Günlerdir ayaklarım yere basmıyor desem... Düşündükçe, hatırladıkça mutluluk fışkırıyor benden.
Salı günü kuaföre gidip saçımı yenilemiştim. Boyuyla, rengiyle... Belime kadardılar ancak uzun süren yatak istirahati sırasında "artık fazlalık" gözüyle bakmaya başladım. İlk fırsatta da gidip kestirdim bir güzel.
Eve geldiğimde Ata bunu hemen farketti. A-aaaa, diye hayretlerini bildirdi hatta. Yüzündeki mutluluk ifadesi artıyor gibiydi ki; akşama doğru şakalaşırken birden boynuma sıkı sıkı sarılmaya başladı. Ardından öpücükler geldi :) Ben ise ne olduğunu anlamaya çalışırken kendimi mutluluktan uçarken buldum. Tesadüf bu ya, o sırada elimde telefon vardı ve fotoğraflarımızı çekmeye çalışıyordum. Tarihe yamuk yumuk ve de eğri bulanık geçecek bu mutluluk karelerine baktıkça, hatırladıkça ayaklarım yerden kesiliyor.
O küçücük kalpteki sevgiyi, o minik ellerdeki şefkati, Ata' nın içindeki anne sevgisini hiç bıu kadar net hissetmemiştim. Aman allahım, muhteşem bir duyguymuş. Sonsuza kadar unutmayacağım. İçime nakış gibi işledi hepsi.
Oysa ben meme vermediğim için bana kızgın olduğunu, üzgün olduğunu düşünüyordum Ata' nın. Gidip not defterimize şunları yazdım;
"Meğer sen ne kadar affedici, ne kadar derin duyguları olan, yüreği sıcacık bir küçük adammışsın, canım yavrum. Belki de ben senden daha fazla üzüldüm meme veremediğime, bilemiyorum ama artık bunun hiçbir önemi kalmadı. Çünkü sen bana sarıldın, sevdin, öptün güzel bebeğim."
Seni yeni yeni tanımaya başlıyorum galiba...
Şimdiye kadar aldığım en güzel hediye sendin ve yine en güzel hediyeyi sen verdin.
Teşekkür ederim oğlum, çok teşekkür ederim."
5 Mayıs 2011 Perşembe
Tweet
Teşekkür ederim oğlum
Etiketler:
anneler gezegeninden bildiriyorum,
Ata,
sevgi
4 Mayıs 2011 Çarşamba
Tweet
Yeni kitaplarımız
Bundan yaklaşık 5 yıl önce Sabah gazetesinin Kültür Sanat ekinde çocuk kitapları editörlüğü yapmıştım. Haftalık olarak kitap önerileri ve anne babalara temel bir takım bilgiler yazıyordum. Öyle keyifli öyle tatlı bir işti ki benim için... Çocuk kitabı okumak ve önermek hem çok keyifli hem de çok ciddi bir iş bana kalırsa. Öyle ki seçilen kitaplarla çocuğa renkli bir dünya armağan etmek harika bir şey.
Anne olduktan sonra ve Ata bebeklikten çıkıp çocuk olmaya başladıkça daha da ciddiyetle eğilmeye başladım.
Ata'ya kitap alırken dikkat ettiğim şeyler:
- Kağıdı suya, tükürüğe, ısırılmaya, koparılmaya dayanıklı olmalı.
- Beyaz fonda renkli çizimler olmalı.
- Çizimler ve altında yer alan metin birbiriyle uyumlu olmalı.
- Şiddet öğesi içermemeli.
- Bu aralar kepçe, kamyon, dozer, vinç, çöp kamyonu gibi nesnelere çok düşkün olduğu için bu tür kitaplar seçiyorum. Bir de bizim oğlan kedi delisi. Kedilerle ilgili öykülerin olduğu kitaplar seçerek onu mutlu etmeye çalışıyorum.
İşte son dönemde aldığımız kitaplarımız:
Arkadaşım Kedi
Arkadaşım Köpek
Yapıştır, tamamla, boya
Hareketli inşaat
Akıllı bebeklerin oynadığı 365 oyun
Kiparları ilkkitaplarim.com dan sipariş ettim. Sitenin içeriği, tasarımı ve dizini öyle sadeki yorulmadan iki dakikada alacaklarımı seçip çıktım. Oh be! :)
Anne olduktan sonra ve Ata bebeklikten çıkıp çocuk olmaya başladıkça daha da ciddiyetle eğilmeye başladım.
Ata'ya kitap alırken dikkat ettiğim şeyler:
- Kağıdı suya, tükürüğe, ısırılmaya, koparılmaya dayanıklı olmalı.
- Beyaz fonda renkli çizimler olmalı.
- Çizimler ve altında yer alan metin birbiriyle uyumlu olmalı.
- Şiddet öğesi içermemeli.
- Bu aralar kepçe, kamyon, dozer, vinç, çöp kamyonu gibi nesnelere çok düşkün olduğu için bu tür kitaplar seçiyorum. Bir de bizim oğlan kedi delisi. Kedilerle ilgili öykülerin olduğu kitaplar seçerek onu mutlu etmeye çalışıyorum.
İşte son dönemde aldığımız kitaplarımız:
Arkadaşım Kedi
Arkadaşım Köpek
Yapıştır, tamamla, boya
Hareketli inşaat
Akıllı bebeklerin oynadığı 365 oyun
Kiparları ilkkitaplarim.com dan sipariş ettim. Sitenin içeriği, tasarımı ve dizini öyle sadeki yorulmadan iki dakikada alacaklarımı seçip çıktım. Oh be! :)
Etiketler:
Ata,
çocuk gelişimi,
çocuk kitapları,
dil gelişimi,
kitap tavsiyesi,
zeka gelişimi,
zihinsel gelişim
3 Mayıs 2011 Salı
Tweet
Yemek yemek herkese eziyetse...
Yemeyen çocuğuma nasıl yedirebilirim?
Yemek yemiyor, ne yapabilirim?
İştahsız, ne yapsak?
Yemeği sevmesi için parkta mı doyurayım?
Yemiyor, çok endişeliyim...
Bunun gibi pek çok soru ve cümle sıralayabilirim. Her annenin çocuğuyla ilgili olarak en az bir kez yaşadığı bir yememe döneminde bu soru ve cümleler kullanıliyor anlaşılan. Geçen günkü postta Ata' nın neler yediğini yazmıştım. Sevgili Tijen peki "yemeyen veletlere ne yapacağız" diye sormuş. Ben de bu soruyu seve seve yanıtlamak istedim. Çünkü aylarca yemek yedirmek için çabalamış, artık en sonunda stresten sırtında yaralar çıkarmış bir anne olarak belki bir yardımım dokunur diye düşünüyorum. Ata 6.ayında diş çıkarmaya başladı ve bu dönemde katı gıdalarla tanıştık. İkisi çakışınca oldukça zorlu bir yememe süreci başladı.
O dönem yaptıklarımı ve yazdıklarımı inceleyince durumu şöyle özetleyebilirim.
Nasıl davranmalı?
1. Peşinden kaşıkla koşturmadım. İyi de oldu, poposunun üstüne oturup masada yeneceğini bir şekilde öğrendi sonunda.
2.İki çeşit yemek hazırlıyorum mutlaka. Mesela pilav + balık. Çok sevdiği pilavı bayılarak yemeye çalışırken balığı ağzına ağzına depiyorum. Böylelikle herkes için adil bir beslenme olmuş oluyor.
3.Masaya kendi çatalını / kaşığını götürmesini istiyorum Ata' dan. Son zamanlarda daha çok severek yapar oldu. Yemeğe motive ediyor sanıyorum.
4. Askeli lise mantığıyla hareket edip yemek saatlerinin hergün aynı olmasına dikkat ettim en başından beri. Bazen de atladığımız yada geciktiği oldu tabi. Ama dikkat etmeye başlayınca aynı saatlerde acıktı ve yemeye başladı.
5. Masada ve oturarak yemek yemek konusunda ısrarlı davranmak çocuğu yemek ve sofra kültürüne yaklaştıracaktır. Ayakta gezerken doyurmaya çalışmak yemeği hafife almasını sağlayabilir diye düşündüm, uzak durdum.
6. Yemek yediği için ödül vermedim şimdiye kadar.. Dün parkta bir anne yemeğini yiyen oğluna ödül olarak kocaman bir çikolata verdi.Yani aslında o anne çocuğuna şu mesajı verdi istemeden: "ödül olarak vediğim abur cubur yaptığım yemeklerden daha değerlidir". Sakın, sakın, sakın!
7. Yememek için direndiği zamanlarda çok süslü yemek tabakları hazırlayıp bütün dikkatini yemeğe çekmeye çalışıyorum.
8. Sofrada birlikte yiyoruz. Ata yemese de biz yemeye devam ederiz. O da yemeğimizin bitmesini bekler. İşte bu çok önemli bence. Beklemeyi bilmek...
9. Bol bol konuşarak, sesimi alçaltıp yükselterek. Bütün ilgimi Ata'ya verip onunla sohbet ederek yemesini sağlamaya çalışıyorum. Bir dönem evde ne kadar büyük varsa toplanıp Ata yesin diye cümbüş yapıyorlardı. ( Ben okuldayken yemek yedirmek için başlamıştı bu furya.) Tesbih sallayıp helikopter taklidi yapan büyükanneler, televizyon açıp "aa, bak ne varmış" deyip ağzını açmasını sağlayan baba modelleri, def çalıp şarkı söyleyen insanlar... Hatırladıkça ruhum daralıyor. Bir gün annem (emekli sınıf öğretmeni, dikkatinizi çekerim) geldi ve bu hengame bitti :) Tam ekip hazırlanıp sahne alıyordu ki annemin şu cümlesi birden herkesi durdurdu ve susturdu: "Ata' nın yemeğe konsantre olması lazım, bu şekilde yemek yemeyi öğrenemez". Tsssssssssssssss, sessizlik ve ardından kaşığı eline alıp incelemeye başlayan ve annannesine hiç itiraz etmeyen bir Ata... İşte o günden beri ekip paydos ettiği için, genelde yemeğe konsantre benim oğlum ;)
10. Bir ara biskuvilere dadandı, artık almıyorum ve abur cubur vermiyoruz. Sadece dişini kaşımak isterse havuç, salatalık, uzun grisinilerden arada sırada veriyorum.
11. Herzaman ama herzaman kendi kendine yemesine izin verdim. Altına bir bez yayarak üstünün başının batmasına göz yumarak yemeği kaşığa daldırmasını zevkle izledim çoğu kez. Hele ki, ilkinde ağzını bulup yuttuğunda çok mutlu olmuştu. İkimiz de anladık ki bu başarmanın ta kendisi ve başarı hazzını zedelemek istemedim, çok çamaşır çıkıyor diye :)
12. Değişik tarifleri denemek iyi bir motivasyon kaynağı anlaşılan. Değişik çorbalar, sebze yemekleri denemek mantıklı olabilir. Ata sayesinde çok değişik ve pratik yemek öğrendiğim için ayrıca mutluyum :)
13. Süt içmek istemezse yoğurt ve peynir takviyesini sıklaştırdım. Sütü sevmek zorudna değil. Ayrıca bir yaprak marulda bir bardak sütten daha fazla kalsiyum var ;)
14. Yemekten önce, yemek sırasında çok fazla su içmesine izin vermedim ki iştahı kesilmesin. Yemekten biraz sonra istediği kadar içebilir sevgili oğlum.
Umarım bu anti-bilimsel liste işinize yarar :) Anne stres yapmazsa çocuk daha rahat yer şeklindeki cümleyi de eklersek sanırım fena olmaz. Ve umarım bu liste işinize yarar .
Sevgiler
Yemeyen çocuğa yedirmenin 14 kuralı
Yemek yemek herkese eziyetse... Yemeyen çocuğuma nasıl yedirebilirim?
Yemek yemiyor, ne yapabilirim?
İştahsız, ne yapsak?
Yemeği sevmesi için parkta mı doyurayım?
Yemiyor, çok endişeliyim...
Bunun gibi pek çok soru ve cümle sıralayabilirim. Her annenin çocuğuyla ilgili olarak en az bir kez yaşadığı bir yememe döneminde bu soru ve cümleler kullanıliyor anlaşılan. Geçen günkü postta Ata' nın neler yediğini yazmıştım. Sevgili Tijen peki "yemeyen veletlere ne yapacağız" diye sormuş. Ben de bu soruyu seve seve yanıtlamak istedim. Çünkü aylarca yemek yedirmek için çabalamış, artık en sonunda stresten sırtında yaralar çıkarmış bir anne olarak belki bir yardımım dokunur diye düşünüyorum. Ata 6.ayında diş çıkarmaya başladı ve bu dönemde katı gıdalarla tanıştık. İkisi çakışınca oldukça zorlu bir yememe süreci başladı.
O dönem yaptıklarımı ve yazdıklarımı inceleyince durumu şöyle özetleyebilirim.
Nasıl davranmalı?
1. Peşinden kaşıkla koşturmadım. İyi de oldu, poposunun üstüne oturup masada yeneceğini bir şekilde öğrendi sonunda.
2.İki çeşit yemek hazırlıyorum mutlaka. Mesela pilav + balık. Çok sevdiği pilavı bayılarak yemeye çalışırken balığı ağzına ağzına depiyorum. Böylelikle herkes için adil bir beslenme olmuş oluyor.
3.Masaya kendi çatalını / kaşığını götürmesini istiyorum Ata' dan. Son zamanlarda daha çok severek yapar oldu. Yemeğe motive ediyor sanıyorum.
4. Askeli lise mantığıyla hareket edip yemek saatlerinin hergün aynı olmasına dikkat ettim en başından beri. Bazen de atladığımız yada geciktiği oldu tabi. Ama dikkat etmeye başlayınca aynı saatlerde acıktı ve yemeye başladı.
5. Masada ve oturarak yemek yemek konusunda ısrarlı davranmak çocuğu yemek ve sofra kültürüne yaklaştıracaktır. Ayakta gezerken doyurmaya çalışmak yemeği hafife almasını sağlayabilir diye düşündüm, uzak durdum.
6. Yemek yediği için ödül vermedim şimdiye kadar.. Dün parkta bir anne yemeğini yiyen oğluna ödül olarak kocaman bir çikolata verdi.Yani aslında o anne çocuğuna şu mesajı verdi istemeden: "ödül olarak vediğim abur cubur yaptığım yemeklerden daha değerlidir". Sakın, sakın, sakın!
7. Yememek için direndiği zamanlarda çok süslü yemek tabakları hazırlayıp bütün dikkatini yemeğe çekmeye çalışıyorum.
8. Sofrada birlikte yiyoruz. Ata yemese de biz yemeye devam ederiz. O da yemeğimizin bitmesini bekler. İşte bu çok önemli bence. Beklemeyi bilmek...
9. Bol bol konuşarak, sesimi alçaltıp yükselterek. Bütün ilgimi Ata'ya verip onunla sohbet ederek yemesini sağlamaya çalışıyorum. Bir dönem evde ne kadar büyük varsa toplanıp Ata yesin diye cümbüş yapıyorlardı. ( Ben okuldayken yemek yedirmek için başlamıştı bu furya.) Tesbih sallayıp helikopter taklidi yapan büyükanneler, televizyon açıp "aa, bak ne varmış" deyip ağzını açmasını sağlayan baba modelleri, def çalıp şarkı söyleyen insanlar... Hatırladıkça ruhum daralıyor. Bir gün annem (emekli sınıf öğretmeni, dikkatinizi çekerim) geldi ve bu hengame bitti :) Tam ekip hazırlanıp sahne alıyordu ki annemin şu cümlesi birden herkesi durdurdu ve susturdu: "Ata' nın yemeğe konsantre olması lazım, bu şekilde yemek yemeyi öğrenemez". Tsssssssssssssss, sessizlik ve ardından kaşığı eline alıp incelemeye başlayan ve annannesine hiç itiraz etmeyen bir Ata... İşte o günden beri ekip paydos ettiği için, genelde yemeğe konsantre benim oğlum ;)
10. Bir ara biskuvilere dadandı, artık almıyorum ve abur cubur vermiyoruz. Sadece dişini kaşımak isterse havuç, salatalık, uzun grisinilerden arada sırada veriyorum.
11. Herzaman ama herzaman kendi kendine yemesine izin verdim. Altına bir bez yayarak üstünün başının batmasına göz yumarak yemeği kaşığa daldırmasını zevkle izledim çoğu kez. Hele ki, ilkinde ağzını bulup yuttuğunda çok mutlu olmuştu. İkimiz de anladık ki bu başarmanın ta kendisi ve başarı hazzını zedelemek istemedim, çok çamaşır çıkıyor diye :)
12. Değişik tarifleri denemek iyi bir motivasyon kaynağı anlaşılan. Değişik çorbalar, sebze yemekleri denemek mantıklı olabilir. Ata sayesinde çok değişik ve pratik yemek öğrendiğim için ayrıca mutluyum :)
13. Süt içmek istemezse yoğurt ve peynir takviyesini sıklaştırdım. Sütü sevmek zorudna değil. Ayrıca bir yaprak marulda bir bardak sütten daha fazla kalsiyum var ;)
14. Yemekten önce, yemek sırasında çok fazla su içmesine izin vermedim ki iştahı kesilmesin. Yemekten biraz sonra istediği kadar içebilir sevgili oğlum.
Umarım bu anti-bilimsel liste işinize yarar :) Anne stres yapmazsa çocuk daha rahat yer şeklindeki cümleyi de eklersek sanırım fena olmaz. Ve umarım bu liste işinize yarar .
Sevgiler
Tweet
Bir haller oldu benim oğluma
Neredeyse bir ay oluyor hasta olup yataklara düşeli. O gün bugündür yatak istirahatiyle geçiyor zaman. Ancak bugün ilk defa kalkıp yemek yaptım, mutlu oldum kendi kendime. Oh be! Nerede hareket orada bereket dedim içimden. Zaten perşembe günü işe başlıyorum. Artık hiçbirşeyiciğim kalmaz benim! ;)
Ancak ilk günden bu yana geçen zaman diliminde hasta olmama değil, Ata' nın bundan çok etkilenmesine üzüldüm ben. İlk günler kendimi bilmez halde yatarken "anneeee!kalk!" diyor, ayağıma terliklerimi giydirmeye çalışıyordu. Annesinin sürekli yatması, konuşmaması çok sıkıcıydı, belli.
Daha iyi olduğum zamanlarda yanıma gelip oyun oynamak istedi. Elimden geldiğince ilgilendim ama O'na göre yine garipti. Niye kalkmıyordu ki bu anne yataktan???
Evde mızır mızır mızırdanan bir çocuk olmuş ,sürekli tv istemeye başalmıştı.
En kötüsü memeden kesilmişti.
İlk hafta artık fiziksel olarak anne dğilim ama Ata' nın kendi kendine uyumasından gurur duyuyorum demiştim. Erken konuşmuşum, boşuna sevinmişim.
Ata kendi kendine filan uyumuyor işte!
Bir o yana bir bu yana kendini savurarak yatağın içinde sersem sersem geziyor. Sonra sarılıyoruz, uyumamamak için sürekli bir şeylerden bahsediyor. Sohbetimiz sırasında fısıltıyla konuşup, gevşemesi için masaj yapıyorum paşazadeye. Efendim eğer lüzum görürlerse ve beğenirlerse yavaş yavaş dalıyorlar uykuya. Yoksa 1 saat debeleniyoruz.
Bütün bunların tek sebebi var bence, memeden kestiğim için bana çok kırgın Ata. Hatta kızgın. Eskiden meme isterdi, sinirini stresini meme istemekle atardı. Artık biliyor ki meme de yok. Ümidi kestiği için meme demiyor haliyle. Ama kızgın işte. Keyifli bir uykuya dalış biçimiydi memeyle uyumak. Ben bu keyfini, bu çok güzel şeyi onun elinden aldım. İstediğim kadar öpüp koklayayım, meme vermiyorum ki ona!!! Bu nedenle kızgın bence ve bir şekilde bu öfkeyi yaşamak istiyor.
Nereden mi biliyorum?
Az önce Ayşe Hanım geldi, yemek yedik, uykusu geldi bizimkinin. Uyutmadan önce, elimi yıkayıp lavabodan çıkana kadar, gidip yatağına yatmış. Ayşe hanım hadi Ata'cığım kapat gözlerini uyu bir tanem, demiş, sırtını sıvazlamış. 1 dakika geçmeden uyumuş benim oğlum.
Off, ne diyeceğimi bilemiyorum.
Hadi bakalım, dön gül dön ağla Aylin Anne...
Not:Bu kadın kendine imaj yapmak için evden çıkar. Bakalım hangi kılıkta geri dönecek.
Ancak ilk günden bu yana geçen zaman diliminde hasta olmama değil, Ata' nın bundan çok etkilenmesine üzüldüm ben. İlk günler kendimi bilmez halde yatarken "anneeee!kalk!" diyor, ayağıma terliklerimi giydirmeye çalışıyordu. Annesinin sürekli yatması, konuşmaması çok sıkıcıydı, belli.
Daha iyi olduğum zamanlarda yanıma gelip oyun oynamak istedi. Elimden geldiğince ilgilendim ama O'na göre yine garipti. Niye kalkmıyordu ki bu anne yataktan???
Evde mızır mızır mızırdanan bir çocuk olmuş ,sürekli tv istemeye başalmıştı.
En kötüsü memeden kesilmişti.
İlk hafta artık fiziksel olarak anne dğilim ama Ata' nın kendi kendine uyumasından gurur duyuyorum demiştim. Erken konuşmuşum, boşuna sevinmişim.
Ata kendi kendine filan uyumuyor işte!
Bir o yana bir bu yana kendini savurarak yatağın içinde sersem sersem geziyor. Sonra sarılıyoruz, uyumamamak için sürekli bir şeylerden bahsediyor. Sohbetimiz sırasında fısıltıyla konuşup, gevşemesi için masaj yapıyorum paşazadeye. Efendim eğer lüzum görürlerse ve beğenirlerse yavaş yavaş dalıyorlar uykuya. Yoksa 1 saat debeleniyoruz.
Bütün bunların tek sebebi var bence, memeden kestiğim için bana çok kırgın Ata. Hatta kızgın. Eskiden meme isterdi, sinirini stresini meme istemekle atardı. Artık biliyor ki meme de yok. Ümidi kestiği için meme demiyor haliyle. Ama kızgın işte. Keyifli bir uykuya dalış biçimiydi memeyle uyumak. Ben bu keyfini, bu çok güzel şeyi onun elinden aldım. İstediğim kadar öpüp koklayayım, meme vermiyorum ki ona!!! Bu nedenle kızgın bence ve bir şekilde bu öfkeyi yaşamak istiyor.
Nereden mi biliyorum?
Az önce Ayşe Hanım geldi, yemek yedik, uykusu geldi bizimkinin. Uyutmadan önce, elimi yıkayıp lavabodan çıkana kadar, gidip yatağına yatmış. Ayşe hanım hadi Ata'cığım kapat gözlerini uyu bir tanem, demiş, sırtını sıvazlamış. 1 dakika geçmeden uyumuş benim oğlum.
Off, ne diyeceğimi bilemiyorum.
Hadi bakalım, dön gül dön ağla Aylin Anne...
Not:Bu kadın kendine imaj yapmak için evden çıkar. Bakalım hangi kılıkta geri dönecek.
2 Mayıs 2011 Pazartesi
Tweet
Mamamiyyom!
Blogumda yenilikler var heyyo, heyyo, diye bir post yazdıktan sonra sevgili Ülkü iyi hoş güzel amma "Ata ne yiyor sen onu anlat" demiş :)
E, haklı bir anne olarak. Beslenme bizim için dünyanın en önemli konusu... Uyku da aynı şekilde ama beslenme derdimiz var bizim :)))Yorumu okudum ama günün telaşından kaynaklanan bir koşturmacadan dolayı yanıt yazamadım. Ancak gün boyu Ata paşasının en başından beri ne yediğini düşündüm durum.
Sıradan gideyim:
2.aylık olduğu zamandan beri ekmeği yemeğin suyuna banarak tattırdım kendisine... Dilini değdirdim. İleride işe yarayacağından habersizdim :)
4.5 aylıktı, gece saat başı uyanıyordu. Doktorumuz Ayça Hanım'a durumu bildirdim. Getir tartalım dedi. Anladık ki sınırın altına gidiyoruz, ek gıdalara geçtik. Sabah elma püresi, akşam muhallebi. (kendim hazırladım, çok sıkışırsam hazır gıda tercih ettim)
6. aydan itibaren; Sabah, çeyrek yumurta sarısıyla başlaydık (her hafta bir çeyrek arttırdık ve sonunda bir yumurta sarısı oldu), bir tatlı kaşığı pekmez, bir kibrit kutusu tuzu alınmış peynir, bir bardak ıhlamur (devam sütü vb vermedim) Kuşluk vakti, elma veya armut püresi, öğlen sebze çorbası, (bir patates, bir havuç, bir tatlı kaşığı pirinç, bir çay kaşığı irmik, azıcık zeytin yağı... İlk haftanın ardından bu ana menüye hergün bir sebze ekledim. Brokoli, ıspanak vb.) Yedi mi, yedi valla! İkindi, yoğurt veya ev muhallebisi, Akşam, uyumadan önce yine çorba. Gece uyanırsa anne sütü ;)
Paşazadem bir kaşık reklamında oynamıştı, sanki çok iştahlı bir bebekmiş gibi :)))
9. ayda balığa geçtik. (Marmara'dan çıkan balığı yedirmedim ne yazık ki) Yoğun ağır metal birikimi minik bebekler için pek faydalı değil, biliyorsunuz. Marketlerde satılan İglo Fish Finger veriyorum.
10. ayda doktorumuz bize "sofra adabını öğretin" dedi. Örneğin, çorba, arkasından ne gelecek, ana yemek... gibi. Bu şekilde bir diziliş yaparsanız öğle ve akşam öğünlerinde safra kültürünü erken kavrar ve rahat edersiniz dedi. Biz de dinledik, öyle yaptık. Mesela bezelye yanına pilav hazırladık ve yedirdik. Yine ben bu aydan itibaren kendi kendine yemesine izin verdim. Çok faydasını gördüm, çok tavsiye ederim. O kendi kaşığı ile oyalanırken arada ben de kocamin bir kaşıkla takviye yaptım çoğu kez ;)
12. aydan beri biz ne yersek onu yiyor. Hatta öyle ki; geçen aylarda "mamamiyyom, mammiyyom" diyordu. Önceleri İtalyanca konuşuyor deyip kıkırdadık. Meğer yavrum; mamamı yiyorum demeye çalışıyormuş, biz anlamamışız. Pes! Ne biçim anne-babayız anlamadım gitti.
Neyse, bu kaprissiz adama özel olarak bir şey hazırlamıyorum.
Robottan geçirmiyorum, gerekirse çatalla ezip veriyorum.
Patlıcanlı herhangi bir şey yedirmedim. 24. aydan sonra belki deneyebiliriz ama çok gerekli değil anladığım kadarıyla.
Pilav, makarna yemeyi, börek, mantı türü şeyleri seviyor.
Bu hamur işi düşkünü küçük beyefendiye sebzeli makarnalar, nohutlu pilavlar hazırlıyorum.
Aslında pirinç pilavından ziyade bulgur pilavını tercih ediyorum.
Her sebzeden mutlaka tattırıyorum.
Yoğurt içeren çorba türlerini çok seviyor. Bol bol o tipte çorbalar hazırlıyorum.
Kurabiye ve muffinler yapıyorum arada.
Muhallebi hazırlamaya çalışıyorum güncel olarak.
Mutlaka bir tatlı kaşığı kadar pekmez, kahvaltı sonrası kuru üzüm, badem ve ceviz veriyorum.
Aklıma gelenler bunlar. Yarın da yemek külürü ve beslenme becerileriyle ilgili olarak dikkat ettiğim noktaları paylaşmak isterim. Örneğin, kendi kendine ne zaman yemeli, yemekten sonra ödül verilmeli mi, yemek yemeyen çocuğa nasıl davranmalı... gibi.
Aşağıdaki linkler (lütfen beğendiklerinizi lüstenizle paylaşın, annelere faydamız olsun) Ata' nın sevdiği yemeklerin bir kaçına ait. Belki sizde severek yiyorsunuzdur veya denemek istersiniz ;)
Buğday çorbası
Yoğurt çorbası
Sebzeli makarna tarifi
Fırında yağsız sigara böreği tarifi
Tarhana nasıl yapılır?
al kabaklı pirinç çorbası
Ata salyangoz yedi
İşte yarının menüsü
Ata' nın beslenme programı
Afiyet olsun.
Yarın: Beslenme kurallarımız
E, haklı bir anne olarak. Beslenme bizim için dünyanın en önemli konusu... Uyku da aynı şekilde ama beslenme derdimiz var bizim :)))Yorumu okudum ama günün telaşından kaynaklanan bir koşturmacadan dolayı yanıt yazamadım. Ancak gün boyu Ata paşasının en başından beri ne yediğini düşündüm durum.
Sıradan gideyim:
2.aylık olduğu zamandan beri ekmeği yemeğin suyuna banarak tattırdım kendisine... Dilini değdirdim. İleride işe yarayacağından habersizdim :)
4.5 aylıktı, gece saat başı uyanıyordu. Doktorumuz Ayça Hanım'a durumu bildirdim. Getir tartalım dedi. Anladık ki sınırın altına gidiyoruz, ek gıdalara geçtik. Sabah elma püresi, akşam muhallebi. (kendim hazırladım, çok sıkışırsam hazır gıda tercih ettim)
6. aydan itibaren; Sabah, çeyrek yumurta sarısıyla başlaydık (her hafta bir çeyrek arttırdık ve sonunda bir yumurta sarısı oldu), bir tatlı kaşığı pekmez, bir kibrit kutusu tuzu alınmış peynir, bir bardak ıhlamur (devam sütü vb vermedim) Kuşluk vakti, elma veya armut püresi, öğlen sebze çorbası, (bir patates, bir havuç, bir tatlı kaşığı pirinç, bir çay kaşığı irmik, azıcık zeytin yağı... İlk haftanın ardından bu ana menüye hergün bir sebze ekledim. Brokoli, ıspanak vb.) Yedi mi, yedi valla! İkindi, yoğurt veya ev muhallebisi, Akşam, uyumadan önce yine çorba. Gece uyanırsa anne sütü ;)
Paşazadem bir kaşık reklamında oynamıştı, sanki çok iştahlı bir bebekmiş gibi :)))9. ayda balığa geçtik. (Marmara'dan çıkan balığı yedirmedim ne yazık ki) Yoğun ağır metal birikimi minik bebekler için pek faydalı değil, biliyorsunuz. Marketlerde satılan İglo Fish Finger veriyorum.
10. ayda doktorumuz bize "sofra adabını öğretin" dedi. Örneğin, çorba, arkasından ne gelecek, ana yemek... gibi. Bu şekilde bir diziliş yaparsanız öğle ve akşam öğünlerinde safra kültürünü erken kavrar ve rahat edersiniz dedi. Biz de dinledik, öyle yaptık. Mesela bezelye yanına pilav hazırladık ve yedirdik. Yine ben bu aydan itibaren kendi kendine yemesine izin verdim. Çok faydasını gördüm, çok tavsiye ederim. O kendi kaşığı ile oyalanırken arada ben de kocamin bir kaşıkla takviye yaptım çoğu kez ;)
12. aydan beri biz ne yersek onu yiyor. Hatta öyle ki; geçen aylarda "mamamiyyom, mammiyyom" diyordu. Önceleri İtalyanca konuşuyor deyip kıkırdadık. Meğer yavrum; mamamı yiyorum demeye çalışıyormuş, biz anlamamışız. Pes! Ne biçim anne-babayız anlamadım gitti.
Neyse, bu kaprissiz adama özel olarak bir şey hazırlamıyorum.
Robottan geçirmiyorum, gerekirse çatalla ezip veriyorum.
Patlıcanlı herhangi bir şey yedirmedim. 24. aydan sonra belki deneyebiliriz ama çok gerekli değil anladığım kadarıyla.
Pilav, makarna yemeyi, börek, mantı türü şeyleri seviyor.
Bu hamur işi düşkünü küçük beyefendiye sebzeli makarnalar, nohutlu pilavlar hazırlıyorum.
Aslında pirinç pilavından ziyade bulgur pilavını tercih ediyorum.
Her sebzeden mutlaka tattırıyorum.
Yoğurt içeren çorba türlerini çok seviyor. Bol bol o tipte çorbalar hazırlıyorum.
Kurabiye ve muffinler yapıyorum arada.
Muhallebi hazırlamaya çalışıyorum güncel olarak.
Mutlaka bir tatlı kaşığı kadar pekmez, kahvaltı sonrası kuru üzüm, badem ve ceviz veriyorum.
Aklıma gelenler bunlar. Yarın da yemek külürü ve beslenme becerileriyle ilgili olarak dikkat ettiğim noktaları paylaşmak isterim. Örneğin, kendi kendine ne zaman yemeli, yemekten sonra ödül verilmeli mi, yemek yemeyen çocuğa nasıl davranmalı... gibi.
Aşağıdaki linkler (lütfen beğendiklerinizi lüstenizle paylaşın, annelere faydamız olsun) Ata' nın sevdiği yemeklerin bir kaçına ait. Belki sizde severek yiyorsunuzdur veya denemek istersiniz ;)
Buğday çorbası
Yoğurt çorbası
Sebzeli makarna tarifi
Fırında yağsız sigara böreği tarifi
Tarhana nasıl yapılır?
al kabaklı pirinç çorbası
Ata salyangoz yedi
İşte yarının menüsü
Ata' nın beslenme programı
Afiyet olsun.
Yarın: Beslenme kurallarımız
Etiketler:
Ata,
bebek yemekleri,
beslenme,
yemek tarifi
Tweet
Yenilediklerim, değiştirdiklerim...
Herkese merhaba,
Uzun zamandır blogspota girip eski blog muhabbetini yapamadığım için buraları çoook ihmal etmiştim. Bugünden itibaren pek çok detay değişti ve yenilendi.
İlki "yorum" bölümüyle ilgili
Daha önce, yorum bırakmada sorun olduğunu bana bildirmiştiniz. Şimdi yorumlarınızı bıraktıktan sonra istenilen harf ve rakamları doğru girdiğiniz takdirde sayfada görünecek şekilde ayarladım. Umarım kolay olur, yormaz sizi. Tabi bu arada yorumlarınızı beklerim bol bol, beni yorumsuz bırakmayın :)
İkincisi Facebook /Twitter ikonlarım
Daha önce sağ sütünda kocaman mavi bir "beni facebook'ta takip et " ikonu vardı. O gitti yerine ahşap versiyonları geldi. Nasıl olmuş?
Twitter hesabı yaptım.
Beni twitterdan takip edebileceksiniz ;) Follow me lütfen :)
En önemlisi, postlara retweet butonu ekledim.
Yazılarımla ilgili olarak sol üst köşede yer alan butona tıkladığınızda retweet yapabilirsiniz. :)
Umarım bu değişikliklerle ziyaretiniz ve yorumlarınızla beni sık sık ziyaret edersiniz.
İyi haftalar, bol şans ve güzellikler dilerim.
Uzun zamandır blogspota girip eski blog muhabbetini yapamadığım için buraları çoook ihmal etmiştim. Bugünden itibaren pek çok detay değişti ve yenilendi.
İlki "yorum" bölümüyle ilgili
Daha önce, yorum bırakmada sorun olduğunu bana bildirmiştiniz. Şimdi yorumlarınızı bıraktıktan sonra istenilen harf ve rakamları doğru girdiğiniz takdirde sayfada görünecek şekilde ayarladım. Umarım kolay olur, yormaz sizi. Tabi bu arada yorumlarınızı beklerim bol bol, beni yorumsuz bırakmayın :)
İkincisi Facebook /Twitter ikonlarım
Daha önce sağ sütünda kocaman mavi bir "beni facebook'ta takip et " ikonu vardı. O gitti yerine ahşap versiyonları geldi. Nasıl olmuş?
Twitter hesabı yaptım.
Beni twitterdan takip edebileceksiniz ;) Follow me lütfen :)
En önemlisi, postlara retweet butonu ekledim.
Yazılarımla ilgili olarak sol üst köşede yer alan butona tıkladığınızda retweet yapabilirsiniz. :)
Umarım bu değişikliklerle ziyaretiniz ve yorumlarınızla beni sık sık ziyaret edersiniz.
İyi haftalar, bol şans ve güzellikler dilerim.
1 Mayıs 2011 Pazar
Tweet

Rehber oluşturma çalışmalarına devam.
Öncelikle bilim adamlarının ne söylediklerine bakalım:
Son cümleye dikkat; tv bir bebek bakıcısı olarak kullanılıyor.
Diğer bir uzman görüşü:
Bir başka önemli görüş ise şöyle:
DVD'ler ilgili çok önemli bir yazı ise : Bebek Kanalları ve DVD'leri Bebeğimi Zekileştirir mi?
Benim zamanında yazdıklarımdan: Ne zaman konuşacak
Konuyla ilgili önemli bir video ise burada
Uzmanlar söylüyor ancak, biz ne yapıyoruz. Bunu tartışalım, önemli olan bu.
Sevgiler
İyi pazarlar
Çocukları Medyadan Koruma Rehberi - 2
Rehber oluşturma çalışmalarına devam.
Öncelikle bilim adamlarının ne söylediklerine bakalım:
2008 yılında Fransa’da TV ve radyo programlarını denetleyen Yüksek Görsel-İşitsel Konsey, televizyon kanallarının 3 yaşından küçük çocuklara yönelik TV şovları yayımlamasını, gelişim sürecindeki çocukları olumsuz etkilenebilecekleri gerekçesiyle yasakladı.
Konsey, ebeveynleri de uyararak bebeklerini, Baby TV, BabyFirst TV gibi yurtdışından yayın yapan kanallardan uzak tutmalarını istedi.
Konsey, önceki gün aldığı kararın 3 yaşından küçük çocukların televizyonun etkisinden koruma amacı taşıdığını bildirdi. Fransa Kültür ve Komünikasyon Bakanı Christine Albanel, haziranda bir gazeteye verdiği röportajda ebeveynlere alarm niteliğinde bir duyuru yaparak, bebek programları ve kanallarının bir tehlike olduğunu söylemiş; anne ve babalardan çocuklarının uyumasını sağlamak için bu programları izletmemesini istemişti.
Konsey, kablodan yabancı kaynaklı bebek programlarını yayınlayan TV kanallarının, programlarda ebeveynlere yönelik uyarılara yer vermesine de hükmetti. Konsey, altyazı şeklindeki uyarının “Televizyon izlemek, program özel olarak onlar için hazırlanmış olsa bile üç yaşından küçük çocukların gelişimini yavaşlatabilir” şeklinde olmasını istedi.
Sağlık uzmanları, bebeklerin TV izlemek yerine insanlarla ilişki içinde olmasının gelişimleri için çok önemli olduğunu söylüyor. Bebek programlarını eleştirenler, bu tip programların ebeveynler tarafından bebek bakıcısı olarak kullanıldığını söylüyor.
Son cümleye dikkat; tv bir bebek bakıcısı olarak kullanılıyor.
Diğer bir uzman görüşü:
Pedagog Güzide Soyak ABD’li konuşma ve dil terapistlerinin kriterini örnek veriyor: “Amerikan terapistleri, 0-2 yaş arası çocuklara, dil gelişimi açısından hiç televizyon seyrettirilmemesi gerektiğini söylüyor. Tek taraflı alıcı durumunda ilişki yoktur, bağımlılık yaratırsınız.” Soyak, anne babaların iki yaş öncesi çocuklarına hiçbir şekilde televizyon seyrettirmesini önermiyor, bunun yerine çocuklarıyla oyun oynamalarını, konuşmalarını tavsiye ediyor.
Soyak, iki yaş sonrası içinse televizyon karşısındaki vaktin günde 15-20 dakikayı geçmemesi gerektiğini vurguluyor: “Çocuk ısrar ediyor, yemek yemesi sağlanıyor diye televizyon seyrettirilmemeli. Televizyon, zararı yokmuş gibi görünse de bilgisayar bağımlılığına, başka bağımlılıklara zemin oluşturur. Yasak olmamalı, aileler bilinç-lendirilmeli. Aileler izlesin ve yöntemi öğrenip çocuklara uygulasın.”
Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Derneği Başkanı Prof. Dr. Füsun Çuhadaroğlu da yasaklanmadansa, saatlerin kontrol edilmesi gerektiği kanısında. Çuhadaroğlu; “Birşeyler öğrenilebilir ama anne babalar, üç yaş öncesi çocuklarını, yarım saatten fazla tele-vizyon karşısında oturtmamalı” diyor.
Bir başka önemli görüş ise şöyle:
"Pediatrik konuşma ve dil uzmanı Birgül Çay’a göre, bebek kanalları dil gelişimine hiç bir şekilde fayda etmiyor: “Edindiğim tecrübe doğrultusunda, Baby TV gibi kanalların ve bebeklere yönelik DVD’lerin saatlerce izlenmesini ne dil gelişmine, ne de sosyal gelişimine faydası var.
Üç yaş altında bir çocuğun televizyon karşısında geçirdiği zaman günde yarım saati geçmemeli. Bu süre de gün içinde bölünmeli. Çocuklar, saatlerini bu kanallar karşısında put gibi kalarak geçiriyor, kendilerini soyutluyorlar. Reklamlarda da görüntüler gürültü, çocuklar ‘anne, baba’ diyemeden “Turkcell’le bağlan hayata” diyor!
Çocuklar sosyal iletişimden çok uzak, içe kapalı, elektroniğe bağlı gelişiyor. Dil gelişimini olumsuz etkiliyor. Yemek yemeyen çocuğu televizyon karşısına oturtuyorlar. Ailelere, televizyonu kapatın, önüne su koyun, suyla oyalansın diyorum.”
DVD'ler ilgili çok önemli bir yazı ise : Bebek Kanalları ve DVD'leri Bebeğimi Zekileştirir mi?
Benim zamanında yazdıklarımdan: Ne zaman konuşacak
Konuyla ilgili önemli bir video ise burada
Uzmanlar söylüyor ancak, biz ne yapıyoruz. Bunu tartışalım, önemli olan bu.
Sevgiler
İyi pazarlar
Etiketler:
dil gelişimi,
ebeveyn olmak,
tv izlezihinsel gelişim,
zeka,
zeka gelişimi,
zihinsel gelişim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
