yeni nesil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni nesil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Srebrenica Don't Forget! 11.07.1995


Srebrenitsa'yı unutma!

Bundan tam 16 yıl önceydi. Avrupa' nın göbeğinde bir insalık suçu işlendi ki o suç kıyamete kadar insanoğlunun alnında bir leke olarak kalacak. Hatırladıkça ürperiyorum.

8372 kişi öldürüldü.
Onlarca bebek...
Onlarcası minicik çocuk ve onlarcası daha anne karnındaydı...
Yüzlerce erkek ve kadın...
Sadece etnik kökeni yüzünden acımasızca öldürüldüler.

İleride oğluma anlatmam gerekenlerden biri de bu trajedi, ne yazık ki. İnsanların sadece etnik kökeni farklı diye diğerini yok ettiği bir trajedi. Çok yazık.

Tanrı dünyaya bir daha bu kaderi yazmaz umarım.

Srebrenitsa 11.07.1995!Unutmayalım.

...unutulacak gibi değil

29 Nisan 2011 Cuma

Survivor Ata Adil Olsun



Arkadaşlarımız ve ailemiz iyi bilir, Çağatay ve ben televizyon izlemeyen bir çiftiz. (Bu arada kendisi sinemacıdır.) Öyle ki televizyonun günlerce açılmadığı olur. Daha doğrusu şöyle, olur-du. Ata Luli'yi keşfedene kadar. Renkli ve eğlenceli içeriğe bayıldığı için izliyor kerata. Günde toplam 1 saat izleme hakkı var (Her ne kadar 5 saate çekmeye çalışsa da karşı direnişim devam ediyor)

Geçenlerde annemin gelişi ile bizim TV sıkı mesai yapmaya başladı. Haberler kaçırılmıyor, Fatmagül kızımızın suçu neymiş izleniyor, zamanın öyle bir geçişi izleniyor, adını Feriha koydumunun dizisi kaçırılmıyor vesaire. Ama en eğlencelisi Survivormış. Bahsedildiği kadar varmış içindeki tipler. Adını sayamadığım dizileri izlerken resmen baygınlık geçiriyorum çünkü. Aslında izlemek değil benimkisi anneme eşlik etmek. Ancak baygınlık geçirerek izlediğimi çaktırmamaya çalışmak da cabası ha!

Geçen akşam Survivor'ı izliyorduk. İlk defa bir ünlü elenecekmiş. Aman efendim bir telaş, bir heyecan. Sonuna yaklaşırken annem "uykum geldi ben uyuyorum, sonunu sen bana söylersin yarın" demesin mi? Yırttık abicim derken, tamamını izleme görevi bana verilmiş oldu. Pufff!

Sürekli eleştirilen Nihat Doğan' ın salya sümük annesini araması sırasında irkildiğimi hissettim. Ve aklıma Ata geldi.Acaba Ata böyle "ah anam, özledim anam"diye ağlarsa ben ne cevaplar veririm? Farzedelim ki Ata salya sümük zırlayarak bana sms gönderiyor ıssız adadan... Kafamda yazıp oynamaya, gırgır yapmaya başladım.

Yıl 2030:
Ata: Anne ben Survivor'a katılcam.
AA: Dur bakalım, sınavların bitti mi senin?
Ata: Bir engel yok anne.
AA: Hayatın aksamayacak ama ne kazanacaksın bu yarışmadan?
Ata: Hayat deneyimi annnneee! Düşünsene ıssız adada yaşam mücadelesi.
AA: Hah! Aferin oğluma. İstanbul'e doğ, büyü, adalarda yaşam mücadelesi dene. Aferin, aferin! (Yaparım bu dırdırı, hiç şaşmaz!)
Ata: Ama Annee...
AA:Peki, tamam. Git bakalım. Dikkatli ol. Keşke zamanında izci yapaydım seni. Adada rahat ederdin. Basketbol istedin, gitar kursu dedin. Hadi bakalım, hayırlısı evladım.

Ata Ada'da ... 5 SMS hakkı verilir.

Ata SMS1: (Ağlamaklı bir ifadeyle )Annem annem, seni görmeyeli tam 15 gün oldu. Çok özledim. Burada yaptığın yemeklerin kıymetini daha iyi anladım. Evimizi, İstanbul'u çok özledin. Ne alan söyleyeyim hasret kaldım sana annem.

AA SMS1: (Muzip bir ifadeyle) Sevgili Ata'm, güzel evladım.Biz seni yetiştirirken doğal ebeveynlik denen akımı benimsediydik. Belli ki halt etmişiz!:))) Bağlı ebeveynler ve aile bireyleri olsun istedik; bağımlı değil.Kendine gel, adaya koşa koşa gittin evladım. Sakın oralarda annemi özledim diye salya sümük ağlama. Zaten peçetede yok, her defasında elini yüzünü deniz suyuyla yıkamak zorunda kalma e mi çocum sen.

Ata SMS2: Ah, olaydım olaydım, dizinin dibinde olaydım. Bana fırça ataydın. Anneyyyy anneyy, kırdın kalbimiiiiiiiii, gel al gönlümüüüüüü(bu kısım müzikli okunsun lütfen) Ellerinden hsaretle öptüm seni annem.

AA SMS2: Ah Ata Ah! 5 sms hakkını arabeske harcıyorsun ya! Pes yani annecim. Evdeki caz koleksiyonun utansın senin. Piyano konçertolarıyla büyüdün, cazla devam ettin, bak şimdi yaptığına. Bir an evvel elen de gel o zaman. Götür sarmaları dolmaları.

Ata SMS3: Anne olur mu hiç? Biz buraya kazanmaya geldik.

AA SMS3: Sen bunu Fener-Cimbom maçı mı sandın?

Ata SMS4: Anne adada yaşamak, doğada olmak zormuş. Herşeyin kıymetini bir kez daha anladım. Benim canım annem seni çok öpüyorum. Son SMS hakkımı sevgili Duru'ya saklamak istiyorum izninle.

AA SMS4: Evladım biz de seni özledik. Aferin sana, çalış, kazan 1. ol gel. Sana inanıyoruz. Keşke şu smsleri 3-2 bölüştürseydin aramızda :))) 3 tanesi kime diye sakın sorma. Seni çok seven Anan.Öptüm.

:)))
...

Amanın! Ayyyy, yok! Aman aman! Senaryom kendimce komik ama ... Ne Ata salya sümük ağlasın ne de ben fırça atayım :) Oğlum adil biri olsun 5 mesajın ikisini sevgilisine, ikisini bana bir tanesini de babasına göndersin mesela :)))) Sevgilisi de şöyle aklı başında , eğitimli, zeki çalışkan, güzel ve güzel huylu bir kız olsun inşallah,

Amin :)

12 Şubat 2011 Cumartesi

Eğitim sistemimizi böyle düşlemek hayalperestlik mi?

Herşey otizm üzerine yeni yazılan bir şeyleri tararken gelişti. Euronews' de yayımlanan "Learning World" programında, "Sınıfının en iyisi: Finlandiya" bölümüne denk geldim.

Anlatılanlara bakılırsa, Finlandiya eğitim sisteminin filozofik sırrını sorgulayarak bir görüş elde edilmeye çalışılıyor.

Öğretmenlere müfredat baskısı yok,
sınav derdi, oks,sbs,öss gibi sorunları yok.
Okulda 4-5 saat kalıp gidiyorlar.
Tıpkı bir etüd merkezi gibi ancak tek farkla.
Yaşamı öğreniyorlar ve oyun oynamaya teşvik ediliyorlar. Bizim sistemimizde olduğu gibi sol beyine- ezbere değil, sağ beyine-dokunmaya,hissetmeye,ilgi ve benzeşim kurmaya yöneliyorlar.
Yani, gerçekten ve yaparak-yaşayarak öğreniyorlar.

Kişisel görüşlerime gelince:
"Bu sistemi değiştirebilmek için didinmeli ve aynı ilkelere sahip olup, aynı şeyleri düşünen herkes dağılmdan işbirliği yapmalı ki adım adım ilerleyebilsin bazı şeyler. Belki 500 yıl gerekecek istenen seviye için belki 50 yıl ama 5 yıl içinde birşeyler yapmazsam Canım Ata'm ve çocuklarımızın tamamına yakını d bu rezil sistemin içinde aptallaşmaya başlayacak. Belki de az çocuk, bol sevgi, çok çalışmak ve iyi düşünmeyi öğrenmek lazım, gerisi kolay, gerisi Finlandiya gibi olmak demek." Bence uyku eğitimi kadar, beslenme kadar hayati bir mesele bu. Önemli olan eğitim felsefesi ve öğretmen kalitesi, gelişebilmek için. Ancak hala günümüzde kapıda tek sıra olup kravat, ceket, saç baş, ayakkabı kontrolü yapılıyorsa Nasa'dan adam getirsek de bir şey olmaz" diye düşünüyorum çoğu zaman.

Eğitim ciddi bir iştir ve eğitimde feda edilecek fert yoktur. (M.K. Atatürk)

Gelin görün ki üstün zekalısı, üstün yeteneklisi, normali, engellisi, otizmlisi, analısı, babalısı, kimsesizi heba olup gidiyor bu eğitim programı çöplüğünde!

...ve yavaş yavaş, çok değil yakında, sıra bizim çocuklarımıza geliyor olacak ne yazık ki.

Umutsuz muyum, bilmiyorum ama bunlar benim kişisel görüşlerim. Peki siz ne düşünüyorsunuz, sizce ne olmalı, ne yapmalı? Yoksa topluca Finlandiya'ya mı kaçmalı?

Hadi anlatın, yazın, paylaşın. :)

Videonun orjinali burada, Türkçesini ise buradan izleyebilirsiniz.


31 Ocak 2011 Pazartesi

Var böyle anneler

Hala daha aklım almıyor anlatılanları... Duydukça sinirlerim bozuluyor ve bebekler için çok üzülüyorum. Hayatlarının ilk yıllarında doyasıya saygı ve sevgi hak ediyorlarken ebeveynlerinin fütursuz davranışlarını duydukça "gelecek nesiller için endişe duyuyorum"!

Bugün arkadaşlarımla sohbetteydim ve tabi ki konumuz çocuklarımız, gelişimleri ve de bizim ne yapmamız gerektiğiydi. Epey bir "doğrusu nedir" üzerinde durduktan sonra "bir de tam tersiniz yapanlar var" dedi arkadaşım. Vardır tabi olmaz olur mu?
:(

1 hafta içinde hızlı tuvalet eğitimi vereceğim artık ne yapayım demiş biri. Ee, nasıl olacak diye sorunca arkadaşım, kibrit, çakmak, yakarım, cısss diye korkutacağım! demiş kendileri.

Diğer bir vaka: Gece ben uyanmıyorum, bakıcısı var, o kalkıp sütünü içiriyor, demiş.

Öteki sinir bozucu olay: "Emzirmedim çünkü göğüslerimin sarkmasını istemiyorum" şeklinde yine kendinden taviz vermeyen çok okumuş, pek kültürlü bir anneye ait bir laf... Laf denirse tabi.

Ben niye hayret ediyorum ki; tatilde gördüğüm ve şahit olduğum pek çok şeyi burada ve şurada uzun uzun yazmıştım.

Benim felsefeme uygun şeyler mi? Yanıt; hayır!

Var mı böyle anneler? Yanıt; evet, var böyle anneler!

Ya sabır!

26 Ağustos 2010 Perşembe

Teşekkürler

Teşekkürler WWW yada internet.

Senin sayende harika bir anne ile tanıştım:Açalya Daha o beni tanımazken, ben sıkı bir okuruydum kendisinin.Yazdıkları, yaptıkları, düşündürdükleri Ata ile benim hayatımda çok şeyi taaaa okyanus ötesinden aydınlatmıştı. Aslında Ata için minnet duyuyorum desem daha sade ve yerinde olacak.

İyi ki böyle aklı başında, ne yaptığını bilen, araştıran, okuyan, bilgi sahibi olduktan sonra fikir sahibi olan anneler var. Bence bu annelerin çocukları ileride çok iyi işler yapacaklar, güneş gibi aydınlatacaklar dünyayı. ÇünküAçalya gibi annelerin büyütttüğü çocuklar; annelerinin sevgisinden emin, kendine güvenen, sevgi dolu, pozitif disiplinle büyümüş, evde aldığı eğitimle okul hayatına hazırlanmış oldukları için hepsi pırıl pırıl gelecek vaad ediyorlar bana kalırsa.

Umudum var, hem de dolu dolu umudum var :)

Sevgiler, candan yürekten teşekkürler...


Aylin