5 Ocak 2011 Çarşamba

Yeni bir bebek mi???

Ata & Ebru

Foto Not:İki çocuklu olmak nasıl birşey bilmiyorum ama bu iki kuzen çok tatlıydılar bu yaz. Sanırım ilk çocuğun kız olması büyük avantaj :)

Haftasonu Çağatay 2 gün üst üste doğum fotoları çekmiş ve her ne hikmetse 2 gün üst üste doğumduğum düşünülüp, dünyanın tebriğini almıştık. Bkz:burası :)))) Durumla dalga geçerken, birden aklıma geldi ve kendimce yeni bir bebek meselesini açtım. Anneler görüşlerini ve yaşadıklarını paylaştı.Bir kez daha teşekkürler.

Bu akşam oturup uzun uzun uzman görüşlerini araştırdım.

"Çocuk iki yaşına geldiğinde artık şefkat duyguları gelişmiş, anneden ayrılış anksiyetini daha az şiddetli yaşar olmuş, annenin sürekliliğine ve devamlılığına inanmış ve kendi bağımsızlığını ilan etmiş olur. İki yaşından sonra yeni bir bebek gelebilir.Aileya katılmasının katkıları büyük olur."

Prof.Dr.Sabiha Paktuna Keskin

"Kakalı bez olayı bitince ikinci bebek gelebilir."

Dr. Kadir Tuğcu

"2 yıldan önce anne yeniden hamile kalırsa kendine iyi bakmalı, iyi dinlenmeli ve iyi beslenmelidir".

Dr.Kaan Kocatepe

"Çocuklarda kardeş yaş aralığının ideali yoktur. Ancak iyi anlaşmalarını isterseniz minimum 3 maksimum 5 olmalıdır."

Okul Öncesi Eğitim Dersi Hocam Prof. Dr. Tanju Gürkan

Aslında yeni bir bebek isteyenler düşünmeli derim acil olarak bebek isteyenler için. Ama biliyorsunuz, bazı bebekler planlara bakmaz, istediği zaman gelir işte! Ve bu bence hayatın en güzel süprizi olur :)

Bkz: Ata Atasağun :)))))

4 Ocak 2011 Salı

Bu çocuklara hep destek tam destek :)




Posta kutuma düşen önemli maillerden iki tanesini acilen paylaşıyorum.

İlki Bir Dilek Tut derneğinin minik bir kampanyası ile ilgili:ayrıntılar için tıklayınız.

İkincisi Lösev için

"Merhabalar,

LÖSEV (Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı) 3.5 yıllık bir vakıf olmasına rağmen Türkiye'nin ilk lösemili çocuklar hastanesi LÖsante �yi Ankara'da kurdu. Yemeğinden pijamasına, muayenesinden tahliline herşey ücretsiz olarak çocuklara sunuluyor. Ankara dışından gelen ailelere de apart oda hizmeti veriliyor.

Vakıf kullanmadığımız giysi, ev eşyası, oyuncak, bisiklet ve yiyecek yardımlarını kabul ettiği gibi, YKB 477 Şube 1-002666 hesaba tutar ne olursa olsun bağış da yapılabiliyor.

Tel : 0312- 447 06 60


Daha fazla ayrıntıburada

3 Ocak 2011 Pazartesi

Düşüncelerini paylaşan annelere teşekkürler



Bir önceki postumda "ikinci çocuk için doğru zaman ne zaman?" sorusunu sormuşum. Deneyimli annelerden Banuska, Firdevs, Çok Bilmiş, Asna ve Gülşah yanıt verdi, teşekkür ederim.

Görüşler birbirinden çok farklı;

-"2 yaş önemli"
-"En az 5 yıl olmalı"
-"İlk çocuk yeterli anne sütü almalı ve bedeni dinlenmeli",
-"Anne kendini hazır hissettiğinde hamile kalmalı şeklinde yorumlar geldi".


Peki ben ne düşünüyorum, eğer annenin fizyolojisi ve psikolojisi hazırsa, eşler ortak kararla çok isteyerek yapıyorsa evet, anne yeni bir bebeğe hamile kalmalıdır :)

2 Ocak 2011 Pazar

İkinci çocuk için doğru zaman?

Çağatay' ın doğum fotoğrafları sağolsun, bizi hergün çocuk sahibi yaptı, ne mutlu ne güzel :) Tabi ben de düşünmeden edemedim, acaba ikinci çocuk için doğru zaman ne zamandır diye?

Fotoğraf: Cocuk.com

Acaba nelere dikkat edilmeli, neler göz önünde bulundurulmalı? Özellikle deneyimli anneler bu konuda ne der? Ne yaşadılar? Çok merk ediyorum.

Uzmanlara göre iki hamilelik arasında en az 2 yıl olması lazım . Ama bu pratikte "ikinci çocuk" isteyen annelerin sorusuna yanıt vermiyor ki! Hele ki anne 35 yaş üstüyse.

İki çocuklu olmak nasıl bir şey? Paylaşmak ister misiniz?

Kocanız doğum fotoğrafçısı olursa...

Özellikle "kocanız" dedim çünkü şu anki durumu en iyi anlatan kelime o.
Bildiğiniz gibi Çağatay doğum fotoğrafları çeken bir sanatçı. Sanatçı diyorum -kocam olduğu için değil- hak ettiği için. İsmini aratınca birbirinden ilginç ve farklı kareler bulabilirsiniz ...

Neyse! Anlatacağım şeyler bunlar değil.

Nedir???

Dün Kadıköy Şifa Hastanesi'nde doğumdaydı kendisi.

Dün

Facebook'a bu fotoğrafı yükleyip altına "1.1.2011 ve saat 11:11 yeni yılın ilk doğumu :) Çağatay çalışıyor" yazmış.

Ahh, iyi ki de yazmış. Tebrik edenler, analı babalı büyüsün diyenler, mesaj atanlar, ... Abicim, darısı 3.'ye diyenler :))) Ben doğurdum sanılmış (yine) :))) "Bizim bebeğimiz değil Ateş bebek geldi" diye izah edene kadar göbeğim çatladı. Tabi gülmekten kendimi alamadığım da oldu, ne yalan söyleyeyim :)

Bugün de doğumdaydı Çağatay...
Bugün

Yine bu fotoğrafı eklemiş, altına "2.1.2011 saat 10:00 Berk bebek dünyaya geldi, Çağatay çalışıyor yazmış"
Perşembe günü gelmesi beklenen bebek bu sabah doğmak istemiş ve bugün dünyaya merhaba demişti. Hastaneden bebeğin sağlıkla dünyaya geldiğini haber vermek için aradığında yine Facebook'ta paylaştığını söyledi bana. "İyi olur aşkım, bugün de Aylin doğurdu sanılmaz herhalde" dedim kahkahalarla. Bir de ne göreyim, Çağatay' ı tebrik eden edene... Doğum fotoğrafı çektiği için değil baba olduğu için!!!

Haydaaaaaa, yahu bu adam dün de doğumdaydı ben sandınız, bugün de mi ben doğurdum sanıyorsunuz:)

İyi de ben hergün doğmuyorum ki be kardeşim! :) El insaf :) Hem ben hamile olsam herkesin haberi olur, bir şekilde duyardı bir kere. Ne bileyim bir hamile fotoğrafım olurdu, daha önceden bebek beklediğimizi yazardık filan. Sonra adam "baba oldum" gibisinden bir şey yazardı değil mi yani? Ne bu böyle resmi resmi, bebek geldi hoşgeldin demeler, insan kendi evladı için bambaşka şeyler yazmak ister ve yazar, değil miiiiiiiii ? :))))) Hem ben 2 gün üst üste nasıl doğurabilirim, tıbben imkansız :)

Yada şöyle de anlatılabilir:

-Çağatay & Aylin kaç çocuğunuz var?
-65 :) Bu gidişle 365 :)


İşte böyle; kocanız doğum fotoğrafı çekerse her çektiği bebek sizin sanılabilir, hergün tebrik alabilirsiniz.


Not:2011 bol bebekli bir yıl olacağa benzer arkadaşlar. Hepsi sağlıkla doğsun, büyüsün inşallah.

Keyifli yıllar

1 Ocak 2011 Cumartesi

İsti-yorum Yazı-yorum

İsti-yorum bunları senden 2011!

Şimdi samimi olayım, en başta sağlık istemenin ne derece önemli ve olgun bir duruş olduğunun farkındayım. Biliyorum, önce sağlık istemeli. Hergün dilimden düşmeyen tek şey "sağlık" kelimesi ve bunu ilk olarak listeye yazmayı kanuni olarak ekliyorum, hahaah :))) Ancak daha da samimi ve içten olacak olursam - ki genelde böyleyimdir- bir kadın olarak benim de diğer kadınlar gibi bitmeyen minik minik isteklerim var.
Yemek masasından başlayalım, istediğim gibi olmadı, bunu değiştirelim önce sandalyeleriyle birlikte. Çok mütevazi bir rakama mal olmuştu, müsriflik etmiyorum merak edilmesin. Hatta başka yerlerde de değerlendirilebilir ancak, istediğim gibi olmadı, ne yapayım, içime sinmiyorsa...

Sonra dolap düzenlemelerine el atalım.

Sonracığıma yağlı boya tablolarımı tek tek asayım duvarlara bu sene. Çağatay'ın ve benim çektiğim fotoğrafları da...Ve ve ve tabi ki Ata'cığımın yeni fotoğraflarını da...

Ofisi daha da pratik hale getirmek lazım. En doğru yer neresi sevgili yeni yıl, gördüğüm kadarıyla İkea. Bir sabah, erkenden gidelim buraya.

Çiçeklerime yenilerini eklemek istiyorum. Meselakılıç çiçeği, örneğin bejamin, yeni yeni menekşeler.

Yeni elbise ve ayakkabılar peşinde değilim. Çünkü sürekli beden değişiyor bende. Bir de ayakkabı konusunda eskisi kadar renkli bir yelpazem olamayabiliyor, çünkü Ata'yı taşıyorum kucağımda, rahat olsun, beni iyi taşısın, yeter :)

16 kilo verdim, bu yıl da 10 kilo versem yerinde olacak. Belime kadar olan saçlarımla fazlasıyla mutluyum ayrıca :)


Bir iki yeni masa örtüsü ve biblo istiyorum senden sevgili 2011 :)))) eee, küçük şeyler büyük mutluluklar demiyor mu Prof.Dr.Üstün Dökmen. Ben de öyle takılıyorum. 3-5 kuruşluk istekler bunlar :) :P :)

Çok daha fazlasını isteyen varsa buyursun pek beğenilen yılbaşı dileğim aşağıda:

Bu sene "ev isteyene villa,para isteyene tonla para, aşk isyene aşk, koca isteyene Romeo, bebek isteyene sağlıklı bebek, mutluluk isteyene destansı bir mutluluk, sağlık isteyene şifa, araba isteyene Q7 nasip etsin inşallah" :)

Nasıl ama?

Sevgiler

Not: Q7 hiç tarzım değil, moda diye yazdım bu arada :)

Yeni yılın ilk günü

Sessizlik var İstanbul' un sokaklarında. Sanırım akşam herkes çok yedi, çok içti ve şimdide "çok uyku" nun peşinde. Böyle rehavet olmaz ki! Yeni yıla nasıl girersek öyle devam edermiş ya, bu rehavetle ilk gün geçtiğine göre bundan böyle de rehavetle geçecek demek ki, öyle mi? Bunu mu anlamalıyız??? Şu da var, bu millet yıllardır yeni yıla rehavetle giriyor. Sanki biz değiliz borcu olan, çalışmak zorunda olan, kalkınmak için çok fazla işi aynı anda başarması gereken. Biz değiliz de Almanlar sanki :))) Ben tembel olduğumuzu ve çok çalışmayı sevmediğimizi düşünüyorum. Akdenizlilikle Orta Doğululukla ilgisi coğrafi meselelerle alakadar olsa da , özetle tembeliz işte.

Çok çalışması lazım bu milletin! Tembel tembel uyumaması lazım.

Hapisteki adamı çalıştıracak ve çalıştığı-ürettiği kadarıyla maaşa bağlayacak bu devlet!

Yaz tatilinde öğrenciye staj mecburiyeti koyacak, ergen ergen ortalıkta dolaşmayacak bu çocuklar, temmuzda en az 15 gün çalışacak mesela. Bu şart! Öğrenmezlerse paranın nasıl kazanıldığını bu tv lerdekilere kanarak ya hırsız olurlar yada fahişe!

Rtük işini iyi yapacak! Adam gibi denetleyecek tivi leri. Adam gibi! Her senaryoya caizdir denmeyecek, her şey izletilmeyecek bu topluma. Çünkü iyice çivisi çıktı ve ben etrafımdaki donuk, umarsız, keyif peşindeki hedonistlere baktıkça uyuz oluyorum.

Aahh! Gerçi, çalışmaktan bahsettim ama nerede çalışacaklar? Hangi Türk Malı fabrikada? Sorsan sorsan sana "yerli bir dizi" der bunlar.

İşte o kadar...

Bu arada "‎2011'İN; HERKESİN "GÜNAYDIN" DİYEBİLDİĞİ, SIRAYA GİRDİĞİ, TRAFİK KURALALRINA UYDUĞU, ENGELLİLERE "GERZEK" DEMEDİĞİ, KİMSESİZ ÇOCUKLARA SAHİP ÇIKTIĞI, ÇALIŞTIĞI, EMEĞİN ÜSTÜN OLDUĞU, ADİL, DEMOKTARİK, CİNSİYET AYRIMCILIĞININ KADININ LEHİNE YAPILDIĞI, EĞİTİMİN EN YÜKSEK BÜTÇEYE SAHİP OLDUĞU, DİZİLERİN DEMODE OLUP HERKESİN BOL BOL OKUDUĞU BİR YIL OLMASINI DİLİYORUM".