3 Eylül 2010 Cuma

Oyun halkalarla neler yapılabilir? Oyunlarımız Vol .I

Birden çocukluğa yani oyun çocukluğuna geçmiş olan Ata ile birlikte yaptıklarımız keyifli vakitler yaratıyor...

Ce-e oyununa ellerimizle yüzümüzü kapatarak oyanamaya çok erken başladık, öyle ki hatırlamıyorum bile:) Sonra bir eşyanın arkasına saklanarak devam etti. Sonra saklambaça dönüştü. Emekleme sürecinin katkısı büyük bunda.

Şimdilerde ise oturup oyuncaklarımızla oynayarak zaman geçiriyoruz.

Halkalarla kule yapıyoruz sık sık. Sonra onları tek tek çıkarıp yine tek tek takıyoruz. Sırasıyla takıp çıkarabilmesini sağlamak için her defasında anlatarak ve aynı uyaranları vererek gerekli beceriyi gösterebilmesini sağlamaya çalışıyorum...



Bir başka vesiyonu ise halkaları (4 taneler) el ve ayak bileklerine takmak ve çıkarmasını istemek olabiliyor.

Sonra aynı halkaları yuvarlamaya başlıyoruz.

Diğer bir versiyonu ise halkaları eksenleri etrafında döndürmek ve kendi kendilerine durmalarını izlemeyi başarabilmek. Konsantre olmayı öğretmek kadar zihinsel ve dil gelişimini destekleyen bir yapı yarattığımı düşünüyorum.

Bu oyuncakla daha çeşitli versiyonlar yaratmak mümkün.Halkaları yerde yanyana diziyorum ve renkleriyle sayıyorum bazen. Büyük halkadan küçüğe doğru sayıyorum mesela. Sarı, turuncu, mavi, yeşiiillll :) Haydi bir daha...

Bazen en büyüğü ve en küçüğü alıp gösteriyorum "Bu büyük bu küçük" gibi. Aslında tek bir kavram üzerinden gitsem daha iyi olur tabi. Çünkü aynı anda iki kavram için henüz küçük. Mesela "büyük halkayı alalım, büyük halkayı yuvarlayalım, büyük halkayı bileğimize takalım, büyük halkayı döndürelim"...gibi bir oyun daha makul ve mantıklı olabilir. Şimdi yazarken aklıma geldi :)

Dur bunu yarın bir deneyeyim :)))

Sevgiler

Ata,eşim ve ben değirmenlere karşıyız!



Bile bile lades bizimkisi...

Toplumsal meselelerle fazla nefes tüketmiş ve yorulmuş bir anne olarak huyumdan yine vazgeçmedim ama daha akıllıca hareket ettiğimiz düşünüyorum.

Neden mi bahsediyorum: çevre koruma bilincinden.

2 yıldır profesyonel ev hanımıyım (Asıl mesleğim öğretmenlik ama ev hanımlığı bana yapışan ve yapıştırılan bir görev) Aile halkı olarak düzenli bir şekilde çöp üretiyoruz ve bunca çöp üretimi beni çıldırtıp endişelendirmeye yetiyor, "ne olacak halimiz???" diye diye...

Tatilden döndüğümüzden beri kağıtları ayrı, camları ayrı, plastikleri ayrı ayrı poşetlere koyuyorum.Organik çöpleri ise öğütücüde hallediyorum.
Evimizin karşısında bir cam şişe kumbarasının olması beni pek bir sevindiriyor. Şişeleri biriktirip oraya gittiğimizde çok sevinçli oluyorum. Ata'yı da alıp şişeleri kumbaraya atmaca oynuyoruz. Sayı sayıyoruz tabi bu arada.Çok eğlenceli vallahi.

Kağıtlar koca bir karton torabada katlanıp istifleniyor.
Plastikler yine bir torbada birikiyor.

Sonra evin köşesindeki konteynırın kenarına bırakılıyor ki bunları toplayarak hayatını kazanan yurttaşlara bir nebze bizim de katkımız olsun.

Güya Belediye her cumartesi kapıt,kompozit,plastik ve camları ayrı ayrı toplayacaktı ama nerdeeeeeee. Projeyi duyduğum ilk an " işlemez bu süreç, kimse çıkarmaz çöpünü filan" dedim. Etrafımdakiler kaşlarını çattı, şimdi Aylin soruyor kaşları havada bir şekilde; hani,nerede çöpler, nerede belediye??? :)

Bir öğretmen olarak halkın biokimyasını, düşünce kalıplarını, yaşam biçimini çok iyi biliyorum. Okulda çöp ayırmayı bırakın, elindekini çöpe atmayı öğretmekte güçlük çekiyoruz.

Öyle beceremiyoruz ki ülkemizde her metrekareye bir tane iri çöp parçası düşüyor. O nedenle bana kaşlarınızı çatmayınız, analizlerinizi, verilerinizi iyi kontrol ediniz derim efendim.

Aaa, tabi Ata, eşim ve ben yel değirmenelerine karşıyız, bile bile... Belki de en güzeli böööyyllleeeeeeeee :)



Çöpler ayrışıyor,camlar şenlikle kumbaraya atılıyor her hafta :)

Sevgiler

Gümüş Bebek Kaşığı

Artık yeni bir trend var: gümüş bebek kaşığı hediye etmek :)



Bundan bir kaç ay önce keşfettiğimiz bir firmanın kaşıklarını inceleme fırsatım olmuştu. Modelleri ve sundukları birbirinden şık kutular çok hoş doğrusu.


www.bebekkasigi.com adresinden daha da ayrıntılı bilgi alabilir, Facebook sayfalarını tıklayabilirsiniz.

Sevgiler


Aylin

2 Eylül 2010 Perşembe

Bir yaş bebeğinin genel özellikleri

Ata artık bebeklikten çıktı ve oyun çocukluğuna geçti. Bizim ilgi ve ihtiyaçlarımız beslenme ve uyku düzeninden çıkıp daha farklı yönlere doğru ilerlemeye başladı.

Soru ve sorunlarımız daha farklı artık...

Daha yaratıcı olması için hangi oyunları tercih etmeliyiz?
Davranış eğitimi verirken nelere dikkat etmeliyiz?
Evi ve çevreyi daha güvenli hale nasıl getirebiliriz?
Hangi oyunlar onun zekasını geliştirir?
Dil gelişimi için nasıl davranmalıyım gibi? şeyler bizi çok meşgul ediyor son zamanlarda.

Öncelikle kabaca 1 yaş özellklerini bu videoda izleyebiliriz. Doktorun anlattıklarını kontrol edebilir, bir farklılık varsa doktora danışabiliriz.

Bu arada bizim doktorumuz Prof.Dr.Ayça Vitrinel...Kendisinin yaklaşımından, bilgi, kültür ve donanımından oldukça memnunuz.Tavsiye ederiz...

Bir yaşında bir çocuk yavaş yavaş yürümeye, konuşmaya, ciddi ciddi sosyalleşmeye, çevresini tanımaya, kendini beslemeye ve ifade etmeye başlıyor.

Bu dönemde anne-babaların işi pek kolay değil. Dr. Harvey Karp' a göre küçük bir cave man, yani mağara adamı olan bu minikler artık yavaş yavaş devinerek kentlileşmey başlıyorlar.

Örneğin sesler daha net ve anlaşılır olarak çıkmaya başlıyor. O garip bebek dili ağuhabubabab dededediidididi ler daha kısalıp anlam yükleniyor :) An-ne, babba, dedde, dellll, ditti, vuuu, düüüü, pissspisss gibi ifadelere bürünüyor. Bebek yanlış veya eksik telaffuz edebilir kelimeleri, yetişkinlerin yapması gereken bunu örtmek ve hep doğru şekilde telaffuz ederek konuşmak olmalı diyor uzmanlar.Aksi takdirde yanlış model olma durumu söz konusu olabilir :)

Bu arada,tabii, kendini ifade ederken artık daha bağımsız olarak hareket edebildiği için istediği yöne istediği şekilde gitmek istiyor. Burada ailenin çok dikkatli ve çocuğun sürekli yanında gözünü dört açarak bulunması hepimizin ortak sloganı :)

Evde kapılar,çekmeceler,prizler,köşeler,kesici ve delici aletlerin bulunduğu yerler güvenli hale getirilmeli,
Oyuncaklarla oynarken, sıralarken, emeklerken yakınında bir yetişkin mutlaka olmalı,

Yemek yemeğe çalışması engellenmemeli, halı, koltuk, kanepe üst başın kirliliği çok fazla dert edilmemelidir :) Elde bir bez sürekli gezmek ise çocukta suçluluk duygusunu arttıracağından yemek tamamen bittikten sonra konuyu büyütmeden temizliği yapmak en sağlıklısıdır.

Yavaş yavaş yürüme denemelerini bağımsız olarak gerçekleştiren Ata ve yaşıtları için sürükleyerek gidecekleri oyuncakları seçmek daha ideal olacaktır.

Oyun grupları oluşturup ortak arkadaşlar ve oyuncaklarla oynama gibi şeyleri teşvik etmek ise bence sosyla gelişim için erken değil, tam zamanı.

Bugünden itibaren Ata ile oynadığımız oyunları paylaşmaya çalışacağım...

Tabi yürüme,yemek yeme,oyun oynama, gezme ve sosyalleşmelerimizden geriye zaman kalabilirse.... :))))

Sevgiler

Çağatay'dan baba inciler :)

Çağatay... Eşim....

İyi bir baba olacağına adım gibi inandığım ve inancımı boşa çıkarmayan adam. Sevgilim...Babalığın hakkını veren duygu yüklü adam...

Bunun gibi dolu dolu yüzlerce satır yazabilirim onun için.

Aslında bunları niçin yazdığımı aktarayım: kendisi doğum fotoğrafı çekiyor, hepsinden ayrı bir gülücükle dönüyor eve. Ondan hikayeleri "baba" gözüyle dinlemek çok ama çok keyifli oluyor... Gülücüklerle anlatıyor bebeklerin ilk anlarını, anneleri, babaları. Onun frekansı çok farklı çünkü doğum- bebek ekseninin biraz dışında kalan babaları olaya çok rahat dahil edebiliyor.
Bkz: işte bu fotoğraf




Hatta bunları kendi blogunda kendi cümleleriyle akratıyor.

Neeeee... Erkek doğum fotoğrafçısı mı diyerek itiraz edip,direk elinin tersiyle itenler arada bakarlarsa olay farklı aslında.

Kaçıranlar çok şey kaçırıyor bence.

Ayrıca Çağatay bir "mor inektir". Farklıdır yani. Herkes iyi fotoğrafçıdır, fakat onun kadrajı,ışığı ve kompozisyonu başkadır. Eşim olduğu için değil hak ettiğini düşündüğüm için yazıyorum.

Ve sadede geliyorum. Son yazısı bence çok ama çok güzel olmuş. Okurken güldüm, gülümsedim, duygulandım. Çünkü o anne-bebek ilişkisinin keskin hakimiyetinin dışında çok önemli şeylere dikkat çekmiş. Babalara, erkek gözüyle ve baba gözüyle "bebek" bekleme ve yetiştirme konularına, emzirmeye...Her konuya değinmiş.

Samimiyeti ayrıca çok keyifli. Bence bu blogu arada sırada bir tıklayın sevgili anneler. Babaları anlatan bir adamın yazdıklarını okumak eğlenceli ve anlamlı olabilir diye düşünüyorum.

Sevgilerimle,

Aylin

1 Eylül 2010 Çarşamba

Bu japon anneler çıldırmış olmalı :)

Benim salyangoz denememden sonra Açalya'dan gelen linktekiler beni kopardı.

Bakar mısınız? Bence bu kadınlar - eğer gerçekten bunu yapıyorlarsa- uçmuş olmalılar :)

Okula giden beslenme çantasından böyle bir şeyin çıktığını düşünsenize... :)))




Çağatay neler çekmiş meğer?

Son dönemlerde çektiklerini öğrenmek ister misiniz? O zaman a buradan başlayabilir,buradan devam edebilirsiniz.

Çok ama çok eşsiz bir fotoğraf görmek istiyorsanız lütfen bunu kaçırmayın. Öyküsü de çok güzel kaleme alınmış...

Ben de gelinimiz Sedef' in fotoğrafına bayıldım, gelin güzel fotoğraf güzel, fotoğrafçı süp-per! :)