bebek bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2011 Cuma

Yeniden canlanıyorum

Ata 3 gün sonra 20 aylık olacak.

Dün sabah beni "anneeeeeeeeee" diye uyandırınca, birden bütün gece uyanmadığını ve hepimizin deliksiz uyuduğunu farkettim. Aman allahım ben 20 ay sonra geceden sabaha kadar deliksiz uyudum. Olamaz, olamaz. Aman allahım, diyerek kalktım yataktan. Ata' yı kucakladım, yanıma aldım. Sonra sabah kıkırdaşmalarımızı yaptık vesaire.

Mutfağa geçip omletini hazırlamaya başladığımda kafamda yine aynı şey vardı; vay be, bütün gece uyudu,uyudum, uyuduk. Ata oyuncaklarını salona taşıyıp evi dağıtma mesaisine başlarken ben de meyve suyunu ve omletini hazırladım bir yandan.

Geçen sene öyle miydi ya?

Mutfakta 2 dakikada yemek hazırlama becerisi geliştirmeye çalıştım ilk aylar. Ağladı mı? Döndü mü? Ağzına bir şey mi attı? Nerede? Sesi çıkmıyor, dur bir bakayım... Ne yemek yaptığımı anlardım ne de Ata yalnız kaldığını anlardı. Zaten % 90 slingle üzerime bağlayıp öyle karıştırdım çorbaları... Küçük yamak adını takmıştım kendisine. Şimdilerde çok güzel çorba karıştırıyor mesela. Ata' ya beceri edindirdik "yokluk" sayesinde :)))

Bundan bir kaç ay öncesine kadar çekilen fotoğrafların yaklaşık tamamında taş devri mağara kadınları gibiyim. Taran(a)mamış yada kötü bir şekilde toplanmış saçlar, belirgin göz altı torbaları, solgun bir yüz, tenime neredeyse yapışmak üzere olan pijamalarım, berbat renk uyumu ve yorgun, gülümsemeye mecali kalmamış bir yüz ifadesi.

Baktıkça ağlamak geliyor içimden.

Ailem İzmir'de yaşıyor, ben ise İstanbul'dayım. Ata' yı doğururken kimseye "bakar mısın" demedim. Anneme bile... Biliyordum çok zor olacağını, yalnız kalacağımı, destek ekibin olmayacağını... biliyordum. Güya hazırlıklıydım ama kazın ayağı öyle değilmiş. Lohusalık diye bir şey varmış ve o lohusalık kalabalıkla hafiflermiş. Bunu çok net tecrübe ettim.

Kolik bir bebekle sabahtan akşama kadar oda oda dolaşıp, sakinleştiremediğim için salya sümük pencere önlerinde ağladığımı bilirim. Karşı apartmana bakıp bakıp, "keşke şurada tanıdık biri otursaydı" diye iç geçirdiğimi de... Hani oğlumu alıp gitsem 2 dakika dünyam değişecek ama yok.

Kimse yoktu etrafımda. Kimse..! Ve çok zordu.

Oğlum 9 aylık olana kadar neredeyse bu böyle sürdü. Sonunda "yaz geldi, ben var İzmir'e gitmek kocacım" deyip memleketime gittim. Oradaki onlarca akrabamın Ata' yı gezdirmek, onunla oynamak, sevmek ve zaman geçirmek için deli olduğunu biliyordum. Kendimi de düşündüm. Dedesi, annannesi onunla oynarken ben de 1 saat kestirebilecek, adam gibi kahvaltı yapabilecek, biraz nefes alabilecektim.

Öyle de oldu.

Kahvaltıdan üzerine şekerleme yapmanın keyfini asla unutmayacağım.

Ayrıca ev temizliği, ütü, yemek gibi dertlerin hepsini rafa kaldırınca ayağımı uzatıp dergi okumanın, kahve içip laflamanın tadını yeniden hatırladım. Ağlayınca, sıkılınca, oyun isteyince, acıkınca, yıkamak gerektiğinde tek başıma değildim. Annanne, dede, dayı, yenge, kuzenler, büyük halalar, enişteler, büyük büyük annelerden oluşan bir kalabalık destekçim vardı.

Anneliğimin 1. yılının son aylarını bu şekilde geçirince sıyırmaya ramak kala toparlamaya başladım.

İstanbul' a döndüğümde artık yavaş yavaş yürüyen, derdini anlatmaya çalışan, daha çok oyun oynayan bir çocuk vardı yanımda.

Yakın dostum Ayşegül' ün oğlu Ata' dan 6 ay büyük. Bana 6 yıl büyükmüş gibi geliyor aslında. Ata doğduğunda o oturuyordu. Ata diş çıkardığında o konuşuyordu. Ata yürüdüğünde o koşuyordu. Bu farkı gördükçe Ata yı öyle hayal edemiyordum. Bundan bir kaç ay önce şöyle demişti bana:

"1.5 yaş güzelim, işte beklemen gereken zaman bu. 18 aylık olduktan sonra kendi kendine oynayan, bir şekilde ne istediğni ifade edebilen, daha olgun bir bebek olacak karşında, sık dişini."

Hakikaten öyleymiş.

Gece uyuyan, kendini yarım yamalak da olsa ifade etmeye çalışan, yemeğini tek başına yemek isteyen, annesinin mutfağını darmadağın eden, evde ne kadar ayakkabı varsa hepsini salonun ortasında giymeyi seven , arabalarıyla uzuuuun uzun oynayan, çoğu zaman kendine yetmeye çalışan bir çocuk var karşımda.

Tabi 3.5 dakikada bir "annneeeeeeeeee" diyerek koşarak bacağıma sarılamalarını, beni tuvalette dahi yalnız bırakmak istememesini, iş yaparken kucak istemesini, elimden tutup var gücüyle çekerek "yego"larının başına oturtmasını saymazsak :)

Çalışmaya başlayınca ev, yemek, Ata, ütü, ... dertlerinden epey sıyrıldım. Para kazanmaya başlayınca vitrinleri daha iyi inceler oldum. İş öncesi yada okul çıkışı föne, maniküre daha sık zaman ayırır oldum. Projelerimi yazıp uygulamaya vakit buldukça, biraz rimel hafif allık sürünce, Ata'yı salona bırakıp mutfakta daralmadan, bayılmadan birşeyler pişirdikçe, akşam olduğunda moda dergilerini karıştırdıkça yeniden canlandığımı hissediyorum. Saçımla başımla, dolabımla, çorabımla, rujumla ilgilenebildikçe gevşediğimi hissediyorum.

Belime kadar olan saçlarımı omuzlarımda kestirdim, pişman değilim, bilakis :)))

Zor bir dönem geride kaldı.


Acaba ben bu rahata çok fazla alışmasam mı? Ne yapsam?


Bunu da düşünmeden edemiyorum, iyi mi?

31 Ocak 2011 Pazartesi

Çok güzel şeyler bunlar...

Bilenler bilir, cicili bicili şeylere bayılırım, hatta Ata' nın doğumuna yakın çılgınlar gibi bebek süsleri ile evi doldurmuştum. Tabi o zamanlar bu kadar bilgi ve fikir sahibi değildim. Beğeniyordum işte her bir şeyi :)))

Doğurdum ama hala daha o kapı süslerine, bebek şekerlerine ne bileyim, bebek bezi pastalarına bakmaktan kendimi alamıyorum.

Çağatay doğum fotoğraflarını çektiği ailelerden bebek şekeri getiriyor mesela, ben de onları bir raf yaptım orada biriktiriyorum. Allahım, ne yaratıcı, ne kadar farklı ne kadar güzel şeyler var.

Bir de evde çekimler oluyor. Bazen maaile gidiyoruz anneye makyaj poz yardımı, yansıtıcı kullanımı gibi en tatlı amelelikleri candan yürekten yapıyorum ben de... En son gittiğim evde işte bu süs püs merakımdan ötürü bana bir haller oldu. Kal geldi mi denir, ne denir. Bebeğin kapı süslerini, şeker sepetini, altın yastığını görünce nefesim kesildi. Olamaz, olmaz! Yok böyle şeyler piyasada. "Mine bunları nereden aldın" dedim, ben yapıyorum demesin mi??????????? Uuuuuuuuuuuuuuvvvv ... hemen internet sitesine daldım: mybabyladybugs.com

Sitedekiler çok hoş ama bir de Mine' nin elindekileri görün: İNANILMAZLAR. Veee, o işçiliğe istediği rakamlar ÇOK KOMİK :)

İşte bayıldıklarım:










17 Aralık 2010 Cuma

En iyi lazımlık hangisi?

Piyasa araştırmalarına başladım. Şimdilerde biliyorsunuz 2. Ekolojik Günler Fulya Kültür Merkezi'nde devam ediyor. Ve bizim firmamız Atasagun Film Yapım ve Babylife da katılmıcı olarak fuarda yer alıyorular. Mutlaka ziyaret edin derim.

Artık çalışan anne olduğum için ve çalışma saatlerime denk geldiği için ben gidemedim. Ancak yarın ve pazar günü mutlaka ziyaret etmeyi düşünüyorum. Çünküüüüü "organik lazımlık" bulmuş eşim :) EVET, lazımlığın da organiği var :))) Çok şeker.

Firmanın sahibi Çağatay' ın çok sevdiği bir arkadaşı ve harikulade ürünleri var. Kendi kızlarıyla çıktıkları ebeveynlik yolculuğuna green Goods markasıyla devam etmişler. Aklıam yatan ilk şey ürünlerinin toksik içerikli olmaması ve el yapımı olması. Tıkalyın, ziyaret edin, ihtiyaçlarınız varsa alın derim. Zira ben organik lazımlığı bulmuşken kaçırmayacağım ve gerekli diğer malzemelerimi de buradan alacağım.

Organik lazımlıkların 3 renk seçeneği var.

Ürünün hakkında bilgi ise aynen şöyle:
<blockquote>atık bitki malzemelerinden elde edilmiş, evinizde yıllarca kullanıldıktan sonra toprağa gömerseniz biyolojik olarak hızla yok olabilecek bir lazımlık... 2009 yılında Mother&Baby Gümüş Ödülü alan Becopotty, ergonomik tasarımıyla hem rahat hem de kullanışlı. Sırt kısmının yükseltisi denge sağlarken, ön tarafındaki koruma yükseltisi de etrafa sıçramaları engelliyor, böylece tuvalet alışkanlığı konforla ve hijyenik bir biçimde sürdürülebiliyor. En önemlisi bu lazımlık hem bebeğiniz hem de çevre için çok uygun... Becopotty lazımlık hayatına tarım artığı olan bambu artığı ve pirinç kabuğu olarak başlıyor.Becothings bu artıkları toplayarak toz haline getiriyor.Biyolojik olarak yok olabilen bir reçine ile karıştırıyor ve kalıpta bekleterek Becopotty lazımlığı yaratıyor. Becopotty Lazımlıkla ilgili küçük birkaç fikir... Çocuğunuzun tuvalet terbiyesi sona erdiğinde lazımlığı bahçenize gömebilirsiniz. Küçük bir ipucu vermek gerekirse; gömmeden önce lazımlığın altında birkaç küçük delik açarsanız nemin içeri girmesini kolaylaştırmış olursunuz.Becopotty tamamen dibe battığında biraz tohum biraz da su ekleyerek tohumlarınızın çiçeğe dönüşmesini izleyin. Birkaç sene boyunca lazımlık toprağa karışacağından hem çiçeklerinizi besleyecek hem de doğaya katkıda bulunacak.

Bir de fiyatı bana çok makul geldi, şu an indirimde: 30.25 TL

Ohh, bu işi de tamamladım. Artık rahat rahat çayımı içe bilirim.

Haydi kalın sağlıcakla :)

Not: ÇEKİLİŞE KATILMAYI İHMAL ETMEYİN :)

16 Aralık 2010 Perşembe

İşte Yeni Yıl Çekilişi Hediyelerim



Ta taaaaaaaaa ...

Sonunda yeni yıl hediyemi duyurma zamanı geldi.

Miniğinizin rahat bir uyku çekmesi için size minik bir set.

Polar battaniye

2 Adet 4 numara bez

Hisset,keşfet,öğren kitapçıkları...

Ekolojik taşıma çantası

Veee, o şanslı bebeğin annesine yılbaşı için Tepe Home taarından hazırlanmış melek mumluk hediye :)

Melek Mumluk ile yeni yılda eviniz ışıldasın

Tea light yerleştirildiğinde melekten yıldızlar çıkıyor ve çok hoş bir görünüm ortaya çıkıyor

Bütün bunlara sahip olmanız için tek yapmanız gereken şey; bu postun altına "mutlu yıllar" yazmak. 29 Aralık saat 17:00'ye kadar yapılan yorumlar arasından yapılacak çekilişle talihli anne&bebeğe hediyesi kargoyla göndereceğim. Böylelikle yenı yıla girerken hediyeniz elinizde olmuş olacak :)

Hepinize sevdiklerinizle, bebeklerinizle, sağlıklı, neşe dolu sıcacık bir yıl diliyorum. 2011 de herşey gönlünüzce olsun.

Sevgiler

Aylin & Ata & Çağatay

5 Aralık 2010 Pazar

Acemi Annelere Tavsiyeler - II

Fotoğraf için teşekkürler Çağatay Atasağun


Çağatay Atasağun' un web sitesi ve blogu :)

İlk yazımdan sonra ikincisini ancak kaleme alma fırsatım oldu ve hemen bir solukta aklıam gelenleri paylaşıyorum sizinle sevgili okurlarım :)

Bu yazımda emzirme ile ilgili pek çok kez yazıp çizmiş ve didinmiş, kendi evladını en az 2 yaşına kadar emzirmek için kasmış biri olarak hislerime tercüman olmuş güzel bir yazıyı paylaşmak isterim, okyanus ötesinden, Açalya'dan...

Emzir sevgili acemi anne, korkma emzir. Ama emzirmeden önce Açalya' nın yazısını bir kere, kafan karışırsa günde 3 kere, randıman almak istersen haftada 2 kere oku derim.Emzirmek hem anneye hem de bebeğe öyle faydalıdır ki: ben de zamanında pek çok yazı yazmışım mesela... Okumak isterseniz:

Emzirme ile ilgili psikolojik gerçekler

Emmmmmmmmmmmm

Emzirme Hakkında 3-5 bilgi ve kişisel bir mesaj

Emzirmeye yeni başlayan anneler için notlar

Bunun dışında, sevgili acemi anne,

1. Pişik için: Pamuğu ıslatıp bebeğin poposunu temizlemek en iyisidir. Pişik için çok faydalı bir ürün ise Aloe Jojoba Lipsticktir. Mutlaka edin. Aloe first sprey ile nemlendirip, pamulu bir bezle kurulayarak da çok süper sonuçlar alınabilir.

2.Etrafında herşey için bir yorum yapan yada bildiğin, inandığın şeylerden çok uzak sözler duyabilirsin. Aldırma, hı hı de geç.

3.Bebeğini ağlatma ve kimsenin ağlatmasına izin verme sevgili acemi anne. Ta ki şöyle kocaman olana kadar :)

4.İnce giydir ki hafiften soğuğa alışabilsin ufak ufak.

5.Evde kedi varsa ne iyi bence. Birlikte büyüsünler, kediyi defetmene gerek yok tabi doktor ve sağlık ile ilgili önemli bir durum yoksa.

6.Emzirme sütyenleri al değişik değişik.Hem sana iyi gelir hem de bebeğine seksi olanları da var :)

7.Kimseden yardım bekleme ama zor durumdaysan mutlaka "bana yardım edin" demelisin. Yardım isteyenin bir yüzü kara, etmeyenin ise iki yüzü...

8.Haftada 2 gün -en az- dışarıya çık, dolaş, hava al :)

9.Eşine bebeği tutmayı, pışpışlamayı, altını değiştirmeyi, gaz çıkarmayı hatta bebeği yıkamayı öğret bence. Bir baba olarak bebeğe hizmet ederse hem aralarındaki bağ güçlenir, hem de anneyi daha iyi anlamak için bir fırsat oluşur.

10.Ayrıca süsüne püsüne özen göster. Hele ki evde pijamalarla hiç oturma. Kendine göre cici ev kıyafetleri yarat, saçına başına dikkat et derim :) Yoksa her fotoğrafında Wilma Çakmaktaş gibi çıkabilirsin :)

11. 3.adan sonra işe dönünce vicdan azabı çekeceğini düşünebilirsin, haklısın sevgili anne. Ancak bu çalışmaya senin de bebeğinin de ihtiyacı olduğu için oradasın. Çalışan anne olmak kolay değil, biliyorum.Hele ki minicikken bırakıp işe dönmek, bakıcı stresi... derken sen de bir stres topuna dönebilirsin. Ama unutma ki bir yandan da seni deli edecek bir postpartum psikozundan uzaklaşmak için iyi bir şey yapıyorsun.

...aklıma gelenler bunlar.

Yine yazacağım.

Sevgiler

1 Aralık 2010 Çarşamba

Acemi annelere tavsiyeler -I

Fotoğraf için sevgili Ayça Oğuş'a çok teşekkürler

Ayça Oğuş'un birbirinden güzel fotoğrafları ve hayat dolu web sitesi için
tıklayınız

Merhabalar,

Özellikle yeni doğum yapmış ve yeni bebek sahibi olmuş annelere bebeklerini güle güle büyütmelerini diliyorum.

Aklımda pek çok tavsiye var ve bunları liste liste yazacağım. Eğer sizinde tavsiyeleriniz olursa alt kısma yorum yazabilir yada link bırakabilirsiniz.

1.40 ' ı çıkana kadar bebekleri yıkamak yada sokağa çıkarmak istemezler. Oğlum Eylül'de doğmuştu ama biz her allahın günü yıkadık ve hava alması için en azından balkona çıkardık.Siz de yıkayın ve hava almasını sağlayın.

2.Ev çok soğuk ve rutubetli değilse ince giyinmeye alıştırabilirsiniz. Bu bebeğin bağışıklığını geliştirebilmesi için çok önemli bir fırsat.

3.Süt için kaygılanmayın, benim sütüm var ve bebeğime yetiyor şeklinde bir olumlama deneyip bol bol Aloe Blossom Herbal Tea için derim. Ben 15 aydır içiyorum ve emziriyorum. Böyle devam edersek bir 15 ay daha emzirebilirim ;)

4.Süt azalırsa pes etmeyin. Bol bol emzirin, emzirdikten sonra pompayla çekin.Böylelikle sütünüz artar.

5.Bebeğinizi sık sık kucaklar ten temasında bulundurursanız kolik olmaz, gazı az olur, daha iyi olur. En önemlisi kendine güvenen, annesinin kollarında mutlu bir bebek olur. Şımarır mı diye korkmayın, bilimsel çalışmalar gösteriyor ki sık kucaklanan bebekler ilkokulda daha başarılı oluyor.

6.Bebeklere 2 aylık olduktan itibaren çeşitli tatlara alıştırmanın bir zararı olmadığını söylüyor bilim adamları. Biz Ata'yı 2. ayından itibaren yemek masasında kucağımıza alıp ağzına mercimek tanesi kadar olmak şartıyla hemen hemen herşeyden tattırdık ve katı gıdalara geçerken sıkıntımız minimumdaydı.

7.Bebeğin 3. ve 4. aylarda diş plakları oluştuğu için diş etleri bol bol kaşınır ve parmaklarını emerler. Tehlikeli durum bu yaşında kadar hergün her dakika ve sürekli olursa sözkonusudur. Bu tür durumlarda "eyvah parmak emmeye mi alışıyor" gibisinden panik yapmayın. Bir kaç ay içerisinde geçecek annesi, merak etme sen :)

8.Süt için iyi uyku, bol su, yeşillik, yapraklı ve lifli gıdalar, huzur yeterlidir. Tepsi tepsi tatlı yemenize gerek yok. Bana da bunları dediklerinde ninni gibi gelmişti ama hakikaten iyi uyku, az stres ve bol sebze meyve tüketimi işe yaradı.

9.Rutin için acele etmeyin, rutini olan anne-bebek başarılıdır anlamına gelmez. Önemli olan bebeğin kaliteli uyuması ve kaliteli süt emmesi.Devamında ise kaliteli zaman geçirmesidir...

10.Bebek ağladığında kucaklayarak sakinleştirirseniz daha kısa sürede susar. Pışpışlayarak sakinleştirmeden daha samimi ve anne kokusu dolu olduğu için bebeğin size olan yakınlığı artar, anneye daha çok güvenir. Anneye güvenen bebek daha sonra kendine güvenir. Kendine güvenen insanlar ise başarılı olur. Demek ki kucağa alamktan korkmadan, bebeğimize bol bol dokunarak büyütmek daha avantajlı.



....devamı gelecek

25 Eylül 2010 Cumartesi

Ata'nın doğumundan bugüne kullandığım ürünler

Size tavsiye edeceklerim var!!!

Şöyle bir düşündüm de; etradımdan çok destek aldım, şimdi destek olma sırası bende. Anlatacığım ürünler yeri geldi hayat kurtardı, yeri geldi Ata'cığım çok rahat etti, yeri geldi ben çaresizliği aştım.

Lafı kısa kesiyorum, Aydın havası olsun, hemen anlatmaya başlıyorum:

İşte ilk ürün:

Aloe Blossom Herbal Tea


Bu çayı bana çok samimi arkadaşım Ayşegül önermişti. Kendisinin Ata'dan 6 büyük bir oğlu var.Doğduğundan beri göz kanalı tıkalı ve sağ gözü sürekli çapaklıydı.8 aylık olana değin doktor doktor gezmişler ve bebeği için bir çözüm bulamamışlardı. Hangi doktor görse ameliyat diyordu. Ayşegül' e ziyarete gelen Ayşe Hanım, bebeşin gözlerini bu çay ile silin iyileşir demiş, Ayşegül bu sözü dinlemiş ve silmişti.
Ertesi sabah pırıl pırıl bir gözle uyanan bebiş gülücükler saçarken, Ayşegül sevinçten ağlamıştı.Sevincinden herkese telefon açıp durumu bildirmişti.
Bu mucizeyi gören ben mırın kırın ettiğim bu çayı içmeye başladım.
Amanın!!!! 1 haftaya kalmadan sütüm arttı benim.Ata henüz 20-25 günlüktü, arada mama takviyesi yaptığımız günlerdi, bu çayla sütüm artınca büyük bir sevinçle mamaları çöpe attım.
Ayrıca, sakinleştiriyor,
daha iyi bir uyku kalitesi sağlıyor,
mideyi rahatlatıyor,
... ve çok ciddi bir kalp damar dostu.
Zayıflamak isteyen herkes gönül rahatlığıyla içebilir.
Bana kilo konusunda da çok faydalı oldu.12 kiloyu hoplamadan zıplamadan verdim gitti bile...! :)
Göz çapaklanmalarında da gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.
Bir poşetten 1-1,5 litre çay elde edilir.(15-20 bardak)sıcak ve soğuk içilebilir.Arzuya göre 1 kupaya ve ya 1 -1,5 litre kaynamış suya poşet yırtılarak atılır.15 dk demlendikten sonra gün içinde tüketilir.Ertesi güne kalan çay tekrar kaynatılmaz ,soğuk olarak içine 1 parça buz ya da nane yaprağı eklenerek tüketilebilinir.Aç,tok fark etmez.

Ayrıca poşet olarak demlendiğinde kalan poşetler cilt temizliğinde kullanılabilir ya da saksıda yetiştirdiğiniz çiçeklerinize doğal gübre olarak kullanabilirsiniz.

ÖNEMLİ NOT: Günlük 1,5-2 litre su tüketilmesi tavsiye edilir
Bulandan yapandan Allah bin kere razı olsun.

Şiddetle tavsiye ediyorum. İsteyene bu ürünü ve anlatacak ürünleri gönderiyorum,bilginize.

Bee Propolis


Propolis, arıların kovanlarının yalıtımında kullandığı bir maddedir. Genel faydalarını okumak için
buraya bakabilirsiniz. Sezaryan ameliyatından sonra yaranın daha hızlı kapanması için bu ürünü çok şiddetle tavsiye ederim. Bende neredeyse iz kalmadı diyebilirim ve yarayı inanılmaz rahatlatıyor.
Antibiyotik özelliği vardır ve hastalıklara karşı daha dirençli olmanızı sağlar.Grip nezle size uğramaz. Tecrübeyle sabit, "maşallah" diyorum :)

Omega 3- Omega 9 Arctic Sea


İşte benim ilacım!... Soğumdan sonra yaşadığım travma sonrası stres bozukluğu için derdime deva olan şey, Artctic Sea.(Bunu her anne yaşar, biliyorsunuz) Hafızamı toparladı, dikkatimi kontrol etmeme yardımcı oldu ... Ama en önemlisi kılcal damarlara kadar hepsinin yeniden tazelenmesini sağladı. Bilindiğinin aksine kilo yapmıyor, tam tersine, Omega 3 ve Omega 9 kilo kontrolüne ciddi katkı sağlıyor. Diyorum ya hoplamadan zıplamadan 12 kilo verdim ben bunlarla... :) Sabah kalktığımızda ve akşam yatarken aç karnına ılık bir bardak su ile 1-2 kapsül alınmalıdır.

Nature MIN


Sürekli ve düzenli kullanarak süt kalitesinin artmasına faydası var ve o gıcık sezaryan yarasının daha kolay kapanmasını sağladı bende. Diğer faydaları için şöyle deniyor:Güzel gözlerimizin daha iyi görmesine destek olur.Parlak kirpik ve kaşlara sahip olmamıza katkı sağlar.İçerisindeki çinko sayesinde kıkırdak dokularımızın saat gibi çalışmasına destek verir..
Şeker seviyemizin doğru ölçüde olması ve düzenli kalmasına destek olur.Doğal olarak deniz bitkileri ve canlılarından elde edilerek hazırlanmış,kalsiyum,fosfor, magnezyum,selenyum ve kromyum içerikli multi-mineral formülü ile güçlendirilmişmiş


Aloe First


Bu işte süper bir ürün. Ata' nın alt temizliğini su ve pamukla yapmıştım ilk 6 ay.Suyla sildikten sonra Aloe First' ü bir kere elimin içine sıkıp popoyu yine bununla silip kuruladığımda sonuç mükemmel olmuştu. Çocuğum hiç pişik olmadı desem??? !!! :)))

Acayip tavsiye ederim, bu ürün her eve lazım: diğer faydaları ise:Her ilk-yardım kutusunda bulunması gerekir.Küçük cilt tahrişlerin, rahatlatır.Saçları çevrenin ve klorun zararlarından korumaya yardımcı olur.
Kesik,çizik,soğuk-sıcak yanıklarda ve güneş yanmaları ardından bölgeyi rahatlatmada etkilidir.
Ağdadan sonra rahatlatıcı etkisi vardır.
Kas gerginliklerinin gevşemesinde ve adele ağrılarının giderilmesinde ciddi bir destekleyicidir.
Yorgun ve şişmiş ayaklarınızın dostudur.İçerisinde kadife çiçeği özü,adaçayı özü,kekik özü, sodyum citrate,okaliptüs özü,E vitamini,propolis vb. maddeler bulunur.
Kullanım şekli ve miktarı: Rahatlatmak amacı ile cilde dilediğiniz zaman istediğiniz kadar uygulayabilirsiniz.


Aloe MSM Jel ve Aloe Propolis Krem




Açılımı:METHYL SULFONYL METHANE...

Bu ürünlerle cildim için kullandım ben ve pürüzsüz bir sonuç aldım. Bakın bu doğuma girmeden az önce çekilmiş bir fotoğrafım

Gördüğünüz gibi pütürlü, sivilceli bilmem ne bilmem ne...!
Dünyanın parasını verip,çok meşhur ve bilindik marka ve yöntemlerle bir türlü düzelmeyen cildim 12 ay sonra MSM JEL ve Propolis Krem sayesinde bakın neye döndü:

İşte sonuç, bazen hiç kullanmadığım, kullanamadığım zamanlar oldu yoğunluktan. Hani doğum sonrası değil süslenmek 5 dakika uyumak büyük bir lüx iken ... :) Arada sırada sürerek ciddi bir düzelme oldu cildimde.
SİZCE ??? OLMUŞ MU??? :)Spordan sonra veya ağrıyan dizlerinize, kaslarınıza kullanabilirsiniz.Akneli cildinize, derideki tahrişlere Propolis krem çok iyi gelecektir. Önemle tavsiye olunur :)

İsteyenler bana mail atarsa pek iyi olur -tekrar-...

Aloe Heat Lotion Creme


Bu kremi kramp girdiğinde yada kas ağrılarını, boyun tutulmalarını rahatlatmak için kullandım. Ayrıca doğum sonrası arada sırada zorlayan karın ağrılarına çok iyi geldi.Sürünce hafiften yakıyor gibi oluyor ama sonuç çok iyi :)

Aloe Mouisturizing Creme


Süper bir nemlendirici,ister yüz ister vücut için...Kokusu da pek hoş, nem dengesini koruyor ve cildi sağaltıyor. Ph dengeleyici ayrıca.Bir de makyaj altı için ideal bir krem. Tavsiyemdir ...Ben çok ama çok faydasını gördüm ve her gece uyumadan önce sürmeye özen gösteriyorum.

Alluring Eyes


İşte göz altı torbalarımı yok eden krem. Süper birşey bu.Minik dev kısaca. Şiddetle öneririm.

Aloe Bright Toot Jel
Bu macunun özelliği içinde floridin olmaması.Hatta sırf bu ve diğer içerik bileşenleri nedeniyle 1999 da İsveç' in en iyi macunu seçilmiş, İslami helal sertifikası almış. Ama önemli olan bu değil. Bu macun sayesinde diş eti sızlaması, aft ve benzeri şeyler tarihe karıştı desem? Yalan değil. Maaile kullanıyoruz ve çok memnunuz.

Aloe Lipstick
Ata' nın nadiren oluşan pişiklerine kullandım ve çok çabuk etki etti. Piyasadaki bilinen kremlerden kat be kat daha hızlı ve temiz sonuç aldım. Müzminleşmiş uçuk, dudaktaki çatlaklara o kadar iyi geliyor ki...Kullandığım en eski ve ene köklü FLP ürünüdür.2003 ten beri kullanıyorum, pek bir faydasını gördüm...Açıklama olarak şöyle diyor: Epitel dokuyu yenilemeye destek olur.Küçük yaralanmalarda kesik çiziklerde ve sinek sokmalarında rahatlıkla kullanılabilir.Kaş ve bıyık alındığında kızarıklıkların üzerine uygulanabilir. E, süper!!!

Aloe Liquid Soap


Bu bir sabun ama her türlü kişisel temizlikte kullanılabiliyor. Ata yeni doğduğunda
sürekli el yıkıyorduk ve öğrendik ki bu sabunla el yıkandıktan sonra yaklaşık 4 saat kadar bir süreyle elde mikrop yaşamıyormuş.Harika dedik, çifter çifter satın aldık. Yine daha sonra öğrendik ki çifter çifter satın almaya gerek yokmuş. Şişe bitince sulandırıp kullanınca da aynı etkiyi gösteriyormuş:)Çok ekonomik ve ucuz bir ürün.Bebek ve çocukların temizliğinde güvenle kullanılır diyor. Ben genelde Ata' nın ellerini bununla yıkıyorum.Tecrübemiz var bu konu yani :)Saç şampuanı olarak ve traş losyonu olarak da kullandı eşim. Ayrıca süper bir makyaj temizleyici; "göz yakmıyor"

Aloe Jojoba Şampuan


Bu şampuan saçları güzelleştirmenin ötesinde dökülmesini engelliyor. Jojoba kokusuyla muhteşem.Saçları beline kadar olan bir kadın olarak ben bu şampuanı çok ekonomik buluyorum çünkü az bir parça kullanmak yetiyor.Emzirme döneminde yaşanan saç dökülmeleri için düşünülebilir bence...

Forever Aloe MPD
Doğal Komplike Detarjan



Ata' nın çamaşırlarını ve kendi çamaşırlarımızı bununla yıkadım, yıkıyorum, yıkayacağım.Artı olarak sulandırıp 60 derecede bulşık makinesinde kullandım, sonuç mükemmel oldu.Tabi ev temizliği, seramik,banyo,ahşap,cam ve halı temizliğinde yine sonuç harikulade oldu.Bunu özellikle bebeği olan, yürüyen, emekleyen her anneye tavsiye ederim.

Özetleyecek olursam FLP'nin
-Çayı
-Propolis Tableti
-Omega takviyesi
-Mineral takviyesi
-Aloe First spreyi
-MSM Jeli
-Heat Lotion'u
-Propolis kremi
-Nemlendiricisi
-Göz kremi
-Diş macunu
-Sabunu
-Şampuanı
-Deterjanı
ve lipstick' ini tavsiye ediyorum. İsteyenleriniz olursa iyi ve uygun koşullarda size gönderebileceğimi tekrar belirtmek istiyorum. Bunun için bana mail atmanız yeterli olacaktır.

Ürünler hakkında daha fazla bilgi almak için Forever Living Products sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Bir sonraki yazı dizisi yine tavsiyelerimle ilgili olacak... Sakın kaçırmayın ;)

Sevgilerimle

24 Eylül 2010 Cuma

Sağlık Ocağı Çalışanlarına Teşekkür


Bağlı bulunduğumuz Küçükyalı Sağlık Ocağı'ndaydık bugün... Ata' nın 1 yaş kontrolü ve aşısı vardı.

Yine çok güzel ilgilendiler, tek tek sordular herşeyini. Onu sevdiler ve en önemlisi "anne sütüne devam mı" diye sordular.Uzun uzun konuştuk bunu.Ama burada yazmanın çok önemi yok.

Çünkü isteyen anne istediği kadar emziriyor, gerisi boş bence.

Benim esas amacım orada sözlü olarak teşekkür ettiğim gibi buradan da Küçükyalı Sağlık Ocağı çalışanlarına teşekkür etmek.

KAfama takılan her soruda onlara telefon açtım, oyalamadılar, ekmediler cevap verdiler.
Yetmeyip oraya gidince güleryüzle ve samimiyetle karşıladılar.
Emzirmeyi idesteklediler, eğitim verdiler.
Eve ziyarete geldiler.
Ata ile samimi bir şekilde ve çok düzgün ilgilendiler.
Sütü arttırma yollarını herzaman anlattılar.
"Sütünüz azalır gibi olursa gelin konuşalım, size yardımcı olalım" dediler.
Beslenme konusunda doğal ve bilimsel yöntemler önerdiler.
"Bol meyve sebze yiyin, su için, iyi uyuyun bunlar süt yapar" dediler hep...
Aşı yaparken çok tatlıydılar, Ata' nın muayenesindeyken de...
Daha biz soru sormadan, bebek bakımı, sağlığı, aşısı, gelişimi ile ilgili her türlü bilgiyi verdiler.

Ata adına çok teşekkür ederim.

İyi ki varsınız,
İyi ki vardınız...

Artık sağlık ocakları kapanıyor ve bizim güler yüzlü doktorlarımız, hemşirelerimiz başka yerlere gidiyor.

Şimdiye değin gösterdikleri yakınlık,çaba ve samimiyet için minnettarız.

Sağolun,varolun.

Sevgilerimizle

Atasagunlar

5 Eylül 2010 Pazar

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Doktorlar kime hizmet ediyor?




Anne doğumunu yapar hemen emzirilmesi istenir ama ondan sonrasında lohusa kafasıyla o zavallı kadıncağıza herkes birşey söyler.






En zoru da "sütün yetmiyor", "bebeğiniz sütünüzle doymuyor" denmesidir.









  • Bebekler ülkemizde ilk fırsatta mamaya başlatılıyor.



  • Doktorlar ilk fırsatta belirli markaların ürünlerini öneriyor.



  • Geçenlerde emziren anneler grubunda " 100 gr eksik bebeğinizin kilosu, mamaya başlayalım" diyen bir doktor örneği okudum. Annenin üzüntüsünü tahmin edebiliyorum.






Artık kanım donuyor.






Hangi firma ne kadar çok ve verilmi(?)çalıştıysa hekimler onun markalarını öneriyor.



"Birşey olmaz,beslenmesi için şart" diyen doktorlara ise daha da gıcık oluyorum.









  • Artı olarak "annelere emzirme eğitimi verilmiyor"



  • Doktorlar emzirmeyi 6.aydan sonra ikinci plana itiyor.Halbuki bebek beslenmesinin temel omurgası anne sütüdür, ek gıdalar, adı üstünde "ek gıda" bu "ek gıda"... Mamaya başlatınca ne kazanıyorlar? Ne vaad ediliyor, çok merak ediyorum.



  • Sağlık ocakları "mama vermeyin" sizin sütünüz mutlaka yeterlidir...



  • Özel olarak bir şey yapmanıza gerek yok, meyve sebze yiyin, bol bol su için diyor.




Çok haklılar, bütün bunlar yeterli. Peki aç Afrika'nın siyahi anneleri ne yapıyor? Yağmur ormanlarındakiler??? Kafaları bu kadar karışık mıdır sizce?




Bir de kafede,restoranda emziren annelere yapılan tacizi eshefle kınıyorum.




Bu hale gelmemizi anlamıyorum ve soruyorum "suçlu kim?"



25 Temmuz 2010 Pazar

Huzurla ve huzurlu çocuk yetiştirmenin yolu

Şöyle bir geriye gideyim önce...Kardeşimle aramızda 5 yaş olduğuna göre ben yaklaşık 28 yıldır çocuk bakımıyla iç içeyim.Fakülteye girişle birlikte oluşan pedagojik bakış açısı ve pratikleri düşünürsem 16 yıldır bu işin için dirsek çürütmüşüm. 8 yıldır da sınıf içinde pişiyorum.Son 10 aydır ise hayatımın en güzel ve dolu dolu günlerini yaşıyorum, çok şükür.

Bu kadar laftan sonra çok özet bir şey yazmak isterim, özellikle annelere;
Çocuklar kural yığınlarıyla huzurlu olamazlar. yapamazlar bunu, doğalarında yoktur.

İster anne olun ister öğretmen, formül şu:

-Bol bol araştırmalı ama inandığımızı uygulamalı.
-Herşeyin bir kuralı olduğunu bilmel, ama kurallar listesi oluşturmamalı.Sadece gelişmesini ve değişmesini istedikleriniz üzerine yoğunlaşmalı.Örneğin yemekten sonra el yıkama alışkanlığı oluşması için hergün minik hatırlatamalar ve davranış gerçekleşince "aferin" gibi...
-Güler yüz...En önemlisi bu.Gülen yüze bakan her bebek ve her çocuk gevşer.Gevşeyen çocuğun sinir küpü olma ihtimali azdır.
-Sabır, ŞART! Olmazsa olmaz, uzatmaya gerek yok.
-Tutarlılık
-Akılcılık,doğru bilgi verme,duyguları doğru yansıtma ve anlama, akılcı ve akıcı bir iletişim kurmak için anne & öğretmen akılcı davranmalı.Safsata boş bilgiler ve yalanla güven sarsmamalı.Empati kuran büyükler sayesinde daha tatlı ve anlayışlı minikler yetişeceğine inanıyorum.

Her kitabı uygulamaya kalkmamalı.
Her söyleneni dinlememeli.
Akla kalbe yatanı, sağ duyuya uyanı seçmeli yavrucuklar için. Yoksa karman çorman bir şey olur yaşadıkları.

Bana hamileliğimde Tracy Hogg' un easy'si önerilmişti. Ammannn Allahhımm! Okurken strese girmiştim. Ben bunu nasıl yapacağım, başaracağım diye. Artık bebeğin üzerindeki stres yükünü siz düşünün bunları uygularken.

Kitabı yedim yuttum, tuğla gibi bu arada, pek içime sinmedi. Bu ingiliz mürebbiyelerinin takıntılı ve davranışçı ekol üzerine kurulu tarzları beni çok itmişti.
Hem nedir o öyle: bebek 10 'da uyanmalı, 10:30 da yemeği bitmeli,oyun oynamalı,11:20 da tekrar uyuyup, 13:00 da tekrar uyanmalıdır.Harfiyen uyulmazsa hakkında işlem yapılmalıdır... şeklindeki cümleler çok itici gerçekten.

Yatır kaldır yöntemi de çok ters ve travmatik bence.Ne o öyle, çocuk anneye geliyorsa vardır bir isteği, korkuyordur, bu gece ona sarılıp uyumak istiyordur.Bu kadar katı olmamak lazım.

Zaten çok işe yarar bir yöntem olsaydı sürekli içen, alkol, uyuşturucu ve seks problemleri olan bir ingiliz gençliği türemezdi herhalde.

Çocuk istiyorsa istediği kadar emmeli, Tracy Hogg ona bile kısıtlama getirmiş, kabul etmiyorum bunu.

Ama davranış zinciri kurma fikri, rutin oluşturma fikri yalın olarak düşünüldüğünde güzel, kulağa hoş geliyor.

Ben Ata için şöyle yaptım:
.Ne kadar istiyorsa ve ne zaman istiyorsa emzirdim.
.Kucağımda hafif hafif sallayarak uyuttum.
.İstediği ve istemediği zamanlarda bile kucakladım.
.Sling ile taşıdım bol bol.
.Yavaş yavaş rutine oturttum.Uykusunu rutine oturttum önce, aynı saatlerde uyumaya başlayınca hepsi ( beslenme, oyaun vb) de saatli olarak düzene girdi.
.Ama saat düzeni değişirse veya uymazsa buna çok fazla takılmamaya çalıştım.
.Yanımda uyuttum.
.Bol bol masaj yaptım
.Ona bol bol müzik dinlettim :)
.Gözünün içine bakarak konuştum hep.
.Etrafımızda olup bitenleri anlattım ona.Bak, martılar geçiyor, karga dala kondu, kediler bahçede oynuyor...gibi.

Kendimi ve onu rahat bırakmaya çalıştım bol bol kısacası.Güler yüzü ve tatlı, melodik bir sesi tercih ettim konuşurken :)

Tavsiye ederim, dokunmak ve sevildiğini hissettirmek sert kurallardan herzaman daha etkilidir ve sonuç herzaman daha başarılıdır.

Naçizane önerim. Umarım birilerine faydası olur.

Sevgilerimle

Aylin