tv izleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tv izleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2011 Perşembe

Çizgi filmlerde siyaset ve ırkçılık




İki gün önce öğle saatleriydi. Meyve tabağı hazırlamak için mutfaktaydım. İçeriden Ata' nın panikle beni çağırdığını işitince koşarak yanına gittim. Nasıl olduysa benim akıllı oğlum açık olan Luli'yi değiştirmiş bambaşka bir kanala geçmişti. Ekranda bir çizgi film vardı.

Bir asker...
Başındaki şapkasında bir bayrak ...
Omzunda bir roketatar
Hedef aldığı şey ise top oynayan çocuklar.
Eyvah çocuklar ıvuracak, hemen kanalı değiştireyim derken, güm diye çocukların topunu vurdu.
Fonda gerilimli bir müzik...
Kötü kötü kahkalar atan bir asker,
Ağlayan çocuklar.

Kısacası yönüyle dehşet bir çizgi film. 2 dakika bile sürmeyen izleme süresinde olan biten buydu. İzlemesin diye Ata'yı kucağıma alıp televizyona sırtını çevirmiştim.

Hemen kanalı değiştirdim ancak tam 2 gün oldu, hiç aklımdan çıkmıyor.

Sorumlar soruyorum sürekli...

1.Bir ulusun yaptıklarına karşı olunabilir, sevilmeyebilir. Ben de onaylamıyorum çoğu şeyi. Ancak o ulusun yaptığı çirkinlikleri çocuklara anlatmanın yolu bu mudur?

2.Küçücük beyinlere savaş yerine barış anlatılmalıyken, neyin nesi bu kötü asker ve roketatar?

3.Bu çizgi filmi yapanların amacı nedir?Yüzyıllardır bitmek bilmeyen bir kavga için yeni militanlar mı yetiştirilmek isteniyor?

4.Niçin yetişkinler çocukları serbest bırakmazlar ve illa ki kendi inanışlarını kopyalayıp yapıştırmak isterler?

5.Rtük ne diyor bu işe?Ülkemizdeki çizgi filmleri, çocuk yayınlarını "gerçekten" denetleyen birileri yok mu?

6. Ya daha berbat bir sahne denk gelseydi... Ekran başındaki binlerce miniğin yaşadığı travmanın hesabını kim ödeyecek?

7. Çocukların tv izlediği bir saatte ırkçılık, şiddet, siyaset içerikli çizgi filmleri yayınlandığından kimsenin haberi yok mu acaba?

8. Bu ülke ne zaman kendi özdenetimini sağlayacak????

9. Savaşın, nefretin, kötülüğün propagandasını yapmak kimin işine yarar?

10. Bugün roketatarla çocukların topunu vuran askeri gören, yarın eline tabanca alıp adam öldürmez mi???

Kanal yöneticileri, film yapımcıları... Durun ve düşünün! Yaptığınız küçük çocukları şiddet meraklısı yapmaktan bir adım öteye gitmeyen şeyler. Politik meseleler ve savaşlar küçük çocuklarla çözülmez. Savaşı değil barışı anlatın ki gelecekte barış adamı olsunlar.



Barış ve selametin yolu eli silahlı kötü adamları göstermekten geçmez.

30 Nisan 2011 Cumartesi

Çocukları Medyadan Koruma Rehberi



Bir kaç gündür Nurturia'da bilinçaltı kurgulama ve bilinçaltı kurgulama mesajları ile ilgili oalrak konuşuyoruz.

İşte hepimize böyle bir rehber lazım, diye düşündüm kendi kendime. Aslında hali hazırda bir birikim yok elimde ama mesleğim gereği bildiklerimi ve daha önce Çağatay ile birlikte yazdığımız çok şey var.

Çağatay' ın mesleği tv/sinema. İşi gereği tv ve sinema izlemesi gereken biri ama Ata doğduğundan beri izlemiyor diyebilirim. Uyuduktan sonra kanallar açılıyor, taranıyor, bakılıyor vesaire. O kadar... Yazdıklarımız gibi çeşitli uygulamalarımız var. Listelersem eğer:

Çağatay' ın yazıları
Çocukların eline silah vermek yerine zihinlerine bu düşünceyi vermek ( 28 Aralık 2010)

Oyuncaklar ve oyunlar ile bilinçaltı kurgulama (31 Temmuz 2010)

Bilinçaltı kurgulama - subliminal kurgulama (5 Nisan 2010)

Bilinçaltı kurgualam ile çocukların beyni zehirleniyor (30 Haziran 2010)

Benim bir yazım ise burada...

Yukarıdaki linklere göz atıp bakabilirseniz, reklam kuşağı olsun, çizgi film, haberler, diziler ve çocuk filmlerinde aslında hiç de masum olmayan şeylerin döndüğünü görebilirsiniz.

Uygulamalarımız:

Ata' nın olduğu odada tv açmadık.
Uyusa dahi bütün sesleri ve titreşimleri kaydettiği için o odasında uyurken tv normal ses düzeyinin biraz altında açıldı.
Normalde 24 aylıktan önce uzun süre tv pek önerilmiyor.
19 aylık olduğu için günde en fazla 1 saat izleyebilir.
Radyodan şarkılar vb yerine cd den müzik dinletiyoruz.

İstediğimiz kadar steril davranalım, bu bilinçaltı kurgu mesajları heryerde ve heryerden fışkırarak bilinçaltına kazınması çok mümkün. Ama ne azından beyin gelişi için gerekli koşulları sağlamamız gerek anne-baba olarak.

Tv yi en aza indirgemek bunun ilk koşulu olmalı belki de.

Sizce?

Şu aralar bizim başımız Luli ile dertte diyebilirim. Aslında 2 yaş öncesi uzun süreli tv izlemeleri hiç sağlıklı değil. Hepsini birebir kadediyorlar ve bu kayıtlar beyinde fazladan yer kaplıyor. Fazladan yer kapladığı için yeni kayıtlar hatalı ve ya eksik depolanıyor, yani hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı... Ata 14 aylıktı çalışmaya başladığımda. Ben işteyken babası ve evdeki diğer büyükler tv izleterek yemek yedirmişler. O gün bugündür tv hayatımızda.

İçerik çok eğitici, renkli, güzel ama ne gerek var 5 saat izlemeye... Ağzını açıp ayran budalası gibi bakmaya Ata??? Sorarım sana.

Bu akşamdan itibaren anlayacağı kadar basit bir dilde izlemeyeceğini anlatacağım.

Bakalım gelişmeler ne olacak?

13 Ocak 2011 Perşembe

Dizi isgaline karsı anne cephesinde son durum nedir?

Son gunlerde yeni yayina giren bir dizi ile ilgili cilgin bir tartisma ulkenin gundemine oturdu. AMA gelin gorun ki bizim hayatimizi zerre kadar etkilemedi bu olay. Misafirlerimizin dostlarimizin durmaksizin bunu konusmasi beni son derece rahatsiz etti soniki gundur. Neden mi? Bir dizi yayimlaniyor, birileri begeniyor, birileri begenmiyor, hatta konuya hukumet, hatta hatta basbakanel atiyor!!!! Ne komik, ne kadar trajikomik! Demek ki herkes televizyonkolik bu memlekette. Ulke meselesi oluyor dizilerin icerigi.

Gecen gun ogretmenler odasinda ayni konunun siyasi kutuplasmaya varincaya kadar cilkinin cikarilmasi da beni cok rahatsiz etti.

Neden mi??? E hani dizi izlemiyordunuz siz???ogretmenlerin isi gucu dizi kritigiyse bu memleket cahiliye devrindedir. Bu apacik bir delildir. Bundan daha acik bir delil vardir ki o da Hukumetin konuyu ulke gundemine almasidir.

Yazik ki ne yazik!

Hadi herkes samimi olsun, kaç saat tv izliyorsunuz?

Hangi dizileri takip ediyorsunuz?

Cocuğunuza kaç saat ve en önemlisi neler izletiyorsunuz?

İlk yanıt benden; eşi film yapımcısı ve televizyoncu olan bir öğretmen anne olarak söylemeliyim ki "biz hiç dizi izlemiyoruz". Ata uyuduktan sonra movie kanallarını zapliyor sonra da kapatıyoruz . Hiç eskimedi yani biz televizyon. Ata ise çok bunalır catlar patlarsa en fazla 15 dakika olacak sekilde bebek kanallarından birini izliyor.

Çünkü beynimizi tirmalamalarini, gereksiz yere işgal etmelerini istemiyoruz. Hele ki Ata'nin!!!

Bu hengâmenin aslı toplumuhendisligi sürecinin bir sonucudur bana kalırsa. Kuru gürültüye kanip ağzımızın tadını bozacagimiza sohbet edip, ortak birseyler okumak gücümüze güç katmak daha akıl karı bence, bizce.

Merak ettigim annelerin ne izlediği, ne izlettigi ve ailenin zaman geçirme hayatı yasama kültürünü nasıl yonettigidir.

2 Ekim 2010 Cumartesi

Annelerin Doğru Bildiği Yanlışlar!



Annelerin doğru bildiği yanlışlarda herkesin payı var diyerek söze başlıyorum. Doktorlar, psikologlar, pedagoglar, öğretmenler, anneler, büyükanneler, kaynanalar, büyükbabalari komşular...! Herkes ama herkes bir diğerine kendi bildiğini bir şekilde dikte ediyor. Bizler çoğu zaman çaresizlikten bu dikteyi anında kabul edebiliyoruz.Çaresizlikten. .... Ama kimisi, oluruna bırakıp, deşmediği için öylesine kabul ediyor.

Örneklerle anlatayım:

Örnek 1:Bebek yeni doğmuştur, sık sık ağlar ve "aman kucağına hemen alma kızım, alışır, sonra kucak bebeği olur."

Aylin Annenin Notu:Külliyen yalan!

Doğrusu: Şımartmas teorisi 1920'lerde ortaya atılan bir teoridir. Ancak yapılan son çalışmalar kucaklanan bebeklerin daha başarılı, kendine güvenen ve mutlu insanlar olarak yetiştiklerini ortaya koymuştur. Bir grup bebeği kucaklayarak yetiştiren anneler bebeklerinin daha sakin ve uyumlu olduğunu ifade etmiştir.Kucaklanmayan, ağlatılan ve annesine hemen ualaşamayan bebeklerin sosyla yönden zayıf, duygusal yönden insan ilişkilerinde güçlük çeken bireyler olarak yetiştikleri gözlemlenmiştir.

Örnek 2:Bebek yeni doğmuştur, anne bebeği gece-gündüz yanında yatırmak ister ve etrafındakiler karşı çıkar."Ezersin, incitirsin, kendine çok alıştırma sonra başa çıkamazsın..."
Aylin Annenin Notu:"Sizin insafınız kurumuş"
Bu benim d başıma geldi.Doğum yaptığım hastane ,güya bebek dostu, bebeğimi yanıma almak istediğimde önce hemşireler kızdı. Evet, resmen kızdı. "Aylin hanım bebeğinizi şimdiden kendinize alıştırdınız" dedi bir tanesi sert bir ifadeyle. O an kendimi çok kötü hissettim.
Birincisi: Sen kimsin ne hakla hayatıma müdahale ediyorsun?
İkincisi: Bu cesaret nereden?
Üçüncüsü: Bildiğim sandığınız şey tamamen yalan....
Diyemedim tabi.. lohusalık psikolojisiyle incindim o an ve annemden rica ettim, lütfen gelen giden bir yorum yapmasın, bildiğim gibi yetiştirmek istiyorum bebeğimi diye :) Sağolsun...Karnımdan çıkmış yavrucak tabi beni arayacaki tabi beni isteyecek, tabi ki ben de onu isteyeceğim.9 ay beraberdik, gün geldi bu birlikteliğimiz sona erdi ama bu travma ikimize de fazla. Atlatmanın en kolay yolu onunla uyumaki bol bol koklamaki sevmek, şarkılar mırıldanmak olmalıydı bana göre. Kimseyi dinlemedim, yanımda yatırdım, çok da iyi oldu.

Doğrusu:Doğumdan sonra ilk yarım saat içinde bebek mutlaka emzirilmeli.Bebek anneye verilmeli, anne ile aynı odada , mümkünse beraber uyumalarına izin vermelidir. Bu konuda Dr.Sears'ın A'dan Z'ye çocuk bakımı isimli kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Örnek 3:Bebeğin gece uyku düzeni oturmamıştır, oturması için bir kaç gece ağlatması önerilir."Ağlayacak ağlayacak, susacak nasıl olsa, bir iki gece ağlatmaktan zarar gelmez"

Aylin Annenin Notu: Sizin annenize en çok ihtiyacınız olduğu bir anda, anneniz sizi istemediğini söyleyip suratınıza kapıyı çarpıp gitse, ne olur? Ne hissedersiniz?????

Doğrusu:Bebeklerin ister kontrollü ister, kontrolsüz olarak ağlatılması depresyona yol açar. Sabiha Paktuna Keskin'in açıklamalarınıburadan izleyebilirsiniz.Ayrıca Dr.Sears bu yöntemi"hayvanların bile kullanmadığı, oldukça duyarsız bir model" olarak adlandırmaktadır.

Örnek 4: Bebek artık neredeyse 18 aylık olmuştur ve belli kelimeler dışında konuşma gecikmesi yaşanmaktadır.Örneğin: Evde gün boyu tv açıktır, bebek uzun süre kendi başına oyuna bırakılmaktadır vb... Anne-baba bebeğiyle konuşmayı "o bir bebek, ne anlar" diyerek gülünç bulmaktadırlar.

Aylin Annenin Notu: Pes!

Doğrusu: Dr. Beril Bayrak Bulucu .bu videoda çok güzel açıklamış, "TV bir çocuk bakıcısı olarak kullanılmamalıdır, TV konuşmayı engellemektedir, Tv hipnotize etmektedir"... diyerek.
İnsanlar konuşmayı konuşarak öğrenir, izlyerek yada dinleyerek değil.Konuşma beynin ve zekanın işidir. 5 duyu ve duygusal gelişmişlik ister.Bu açıdan bebeklerin sesleri taklit etmesi ve ikili diyaloğa girebilmesi için karşısındaki modelin TV değil, bebeğe bakan, dokunan, konuşan, duyan birisinin olmasıdır. Mimik, jest ve sesleri taklit yoluyla konuşma başlar.
TV beyindeki sinir kümelerinin gelişimini bloklar. İşitme sinirlerinin kulaklara doğru, görme sinirlerinin enseye doğru ilerlemesini yavaşlatır. Bu ne demek????? Bebeğin herşeyi parça parça algılayıp, bir bütün olarak kavrayamaması, yani konuşamaması demektir.

Zeka geriliği,
İşitme problemi,
Ağız-diş-damak yapısından bozukluk,
Otistik belirtiler yoksa,
Uyaran eksikliğine bağlı olarak konuşma gecikmesi yaşanmaktadır.
TV kapatılmalıdır. 2 yaşından sonra günde 15 dakika kadar izletilmeye başlanabilir.
Bol bol konuşulmalı,
Ninni,
Şarkı,
Tekerleme söylenmelidir.
Uykusuna,
Beslenmesine,
Oyun oynama ihtiyacına dikkat edilmeli, oyun grubu oluşturularak diper çocuklarla biraraya getirilmelidir. Böylece sosyal yönü ve dil gelişimi yönü desteklenebilir.

Annelerin en sık yaşadığı problemler genellikle bunlar ve asıl sorun problemi araştırarak çözüm yolu üretmekte bulmayıp, olanı olduğu gibi kabul eden annelerde bence. Burada varolan bilgileri anne-babalarla paylaşarak daha mutlu ve sağlıklı nesillerin yetişmesine aracılık edebilirsiniz.

Bir sonraki yazımda "Cıs", yapma, elleme gibi annelerin çocukların oyun döneminde en sık yaptığı hataları ve doğruları paylaşacağım.

Sevgilerimle

AA

30 Haziran 2010 Çarşamba

Bilinçaltı kurgulamayla çocukların beyni zehirleniyor!

İnternet çağındayız...Herkesin evinde bilgisayarlar lap toplar var.Ancak iş bilgi işçiliğine,araştırmaya, doğru bilgiye ulaşmaya gelince, kimse kusura bakmasın, anne profilimizin karnesi kötü."Birbirimize sormak yerine uzmanlara danışsak kaybetmeyiz, değil mi? UzmanTV başta olmak üzere annelerin ve ebeveynlerin bilgi sahibi olacağı çok güzel siteler mevcut."

Ancak uzmanların açıklamaya epey çekindiği bir konu var ki o da reklamlarla bilinçaltı kurgulama yöntemi.



Bakın Dr. Kemal Yeşilçimen ne diyor:
" Bilinçaltına gönderilen sinyallerle körpe beyinler yıkanıyor, geleceğin küresel robotları hazırlanıyor. İnsan ve toplumun yaşam tarzını kurgulamanın en kestirme yolu budur. Medyayı dikkatlice incelersek zihinsel işgalin her çeşidini kolayca görebiliriz. Bu yöntemin en etkili olduğu dönem ise çocukluk dönemi:

Bu dönemde algılanması istenen nesneler, sevgi ve güven sözcükleri içine gizlenerek reklamlar, çizgi filmler ve çocuk programlarıyla sunulur. Çünkü ilk algılanan nesneler anne baba gibi vazgeçilmez olacaktır. Bu şekilde çocuğun zihinsel bariyerleri kolayca geçilerek sigaradan cep telefonuna, janjanlı şeylerden kolalı içkilere kadar yaşam tarzına girmesi istenen her şey, zihinlere kök hücre nakli gibi ekilir. Minik beyinlere binlerce kere aşılanan 'hayata bağlar'-'bağlan hayata' gibi şifre sözcüklerle ilişkilendirilen görüntü ve kurgular, çocukları hayata bağlıyan vazgeçilmez nesneler olur. Onlarsız hayat artık mümkün değildir.

Minik yavrular bu nesnelerin sağlığa veya insan hayatına zararlı olabileceğini idrak edemez. Sonraki yıllarda bu nesnelerin zararlı olduğu idrak edilse bile iş işten geçer ve bu alışkanlıklar hayatın parçası olur. Artık insanı yaşadığı dünyaya bağlayan bu nesnelerdir ve bunlar olmadan yaşamak anlamsızdır. Bunların yan etki ve zararları bile unutulur, bağımlılık benliği esir alır. Özgürlükler, sadece silahla yok edilmiyor. Henüz reşit hale gelmemiş beyinlerin bu şekilde programlanması, özgürlükler açısından endişe vericidir. Minik beyinlere sürekli aşılanan bu tehlikeden, 'Selocanlarımızı' yani, küresel minik robotlara dönüştürülmeye çalışılan canlarımızı, nasıl koruyabiliriz? Yaşam tarzını sinsice belirleyen bu akıl oyununu idrak edemeyen milletlerin yaşaması çok zor...!!!"





Böyle önemli bir konuyu çok iyi düşünmek gerekiyor!



Özellikle Disney bilinçaltı kurgulama yapmak için çok çalışmış baksanıza. Sayesinde dünyada Paris Hilton gibi beyniyle değil şeyiyle yaşayan kadınların sayısı patladı ve artarak gidiyor.

Bir de TV' nin olumsuz etkilerinin şöyle bir listesi var:

İki boyutlu görseller onların beyin gelişmini bloklar bu bir.
2. beynin her iki küresi aynı anda gelişmez, otizme yol açabilir.
3.asosyal olurlar.
4.Dil gelişimi geri kalır, ifade etmede güçlük çekerler.
5.reklamlarda bilinçaltı kurgulama tekniği sayesinde çocukları hedef alrak başta porno yayınlar,şiddet vb şeylere yönlendirilirler.

İnşallah birilerinin daha dikkatli olmasına vesile olur, TV denen aptal kutusundan yeni neslin en azından bir iki üyesini uzak tutarak geleceğe en iyi şekilde hazırlayabiliriz.

Sevgiler

23 Haziran 2010 Çarşamba

Çocuğum TV izlesin mi?

Hemen cevabı veriyoruz:
-Hayır, izlemesin!

Çünkü bebeğin beyni 2 yaşına kadar gelişimini temellendirir.Göz sinirleri, işitme sinirleri, sağ ve sol beyin gelişiminin temellerinin atılmasının süresi 2 yıldır. Bu süre içinde tv izlenirse işitme ve görme sinirlerinin beyinde yerleşmesi gereken bölgeye gitmeleri engellenir.

Sinirler bebek ilk dünyaya geldiğinde kafatasının içinde bir yumak gibidir, merkezdedir.Sonra işitme sinirleri temporallere yani beynin yan-kulak bölgesine, görme sinirleri ise arka beyne iner. Uzun süren bu gelişm sırasında TV izleyen bebeklerin işittiğini yorumlama, gördüğünü yorumlama gibi beceriler zayıflar.Hatta çok ileriye giderse otizme bağlı sapmalar olabilir.

Konu ile ilgili dr.Beril Bayrak Bulucu' nun videosunu lütfen izleyin:

http://www.uzmantv.com/televizyon-bebegin-zekasini-olumsuz-etkiler-mi

Çok güzle açıklamış ve anlatmış...

İlgili annelere teşekkür ederim.

Sevgiler

Aylin Anne