20 Aralık 2010 Pazartesi

Çok şekerler

Çağatay' ın yaptığı son çekime ait kareler çok keyifli. Bebeğin mutluluğu aileye ne güzel yansımış öyle... :) Ben çok beğendim. Bir de siz bakın :) Belki hemfikirizdir. :)

Sevgiler

Aylin

Benim blogum...


Benim blogum kendi halindedir...

Çok okunur, çok tıklanır ama yorum almaz mesela. Çünkü bir yeni annenin merak ettiği konular hakkında bir iki satır yazdığım için okurum okurdur. Okur ve gider. Ne düşündüğünü yazacak samimiyet ortamını ilk (ve belki de son ziyaretinde) bulamaz ve tıklar, gider.Bu blogun doğal ortamı bu, ne yapalım. Herkes yorum bırakacak diye bir beklentiye girmemeli, öyle değil mi???

Postlarım genelde beni deli eden duyarsız anne tiplemesi üzerine yazılmıştır ama bilirim ki kendi kendime söylenirim, yazarım, çizerim. O anne duyarlı olsa zaten okuyacak, araştıracak, blog tutacak bilmem ne... İşte...Kendimce dövünür dururum, dizime dizime :)))

Blogumda kafama göre hediye veririm, kafama göre çekiliş yaparım, kafama göre dağıtırım, toplarım, çarparım, çıkarırım. Kendi alanım ya, kafama göre takılırım işte.
Gel sana hediye verelim diyenler olur, kırmam, okuldaki bebeklerim için 3'er 5'er isterim.Vay!!!!!!!! Arsız öğretmene bak! :)

Şu aralar yardım isteyen öğretmen olmadığı için kendimce bir eksiklik hissetmeliyim bilmiyorum. Ama tamamen okulumun kendi eksiklikleriyle ilgilenmekteyim. İstanbul' un göbeğinde fakir mi fakir, her okuldan çok daha farklı dertleri olan, bir lirası dahi olmayan bir okulda öğretmenim. Okulumun derdindeyim anlayacağınız. Nedense burada Açalya' nın bahsettiği bir yardım kampanyasını okuduktan sonra, daha önce Bitlis,Ağrı,Çorum,Mardin'e birşeyler yapmaya gayret etmiş biri olarak bir garip oldum. Fakir fukaraya açıktan yardım çabalarında olmadığım için kendimi kötü mü hissetmeliyim acaba dedim kendi kendime 100. izleyicisine krem hediye etmeye çalışmış ama bir türlü o izleyicisinden cevap alamamış biri olarak, bilemedim :))))

Çalışmaya başladığımdan esas mesaim blogda çekiliş,hediye gibi keyifli işlerle uğraşmak, geriye kalan zamanımda ise ( ki günümün büyük bir kısmı) okuluma kaynak bulmak. Tabi yardım isteyeni de yardım edeni de icitmemek için buralarda yazıp çizmemek...İşte bu benim blogumun esas ilkelerinden birisi...

Neme lazım! Onu da reklam zannederler filan...

NOT: Son zamanlarda gönderdiğim hediye ve çekilişlerle epey tepki almışım meğer. Yahu sizin olup bitenden haberiniz var mı? Hiç geri planda ne olabilir diye düşündünüz mü? Düşünmediyseniz çok yanıldınız :(
Haydi iyi geceler.

Aylin

17 Aralık 2010 Cuma

Sevgili Orkidem 2 yaşında :)

Salon güzelim benim

Aldığımda minik orkideciğimin üzerinde onlarca çiçek vardı. Kısa süre sonra döküldüler, eh tabi aldı beni bir hüzün. Okuduğum ve duyduğum gibi çöpe mi atmalıydım??? Hayır! Araştırdım biraz, dallarının ucundan 10 cm kadar kesilmesi öneriliyordu. Öyle yaptım. Hay bin kunduz! Kısacık kaldı dalları bu sefer.

6 ay sonra açar demesinler mi? :( Poooff! Bekleye bekleye ben çatlarım yahu! :)))

Neyse, sonra işi akışına bıraktım.

Orkidelerimi azar azar hergün suladım. Bardaüın dibiyle yani. Yine aynı miktarda kalan aloe vera çayşarından döktüm. Poşetlerini yırtıp toprağına serptim!Sonuç: mü-kem-mel!!!

En son Eylül ayında çiçeklerini dökmüştü. Aralığın ortasındayız yine açmaya başladı minik kızım :) Ayrıca aldığımda 2 daldı ve sondan atak yapıp hepsinden daha uzun olan yeni dalın üzerindeki tomucuklarla yeni yeni bir sürü orkidem olacak. Yaşasın.

Tecrübeyle sabit olan bu konuyu ehemmiyetle paylaşmak isterim sevgili anneler :)

Sevgiler, orkideler hepinize...

En iyi lazımlık hangisi?

Piyasa araştırmalarına başladım. Şimdilerde biliyorsunuz 2. Ekolojik Günler Fulya Kültür Merkezi'nde devam ediyor. Ve bizim firmamız Atasagun Film Yapım ve Babylife da katılmıcı olarak fuarda yer alıyorular. Mutlaka ziyaret edin derim.

Artık çalışan anne olduğum için ve çalışma saatlerime denk geldiği için ben gidemedim. Ancak yarın ve pazar günü mutlaka ziyaret etmeyi düşünüyorum. Çünküüüüü "organik lazımlık" bulmuş eşim :) EVET, lazımlığın da organiği var :))) Çok şeker.

Firmanın sahibi Çağatay' ın çok sevdiği bir arkadaşı ve harikulade ürünleri var. Kendi kızlarıyla çıktıkları ebeveynlik yolculuğuna green Goods markasıyla devam etmişler. Aklıam yatan ilk şey ürünlerinin toksik içerikli olmaması ve el yapımı olması. Tıkalyın, ziyaret edin, ihtiyaçlarınız varsa alın derim. Zira ben organik lazımlığı bulmuşken kaçırmayacağım ve gerekli diğer malzemelerimi de buradan alacağım.

Organik lazımlıkların 3 renk seçeneği var.

Ürünün hakkında bilgi ise aynen şöyle:
<blockquote>atık bitki malzemelerinden elde edilmiş, evinizde yıllarca kullanıldıktan sonra toprağa gömerseniz biyolojik olarak hızla yok olabilecek bir lazımlık... 2009 yılında Mother&Baby Gümüş Ödülü alan Becopotty, ergonomik tasarımıyla hem rahat hem de kullanışlı. Sırt kısmının yükseltisi denge sağlarken, ön tarafındaki koruma yükseltisi de etrafa sıçramaları engelliyor, böylece tuvalet alışkanlığı konforla ve hijyenik bir biçimde sürdürülebiliyor. En önemlisi bu lazımlık hem bebeğiniz hem de çevre için çok uygun... Becopotty lazımlık hayatına tarım artığı olan bambu artığı ve pirinç kabuğu olarak başlıyor.Becothings bu artıkları toplayarak toz haline getiriyor.Biyolojik olarak yok olabilen bir reçine ile karıştırıyor ve kalıpta bekleterek Becopotty lazımlığı yaratıyor. Becopotty Lazımlıkla ilgili küçük birkaç fikir... Çocuğunuzun tuvalet terbiyesi sona erdiğinde lazımlığı bahçenize gömebilirsiniz. Küçük bir ipucu vermek gerekirse; gömmeden önce lazımlığın altında birkaç küçük delik açarsanız nemin içeri girmesini kolaylaştırmış olursunuz.Becopotty tamamen dibe battığında biraz tohum biraz da su ekleyerek tohumlarınızın çiçeğe dönüşmesini izleyin. Birkaç sene boyunca lazımlık toprağa karışacağından hem çiçeklerinizi besleyecek hem de doğaya katkıda bulunacak.

Bir de fiyatı bana çok makul geldi, şu an indirimde: 30.25 TL

Ohh, bu işi de tamamladım. Artık rahat rahat çayımı içe bilirim.

Haydi kalın sağlıcakla :)

Not: ÇEKİLİŞE KATILMAYI İHMAL ETMEYİN :)

16 Aralık 2010 Perşembe

En doğru tuvalet eğitimi nasıl olmalı?

Aslında "tuvalet eğitimi" diye birşey yok benim anladığım kadarıyla.Doğal akışına bırakılması gereken bir süreç bu.

Örneğin anne bebeğin üzeri giyinik olarak günde 1 kez lazımlığa oturmasını sağlamalı ilk başlangıç aşaması olarak.Ancak daha önemli bir şey var: Sizin doğal halinizi gözlemlemesini sağlamak.

Kaka sadece bağırsaklara özgü bir şey değildir. Bağırsaklar beynin ikiz kardeşidir. ( Nöro-psikoloji notlarımızdan çok iyi hatırlıyorum) Beyin isterse dışkılama gerçekleşir. Beyin isterse bağırsaklar kakayı bırakır. Burada bir bırakma ve bırakmayı isteme duygusu vardır. Yine bu durumda karşımıza ne çıkar? Güven duygusu.

Bebek kendine ait bir varlığı güvenle bırakmak ve bıraktıktan sonra ne olduğunu, nerede olduğunu, nasıl bir şey olduğunu görmek ister.



Şimdi bir annenin ne yapması gerektiğini listeleyelim.
-Kaynaklar çok iyi taranacak ama hiçbiri harfiyen moda mod uygulanmayacak.
-Bebeğin anneyi tuvalete gidip oturduğunu görmesine izin verilecek.Böyle bir süre ilerledikten sonra zaten bebek dillendikçe "çiş" diyecek ve işaret edecektir. Unutmayın, bebeklerimiz sürekli bizi izler ve bizi taklit eder. Bu yüzden kaka yapmalarını sağlamak için özel eğitim programları düzenlemek yerine zamanına bırakmak ve bizi izlemelerine izin vermek en sağlıklı yol olacaktır.
-Tuvalet eğitimine başlamadan çok çok önce kaka sevilecek. Evetkaka sevilecek. Örneğin:"Aferin Ata'ya, ne güzel kaka yapmış, aferin tatlıma, kakası işte burada, bezinde duruyor ve biz onu alıp saklıyoruz" denecek ( Öneren Prof.Dr.SAbiha Paktuna Keskin)
-Bebeğin lazımlığı evdeki klozetin yanına konacak.
-En önemlisi,şunlar denmeyecek.

"Ata çiş var mı çiş", "Kaka gelince söyle iyi mi annecim", Ööö, kaka pis kokuyor.

-Anne bebeğin doğumundan tuvalete gitme dönemi başlayıncaya kadar bebeğin kakasını pis bir şey olarak değil, ona ait bir parça olarak lanse edecek.Aynı zamanda; " elin pis,sileyim.Ağzın kirlendi kıpırdama sileyim" denmeyecek. Bu çocuğun takıntılı bir kişileğe sahip olmasına, ileriki dönemde kendine bir suçluluk duygusu duyarak aradığı güveni yitirmesine neden olabilir.

-Özetle: salacağız kendimizi sevgili anneler. Ağzı kirli kirli yemeğini tamamlayacak, ondan sonra ağız yıkanacak. Bebek kaka yapacak, anne obsesif bir şekilde popo temizliği ve el yıkama girişimi göstermeyecek.Bunların hepsi: ben kötü şeylere neden olan biriyim mesajını bebeğe verecektir.(Referans. Prof.Dr. Sabiha Paktuna Keskin)

-Tuvaletini söylemesi için acele edilmeyecek yine Prof.Dr.Sabiha Paktuna Keskin'e göre (Maksimum 4 yaşına beklenmeli, gerekirse uzman yardımı alınmalıdır diyor)

-Bebekler kakayı kendinden bir parça oalrak görürlermiş. Kakayı bırakırken "acaba bu benim içimden çıkan parçaya ne olacak?" kaygısı yaşarlarmış. Kakayı bırakınca ise kalkıp bakmak ve ona dokunmak isterlermiş.Bu noktada ise çocuğa yine aradığı o güven duygusunu annenin veya yakınlarının vermesi lazım geliyor uzmanlara göre.
"Bak Ata, kakanı yaptın.Aferin" (abartmadan, alkışa gerek yok mesela:)
"Bak bebeğim, kakan burada, bir yere gitmedi, duruyor." Bu esnada dokunmak isterse anne görmezden gelebilir, dokunmasına itiraz etmeden bu süreci sakin bir şekilde atlatmasını söyleyebilir.

-Her defasında ödüllendirmenin bir etkisi olmaz. Davranışın oturması için ilk aşamada, ilk günlerde aferin anlamına gelecek minik ödüller verilebilir.(Çocuğun sevdiği bir yiyecek, oyun, meyve gibi) Ama daha sonra bu sosyal pekiştireçlere dönmelidir. "Aferin Ata" yeterli olabilir.

-Tuvalet alışkanlığı dönemi öncesi anne ne kadar çok ööö-pis-kötü kokuyor derse, tuvalet eğitimi uzarmış, yine uzmanlara göre. Çünkü çocuk kötü bir şey yaptığını düşünerek bunu ileride yine gizli saklı kimseye göstermeden altına yapma şeklinde devam ettirebilirmiş.

Çocuk 24.aydan sonra dahi kakasını söylemiyorsa:

1. Anne kakayı kötülemiş olabilir.
2. Çocuk kakasını bırakmak için anneye ve etrafındakilere güvenmiyor olabilir.
3. Kaka yapma meselesi abartılmışsa, her defasında evde şenlikler düzenleniyorsa çocuk daha fazla şenlik istiyor olabilir, yada "dur ben şunu bırakmayayım da annem benimle daha fazla ilgilensin" demek istiyor olabilir.

Eğer anne, bebek doğduğunda bugüne değil pis -ee!! demediyse,
Kakası gelince abartmadan temizlediyse,
Kakayı sakladığını belirtirse, bebek 18. veya 19. aylardan itibaren tuvaletini söylermiş.

Dikkat edileceklere şunları da ekleyelim:

-Tuvalet veya banyo anne ile etraflıca incelenecek. "Bak Ata, burada kapı var, yukarıda lamba var, burada çekmece var, gel içine bakalım, burada senin lazımlığın var, tuvalet kağıtları burada, lavabo da buradaymış"... Gibisinden bir keşif turu atılacak. Böylelikle gerekli güven duygusu verilecek.

-"Kakanı yaptın, aferin Ata'cım", "bak, çok değişik şekiller olmuş" deyip incelemesine imkan tanınacak.
...

Çok uzattım.

Daha önce pek çok yazımda yazdığım gibi burada tekrar edeceğim. Herşeyin başı güvendir. İnsan yavrusu doğumundan ölümüne kadar yaşaması için gerekli güveni arar. Burada ve her konuda, bir çocuğun sağlıklı gelişmesi için güven sağlamak çok önemli. Annenin bebeği tuvaletini yaparken yarı yolda bırakmayacağını, koruduğunu ve sonuna kadar da koruyacağını hissettirmesi lazım bana kalırsa.

18.aya kadar oral dönem devam ettiği için ve 18.aydan sonra anal döneme geçiş başladığı için bu arada bebeğin "çiiişşşş"-"ka-ka" demesi çok olağan bir durumdur. Bezini çekiştirmesi, rahatsız olması çok normaldir.

Bu bilgilerden sonra ben rotamı belirledim.

Ata'ya bir lazımlık alacağım.
Ayakları yere değecek şekilde olanından. Belki eğlenceli olsun diye müzikli olanından alabilirim :)))
Klozetin yanına koyacağım ve bekleyeceğim.
Ara sıra beni tuvalete girip çıkarken gözlemleme fırsatı vereceğim ve Ata'mın kendi kendine oturması için bekleyeceğim. İlerledikçe zaman, kakayı oturarak birlikte, sohbet ederek, şakalaşarak yapmasını sağlayacağım.
Kaka bitince ona inceleme fırsatı vereceğim.
Dokunmasına itiraz etmeyeceğim.
Kaka gitmedi, bak burada Ata diyeceğim.
İlk günler eşe dosta gösterip güvenini ve özsaygısını pekiştireceğim.
Sonra birlikte döküp ona el sallayacağız.
Popo temizliğini yine abartmadan obsesifçe değil daha bir sukunla gerçekleştireceğim.

:)

Şimdi sıra "hangi lazımlık daha iyi" sorusuna yanıt bulamaya geldi :)

Onları da paylaşacağım.

Umarım bir katkım olur...

Sevgiler

Aylin

İşte Yeni Yıl Çekilişi Hediyelerim



Ta taaaaaaaaa ...

Sonunda yeni yıl hediyemi duyurma zamanı geldi.

Miniğinizin rahat bir uyku çekmesi için size minik bir set.

Polar battaniye

2 Adet 4 numara bez

Hisset,keşfet,öğren kitapçıkları...

Ekolojik taşıma çantası

Veee, o şanslı bebeğin annesine yılbaşı için Tepe Home taarından hazırlanmış melek mumluk hediye :)

Melek Mumluk ile yeni yılda eviniz ışıldasın

Tea light yerleştirildiğinde melekten yıldızlar çıkıyor ve çok hoş bir görünüm ortaya çıkıyor

Bütün bunlara sahip olmanız için tek yapmanız gereken şey; bu postun altına "mutlu yıllar" yazmak. 29 Aralık saat 17:00'ye kadar yapılan yorumlar arasından yapılacak çekilişle talihli anne&bebeğe hediyesi kargoyla göndereceğim. Böylelikle yenı yıla girerken hediyeniz elinizde olmuş olacak :)

Hepinize sevdiklerinizle, bebeklerinizle, sağlıklı, neşe dolu sıcacık bir yıl diliyorum. 2011 de herşey gönlünüzce olsun.

Sevgiler

Aylin & Ata & Çağatay

Kazanan talihli belli oldu

Herkese gunaydin,
Blogumu izleyen 100. Kisiye Nivea krem hediye edecegimi duyurmustum.Ancak minik ve komik bir karmasa yasandi ve duyurum gecikti.Anlatayim; sevgili arkadasim Ersin bebek kakasi , cicek asisi, postpartum depresyonu gibi seylerin konusuldugu bu anne bloguna uye olmuuuussss.Fakat kendisi bekar yani cocugu yok.Hediye ise bu durumda pek de makul gozukmuyordu.Nasil yapsam diye dusunurken kendisi bu hediyeyi 101.uyeye hediye etmemi onerdi.Kendisi de epey deneyimli bir psikolojik danisman ve gelisim psikolojisinde cok iyidir.Danisarak bilgi alabilirsiniz bu arada sevgili anneler:)

Bu durumda talihli 101.izleyici olan Sila....kendisi bana mail atarsa adresine gondermek istiyorum.

Ilginize cok tesekkur ederim.

Sevgiler

Aylin