detoks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
detoks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2011 Çarşamba

Negatiften arınma diyeti



Fotoğraf: Çağatay :)
Dün yazdığım ilk yazıda içimdeki ve dışımdaki negatiflerden uzak duruyorum demiştim. Bunun üzerine Sevgili Nilhan, "listesi var mı" diye sormuştu. O ana kadar kafamda bir liste yapmamıştım ama düşünüp neler yaptığımı paylaşmak istedim.

İçimdeki güneş: Güneşi çıplak gözle görebildiğimi hayal ediyorum. Hani şu dijital görüntüleri vardır ya onun gibi. Sapsarı, pasparlak bir güneşin kalbimin yerinde olduğunu hissediyorum. Oradan bedenime ve etrafıma ısı ve ışık saçtığını, hayat verdiğini düşünüyorum. Özellikle gözlerimde ve ellerimdeki enerjiye dikkat ediyorum.
"İşte bu benim ana enerjim, bunu en iyi şekilde harcamalıyım" cümlesini kendime sık sık hatırlatıyorum.

Dinlenmeye ihtiyacım olduğunda ( ki bu aralar tek yaptığım şey bu ) ellerimi kalbimin üzerine koyup bunu hissetmeye çalışıyorum.

Negatif insanlardan uzak duruyorum.

Duramıyorsam, bir konu belirleyip sadece onun etrafında konuşmalar yapmaya özen gösteriyorum.

Sinirlerim gerildiğinde ( ki operasyon ertesinde çok üzgün ve gergindim ) bunu yaşamamın insani bir durum olduğunu ancak kimseye bir faydasını olmadığını düşünmeye çalışıyorum.

Çeşitli duaları tekrarlıyorum. Örneğin büyükannemin öğrettiği "la havle..." başına bir besmele ekleyip 11 defa tekrar ediyorum. Çok iyi geliyor. (Kesin bana büyükannemi hatırlattığı için :)

Su içiyorum.

Kalbimdeki kırıkları, darlıkları, üzüntüleri gördüğümde sanki elime minik bir serçeyi alıp okşarmışsasına hareket ettiğimi düşünüyorum, iyi geliyor.

Ata'ya sarılıyorum. Olabildiğince sık. Hepimize iyi geliyor.

Kocacığıma daha çok sevgi sözcükleriyle hitap ediyorum, Atişko'ma da...

Çiçeklerimle konuşuyorum. İşe yarayacağına çok eminim.

Sevdiğim müzikleri dinliyorum.

Sık sık yüzümü yıkıyorum.

Bunlar 13 Nisan'dan beri yapmaya özen gösterdiğim şeyler. Bu tarihlerde yaşadığım en acayip olay birden hastalanıp yatağa düşmem ve kalkamamdı. Anladım ki enerjimi düzgün harcayamadığım için başıma geldi bunlar.

Gereksiz şeylere bu enerjiyi kaptırarak yok etmenin ve kendimi zorlamanın bir gereği yok diye düşünüyorum artık.

Atacığımla, az ama öz olan dostlarımla, ailemle, sevdiklerimle, çiçeklerimle güzel bir hayat sürmek çok önemli benim için.

Çünkü hayat sevdikleriyle, iyi ve hayırlı işlerle uğraşarak geçince güzel.

Gerisi beyhude.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Kanser geliyorum der...


Ahmet Maranki' nin yalancısıyım.

İşte son notlarıyla kanserden uzak durma yöntemleri:

Arabanızda bulunduracağınız plastik su şişesindeki su çok
tehlikelidir. Plastik su şişeleri Sheryl Crow'un göğüs kanseri
olmasının en büyük nedenidir.

Plastik şişeler özellikle Avustralya'da yüksek sayıda görülen göğüs
kanseri vakalarının en büyük nedenidir.

Annesine çok yakında göğüs kanseri teşhisi konulan bir arkadaşımıza
doktor şunu söyledi:
"Kadınlar arabalarda bırakılmış plastik su şişelerinden su
içmemelidir"
Doktor: "Yüksek sıcaklık ve şişe plastiklerindeki belli kimyasallar
göğüs kanserine neden olabilir."

- Yüksek sıcaklık plastiğin içindeki toksinleri suya ve
yiyeceklerimize geçiriyor ve doktorlar bu toksinleri kanserli
hücrelerimizin etrafında kolaylıkla gözleyebiliyorlar.

MÜMKÜNSE, PASLANMAZ ÇELİKTEN BIR TERMOS YA DA CAMDAN YAPILMIŞ ŞİŞELER,
KAPLAR KULLANALIM !

* Mikrodalga fırınlarına plastik tabak ve kutuları koymayınız!....

* Plastik su şişelerini buzluğa koymayınız!...

* Plastik tabak örtülerini (SARAN WRAP, STREÇ v.b.) mikrodalga
fırınına koymayınız. Dioxin isimli kimyasal madde kansere neden olur,
özellikle göğüs kanseri. Dioxin maddesi vücudumuzdaki hücreler için
bir zehirdir.

* Plastik şişeleri içinde su varken dondurmayınız. Bu durumda plastik
içindeki Dioxin'i açığa
çıkartmaktadır.

Geçen gunlerde. Edward Fujimoto, Wellness Program Manager (Castle
Hospital) bir TV programında bu sağlık tehdidini açıkladı. Dioxinlerin
bizler için ne kadar tehlikeli olduğu
gerçeğini anlattı.

* Yiyeceklerimizi mikrodalgada plastik kutular içinde ısıtmamamızı
istedi. Bu özellikle içinde yağ olan yiyecekler için daha önemlidir.
Yağ, yüksek sıcaklık ve plastiklerin bir
araya geldiklerinde Dioxin açığa çıkarttıklarını ve bunun
vücudumuzdaki hücrelere geçtiğini açıkladı.

* Plastikler yerine Cam, Pyrex, CorningWare ya da seramikten yapılmış
kapların kullanılmasını tavsiye etti. Microwave (Mikrodalga) için
hazır üretilmiş çabuk ısıtılabilen yiyecek paketlerini başka bir kaba
aktararak ısıtınız. Kâğıt çok kötü bir malzeme değil ama içinde ne
olabileceğini hiçbir zaman bilemeyiz. Pyrex, ISIcam, CorningWare gibi
kapları kullanmak çok daha güvenlidir.

* Bazı zincir (fast food) restoranları yakın geçmişte plastik
kutulardan kağıda geçtiler. Bunun en büyük nedeni dioxin problemidir.

Ayrıca, Saran Wrap (veya Streç) ismi altında satılan tabak ve
kutuların üzerine örttüğümüz ince plastik film de mikrodalga fırınına
girdiğinde diğer plastikler kadar tehlikelidir.

* Mikrodalgada yiyecek ışınlanırken yüksek sıcaklıklar ince plastiği
eritebilir ve erimiş plastik yiyeceğinize karışabilir.

* Mikrodalga kullanırken yiyecek kaplarınızı plastik yerine kağıt
havlu ile örtünüz


Hayatımızda mikrodalga fırın yok, plastik torba, streç, ve benzeri şeyler de yok. Ama bir çoğumuzun evinde var, biliyorum. Belki bu notlar daha sağlıklı yaşamak için küçük bir hatırlatma olur.

Su şişeleri dioxini açığa çıkarabiliyor, çok doğru. Plastik yerine cam kaplar herzaman tercih edilmeli. Ama...aması var işte. Her yanımız plastiklerle kuşanmış durumda.

Terlemeyi önleyiciler, balenli iç çamaşırları... bunlarda özellikle göğüs kanserini tetikleyen şeyler.

burada uzun uzun anlatmıştım

23 Ekim 2010 Cumartesi

Zihinsel detoksla dağınıklığa son

  • Bekarken çok kolaydı detoks yapmak.

    Aylık ve haftalık planlarıma göre yapmam gerekenlerin listesini yapıp harfiyen uyuyordum. Kendimden başka kimseye karşı sorumlu olmadığım için fazlasıyla meşgul olabiliyordum böyle şeylerle.

    Bunun dışında yaptığım diğer detokslar da vardı kendimce:

    Gardrop detoksu:
    Ben eşyalarımı çöpe atmam, atamam. Mutlaka ihtiyacı olan biri vardır deyip kolilerim mesela. Her sonbaharda verilecek yazlıklarımı ve her ilkbaharda verilecek kışlıklarımı ayırırım. Böylelikle giymediğim ne kadar giysi varsa dolabımdan uzaklaşır. Hem yer açılır hem de sevdiğim, kendimce favori giysilerimle daha enerjik ve havalı bir hava eser dolabımda.

    Ayakkabı detoksu:
    İşte bunda biraz zorlanıyorum, çünkü ben tam bir ayakkabıkoliğim. Ayağıma olmayan ne kadar ayakkabı varsa yine ayırıyor en geç 1 ay içinde yeni sahibelerine ulaştırmaya çalışıyorum.

    Çöp detoksu:
    Daha önceki şu yazımda çöpleri ayırdığımdan bahsetmiştim. İnatla devam ediyorum. Camlar balkonda bir bölümde, kağıt vb bir kolinin içinde, organik çöpler öğütücüyle denize, piller pil kutularına gitmek üzere ayrı bür kutuya, plastik ve kompozitler ise ayrı bir kutuda birikiyor. Konteynerın kenarına bırakıyorum ki toplayanlar hemen alsın diye. Hani Ata' nın bezleriyle organik çöplerin bir arada olmasını düşünemiyorum doğrusu.

    Ofis detoksu:
    Sık sık raflar, kutular, kalemlikler şunlar bunlar elden geçiyor ve böylelikle fazla ıvır zıvırdan kurtulabiliniyor.

    Kokoş detoksu:
    Efendim, bana kalsa salonu heykel ve yağlıboya tabloya boğar, evi minik bir müzeye döndürebilirim ama bunlara gerek yok. Sadelik evrimini tamamlayanların niteliklerindendir. Bu nedenden dolayı sadece 2 tane harikulade heykelcik ve 2 tablo yeter. Örtüler ve kırlentleri de epey azaltarak gözü dinlendirmke pek bir möhüm konu.

    TV detoksu:
    Hiç ama hiç izlemeyerek, gereksiz viruslerin beynimi işgal etmesini önlediğimi düşünüyorum.

    MSN detoksu:
    Kullanmayarak, gerçekte ve yüzyüze konuşmak için çok fazla zaman kullandığımı düşünüyorum.

    E-mail detoksu:
    Forward etmek denen gereksiz hadisenin (hani şu geyik muhabbeti içerikli olanlar için geçerli bu dediğim) önüne yıllaaaaaaar evvel geçerek kendimce temiz bir alan yarattığımı ve forwar etmeyerek insanları yormadığıma inanıyor, kendimi kutluyorum :)))

    Facebook detosku / Sosyal ağ detoksu:
    Sadece ailemden ve cancan arkadaşlarımdan oluşan listemle gayet huzurlu ve mutluyum. Sık sık göz atıp samimiyet sınavından geçirerek verdiğim puanlara göre insanları listemde tutuyor ya da çıkarıyorum.

    E-mail grupları detoksu:
    Tek bir gruba üyeyim ve sadece orada yazarak daha iyi bir iletişim yaşıyorum. Yeni kurulan arkadaşlıklarım daha derin ve samimi oluyor galiba.

    Cep telefonu detoksu:
    Hergün aradığım aile bireyleri dışında olan görüşmelerimi 1 dakika ortalamasında tutarak kendimce konuşma kirliliğini önleyip daha az radyasyonun açığa çıkmasına hizmet etmiş oluyorum :P

    Buzdolabı detoksu:
    Sık sık gözden geçirerek hem yer düzenlemesi hem de yiyecek kontrolü yapmaya çalışıyorum. Ama çöpe atılan yiyecekler için çok fazla üzüldüğümü belirtmeliyim. Daha az almak lazım! İçi geçenleri kedilerimizle, kuşlarla ve havhavlarımızla paylaşmaya çalışıyorum :S

    Peki bunları yapmayınca ne olur?
    ufffffff, nereden başlasam ki ... der, başlamayıp oturur tv izler göbek büyütürüz.
  • uyuz, uyuşuk,mıymışız bir ruh halimiz olur.
  • evin bereketi olmaz
  • evde huzur olmaz
  • ruhsuz bir evde yaşaya yaşaya hastalanabiliriz.

Bu tür bilgilerin başında feng shui düzenlemeleri geliyor ve feng shuiye göre evin kapısından giren enerji evin balkon camlarından dışarı çıkar. Bu çıkan enerjiyi evin perdelerinden anlamak biraz mümkün. Caddede yürürken genelde evlerin pencere ve perdelerine bakıyor olduğumu farkettim. Hem yaşayanların kişilikleri ve zevkleri hakkında ip ucu veriyor hem de yansıyan enerjiden ne durumda olduklarını az biraz kestirebiliyorum.

  • Evin girişi sade ve temiz+düzenli olmalı.Bu nedenle biz sade bir dolap ve kırmızı bir paspası tercih ettik.
  • Genelde kapılar kapalı ve üzerlerinde çok fazla nesne olmamalı. süs püs ıvır zıvır. Hepsini topladım.
  • Giriş kapısından eve doğru adım atıldığında sol köşe bereket köşesidir. Orasının temiz, düzenli, aydınlık, yeşillik olması çok önemlidir. Yine bir elden geçirmem lazım :)
  • Sağ köşe ise dostları temsil eder. Orası ise dostluğu anımsatan nesnelerle renklendirilebilir. Filler, kuğular...gibi. Kuğu tablolarım olsa ne iyi olur ( amacım feng shui ilkelerine bağlı yaşamak değil, sadece yağlı boya tablo zevkimin doyması hahahah :)

Yarından itibaren;

  1. Ata' nın oyuncaklarıyla bir oyuncak müzesine dönen salonumuzu yarın tekrar düzenleyip çok sevdiği sadece 5 oyuncağı piayasada bırakacağım. Gerisi odasında durabilir.
  2. Mutfak dolapları ve buzdolabını elden geçireceğim.
  3. Verilmesi gereken yazlık eşyalarımı paketleyeceğim.
  4. Makyaj aynamın önündeki gereksiz eşya topluluğunu defedeceğim.
  5. Bereket köşesini revize edeceğim.
  6. Çiçeklerimi tekrar düzenleyeceğim.
  7. Mail boxumu hafifleteceğim.

Hergün bir tanesini halletsem bir hafta sonra daha da hafiflemiş bir anne olarak mutlu mutlu gezerim.

Aslında diğer yükler, yani enerji yüklerimiz, tasavvufta geçen ve dervişlere öğütlenen şeylerle daha iyi açıklanabilir.

  • Dedikodudan uzak durmak,
  • Evhamı terk etmek, akışa bırakmak,
  • Aynı şeyleri düşünmekten uzak durmak ( iki günü bir olan bizden değildir hadisinde olduğu gibi.)
  • Çok konuşmaktan,
  • Aşırı gülmekten uzak durmak,
  • Bugünün işini bugün halletmek olarak sıralanabilir.
  • Tutumluluk etmek,
  • Sürekli menfaat kollamayı terketmek,
  • Kıskançlıkları bir kenara bırakıp daha olgun düşünmeye çalışmak,
  • Öfkelenip, kızmak yerine daha sakin olmaya gayret göstermek çok işe yarayabilir.

...Neyse az laf çok iş diyorum.

Detokslarımla ilgili olarak gelişmeleri yazmaya çalışacağım.

Sevgiler

10 Eylül 2010 Cuma

Bebek isteyen çiftler ve herkes detoks yapsın!

Benim başucu kitaplarımdan biri Daniel Reid' in DETOKS isimli kitabıdır. 3-4 yıldır sürekli elimde ve okumaktan resmen paraladım bu kitabı.Aslında yesem yeridir ama konumuza hiç de uygun bir davranış olmayacağının farkındayım :)))



Günlerdir hamile kalmak isteyen, kalamayan veya çeşitli korkuları olan kadınlarla konuşmaktayım. Böyle bir doğal çekimin içinde buldum kendimi. Aynı zamanda uzun zamandır detoks ile ilgili yazmak istiyordum. Şimdiye kısmetmiş, ikisini birleştirdim, işte yazıyorum.

Efendim, doğal tıpçılara ve detoks uzmanlarına göre bütün ama bütün hastalıkların genel sebebi vücütta toksin tutulmasıdır.

Vücutta tutulan toksin dokularda birikir ve bir süre sonra iltahaplanır.Ardından da başta kanser olmak üzere pek çok ölümcül rahatsızlığa dönüşür.
Normalde sağlıklı bir vücut üretilen toksinleri cilt,böbrekler,akciğer ve kolon yoluyla atar ama çevre faktörleri, hatalı beslenme alışkanlıkları, alkalilk beslenme, oksijenden uzak bir yaşam biçimi bu atılımı engeller, vücutta bir güzel toksin birikmeye başlar.
Örneğin 30-40 yaş arası şehirli bir erkek yaklaşık 4 kilo kadar yapışkan,sümüksü,kurumuş ve iltahaplanmış bir toksin tabakasını bağırsaklarında taşır. Yani aslında o göbek değil toksinden oluşan bir şişliktir.
Bağırsaklarımızı mutfak lavabosuna benzetebiliriz, burada kurumuş gıdalar,yağ ve kir tortusu ve benzeri tabakalar birikir. Nasıl lavabo borularını temizliyorsak, bağırsaklarımızı detoks yoluyla temizlemeliyiz diyorum özetle.

Ayrıca ; Kanser hücreleri 2 şeye ihtiyaç duyar, asitli ortam ve oksijensiz ortam. Yani siz hareketsiz bir yaşama sahipseniz ve bol bol asitli içecek içiyorsanız sonunuzu tahmin etmeniz bu kitapla çok güç olmasa gerek.

Dış kaynaklardan alınan toksinler vücutta birikir, iltahaplanır, bu da kanserin ihtiyaç duyduğu .asidoz ve hipoksi ortamını yaratır.

Genelde bu hayvansal proteinler üzerinde yoğunlaşır. Yani kansere davetiye çıkaran şeyler konusunda yediğimiz etleri ayrıca gözden geçirmemiz gerekir.

Eğer sürekli,
Mide ekşimesi,
Saç dökülmesi,
Başağrısı,
Kötü vücut kokusu,
Aşırı yorgunluk,
Gerginlik,
Depresyon,
Vajinal enfeksiyon,
Sık sık üşütme grip olma gibi şeyler sözkonusu ise hayatınızda, dikkat vucudunuzda yüklü miktarda toksin birikmiş demektir.Grip aşısı çare değildir, ayrıca gereksiz derecede civa vb ağır metallari vücuda zerk ettirirsiniz. Bence hiç gerek yok :)

Detoks yapmasanız dahi yapmanız gereken ilk şey kötü alışkanlıklarınızı bırakmak olacaktır. Ayrıca beslenme alışkanlıklarınızı da gözden geçirmeniz şart demektir.

İnsan yediğine benzer, bu sloganı unutmayın. Taze sebze yiyen kadınlar genelde ince uzun ve zarif görünüme sahiptirler ;)

Bir bilgeye göre "bilge hiçbir şey yapmayarak herşeyi yapandır" der. Yani doğayı, olup biten herşeyi akışına bırakmak en büyük bilgeliktir ve bu nedenle hayatta kalmak için büyük bilgeler genelde yemek yemezlermiş.Bazıları su içerek ve sadece bir iki minik yaprak çiğneyerek günlerini geçirirmiş.

Budistleri yogistler ve pek çok derviş vb oruç tutar. Bizim bildiğimiz şekli tamamen deforme olmuş halidir. Ramazan oruçları hafif sahur ve iftarla düzenlenmelidir. Aksinin vücuda pek bir faydası olamyabilir...

Neyse,konumuz hamile kalmak isteyen çiftlerin detoks yapması...

Neden?

Çünkü sağlıklı çocuklar sağlıklı bedenlerden doğar. Burada anne kadar babanın sağlığı da çok önemlidir.Toksin denizine dönmüş bir bedeni öncelikle temizlemek gerekir.

Kötü beslenme alışkanlıkları tekedilmelidir:
Asitli içecekler,
Kafeini bol içecekler,
Alkollü ieçecekler devre dışı kalmalıdır.
Yağlı yemekler,
Etli cızbızlar,
Sakatat türü yiyecekler vb terkedilmelidir.

Alkol ve sigarayı terketmek gerektiğini yazmama bilmem gerek var mı????????????

Günde 2-3 litre alkalik su için,
pH dengesine dikkat edin 7.1 ila 7.5 arası olsun.
Girebiliyorsanız bol bol denize girerek cildinizden atılan toksinlerin tahribatını engelleyebilir, toksin atılımını hızlandırabilirsiniz.
Yemeklerinizde deniz tuzu kullanabilirsiniz.
Günde 1 su bardağına 1-2 damla hidrojen peroksit damlatarak oksijen alımını artırıp toksin atılmasını hızlandırabilirsiniz yine...
Hamam şahane bir detoks uygulamasıdır. Düzenli olarak hamama giderek gözeneklerin açılmasını ve lenf direnajını arttırabilirsiniz.
Kaplıcalar da iyi bir toksin atma ortamıdır. Doktora danışarak kaplıcalara gidebilirsiniz.
Bitkü özlü buhar banyoları yapabilirsiniz. Limon, zencefil kökü,fesleğen, tarçın, lavanta, melis otu,gibi kokularla buhar banyoları yapabilirsiniz. Bunun için de lütfen doktora danışın.
Düzenli olarak masaj çok iyi gelir, lenflerin ve kanın temizlenmesini sağlar.
Tayland masajı,
Tui-na
Shiatsu,
Geleneksel asya ayak masajı,
Nei-dzang iç organ masajı,
Sıcak bitkisel yağ masajları,
Şirokraksi,gibi masajlar çok işe yarayabilir.

Chi enerjiniz ile kendinizi fırçalayın!

Ellerinizi birbirine sürtün ve açığa çıkan chi enerjisi ile baştan ayağa kadar üzerinizi süpürün. Bu enerjinizi dengeler ve iç organların enerjisini dengeler. Yani bedenin kendisini sağaltmasını kolaylaştırır, toksin attırır.
Hafif egzersiz,
Yoga,
Thai Chi,
Doğru nefes alma teknikleri,
Nefes egzersizleri,
Meditasyon,
Dua,
Sessizlik,
Konuşma oruçları,
İbadet gibi şeyler de çok önemli temizlenme ve sağlık kazanma araçlarıdır ( maddi ve manevi olarak)

Ve tabi ki az besin alıp bol su içmek,vücudun kendini arındırma ve sağaltma sürecini hızlandırır. O nedenle detoks yaparken
Süt ve süt ürünleri,
Et,
Yumurta yememek gerekir.
Bütün hayvansal ürünler sindirim sistemi ve kan için son derece asitleştirici bir özellik taşır. Bağırsaklarda çürütücü besin atıkları oluştururlar. Temizlenmek isteniyorsa uzak durmak gerekir.

Aynı zamanda son dönemlerde GDO'lu yemlerle ve hormon ilaçlarıyla büyüyen hayvanlar kadınların üreme organlarını tehlike altına almakta, kist, kısırlık, kanser gibi pek çok hastalığa neden olmaktadır.

Anne olmak isteyen kadınların et yemekten uzak durarak, sindirim ve üreme organlarını dinlendirmeleri gerekir. Bunun için yapılması gereken bir uzman eşliğinde detoks uygulamaktır.
Taze meyve-sebze suyu içilmeli ve taze meyve-sebze yenmelidir. Mümkünse çiğ olarak tüketilmedir. Kabuklarını soymadan bir de :)
Ekmek, makarna, pilav, unlu mamüllerden de uzak durulmalı , detoks süresi boyunca ağza bir lokma dahi konmamalıdır :) En zoru da bu bence. Çünkü toplum olarak hepimiz hamur işini çok seviyoruz :)
Sebze çorbaları,
Pişmiş sebzeler, ( Buharda pişmiş, buğulama yapılmış sebzeler...)
Yeşillikler bol bol tüketilmeli,
C vitamini ve mineral takviyesi alınmalıdır.

Tabi bütün bunları yapmadan önce bir DOKTORA danışmalı ki en doğru ve hızlı şekilde toksin atılabilsin.

Son araştırmalar gösteriyorki, hiperaktivite, otizm vb durumların temel sebebi: TOKSİN!

Toksinlerin zararları ortada ve atmanın yollarını da basit bir dille ifade etmeye çalıştım. Anne-baba olmak isteyen herkes önce deotks yapmalı ve mutlaka bir arınma kürü uygulamalıdır. Toksin atarak daha sağlıklı, zeki ve bünyesi güçlü bebeklerin dünyaya gelmesi kolaylaşabilir.

Yapılması gereken şey detoks uzmanına gitmek ve Daniel Reid' in DETOKS isimli kitabını okumalıdır.

Hamilelik öncesi detoks kürü uygulamasını artık bütün doktorlar önerir oldu. Kulak verip detoks yaparak daha kolay hamile kalınabilir ve daha sağlıklı bir süreç geçirilebilir diye düşünüyorum.

Tavsiyelerim özetle böyle,

Umarım aklında soru olanlar varsa yanıt verebilmişimdir.


Sevgiler


Aylin