8 Aralık 2010 Çarşamba

100. izleyicime bir armağanım var.

Blogumun izleyici sayısı şu an 94 ...

Aylin der ki; 100. talihli blog izleyicime Nivea' nın Pişik Önleyici Kremini hediye etmek istiyorum.

Benden bir hatıra ve bebeğe minik bir armağan olarak gitsin.



100. izleyiciyi blogtan duyurup bana iletişim bilgilerini göndermesini rica edeceğim.

Sevgilerimle

Aylin Anne

5 Aralık 2010 Pazar

Acemi Annelere Tavsiyeler - II

Fotoğraf için teşekkürler Çağatay Atasağun


Çağatay Atasağun' un web sitesi ve blogu :)

İlk yazımdan sonra ikincisini ancak kaleme alma fırsatım oldu ve hemen bir solukta aklıam gelenleri paylaşıyorum sizinle sevgili okurlarım :)

Bu yazımda emzirme ile ilgili pek çok kez yazıp çizmiş ve didinmiş, kendi evladını en az 2 yaşına kadar emzirmek için kasmış biri olarak hislerime tercüman olmuş güzel bir yazıyı paylaşmak isterim, okyanus ötesinden, Açalya'dan...

Emzir sevgili acemi anne, korkma emzir. Ama emzirmeden önce Açalya' nın yazısını bir kere, kafan karışırsa günde 3 kere, randıman almak istersen haftada 2 kere oku derim.Emzirmek hem anneye hem de bebeğe öyle faydalıdır ki: ben de zamanında pek çok yazı yazmışım mesela... Okumak isterseniz:

Emzirme ile ilgili psikolojik gerçekler

Emmmmmmmmmmmm

Emzirme Hakkında 3-5 bilgi ve kişisel bir mesaj

Emzirmeye yeni başlayan anneler için notlar

Bunun dışında, sevgili acemi anne,

1. Pişik için: Pamuğu ıslatıp bebeğin poposunu temizlemek en iyisidir. Pişik için çok faydalı bir ürün ise Aloe Jojoba Lipsticktir. Mutlaka edin. Aloe first sprey ile nemlendirip, pamulu bir bezle kurulayarak da çok süper sonuçlar alınabilir.

2.Etrafında herşey için bir yorum yapan yada bildiğin, inandığın şeylerden çok uzak sözler duyabilirsin. Aldırma, hı hı de geç.

3.Bebeğini ağlatma ve kimsenin ağlatmasına izin verme sevgili acemi anne. Ta ki şöyle kocaman olana kadar :)

4.İnce giydir ki hafiften soğuğa alışabilsin ufak ufak.

5.Evde kedi varsa ne iyi bence. Birlikte büyüsünler, kediyi defetmene gerek yok tabi doktor ve sağlık ile ilgili önemli bir durum yoksa.

6.Emzirme sütyenleri al değişik değişik.Hem sana iyi gelir hem de bebeğine seksi olanları da var :)

7.Kimseden yardım bekleme ama zor durumdaysan mutlaka "bana yardım edin" demelisin. Yardım isteyenin bir yüzü kara, etmeyenin ise iki yüzü...

8.Haftada 2 gün -en az- dışarıya çık, dolaş, hava al :)

9.Eşine bebeği tutmayı, pışpışlamayı, altını değiştirmeyi, gaz çıkarmayı hatta bebeği yıkamayı öğret bence. Bir baba olarak bebeğe hizmet ederse hem aralarındaki bağ güçlenir, hem de anneyi daha iyi anlamak için bir fırsat oluşur.

10.Ayrıca süsüne püsüne özen göster. Hele ki evde pijamalarla hiç oturma. Kendine göre cici ev kıyafetleri yarat, saçına başına dikkat et derim :) Yoksa her fotoğrafında Wilma Çakmaktaş gibi çıkabilirsin :)

11. 3.adan sonra işe dönünce vicdan azabı çekeceğini düşünebilirsin, haklısın sevgili anne. Ancak bu çalışmaya senin de bebeğinin de ihtiyacı olduğu için oradasın. Çalışan anne olmak kolay değil, biliyorum.Hele ki minicikken bırakıp işe dönmek, bakıcı stresi... derken sen de bir stres topuna dönebilirsin. Ama unutma ki bir yandan da seni deli edecek bir postpartum psikozundan uzaklaşmak için iyi bir şey yapıyorsun.

...aklıma gelenler bunlar.

Yine yazacağım.

Sevgiler

1 Aralık 2010 Çarşamba

Acemi annelere tavsiyeler -I

Fotoğraf için sevgili Ayça Oğuş'a çok teşekkürler

Ayça Oğuş'un birbirinden güzel fotoğrafları ve hayat dolu web sitesi için
tıklayınız

Merhabalar,

Özellikle yeni doğum yapmış ve yeni bebek sahibi olmuş annelere bebeklerini güle güle büyütmelerini diliyorum.

Aklımda pek çok tavsiye var ve bunları liste liste yazacağım. Eğer sizinde tavsiyeleriniz olursa alt kısma yorum yazabilir yada link bırakabilirsiniz.

1.40 ' ı çıkana kadar bebekleri yıkamak yada sokağa çıkarmak istemezler. Oğlum Eylül'de doğmuştu ama biz her allahın günü yıkadık ve hava alması için en azından balkona çıkardık.Siz de yıkayın ve hava almasını sağlayın.

2.Ev çok soğuk ve rutubetli değilse ince giyinmeye alıştırabilirsiniz. Bu bebeğin bağışıklığını geliştirebilmesi için çok önemli bir fırsat.

3.Süt için kaygılanmayın, benim sütüm var ve bebeğime yetiyor şeklinde bir olumlama deneyip bol bol Aloe Blossom Herbal Tea için derim. Ben 15 aydır içiyorum ve emziriyorum. Böyle devam edersek bir 15 ay daha emzirebilirim ;)

4.Süt azalırsa pes etmeyin. Bol bol emzirin, emzirdikten sonra pompayla çekin.Böylelikle sütünüz artar.

5.Bebeğinizi sık sık kucaklar ten temasında bulundurursanız kolik olmaz, gazı az olur, daha iyi olur. En önemlisi kendine güvenen, annesinin kollarında mutlu bir bebek olur. Şımarır mı diye korkmayın, bilimsel çalışmalar gösteriyor ki sık kucaklanan bebekler ilkokulda daha başarılı oluyor.

6.Bebeklere 2 aylık olduktan itibaren çeşitli tatlara alıştırmanın bir zararı olmadığını söylüyor bilim adamları. Biz Ata'yı 2. ayından itibaren yemek masasında kucağımıza alıp ağzına mercimek tanesi kadar olmak şartıyla hemen hemen herşeyden tattırdık ve katı gıdalara geçerken sıkıntımız minimumdaydı.

7.Bebeğin 3. ve 4. aylarda diş plakları oluştuğu için diş etleri bol bol kaşınır ve parmaklarını emerler. Tehlikeli durum bu yaşında kadar hergün her dakika ve sürekli olursa sözkonusudur. Bu tür durumlarda "eyvah parmak emmeye mi alışıyor" gibisinden panik yapmayın. Bir kaç ay içerisinde geçecek annesi, merak etme sen :)

8.Süt için iyi uyku, bol su, yeşillik, yapraklı ve lifli gıdalar, huzur yeterlidir. Tepsi tepsi tatlı yemenize gerek yok. Bana da bunları dediklerinde ninni gibi gelmişti ama hakikaten iyi uyku, az stres ve bol sebze meyve tüketimi işe yaradı.

9.Rutin için acele etmeyin, rutini olan anne-bebek başarılıdır anlamına gelmez. Önemli olan bebeğin kaliteli uyuması ve kaliteli süt emmesi.Devamında ise kaliteli zaman geçirmesidir...

10.Bebek ağladığında kucaklayarak sakinleştirirseniz daha kısa sürede susar. Pışpışlayarak sakinleştirmeden daha samimi ve anne kokusu dolu olduğu için bebeğin size olan yakınlığı artar, anneye daha çok güvenir. Anneye güvenen bebek daha sonra kendine güvenir. Kendine güvenen insanlar ise başarılı olur. Demek ki kucağa alamktan korkmadan, bebeğimize bol bol dokunarak büyütmek daha avantajlı.



....devamı gelecek

29 Kasım 2010 Pazartesi

Acaba özledim mi?Bugün düşündüm de...

Bkz:Küçük şeyler,büyük mutluluklar

Bu akşam bir arkadaşım ziyaretimize geldi.Sohbet ve oyun arasında "arada bana bırakın, siz gezin" dedi bir kaç kere.Tabi top peşinde veya legolarında ardında karıştı gitti sözlerin hepsi ama uyku öncesi aklımda bir yerlere iliştiğini farkettim ve düşünmeye başladım.

"Acaba ben bir anne olarak çocuksuz yada bekarlık günlerimi özledim mi?" O günleri hatırlamakta güçlük çektim ilk saniyelerde. Sanki hiç yaşamamış gibiydim. Beyin kimyam bu derece annelikle dolu dolu olduğuna göre samimiyetle "o günleri aramadığımı söyleyebilirim" kendi kendime o zaman dedim.

Sonra bekar veya yeni evli bir öğretmen olduğum günlere döndüm içimde.Aslında hayat ne zormuş o zaman. Yalnızmışım mesela bekarken. Eşim hayatıma girince çok şey değişmişti, daha fazla yaşadığımı hissetmeye başladım aslında, fotoğraf çekerken, gezerken, kediciklerle oynarken. Çünkü hayatının her anı (spor saatleri hariç) işle dolu dolu bir bekardım ben.

Okulda öğretmenlik,
Gazetede editörlük,
Eğitim Bilimleri Derneği Başkanlığı,
Haber 24 te yazarlık derken zaman su gibi akıyordu. Fakat bir fark vardı. Zamanı su gibi içtiğimi hissediyordum o sıralarda. Her anım bir işle doluyken dakikaların nöronlarımı daha kaliteli bir şekilde titreştirdiğini hissediyordum belki de...

Yeni evliyken, evle, dekorasyonla akşama ne pişireceğim derdiyle doluydu beynimin sağ tarafı, sol tarafı ise işle meşguldu.

Hamilelikle birlikte çok şey değişti.Sanki başka bir boyuta çekildim.Artık çocuklara bambaşka bir gözle bakıyordum. Kendim için "doğurmadan bir sürü çocuğum oldu" yakıştırmasını yapıyordum o günlere kadar ancak baktım ki bu annelik, hamilelik lafla , sözle anlaşılacak bir şey değil, ben sadece bu yakıştırmayla latife ediyormuşum, o kadar.

Ne zaman Ata'cım doğdu güneşim,ayım ve kalbim oldu işte o zaman hayata yeni bir anne geldi; Aylin Anne.

Bu arada; bugünlerde isterse "Aylin" isterse "anne" diye beni çağırmasını beni öylesine mutlu ediyor ki, işte bunu da kelimelerle tam olarak ifade etmem çok güç.Uykuya dalarken hatta rüyalarımda bile onun beni çağırdı o güzel sesleyim.Hiç silinmiyor:)Ayiiinn..., Ayiiin...,Anne..., yada hepsinin karışımı: Annniiiii :))))

....
Aslında akşam üzeri, beni bu kadar düşündüren şey,n nedeni gündüzde gizliydi. Oğlumun bugün beni okulda ziyaret etmesi bana öyle iyi gelmişti ki...Uzun bir zamandan sonra ilk kez kendimi tamamlanmış hissetmiştim, hem de tam anlamıyla. Bir nevi "kemale eriş"... Kişisel bir ermişlikten bahsetmiyorum, behsettiğim şey aslında sosyal bazlı bir kemalat. Ata kucağımda, eşim yanımda öğrencilerimle sohbet ederken, onları yolcu ederken içimden "tamam kızım Aylin,işte bu" dedim sürekli. Hayatımda halledilmeyi bekleyen milyon tane şey varken, ben bugün "tamam" dedim kendi kendime."Oldu", işte olması gerekeni yakaladığım bir zafer anı, büyük bir dinginlik hissi ve kocaman ama kocaman olduğunu hissettiğim bir kalbim vardı bugün.

Ata'cığımın evde olduğunu, beni beklediğini,özlediğin bilmek,onu çok ama çok özleyerek eve koşa koşa gelmek, öğrencilerimle yeni başlayan bir yaşam kesitini sürdürmek, eşimle yakaladığımız şey...İşte bunların seslerini tek tek, daha sonra ise aynı anda dinlemek ruhumu doyurdu bugün.

Çok eminim, ben bekarlık günlerimi aramıyorum. Bazen aklıma geliyor; alışveriş merkezlerinde bir elimde çanta bir elimde telefon hem konuşup hem mağaza gezdiğim günler...Sohbet değil yine mutlaka yapılması gereken işler silsilesine ait birşeyin devamıydı o bırbırbırlar...Ne olursa olsun ergen ergen dolanıyormuşum ortalıkta işte! :)

Hem spordaki o telaşıma ne demeliydi bilmem, sanki olimpiyatlara katılacağım :)))) Büyük bir azimle once yürüyüp sonra ağırlık çalışıp sonra yüzüp sonra da gevşeme egzersizleri yaptığım günler. Pentatloncuymuşum resmen :))) Ama fotolardan anlaşılan epey fit bir aplaymışım ancak onlara da gıpta etmiyorum. Ben doğurdum ve boyut değiştirdim çünkü. Yine fit biri olurum, yakındır ama fit bir anne olmak daha şekilli ve anlam dolu geliyor bana.

Kuaföre zırt pırt gidemiyorum, AVM lerde kafama göre dolanamıyorum, elimde telefon bırbırbır iş konuşmuyorum, TV izlemiyorum( hiç sevmezdim zaten )dekorasyon peşinde koşmuyorum ya da spor salonlarında, yoga stüdyolarında geçmiyor akşamlarım.

Ata'ylayım ben, ben artık anneyim; saçlarım belime kadar upuzun,fönsüz ama kendince pek bir afilli bana kalırsa.
Trend şeyler giymiyorum, gerek yok, hem inceliyorum hem de tarzım değişti, daha bir sade ve kendinden emin duruyor bedenim.
Sporda ter atıp yogada gevşemiyorum evet, ama sahilde bebek arabasıyla dolaşmak, Ata'yla çimenlerde koşturmanın sıcaklığı hiçbir ışıltılı mekanda yok mesela. .
Sinemaya gitmeyeli 2 yıl olmak üzere. Ne Hollywood zarar etti bu işten ne de ben. Hiçbirşey kaçırmadım bence :)Bizim evdeki herbiri birbirinden güzel hikayelerden, movielerden haberi varmı acaba Hollywood'un, o ne kaçırdığını biliyor mu? :)))) Ben kendi kısa filmlerimle, yakışıklı aktörlerim Çağatay ve Ata ile çok mutlu bol Oscarlı bir yönetmenim bence. Çünkü anı yaşıyorum öncelikle ve bundan yıllar önce çıktığım yolculuk bugünlere ulaşmak içinmiş meğer. Bunun tatlı rehaveti var üzerimde. Meğer onca iş meşguliyetim, kariyer derdim aslında hep bugünlere hazırlıkmış, ben bunu farkettim kendimce.Zamanında attığım her adımımın meyvelerini oğlumla birlikte topluyorum ve bu meyveler sanki cennetten gelmiş gibiler bence...

Uzatmanın gereği yok, bekarlık sultanlık olabilir ama evlilik ve annelik en güzel imparatoriçelik bence.

Gerisi boş.




Aylin

26 Kasım 2010 Cuma

Aylin Anne Kampanya Yapıyor!

Başlık böyle, evet kampanya yapıyorum.Ama isterdim ki bu bir yardım kampanyası olsun yada buna benzer birşey işte. Lakin gelin görün ki bu başka bir kampanya. Ekonomi kampanyası gibi bir şey...Şimdiye değil ücretsiz izinde olduğum için kendime ufak tefek gelir elde edebileceğim bir iş yaratmaya gayret ettim. Eeee, yıllarca tek tabanca dolaşmışım, olur mu adamın eline bakmak, para ver demek. Delikanlı annenin kitabında yazmaz öyle şeyler, öyle değil mi?:))

Ben de kocamdan para istemek yerine Forever Living ürünleriyle ilgilenip bu işe enerji harcamayı uygun buldum 1 yıllık ücretsiz iznimi kullanırken. 3-5 lira bir gelirin gelmesi insana huzur veriyor. Bir de şunu düşünüyorum hep; isterse kocamın trilyonları olsun, önemli olan benim ne üretip kazandığım düye düşünüyorum. Ve tabi zengin koca ilkesiyle hareket eden süslü kokoş ablaların beni anlamasını beklemiyorum. Beklediğim bir şey var o da ekonomik özgürlüğüm için kendimce çıktığım bu yola ve döngüye kendinizce destek verilmesi. Bunun yanında bilmenizi istediğim bir şey var, web sitesini yapıncaya kadar bu ürünleri alış fiyatına ve tek tek kendi ellerimle paketleyerek gönderdim. Arada oluşan karışıklık ve karmaşa için epey üzüldüğüm anlar oldu tabi. Bunu engellemek ve sipariş vermek isteyenlere en kolay yoldan yani web sitemdenalış-veriş yapmalarını tavsiye ediyorum.

-Kozmetik ürünleri
-Kilo Kontrolü
-Süt arttırıcı çay
-Kişisel bakım
-Cilt bakımı gibi konularda yapacağınız alışverişlerle kendiniz için doğru bir iş yapacaksınız bence. Bu ürünleri tam 1 yıldır kullanan birisi olarak harika sonuçlar aldığım pek çok konu var. Bu nedenle, bir seçim yapmadan önce bana mesaj atarsanız yardımcı olurum seve seve...

Peki kampanya nedir Aylin Anne derseniz şudur:

Bu hafta200 TL üzerinde alış veriş yapanlara kendi tasarımım olan pembiş pembiş bir albümün armağan ediyorum.

13x18 boutlarında 100 adet fotoğraf yerleştirilebilir. Hele ki Çağatay Atasağun yerleştirdiyse daha da renkli kareler bu albümde olabilir :)

Heyacanla bu heyecanlı kampanyanın güzel bir şekilde tamamlanmasını bekliyorum :)

Hepinize sevgiler

24 Kasım 2010 Çarşamba

Asıl Öğretmenler Onlar

Eğitim Bilimleri Derneği'ni kurduğumuz ilk günlerdi. Bitlis'in Mutki İlçesi Çığır 2 ( evet doğru okudunuz, Çığır iki köyü ) öğretmeni Caner öğretmen mail atmıştı. Yardım istiyordu. ...Dernek o kadar yeni ve beş kuruşsuzdu ki onları yüzüstü bırakmak vicdanıma sığmadı.

Olur dedim, eşe dosta haber salacağım. Hemen arkadaşlarıma birer mail gönderdim ve aramızda kalmasını mesajı kimseye forward etmemelerini sadece kendi imkanlarını denemelerini rica ettim. Çünkü kampanya yapmıyorduk.Prosedür dışı hareket edemezdik, öyle değil mi?

Sanki ben öyle dememişim :) Fotoğraflara bakalım, ne demek istediğimi anlayacaksınız :)

Mutluydular, çünkü...

Hediye yağmıştı :)

Ana sınıfı da tamamdı hani :)

Meğer konu taaa Bitlis'teki garnizon komutanına iletilmiş, yardıma onlar da el atmıştı. Sağolsunlar tekrar tekrar.


Botunu ayağına giyenlere mi sevineyim, el birliği ile okulu adam ettiğimize mi? Yoksa ana sınıfının oluşturulmasına mı?

Hepsine çok sevindim, çok!

Katkıda bulunanlara tekrar teşekkürler

Öğretmenler Günüsü

Bir milleti kurtaran yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Mustafa Kemal Atatürk


-Öğretmenim, bugün öğretmenler günüsüymüş.
-Evet canım, bugün öğretmenler günü.

Bir kaç saat sonra...

-Öğretmenim ama sen hep geliyorsun okula ( Neden sadece bugün öğretmenler günü demek istediği herhalinden belli :)
-Haklısın oğlum, hergün bizim günümüz (: