15 Temmuz 2011 Cuma

Emzirme Danışmanı Beyhan Numan ile Söyleştik

Sevgili Beyhan hemşire bir emzirme danışmanısınız. Mesleğinizi anlatın bize. Emziren anneler ve anne adayları için çok önemlisiniz :)
Merhaba Aylin' ciğim. Evet, ben hemşire kökenliyim, yeni doğan yoğun bakım hemşiresiyim. Son 8 veya 9 yıldır da emzirme danışmanlığı yapıyorum. Uzun yıllar Amerikan Hastanesin’de çalıştım. Son 7 aydır da serbest herhangi bir yere bağlı olmadan çalışmaktayım. Emzirme Danışmanlığı ülkemizde çokça yaygın ve bilinen bir şey değil. Yurtdışında ise oldukça yaygın bir birimdir.
Ben öncelikle emzirme danışmanı kime denir ve neler yapar ona değineyim istersen. “Emzirme sürecinde anne ve bebeğe emzirme ile ilgili her konuda destek veren , bu konuda EĞİTİM ve uzun yıllar çalışmış uzman kişiye emzirme danışmanı denir” Evet, zor ama mesleğimi çok seviyorum. Zorlukları; Türkiye’de pek oturmuş bir birim ya da meslek değil. Biraz zamana ihtiyaç var hele mamayı seven bir toplum ve hekimlerimiz varken bu işi yapmak biraz zor oluyor. Yine, büyük aile fertleri ikna etmek ve onların tabularını yıkmakta zor. Ama bunlar aşılmayacak şeyler değil. Yeter ki canı gönülden bunu isteyelim ve yapalım.



Emzirme nedir? Nasıl tanımlıyorsunuz?
Emzirme anne ve bebek arasında oluyor, üçüncü kişi ile olmuyor BEN emzirmeyi DANSA benzetiyorum siz ve partneriniz yani bebeğiniz… Benim görevim kaçırmış olduğumuz ritmi dışarıdan yerine oturtmak, küçük dokunuşlarla ve sözlerle…

Emziren anneler size ne zaman danışmalı?
Burada annenin azmi sabrı ve ne istediği önemlidir. Anneler doğum öncesi veya doğum sonrası başvurabilirler. Doğum öncesi emzirme eğitimi alarak tanışabilirler. Sonrasında ise anne ve bebeğin buluştuğu ilk andan emzirme süreci boyunca destek alabilirler... Emzirme ile ilgili sorunlarda destek alabiliyorlar.

Anne sütünü arttırıcı önerileriniz var mı, varsa neler, hemen alalım :)
Anne sütünü ne arttırır? Bir kere keyif alarak dans etmeli partneriyle (emzirme ) Anne bu arada etrafından yardım almalı, bütün her şeyi kendisi yüklenmemeli. Anne sütü yetersizliğinde pratik veya teorik nedenler mi, yoksa yapısal nedenlerden dolayı mı bunu bilmek gerek. Eğer teorik ve pratik ise çözüm kolay yapısal ise biraz zor .Burada önemli olan dansa devam emzirme ilk dans ama sonra önümüzde o kadar çok danslarınız olacak ki onlara doğru yönelmek..dediğim gibi “beden doğurur yürek büyütür”...

Anne emzirme dönemi boyunca kendini ve bebeğini stresten korumak için ne yapmalı?
Öncelikle keyif almalılar ve emzirmeyi bir iş veya görev olarak görmemeliler. Sevdiğim bir söz “beden doğrur yürek büyütür”, yine tekrarlıyorum. Bebek doğar doğmaz ilk dakikada meme ile tanışması memeyeyi emmeye bilir. Yalaması bile süt oluşumunu tetikler. Bebek her istediğinde emzirilmeli. Saat endeksli olmamalı. Bol sıvı tüketmeli, dinlenmeli stresten uzak olmalı. Emzirme sonrası memeler dolu ise boşaltılmalı süt üretimin devamı için. Form çaylarından emzirme sürecinde biraz uzak kalınmalı süt üretimini azaltıyor adaçayı, yeşil çay vb gibi…

Kendinize nasıl zaman ayırırsınız?
Bekarım, belki günün birinde bende anne olurum . Boş zamanlarımda dalarım lisanslı voleybolcuyum, motor kullanırım. Son 6 ay içinde yoga ile tanıştım ve hayatımın büyük bir bölümünü kaplıyor o kadar etkilendım ki bebek yogası eğitimi aldım. Birthlight; anne ve bebeklerinde yoga keyfinden mahrum kalmalarını istemiyorum. Hadi anneler hem emzirelim hem yoga yapalım

19 ay emzirmiş ve hastalık nedeniyle bırakmış bir anne olarak emzirme macerama katkısı olan insanlardansınız. Size çok teşekkür ederim. Bu güzel enerjinizi neye borçlusun.

Enerjimi nerden alıyorum??? ...çok zor bir soru...hayatı seviyorum..enerjimi küçük meleklerden alıyorum ...Bakışları,gülüşleri ve kokularından desemmm ... :)

Vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim size Beyhan hemşire. Umarım dediğiniz gibi emzirme danışmanlığı ciddi bir şekilde eğitim almış kişilerce ve kurallarına uygun, profesyonelce gelişir, uygulanır. Şimdiye değin emziren annelere verdiğiniz destek için bir kez daha teşekkürler.

Emzirme Danışmanı Beyhan Numan İletişim:www.emzirmedanismani.com
GSM: 533 282 6627
Emzirme Danışmanı Beyhan NumanFacebook Sayfası

14 Temmuz 2011 Perşembe

Oda ve kapı süsleri

Ata' nın doğumundan kalan bir takım süsler var. Satın almak isterseniz aşağıdaki fotoğraflara gözatıverin derim :)

İlki kapı süsü:
Kargo dahil
:20 TL



Diğeri de paketinden hiç açılmamış olan kare şeklindeki uçan balonlar:
Kargo Dahil
: 15 TL


Bir diğeri de,Hoşgeldin Bebek Yazısı:
Kargo Dahil:
15 TL


Hepsini almak isterseniz kargo dahil hepsi 40 TL

Satılık & kiralık ilanlarını ve daha fazlasını 2.el - pazaryeri sayfasından takip edebilirsiniz.

... devam edecek

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Acaba kaka yaptım.

Dün öğle yemeğini hazırlarken Ata' nın sessiz sedasız bir şekilde kakasını yaptığını ve haber vermediğini farkettim. Son zamanlarda Ata herhangi bir sinyal vermeden bu işi hallediyor. Bazen bir köşeye çekilip bekliyor, bazen ıkınıyor ama dediğim gibi, son zamanlarda pek sessiz.

Meğer içinde bulunduğu dönemin gereği olarak bir kenara çekilip halıya, koltuğa kakasını çişini yapması gayet olağan ve doğalmış. İki yaşını doldurduktan sonra söylemeye başlaması beklenmeliymiş. Sadece anlamaya çalışmak bile derin nefesler aldırıyor iletişimimize.

Niçin haber vermediğini anlamak için sesli bir şekilde düşünmeye başladım. Yere oturup oğlumla gözgöze geldiğimizde "Ata, acaba kaka yaptığını niçin söylemiyorsun. Çok merak ediyorum annecim" deyince şöyle bir durdu, bir kaç adım attı, geri döndü, eliyle bezini yokladı ve poposunu işaret ederek "acaba kaka yaptım" dedi.

Annesinin endişesini gidermek için mi bunu dedi, yoksa bir anda söyleyebileceğini mi keşfetti bilemiyorum. Ancak acaba ile başlayıp yaptım ile biten bir cümle beni hem güldürdü hem de "bu iş olacak" mesajını verdi :)

Bu iş zaten olacak. Emzirme döneminde, katı gıdaya geçerken, yürürken, konuşurken yaşadığım "acaba"nın tuvalet eğitimi versiyonu bu. Biliyorum, bu da olacak. Ama delilik bu annelik, yine de "acaba" demeden de geçemiyorum :)

12 Temmuz 2011 Salı

Co-sleeping (birlikte uyuma*) maceramız sona mı eriyor?


Ata çok yakında iki yaşını dolduracak. Dolu dolu 22 aydır bizimle birlikte aynı odada uyuyor.
Dün akşam yanına uzanıp masal dinletip sırtını sıvazlarken aklıma pek çok düşünce geldi. İlki işte buydu, birlikte uykuya dalmak ve onun güzelliği rahatlığı.

Ata’ nın uyku saatinde hep birlikte yatağa gidiyoruz. Biraz sohbet, biraz gece yoklamasının ardından son günlerde dinlediğimiz masalın bitmesiyle uykuya dalıyor(uz). Eğer günün yorgunluğundan baygın düşmüşsek evet, birlikte gerçekten uykuya daliyoruz. Yok öyle değil, eğer çok yorulmamışsak Ata uyuduktan sonra baş ucumuzun yanında duran karyolasına alıp uykusunu kendi yatağında devam ettiriyoruz.

Dün gece oğlumu uyuturken aklıma gelenlerden biri de buydu; sakin sakin uyu(t)manın kişiliğine olan pozitif katkısı... Bebekle aynı odada uyumak sakıncalı mı? Bebekle uyumak zarar verir mi? Gibi soruları uzmanlara danışarak yanıt aradık. Yapılması gereken de buydu. Uykuyu asla sinir harbine çevirmemek ve ben de çiverimedim. Memede uyumak isterse memede, pışpışla uyumak isterse kucakta, yanımda uyumak isterse yanımda… O minicik adamı kurallara hapsetmeden, isteklerine ve doğasına saygısızlık etmeden uyuttum.

Acaba uyku bir sinir harbine ve inada dönüşseydi ne olurdu diye düşünmeden edemiyorum. Ata nasıl bir çocuk olurdu? Çok eminim ki; sakin ve huzurlu bir çocuk olmazdı. Güven ve saygı konusunda ebeveynleri tarafından özenli davranıldığı için kendine güvenmeyi ve saygı duymayı öğrenen bir çocuk oldu bence.

Yine dün gece, yatağına yatarırken “anne, al beni” dedi ve tekrar kollarıma aldım. Biraz daha vakit geçirdik ve tekrar yatağına bıraktım. Ata 6 aylıkken bunu yaşasam kendini ağlayarak ifade edebilecekti. İnad edip, ağlamasına bir şekilde dayanıp, “kendi yatağında uykuya dalmayı öğreneceksin yavrum!” diye kassaydım ne olurdu? Bir kere kendini ifade edemeyen bir insana çok ayıp etmiş olurdum. Sonra ciddi bir saygısızlık., ardından yoksunluk sendromu, daha sonra ise özgüven ve özsaygı oluşumunda hasar bırakma durumu olabilirdi. Bunların ileride nelere sebep olabileceğini az çok tahmin ediyorum.
O neden oğlumla anlaşa anlaşa, itiş kakış yaşamadan bir ilişki kurmayı yeğlediğim için acayip mutluyum. Şu hayatımda yaptığım belki de en iyi şey bu.

Tartışılanın aksine, Ata'yı gece yarıları bebek odası yatak odası arasında mekik dokumaktan usandığım için değil, daha doğurmadan çok önce bizimle birlikte uyutmaya karar verdiğimiz için co-sleeping(*) uyguladık. Özgüvenin yolu anne-babay güvenmekle başlar ve özsaygı olmadan verilen özgüven bir işe yaramaz. Özsaygının başlangıcı ise bebeğin istek ve ihtiyaçlarını iyi kavrayıp, gerekli olanı nazikçe yerine getirmekten geçiyor, bu bilimsel bir gerçek.

Artık iki yaşına günler kaldı ve odasında kendi başına uyumaya başlamasını planlıyoruz. Bakalım odasında nasıl uyuyacak minik delikanlım. Amma velakin, bu birlikte uyuma işi Ata için öyle faydalı oldu ki… Herkese tavsiye ederiz. :)

(*)Birlikte uykuya dalma

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Srebrenica Don't Forget! 11.07.1995


Srebrenitsa'yı unutma!

Bundan tam 16 yıl önceydi. Avrupa' nın göbeğinde bir insalık suçu işlendi ki o suç kıyamete kadar insanoğlunun alnında bir leke olarak kalacak. Hatırladıkça ürperiyorum.

8372 kişi öldürüldü.
Onlarca bebek...
Onlarcası minicik çocuk ve onlarcası daha anne karnındaydı...
Yüzlerce erkek ve kadın...
Sadece etnik kökeni yüzünden acımasızca öldürüldüler.

İleride oğluma anlatmam gerekenlerden biri de bu trajedi, ne yazık ki. İnsanların sadece etnik kökeni farklı diye diğerini yok ettiği bir trajedi. Çok yazık.

Tanrı dünyaya bir daha bu kaderi yazmaz umarım.

Srebrenitsa 11.07.1995!Unutmayalım.

...unutulacak gibi değil

10 Temmuz 2011 Pazar

Zorluk sadece pantolonda mı?


Şafak Pavey Meclise giren sayılı engelli vekillerden bir tanesi. Protez bacağı nedeniyle meclis iç tüzüğünde yeni bir düzenleme yapılarak kadın vekillerin pantolon giyebilmesi gündeme geldi. Oysa ki Pavey' e göre zorluk sadece pantolonda değil.

Ödüm patlıyor diyor, merdivenlerden, kurul salonunda yaşadığı sıkıntıdan bahsediyor samimiyetle. Ayrıca gündeme protez bacak ile gelmesinden de rahatsız. Meclisin daha erişebilir, engelli dostu bir bina haline dönüşmesini istiyor.

Bu haberleri okurken "işte şimdi gerçek mücadele başlıyor" dedim. Bu ülkenin yaklaşık %12'si engelli. Engellendikleri alan hayatın ta kendisi. Bir çok insan göremediği, işitemediği, yürüyemediği ve zihinsel yetersizliği olduğu için gümbür gümbür yaşayamıyor bu hayatı. Çoğunun derdi sağ salim akşama, akşamdan sahaba erişebilmek ne yazık ki.

Şimdi Pavey ve ekibi meclisi daha erişebilir hale getirmek için kolları sıvamak istiyor. Sonuna kadar destek verilmeli. Mecliste'ki bu çaba umarım ülkenin her yanına taşınır ve yetkililer daha ince fikirli olmaya mecbur kalır.

Zira bebek arabasıyla bile kaldırımlarda yürümek imkansızken, bir engellinin herhangi bir tek başına kaldırımda ilerlemesi tamamen imkansız.

Artık daha gerçekçi ve ince fikirli olmak zorundayız. Çünkü tane tane kapakları toplayınca engeller pat! diye aşılmıyor.

Anneeeeee

Biraz hastayım. Kırıklık ve halsizlik dışında böyle güçten kuvvetten kesilmek çok zor doğrusu. Bir annenin hasta olmak gibi bir lüksü yok, bunu bir kez daha anladım. Çünkü hasta halimle kafamı doğrultup Ata'cığıma yemek yedirmek öyle zor oldu ki... Ne yalan söyleyeyim, çaktırmadan ağladım. Annemi istedim. O olsaydı bana bakardı, dedim kendi kendime. İster 34'ü devireyim, ister 54'ü... Kaç yaşında olursam olayım "anne" diyeceğim ateşim çıkınca.

Yorgunum.

Kas ağrıları, yorucu bir okul sezonu vesaire derken çok yoruldum. Şöyle Çeşme Ilıca'da olup püfür püfür esen rüzgara bırakmak istiyorum kendimi, ılık suyuna, köpüklü dalgalarına...

Az kaldı :)

Toparlanayım... Aylin kaçar :)