11 Ocak 2011 Salı

Can Yael' in annesi Ayşe Tolga ile söyleştik.



Oyuncu, Aisha markasının yaratıcısı, Can Yael' in güzel annesi sevgili Ayşe Tolga ile "annelik" üzerine söyleştik. O da bir İzmirli ve hayatının her ayrıntısında köklerine ait olan bu şehrin izlerini görmek bence mümkün :)

Keyifle okumanız dileğiyle,
Sevgiler
Aylin

1. Hamilelik haberini alınca yaşadığın duyguyu tarif edebilir misin?Planlı bir gebelikti benimki. Çok istiyordum 9 Haziranda dogum gunumu kutlamıs ve esim ve ailemle bir tekne gezisine gitmistim. Periodum teknede 1 gun gecikince hemen anladim. Ama emin olana kadar kimseye bir sey soylemedim. Bir hafta sonra doktora gidip haberi alinca cok mutlu oldum. Cok da rahatladım. Bu hamile kalma sureci ne fena hayatın boyunca dikkat ediyor ve hamile kalmamaya ozen gosteriyorsun İstedigin ve hazır oldugun anda ise hemen olmuyor.

2. Nasıl bir hamilelikti? Nelere dikkat ettin ?
Bol bol kitap okudum , seminer seminer gezdim. Kendime cok dikkat ettim Yoga pilates yaptim bol bol. 34 haftaya kadar da spor yaptım. Organik gıdalar ve temizlik maddeleri kullanmaya basladim.

3. Bebeğini ilk gördüğün an ve dokunduğunda neler hissettin?
Cok narin ama o kadar da güclü bir varlıktı kızım. zor bir yolculuktan geçmiş ve sonunda kavuşmuştuk. HOŞGELDİN BİR TANEM DEDİM. ÇOK TATLI , GÖZLERİ ŞİŞMİŞ MİNİK BİR ESKİMOYDU KUCAGIMDAKİ. BEBİŞİN ÇIKIM ANI ÇOK BAĞIRTILI VE GÜRÜLTÜLÜ İDİ. BEN SAHA SAKİN BİR GELİŞ OLSUN İSTERDİM. BU YÜZDEN KUCAĞIMA ALDIGIMDA ONU RAHATLATMAK İSTEDİM. ANNECİGİN BURDA BEBEĞİM DEDİM. GÖZLERİME BAKTI İNANILMAZDI.

4. Can Yael nasıl bir bebek/çocuk ve iletişiminiz nasıl? :)
Cok sakin makul bir bebek. Ebeveyn olarak iletisiminiz gun gectikce arttıyor. Cok sevgilimiz eşim de ben de büyük aşk yaşıyoruz. Güven duygusunu aşılıyorum. Cok kuvvetli iletisimimiz var

5. Annelik tarzın nasıl bir tarz?
Aylincigim cok iyi bir soru bu. Bebegimin her zaman yanında ve ona destek oldugumu belirten ama ona cok saygı duyarak bir birey oldugunu kabul ederek.davranmak tarzim. Onun her zaman yanindayim ama benim uzantim degil. Ona destek olurum ama poposundan ittirerek degil dogruyu gostererek geride durup denemesine ve kendini gerçekleştirmesine izin vererek kendi sınırlarımın oldugu gibi onun sınırlarına da saygı duyarak beraber büyümek Ne olursa oldun anne baba olarak her zaman cocugumuza en iyimizi gostermek ( Yetersizlik kaygı ve korkuları onun realitesine sokmamaktan bahsediyorum) Hem arkadas hem de otorite yani şefkatli bir yaklaşımda olmak isterim. Deneyime, bireysellige ve öğrenmeye dayanan bir sürecimiz var.

6. Bebeğini büyütürken olmazsa olmazların nelerdi- nelerdir?
Her seyin organik olmasi. Deterjan, gıda giyim. ( gerci giyim biraz kayıyor tabi) ,saglık icin birincil sartım. Bebegimin rutini esnek de olsa bebegimin saatlerinde yeme uyuma gibi hayat rutininde olması ikincil onceligimdir. Bebisimizin sosyal ve fiziksel gelisimi icin yaptıgımız aktiviteler ... Her gun açık havada olmak... Aklıma gelen ilk şeyler.

7.Aisha markası nasıl doğdu? Kimlere hitap ediyor ve içeriği nedir?
Aisha İzmir’li kökenlerimden ve detaycı kişiliğimden ortaya çıktı. Ancak kişiliğime en uygun şey; karışımlar hazırlamak ve hizmet etmek olduğu için doğal terapiler ve spa’lar ile ilgileniyordum. Araştırmalarım ve çalışmalarım beni aromaterapiye oradan da ‘Aisha’ya getirdi. Aisha İzmir’li kökenlerimden ve detaycı kişiliğimden ortaya çıktı. Ben aromaterapi ile şifayı birleştiren bir marka yaratmak istedim. Ve bu niyetle yolculuğuma çıktım. Bu yolculuk uzun, oldukça stresliydi. Tüm olumsuzluklar ve zorluklar beni daha da kararlı kıldı. Bu süreç kendimi tanımama yardımcı oldu. Aromaterapi üzerine çalışmaya 3 sene önce başladım. Öncelikle kitaplardan okuyor ve okuduklarımı uyguluyordum. Aromaterapi çok ilgimi çekiyordu. Beğendiğim markaların uluslarası girişimcileriyle kontaklar kuruyor, onların serüvenlerini dinliyor, tavsiyeler alıyordum. Sonra okul aramaya başladım, Londra İTHMA isimli aromaterapi okuluna devam ettim. Hocam Gabriel Mojay aromaterapi konusunda dünyanın sayılı otoritelerinden birisidir. Kitaplarını okuduğum bir hoca ile çalışmak da ayrıca bir heyecan ve onur oldu. Okula başladım, gerçekten oldukça titiz ve detaylı bir eğitimdi. Anatomi, fizyonomi, Çin tıbbı, aromaterapi organik kimya, çeşitli ekollerden masaj eğitimleri, cilt ve vücut bakımı eğitimleri aldım. Aisha 7 den 77 ye kadın erkek cocuk herkese hitap eden bir markadır. urun skalasında anne bebek cocuk ev yüz ve vücut ürünleri bulunmaktadır. Aisha urunleri % 100 dogal % 60 organik hammaddelerden hazırlanmaktadır. Saf yağlar ve baz yağlar , tuzlar bitki çayları ve özleri ve saf bitki suları içeriklerimizi oluşturur. Bu maddelerden kremler, sampuan gibi genel urunlerin yanı sıra hamile ve bebekler icin cok spesifik urunlerimiz de mevcuttur.


8.Medya mı yeni işin mi, hangisi daha tatlı? :)
İki işimin bende yeri ayrıdır. Oyunculuk backgrounduna sahip olmaktan dolayı cok memnunum kariyerim boyunca hiçi kendime ait olmayan, rutin ve sıradan bir işim olmadıgı icin cok memnunum. Ben hep kendimi ifade etmek, insanlara kendimi anlatmak gayesi ile bir seyler yaptım. Bu amac dogrultusunda rotam nereye donerse yapabilmek bu cesaretle küllerimden yeniden dogmak bana kendimi tanıttı. Kişisel motivasyonumla gerçekleştirdiklerim bana daha da cesaret verdi.

9.Hamilelere ve yeni annelere altın tavsiyelerin neler?
Hamilelik mukemmel bir surec. Tum vucudunun degisen duruma ayak uydurması inanılmaz. Her anınınzdan keyif alınız. Size kendinizi kotu hissettirecek ( Turk toplumu herkes her seyi bilir. Kimsenin sınırı olmadıgı icin tanımadıgınız kişiler bile size bir sey soyleme hakkını bulurlar ya kendilerinde hamilelikte ikiye katlanıyor hem de hepsi şom agızlı konusurlar Bu kişilerle hic duymazdan gelin. ailenizde de olaiblir bu insanlara da kulaklarınızı kapatın. Negatif hicibir seyi dusunmeyin. Sizin icin en önemli sey siz ve bebeginiz. İçinize donup , kendinizi iyice tanımanız anne olarak olası falsolarınızı toparlanmanız vir içe dönüş ve temizlenme zamanı olarak geçirin. Kendinize zama ayirin şımartın. Çok güzel oldugunuz asla unutmayın Canınızın istedigini ( bebeginize zararlı olmayacak şekilde yiyin) Ama mutlaka haretket edin...
Bu Şansa sahip oldugunuz için sizi sevgiyle selamlıyor, en güzle ve en kolay doğumları diliyorum
Kızkardeşlerim
Sizleri sevgiyle kucaklıyorum

Sevgiler,

Ayşe Tolga

10 Ocak 2011 Pazartesi

Beni de mimlemişler



Sevgili İkiz Annesi bana ödül vermiş ve mimlemiş sağolsun. Ben de sevgili dostlarım Açalya, Ayça, Sena, Deli Anne'yi mimliyorum. Hadi hayırlısı bakalım :)


1- Kaç Yaşındasınız ? 332- İsminizin Son Harfi Ne ? Adım AyliN
3- En Sevdiğiniz Renk ? Beyaz4- Kilonuz Kaç ? 62
5- Boyunuz Kaç ? 1.67
6- Ailenizin Kaçıncı Çocuğusunuz ? İlk :)
7- En Sevdiğiniz Şarkı ? Bu aralar "Ali Baba' nın Çiftliği" :)))
8-Sigara Kullanıyomusunuz ? Hayır
9-Alkol ? I-ıh!
10- Çayı Fincanda mı İçersiniz Çay Bardağında mı ? Hepsi uyar :)

8 Ocak 2011 Cumartesi

Süper Anne Olmak (?) ve Hojgeldin 2 yaj sendromu



Sanki bugün farklı mıydı? dersem yalan olur. Evet farklıydı, hem de küçük ama çok önemli bir fark vardı.

Bu sabah faranjiti tavan yapmış, saçı başı dağılmış, ateşi çıkmış, pelte gibi olmuş bir anne olarak uyandım. "Ne yapacağım acaba" derken Ata uyandı. Emme, sabah kıkırdaşmaları derken, sürünerek elimi yüzümü zor yıkadım. Son enerjimle mutfağa ilerledim ki, kocacığım sağ olsun, kahvaltıyı çoktan hazırlamış :) Ne dua ettim ama...

Sabah kahvaltımız, müziğimiz derken iyice ağırlaştım. Bir de baktım uyumuşum ve evde kimse yok. 1 saat kadar sessizliği üzerime örtüp dinlendim ki bu bana ilaçtan öte fayda etti.Ata'cığım gelip sabah uykusuna yatınca ev işlerini bir çırpıda hallettiğim için pek mutlu oldum. Kendime baskı yapmayıp "amaaaaaaan salla kızım Aylin, olduğu kadar" deyince epey gevşedim ve mutlu mesut bahtiyar bir şekilde güne devam ettim.

Sonra Ata'cığımla pili bitene kadar oynadık. Bir ara babasıyla sahile inip koşturup tepiştiler. Oh! ne kadar sinir stresi varsa gitti kuzumun.

İşte bugünün en büyük farkı buydu; Ata acayip huzurluydu. Biliyordu işte bir şekilde "anne burada", "anne abece'ye gitmeyecek", "anne ile akşama kadar oyun oynayacak, şakalaşacak". Saatleri bilmiyor, günleri bilmiyor ama bir şekilde hissediyor işte günün nasıl geçeceğini ve annenin nerede olacağını.

Çalışan her annenin çocuğunda oluyor böyle sinir stres zamanları belki de. Çalışma saatlerim değiştiğinden ve annannesiyle dedesi İzmir'e gittiğinden beri biraz asabiydik biz.

Harvey Karp'ın notlarını hatmettik. (Özge'ye bir kez daha teşekkürler.)

Sakin sakin konuşmadık mesela o asabiyken. Hafiften ben de yükselttim sesimi.
Anında ilgisini başka yöne çekmedik.
Sakinleşince başka şeylere yöneldik.
Bir şeye inat ettiğinde biz de inatlaşmadık, sessiz kaldık. İşi abartırsa tatlı sert yaptık kendimizi.
Bu "fast food" kuralı süper birşey. Yani çocuklar için acayip işe yarıyor. Şimdi örneğin, biz ağlansak sızlansak bir arkadaşımıza ve o bize "seni anlıyorum" demek yerine öğüt verse... Ne sinir değil mi? İşte yetişkinlerin en büyük hatası bu çocuklarına karşı. Öğretmenlerin de... Hemen ahkam, hemen öğüt yada hemen azar.

Hocamız Prof.Dr.Üstün Dökmen "Bir çocuk eline taş alıp cama yönelmek istese bile, cama taş atmak istiyorsun deyin" derdi. "Anlaşıldığını ve kendisine ayna tutulduğunu görünce gevşer ve daha da sakinleşir" derdi.Sadece sakinleşmek için idealdir diye anlatmıyorum. Herzaman herkeste işe yarayabilir. İşte bu davranış gerçeğinin fast food uyarlaması süper.

Geçenlerde Ata eline viledayı almış bir güzel yerleri paspas etmek istedi (bunları ayrıca anlatacağım, hergün bir temizlik badiresi var evde çünkü :) Baktım artık elini sürüyor, sürdüğü elini ağzına götürüyor, tatlı sert elinden almak istedim. Tamam, çok kötü bir girişim oldu Ata için ama genişlik de bir yere kadar. N'oldu??? Tabi ki çıldırdı. "Ata paspas yapmak istiyor", "Ata onu geri istiyor" dedikçe ağlama şiddeti azalıverdi. Sakinleşince arabasına yöneldik, oynamaya başladık ve onu kucaklayıp koklaya koklaya öptüm :)

Bir örnek de mutfaktan. Yemek yaparken bacağıma yapışarak kucağına almamı istedi, sonunda aldım. Bu sefer tencereye uzanıp yemeği karıştırmak isteyen küçük yamak tehlikeli bir şey yaptığını fark etti ama kendince taviz vermedi. Hemen oradan uzaklaşınca yırttı kendini. Oradan uzaklaşırken "Ata mama yapmak istiyor" diye diye çıktım mutfaktan. Ağladı ağladı ağladı... Sonra sakinleşti. Gidip aynaya dil çıkarıp mööööö deyince sıkı sıkı sarıldım ona yine.

Canım benim ya! :)

Kızmıyorum ona...

Annesini hep ama hep yanında istiyor, her çocuk gibi ve tabi ki her çocuk gibi yerden göğe kadar haklı. Hep onunla ilgilenilsin, oyun oynansın, dışarıda gezilsin, şakalaşılsın, gülüşülsün, kıkırdaşılsın... Bunu herkes ister. Niye Ata istemesin ki?

Yarı zamanlı çalıştığım halde yokluğum etkisini gösteriyor. Baba ile babanne ve aile dostlarımızla harika zaman geçiriyor ama akşam eve gelince soruyor hesabını! Neredeydin anne? Başlıyor mızırdanmaya, ağlamaya, sinirlenmeye.

Eee, ben de anneme yapardım aynısını o okuldan gelince. Hem insan candan sevdiklerine böyle ağlar sızlanır, öyle değil mi ya!

Abartmayayım, annesini istemek her çocuğun hakkıdır diyor bu upuzun yazıya bir son veriyorum :)))

Bir günün özeti



Dün 06:30 gibi Ata uyandı ve emmek istedi.
Emzirme seansı bitince yatakları topladım.
Çamaşırları katlayıp dolaplara yerleştirdim çabucak.
Sonra elimiz yüzümü yıkayıp banyodaki havluları değiştirdim.
Kurutucudakileri katladım.
Koşarak mutfağa...
Kahvaltıyı hazırladım.
Ata'yı doyurdum, sonra bulaşıkları toparladım.
Bu arada mail box ı açıp gönder al yaptım.
Bir iki tanesine yanıt yazabildikten sonra benden oyun bekleyen Ata'mı kucaklayıp legoların başına oturdum.
Oynadık oynadık oynadık.
Derken evi yine çaktırmadan toparladım.
Ata kendi kendine birşeylerle ilgilenirken mutfağa geçtim yine, öğlen yemeğini hazırladım.
Çağatay dedi ki " hadi geç kalıyorsun".
Giyindim, saç, baş, makyaj faslından sonra evden hurraaaaa diye çıktım.
Doğru bankaya.
Oradan yıkılmayı bekleyen eski okuluma.
Öğrencilerimin kitap ve legolarını paketledim.
Nakilyecileri çağırdım, bekledim.
Koşarak çıktım.
Nereye perdeciye.
Ata için yaptırdığım cici perdenin siparişini verdim.
Sıkı pazarlıktan sonra sevinçle oradan ayrıldım :)
Oradan diğer bankaya geçtim, işlemlerimi hallettim.
Sonra öteki bankaya...
Çok zengin değilim :)))
Aksine para yetiştirmeye çalışıyorum faturalara.
Mecburen yandaki McDonald's tan minik bir hamburger aldım, ışık hızıyla yuttum.
Koşarak okula girdim.
Koş Aylin koş.
Sınıfa girdim paltomu çıkardım!
O da ne??? Hırkamı evde unutmuşum :(
Okul yeni yapılmış, misafiriz. Altı bomboş, kapalı spor salonu, üstünde yani bizim katta rüzgarlar esiyor, kapılar sürekli açık ve kaloriferler "doğru düzgün yanmıyor"!!!!!!
Neyse... Alıştık!
Hayat bilgisi, Türkçe, Matematik, Görsel Sanatlar derken 6 ders bitti.
Popomun üstüne oturmadığımı farkettim çocukları servise bindirirken.
Haa, 3. teneffüste çayımı yarılayabilmiştim en azından.
Okuldan hızlıca çıkarken 8. sınıflarla lafladık biraz.
"Misafirim var kızlar" olmasa daha da kaynatırdık ama acil uçmam lazım dedim.
Nuga'ya girdim. Nefis çikolatalar, tartlar ve pastaları kapıp eve geldim.
Oğlum yeni uyanmıştı, babannesinin kucağındaydı hafif uykulu :)
Kucağıma atladı: "mem-me" dedi.
Elimi yüzümü zor yıkadım, haydi doooğğğğğğğrruuuuuuu memeye :))))))
Sonra masayı hazırladım, ikramları hazırladım.
1 minoset ve 1 propolis aldım.
Oyuncakları bir kenara yaklaştırdım.
Gün boyu üşümüştüm ve titrediğimi ve ateşimin çıktığını farkettim.
Ata'ya akşam yemeğini yedirdim.
Tam ayağımı uzattım ki aklıma geldi: "çay"
Hazırladım tekrar uzandım.
Tam oh 2 dakika uzanacağım derken, Ata kaka yaptı.
Oyunla, şarkıyla zar zor temizledim.
Derken misafirlerimiz geldi.
Dostlarla hoş beş, sohbet muhabbetle ilerledi zaman.
Ata gelen minik abi ile oynadı ve uyku saati geldi çattı.
Saat 20:30
Uyumak istemedi, direndi, abiye koştu arkasına bile bakmadan.
Oynadı oynadı oynadı :)
22:00 olmadan uyutmak istedim, direndi yine.
Pijamalar giyildi, dişler fırçalandı.
Cupppp yatak!
En sonunda uyudu.
Tabi bu sırada misafirlerimiz evden ayrılıyordu.
Yolcu ettikten sonra yine nereye... mutfağa.
Aklıma geldi:yine 1 propolis ve 1 minoset içtim.
Tabaklar temizlendi,
Herşey makineye tepildi.
Mutfak temizlendi.
Lap top açıldı.
Maillere göz atıldı.
Bloglar okundu,
Azıcık film izlendi.
Ateşim çıkıyor, dinleneyim derken yeni güne 1-2 dakika ve yastığa bir karış kala uykuya dalındı :)

Bunca hengameden ne anladın diye sorarsanız: "anneler hasta olmaz, anneler herşeyi bilir- yapar" özlü sözlerinin ne derece doğru olduğunu gördüm, o kadar:)))

Şimdi bu postu bitirince dünkü temponun öğlen yemeği kısmından başlayıp akşamı bulacağım.

Haydi bakalım baş baş,öptüm sizi

6 Ocak 2011 Perşembe

Kardeşlik

Ata nin kardesi olmalı mı? Ya da kaç kardesi olmalı? Bu soruların hepsinin yanıtı mevcut. Ata abi olmalı evet. Ay nasıl bakarım ya nasıl buyuturum hepsini birden diye tasalanmaya kalksam bir halt beceremem. Bu konuda pratik anne cok haklı.

Bir kere ben kendimi çok fazla düşünerek ilerleyecek halde değilim. Artık esim ve oğlum var. Oğlumun büyüme dönemleri ve gelişim özelliklerine bakarak abi olma fırsatı vermek annelik gorevimdir diye düşünüyorum.

Esimin bir kız kardesi var benim ise bir erkek kardesim. Ata nin da olsun kardesleri. Yani yeni bir bebek olmalı belki saglık olursa daha sonra yeni bir bebek daha :))))

Kardesligi doya doya yasamış biriyim ben. Benim canımın ici kardesim. En güzel haberini ilk önce bana müjdeledi o. Asık oldu omzumda ağladı. Minicikti ... Uyuyamadiginda korktuğunda gelip yanıma sokulurdu. Ona masallar okutdum 1. Sınıfta soktuğum tingir mingir okuma becerimle. O da ilkokula başladı tabi. Fen kitaplarimdaki reslere baka baka deney yapmış hatta bir keresinde ölümlerden donmuştu elektrik deneyinde. Minicik bir adamdı o. Sarılıp kollaya kollaya öpersin ben onu. Yine bir kere okuldan kafasını kasiya kasiya gelmişti. Bir baktım ki 3-5 tane sirkeeeeeeeeeee!!!!!!dizime yatırıp hemen halletmiştim meseleyi:)))) o 7 yasında ben 12 :) sonra anneme haber verdim :)

Daha neler neler:))) kucağıma aldığım ilk ani öleceğim ama hiç unutmayacağım. Kardeşliğin kokusuydu kokladigim demek ki. Baskasında hiç rastlamadigim şeydi Aydin'cigimda olan.

Yıllardır başka başka sehirlerde yasadık ama hep birdik iste. Hasta olduğumda ilk önce o koştu geldi Bursa' ya. Ben de Aralik soğuğunda Dogubeyazit'ta kışlasında ziyaret edecektim ama buzdan inemedik Agri semalarından aşağıya.

Yahu 5 yıldızlı otelde tatilimizi de yaptık , son kuruslarimizla simit alıp iki kemirgengil de olduk biz :))))

İyi ki de olduk! :)

Ata'cim da yasasın bunları :)

Ülkenin ekonomisi bozulmuş okullar dandikmis bilmem ne bilmem ne. İyi egitim oğlumu yüceltir biliyorum ama iyi kardesler ve iyi bir kardeşlik duygusu Ömür boyu mutlu eder. En iyi egitimi almalarını çok isterim. Sevilen biri olmalarını başarılı ve yaratıcı olmalarını.

Ama bu hayat öyle ki. Bin bir türlü halı var.

Birbirlerine emanet edeyim onları.

Gözüm arkada kalmasın gocup gidersem eğer...

5 Ocak 2011 Çarşamba

İkinci çocuğu ne zaman yapmalı? Anne görüşleri 1

"İlk çocuğunu çok iyi yetiştir ki, o da geriden gelenleri yetiştirecek" diye bir deyiş varmış Amerikalılarda. Ben de bunu sevgili Pratik Anne'nin bu yazısında okudum.

İşte çok deneyimli bir anne olan Pratik Anne nin yazdıkları burada. Bir de bu yazısı var.

Kesinlikle okumalı ...

Talihli aranıyor

Yılbaşı çekilişime katılan ve kazanan Burcu & Can ve Cem aranıyor!

Bekliyorum bekliyorum ama bir türlü ses çıkmadı :(

Hediyeleriniz sizi bekliyor :)

Hadi durmayın, mail atın bana.