Ata artık bebeklikten çıktı ve oyun çocukluğuna geçti. Bizim ilgi ve ihtiyaçlarımız beslenme ve uyku düzeninden çıkıp daha farklı yönlere doğru ilerlemeye başladı.
Soru ve sorunlarımız daha farklı artık...
Daha yaratıcı olması için hangi oyunları tercih etmeliyiz?
Davranış eğitimi verirken nelere dikkat etmeliyiz?
Evi ve çevreyi daha güvenli hale nasıl getirebiliriz?
Hangi oyunlar onun zekasını geliştirir?
Dil gelişimi için nasıl davranmalıyım gibi? şeyler bizi çok meşgul ediyor son zamanlarda.
Öncelikle kabaca 1 yaş özellklerini bu videoda izleyebiliriz. Doktorun anlattıklarını kontrol edebilir, bir farklılık varsa doktora danışabiliriz.
Bu arada bizim doktorumuz Prof.Dr.Ayça Vitrinel...Kendisinin yaklaşımından, bilgi, kültür ve donanımından oldukça memnunuz.Tavsiye ederiz...
Bir yaşında bir çocuk yavaş yavaş yürümeye, konuşmaya, ciddi ciddi sosyalleşmeye, çevresini tanımaya, kendini beslemeye ve ifade etmeye başlıyor.
Bu dönemde anne-babaların işi pek kolay değil. Dr. Harvey Karp' a göre küçük bir cave man, yani mağara adamı olan bu minikler artık yavaş yavaş devinerek kentlileşmey başlıyorlar.
Örneğin sesler daha net ve anlaşılır olarak çıkmaya başlıyor. O garip bebek dili ağuhabubabab dededediidididi ler daha kısalıp anlam yükleniyor :) An-ne, babba, dedde, dellll, ditti, vuuu, düüüü, pissspisss gibi ifadelere bürünüyor. Bebek yanlış veya eksik telaffuz edebilir kelimeleri, yetişkinlerin yapması gereken bunu örtmek ve hep doğru şekilde telaffuz ederek konuşmak olmalı diyor uzmanlar.Aksi takdirde yanlış model olma durumu söz konusu olabilir :)
Bu arada,tabii, kendini ifade ederken artık daha bağımsız olarak hareket edebildiği için istediği yöne istediği şekilde gitmek istiyor. Burada ailenin çok dikkatli ve çocuğun sürekli yanında gözünü dört açarak bulunması hepimizin ortak sloganı :)
Evde kapılar,çekmeceler,prizler,köşeler,kesici ve delici aletlerin bulunduğu yerler güvenli hale getirilmeli,
Oyuncaklarla oynarken, sıralarken, emeklerken yakınında bir yetişkin mutlaka olmalı,
Yemek yemeğe çalışması engellenmemeli, halı, koltuk, kanepe üst başın kirliliği çok fazla dert edilmemelidir :) Elde bir bez sürekli gezmek ise çocukta suçluluk duygusunu arttıracağından yemek tamamen bittikten sonra konuyu büyütmeden temizliği yapmak en sağlıklısıdır.
Yavaş yavaş yürüme denemelerini bağımsız olarak gerçekleştiren Ata ve yaşıtları için sürükleyerek gidecekleri oyuncakları seçmek daha ideal olacaktır.
Oyun grupları oluşturup ortak arkadaşlar ve oyuncaklarla oynama gibi şeyleri teşvik etmek ise bence sosyla gelişim için erken değil, tam zamanı.
Bugünden itibaren Ata ile oynadığımız oyunları paylaşmaya çalışacağım...
Tabi yürüme,yemek yeme,oyun oynama, gezme ve sosyalleşmelerimizden geriye zaman kalabilirse.... :))))
Sevgiler
2 Eylül 2010 Perşembe
Tweet
Bir yaş bebeğinin genel özellikleri
Etiketler:
1. yaş,
Ata,
bebek gelişimi,
dil gelişimi,
gelişim psikolojisi,
zeka gelişimi,
zihinsel gelişim
Tweet
Çağatay'dan baba inciler :)
Çağatay... Eşim....
İyi bir baba olacağına adım gibi inandığım ve inancımı boşa çıkarmayan adam. Sevgilim...Babalığın hakkını veren duygu yüklü adam...
Bunun gibi dolu dolu yüzlerce satır yazabilirim onun için.
Aslında bunları niçin yazdığımı aktarayım: kendisi doğum fotoğrafı çekiyor, hepsinden ayrı bir gülücükle dönüyor eve. Ondan hikayeleri "baba" gözüyle dinlemek çok ama çok keyifli oluyor... Gülücüklerle anlatıyor bebeklerin ilk anlarını, anneleri, babaları. Onun frekansı çok farklı çünkü doğum- bebek ekseninin biraz dışında kalan babaları olaya çok rahat dahil edebiliyor.
Bkz: işte bu fotoğraf

Hatta bunları kendi blogunda kendi cümleleriyle akratıyor.
Neeeee... Erkek doğum fotoğrafçısı mı diyerek itiraz edip,direk elinin tersiyle itenler arada bakarlarsa olay farklı aslında.
Kaçıranlar çok şey kaçırıyor bence.
Ayrıca Çağatay bir "mor inektir". Farklıdır yani. Herkes iyi fotoğrafçıdır, fakat onun kadrajı,ışığı ve kompozisyonu başkadır. Eşim olduğu için değil hak ettiğini düşündüğüm için yazıyorum.
Ve sadede geliyorum. Son yazısı bence çok ama çok güzel olmuş. Okurken güldüm, gülümsedim, duygulandım. Çünkü o anne-bebek ilişkisinin keskin hakimiyetinin dışında çok önemli şeylere dikkat çekmiş. Babalara, erkek gözüyle ve baba gözüyle "bebek" bekleme ve yetiştirme konularına, emzirmeye...Her konuya değinmiş.
Samimiyeti ayrıca çok keyifli. Bence bu blogu arada sırada bir tıklayın sevgili anneler. Babaları anlatan bir adamın yazdıklarını okumak eğlenceli ve anlamlı olabilir diye düşünüyorum.
Sevgilerimle,
Aylin
İyi bir baba olacağına adım gibi inandığım ve inancımı boşa çıkarmayan adam. Sevgilim...Babalığın hakkını veren duygu yüklü adam...
Bunun gibi dolu dolu yüzlerce satır yazabilirim onun için.
Aslında bunları niçin yazdığımı aktarayım: kendisi doğum fotoğrafı çekiyor, hepsinden ayrı bir gülücükle dönüyor eve. Ondan hikayeleri "baba" gözüyle dinlemek çok ama çok keyifli oluyor... Gülücüklerle anlatıyor bebeklerin ilk anlarını, anneleri, babaları. Onun frekansı çok farklı çünkü doğum- bebek ekseninin biraz dışında kalan babaları olaya çok rahat dahil edebiliyor.
Bkz: işte bu fotoğraf

Hatta bunları kendi blogunda kendi cümleleriyle akratıyor.
Neeeee... Erkek doğum fotoğrafçısı mı diyerek itiraz edip,direk elinin tersiyle itenler arada bakarlarsa olay farklı aslında.
Kaçıranlar çok şey kaçırıyor bence.
Ayrıca Çağatay bir "mor inektir". Farklıdır yani. Herkes iyi fotoğrafçıdır, fakat onun kadrajı,ışığı ve kompozisyonu başkadır. Eşim olduğu için değil hak ettiğini düşündüğüm için yazıyorum.
Ve sadede geliyorum. Son yazısı bence çok ama çok güzel olmuş. Okurken güldüm, gülümsedim, duygulandım. Çünkü o anne-bebek ilişkisinin keskin hakimiyetinin dışında çok önemli şeylere dikkat çekmiş. Babalara, erkek gözüyle ve baba gözüyle "bebek" bekleme ve yetiştirme konularına, emzirmeye...Her konuya değinmiş.
Samimiyeti ayrıca çok keyifli. Bence bu blogu arada sırada bir tıklayın sevgili anneler. Babaları anlatan bir adamın yazdıklarını okumak eğlenceli ve anlamlı olabilir diye düşünüyorum.
Sevgilerimle,
Aylin
1 Eylül 2010 Çarşamba
Tweet
Bu japon anneler çıldırmış olmalı :)
Benim salyangoz denememden sonra Açalya'dan gelen linktekiler beni kopardı.
Bakar mısınız? Bence bu kadınlar - eğer gerçekten bunu yapıyorlarsa- uçmuş olmalılar :)
Okula giden beslenme çantasından böyle bir şeyin çıktığını düşünsenize... :)))



Bakar mısınız? Bence bu kadınlar - eğer gerçekten bunu yapıyorlarsa- uçmuş olmalılar :)
Okula giden beslenme çantasından böyle bir şeyin çıktığını düşünsenize... :)))
Etiketler:
bebek yemekleri,
beslenme,
çocuk
Tweet
Çağatay neler çekmiş meğer?
Son dönemlerde çektiklerini öğrenmek ister misiniz? O zaman a buradan başlayabilir,buradan devam edebilirsiniz.
Çok ama çok eşsiz bir fotoğraf görmek istiyorsanız lütfen bunu kaçırmayın. Öyküsü de çok güzel kaleme alınmış...
Ben de gelinimiz Sedef' in fotoğrafına bayıldım, gelin güzel fotoğraf güzel, fotoğrafçı süp-per! :)
Çok ama çok eşsiz bir fotoğraf görmek istiyorsanız lütfen bunu kaçırmayın. Öyküsü de çok güzel kaleme alınmış...
Ben de gelinimiz Sedef' in fotoğrafına bayıldım, gelin güzel fotoğraf güzel, fotoğrafçı süp-per! :)
31 Ağustos 2010 Salı
Tweet
Ata salyangoz yedi :)
Evet, Ata salyangoz yedi ama makarnadan yapılmış olanından :)

Patates püreli, spagettili, soslu ve marullu bir salyangozdu bu.Öncelikle patatesleri haşladım, zeytinyağı damlatmayı unutmadım. Daha sonra süt ile birlikte blanderdan geçirdim.Bu arada spagetti için başka bir tencerede suyu kaynatıp makarnaları kırmadan tencereye yerleştirip kaynattım, yine zeytinyağı damlatarak tabi...
Marullar sirkeli suda bekledi bu süre zarfında. 50 gr kadar kıymayı hafif bir baharat karışımı ve yağ ile birlikte domatesleri rendeleyip, minik bir tavada kavurdum. Bunun kokusu bile tavlamaya yetti Ata'yı :)
Sonra marulları ellerimle kopararak, minik parçalar şeklinde alta sıralarım ve o sırada hoş bir şey oldu, Ata marulları ağzına attı görür görmez. Otçul biri mi yetişiyor ne ? :)
Denemek isterseniz çok tavsiye ederim. Görüntüyü incelerken ellerini daldırıp yemek istemesi annelerin yüzünü güldürecek bence :)
Sevgiler
Aylin
Patates püreli, spagettili, soslu ve marullu bir salyangozdu bu.Öncelikle patatesleri haşladım, zeytinyağı damlatmayı unutmadım. Daha sonra süt ile birlikte blanderdan geçirdim.Bu arada spagetti için başka bir tencerede suyu kaynatıp makarnaları kırmadan tencereye yerleştirip kaynattım, yine zeytinyağı damlatarak tabi...
Marullar sirkeli suda bekledi bu süre zarfında. 50 gr kadar kıymayı hafif bir baharat karışımı ve yağ ile birlikte domatesleri rendeleyip, minik bir tavada kavurdum. Bunun kokusu bile tavlamaya yetti Ata'yı :)
Sonra marulları ellerimle kopararak, minik parçalar şeklinde alta sıralarım ve o sırada hoş bir şey oldu, Ata marulları ağzına attı görür görmez. Otçul biri mi yetişiyor ne ? :)
Denemek isterseniz çok tavsiye ederim. Görüntüyü incelerken ellerini daldırıp yemek istemesi annelerin yüzünü güldürecek bence :)
Sevgiler
Aylin
Etiketler:
Ata,
bebek yemekleri,
beslenme
Tweet
Ancak otelin plajı hayallerimizi suya düşürdü. Sahilde minik taşlar ayağına batıp rahatsız etmesi üzücüydü. Direk denize daldık zaten ama bu sefer denize girme adabı ve seramonisinden geri kalıyorduk. Bir de o kadar rüzgar ve dalga vardı ki ilk gün, kısacası Ilıca uçuyordu.
Ne yapsak diye düşünürken boş bir havuz ilindi gözümüze. Yetkililer deniz suyu kullanılan bir havuz olduğunu söylediler. İnceledik ve gördük ki buraya rahatça girebiliriz, çünkü sürekli denizden su çekiliyor ve bırakılıyor.
Ata burayı çok sevdi,boynumuza kadar gelen su ılık ve çok hoştu doğrusu.Hafifçe kollarından tutarak suya yatırdım yüzüstü ve doğal olarak o da kendini suya bıraktı. (Buradan çıkarılacak önemli not Ata' nın ellerini tutan annesine güven duyuyor olduğudur, öhö öhö :P )
Derken günler bu şekilde ilerledi. Tabi doktorumuzun hatırlatmaları hep aklımızdaydı.
-30 faktörden sonra gelen koruma faktörlerinin pek bir esprisi yok.Hepsi aynı gibi, üstelik daha fazla katkı maddesi var. En iyisi 30 faktör alın.
-Denize girin, deniz suyu ile haşır neşir olun, havuz YOK!
Ama deniz havuzu var... Telefonla durumu ve sistemi anlattık, dikkatli olmamızı söyledi ve izni kopardık tabi. Sık sık buraya girince diğer bebekli aileler de gelmeye başladılar :) Pek bir şenlendi ortalık o zaman. Yeni arkadaşlarıyla daha çok eğlendiğini görmek güzeldi.
Tatilde dolu dolu el yardımı ile yüzdü Ata'cık.Bunu başaraildiğine göre sıra devamlıklık sağlamada. Yani sık sık ona bunu tekrar ettirmek gerekli ki unutmasın, daha sonra ürkmesin, ondan sonra da daha rahat yüzebilsin.
Kısaca tüyolarım şöyle:
-Güneşe çıkmadan önce kremlenmiş bir cilt ile tutmak daha iyi oluyor, eliniz kaymaz.
-Mayo çok şeker duruyor, hazır bezler bence çok itici.
-Saat 9 çok iyi oluyor ve tabi 5-6 civarı. Su sabah temiz akşam ise ılık oluyor.
-İlk gün 10 dakika, 2. gün 15 dakika... gibi ilerleyebilirsiniz. En fazla ama en fazla 30 dakika kalabilir suda.
-30 faktörlü ya da içinize sinmesini isterseniz 50 koruma faktörlüleri tercih edebilirsiniz.
-Ellerini ağzına götürmemesine özen göstermeniz, aynı zamanda su yutmamasına dikkat etmeniz sağlığı için koruyucu tedbirler olarak aklınızda kalsın.
Tatilden sonra ise uygun ortamlarda ara ara yüzmeyi hatırlatmak pekiştirici oalbilir ama İstanbul'da deniz suyundan havuz fikri bile pek caip gelmiyor kulağıma ...
Alternatifleri iyice bir düşünmek gerek...
Ata ile ilk yüzme denememiz
Bebeklerin 9. aydan sonra kaybolan dalgıç refleksi nedeniyle ne yapmam gerektiğini epey düşünmüştüm. Olası bir suya batma veya suya kafasını daldırmayı istediğinde bu refleks devreye girer mi girmez mi diye endişelendim hafiften.
Sonra gerçekten doğrunun ne olduğunu hatırladım. Doğru ve doğal olan şey bizim araç gerece gereksinim duymaksızın yüzme yeteneğimizin olduğuydu. Ata ' da buna sahip olduğuna göre evhamlanmama gerek yoktu. Yani swim guard olmadan yada kolluk, simit vb olmadan suda keyifli vakit geçirebilirdik. Hepimiz ikna olmuştuk bu düşünceyle...
Bundan 7 sene önce o zamanlar 8 aylık olan kuzenim Ebru ile denize gitmiştik. Tatilde bebek hemşiresi bir tanıdığımız da vardı. Ebru'yu denize hiçbir alet edevat olmadan alıştırmıştı. Zaten yüzme refleksleri tamdı bizim cici kızın. Oradan da cesaret aldım ve dooooğru denize ilerledik.Dünyaca ünlü ILICA plajıa yani...
Ancak otelin plajı hayallerimizi suya düşürdü. Sahilde minik taşlar ayağına batıp rahatsız etmesi üzücüydü. Direk denize daldık zaten ama bu sefer denize girme adabı ve seramonisinden geri kalıyorduk. Bir de o kadar rüzgar ve dalga vardı ki ilk gün, kısacası Ilıca uçuyordu.
Ne yapsak diye düşünürken boş bir havuz ilindi gözümüze. Yetkililer deniz suyu kullanılan bir havuz olduğunu söylediler. İnceledik ve gördük ki buraya rahatça girebiliriz, çünkü sürekli denizden su çekiliyor ve bırakılıyor.
Ata burayı çok sevdi,boynumuza kadar gelen su ılık ve çok hoştu doğrusu.Hafifçe kollarından tutarak suya yatırdım yüzüstü ve doğal olarak o da kendini suya bıraktı. (Buradan çıkarılacak önemli not Ata' nın ellerini tutan annesine güven duyuyor olduğudur, öhö öhö :P )
Derken günler bu şekilde ilerledi. Tabi doktorumuzun hatırlatmaları hep aklımızdaydı.
-30 faktörden sonra gelen koruma faktörlerinin pek bir esprisi yok.Hepsi aynı gibi, üstelik daha fazla katkı maddesi var. En iyisi 30 faktör alın.
-Denize girin, deniz suyu ile haşır neşir olun, havuz YOK!
Ama deniz havuzu var... Telefonla durumu ve sistemi anlattık, dikkatli olmamızı söyledi ve izni kopardık tabi. Sık sık buraya girince diğer bebekli aileler de gelmeye başladılar :) Pek bir şenlendi ortalık o zaman. Yeni arkadaşlarıyla daha çok eğlendiğini görmek güzeldi.
Tatilde dolu dolu el yardımı ile yüzdü Ata'cık.Bunu başaraildiğine göre sıra devamlıklık sağlamada. Yani sık sık ona bunu tekrar ettirmek gerekli ki unutmasın, daha sonra ürkmesin, ondan sonra da daha rahat yüzebilsin.
Kısaca tüyolarım şöyle:
-Güneşe çıkmadan önce kremlenmiş bir cilt ile tutmak daha iyi oluyor, eliniz kaymaz.
-Mayo çok şeker duruyor, hazır bezler bence çok itici.
-Saat 9 çok iyi oluyor ve tabi 5-6 civarı. Su sabah temiz akşam ise ılık oluyor.
-İlk gün 10 dakika, 2. gün 15 dakika... gibi ilerleyebilirsiniz. En fazla ama en fazla 30 dakika kalabilir suda.
-30 faktörlü ya da içinize sinmesini isterseniz 50 koruma faktörlüleri tercih edebilirsiniz.
-Ellerini ağzına götürmemesine özen göstermeniz, aynı zamanda su yutmamasına dikkat etmeniz sağlığı için koruyucu tedbirler olarak aklınızda kalsın.
Tatilden sonra ise uygun ortamlarda ara ara yüzmeyi hatırlatmak pekiştirici oalbilir ama İstanbul'da deniz suyundan havuz fikri bile pek caip gelmiyor kulağıma ...
Alternatifleri iyice bir düşünmek gerek...
30 Ağustos 2010 Pazartesi
Tweet
Ata bugün ne yedi?
Efendim, artık sabah kahvaltılarımız ve yemek tabaklarımız olabildiğince şekilli ve süslü hazırlanıyor. Kenarlarındaki salatalık ve domatesleri kolayca kavrayıp yemesi için küçük parmak boyunda kestim.ım...Biberleri ise iki parmağı ile kavrayacak şekilde bırakt Muzlar ise pekmezli olarak ortaya dizildi.Tatların bir birine karışmamasına dikkat ettim tabi, biberler bariyer görevini gördü diyebilirim.İşe yaradı, tavsiye ederim.

Not:Peynir ve yumurta ayrı tabakta olduğu için burada gözükmüyorlar :)))
Sevgiler
Aylin

Not:Peynir ve yumurta ayrı tabakta olduğu için burada gözükmüyorlar :)))
Sevgiler
Aylin
Etiketler:
beslenme,
çocuk gelişimi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
