelere selamlar, bebeklere mis kokulu öpücükler

Sevgiler

Aylin Atasagun